Sağlık (Web Sitesi) - Web Sitesi | Haber Girişi: 21.06.2022 - 17:03, Güncelleme: 21.06.2022 - 17:03

Psikiyatrist ahlaksız görüntüler için noktayı koydu

 

Psikiyatrist ahlaksız görüntüler için noktayı koydu

Son dönemde medyaya da yansıyan rahatsız edici boyuttaki görüntülerin cinsellik değil pornografi olarak adlandırılması gerektiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, halka açık alanlardaki bu davranışı cinsel sapkınlık olarak değerlendirdi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, son günlerde halka açık alanlarda görülen cinsel davranışlar ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Pornografi olarak adlandırılmalı Psikiyatri Uzmanı Dr.Şen, cinselliğin içinde birçok bileşeni barındırdığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Son dönemde medyaya da yansıyan rahatsız edici boyuttaki görüntüleri cinsellik diye değil de daha çok pornografi olarak adlandırmak gerekiyor. Çünkü toplumun bu derece rahatsız olduğu durumun sağlıklı olduğunu söylemek çok mümkün değil. Bu kişilerin tek tek ne sorunlarının olduğunu tek bir davranış ile söylemek zor ama akıl ruh sağlıklarının bir nedenle bozulmuş olduğu bir gerçek. Bu ve benzeri davranışları daha öncesinde de var ise Parafili yani ‘cinsel sapkınlık’ olduğu söylenebilir. Parafili dışında alkol veya madde kullanımı sonrası ya da zeka geriliği gibi sorunlar ile ilgili olabilir. Aslında dış etkenleri tamamen görmezden gelmeleri o sırada derin bir regresyonda olduklarını düşündürebilir. Bu nedenle de uyarılara kulak asmayıp hatta rahatsız edici bir davranış gibi algılanıp reaksiyon gösterebilirler. Dışarıda çiftleşme halinde iken herhangi bir hayvana müdahale edildiğinde de benzer bir reaksiyon alınacaktır. Çok da farklı bir durum olmadığını söyleyebiliriz.” Toplumsal konularla da ilgili olabilir Toplum içinde alenen ilişkiye girmenin aslında sadece kişiyi değil toplumu da yakından ilgilendiren birçok konu ile ilgili olabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Sosyologlar toplumsal boyutuna daha çok hakim olmakla birlikte bireysel kısmına bakıldığında insanlarda id (alt benlik) ego (benlik) ve süperego (üstbenlik) dediğimiz Freud tarafından tanımlanmış zihinsel yapılanma vardır. İd, dürtülerin hemen tatminini isteyen hayvani taraftır. Yenidoğan çocuğun çişi geldiğinde anında yapması, acıktığında anında ağlaması buna örnek gösterilebilir. Ego dengeleyici, Süperego da baskılayıcı olandır. Toplumsal varlık olarak yaşamayı, toplum kurallarına uyum sağlamayı, karşılaşılan güçlüklerle baş etmeyi, çalışmayı, hedef koymayı ve benzeri birçok sağlıklı koşulların oluşmasını sağlayan egodur. Ego doğum sonrası fiziksel gelişim ile gelişmeye başlar ve aile, çevre eğitim gibi birçok etkenden etkilenerek gelişir. Ego, kişinin bilinçli olarak düşünmesi, yargılaması ve akıl yürütebilmesi gibi birçok görev üstlenir.” dedi. Kriz dönemleri akıl ruh sağlığının en çok ve derinden etkilendiği dönemlerdir… Toplum olarak çok kaygan bir zeminde yaşamakta olduğumuzu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr.Şen, “Bu dönem ne yazık ki güvensizliğin, kaygıların, maddi ve manevi birçok sıkıntının çok yoğun olduğu bir dönem. Aslında tam bir kriz dönemi yaşandığını söyleyebiliriz. Kriz dönmeleri, akıl ruh sağlığının en çok ve derinden etkilendiği dönemlerdir.” diye konuştu. “Pek çok kişi seyredildiği ölçüde kendini değerli hissediyor” Dr.Şen, ‘Sosyal medyanın birçok faydası olmasının yanında günümüzde özgürlük getirmiş gibi görünse de aslında mahremiyeti ortadan kaldırdığı düşünülebilir.’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal medya, toplumda güvene dayalı ilişkileri ve kişisel mahremiyeti yaralayabiliyor. Teşhirciliği artı bir değer gibi gösterip insanlar arasında bu durumu meşrulaştırıyor. Günümüzde pek çok insan yaşamını ancak seyredildiği ölçüde değerli hissediyor. Bu durumda seyredilmek uğruna birçok çılgınlıklar yaşanabiliyor. Sosyal medyada yer almak, olaylara neden olan kişiler dışında tüm bu yaşananları olduğu gibi sosyal medyaya koyan insanlar için de düşünülmesi gereken bir durum. Topluma açık yerlerde ilişkiye giren insanları ancak o anda o bölgede olan insanlar görüp etkilenecekken sosyal medya sayesinde toplumun çoğunluğu bu görüntüleri görüyor. Görüp sessiz kalmak değil tabi ki ama o videoları sosyal medya aracılığı ile yaymak yerine görevlilere iletmek belki de daha sağlıklı bir çözüm olabilir.”    
Son dönemde medyaya da yansıyan rahatsız edici boyuttaki görüntülerin cinsellik değil pornografi olarak adlandırılması gerektiğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, halka açık alanlardaki bu davranışı cinsel sapkınlık olarak değerlendirdi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, son günlerde halka açık alanlarda görülen cinsel davranışlar ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu.

Pornografi olarak adlandırılmalı

Psikiyatri Uzmanı Dr.Şen, cinselliğin içinde birçok bileşeni barındırdığını söyledi ve sözlerine şöyle devam etti: “Son dönemde medyaya da yansıyan rahatsız edici boyuttaki görüntüleri cinsellik diye değil de daha çok pornografi olarak adlandırmak gerekiyor. Çünkü toplumun bu derece rahatsız olduğu durumun sağlıklı olduğunu söylemek çok mümkün değil. Bu kişilerin tek tek ne sorunlarının olduğunu tek bir davranış ile söylemek zor ama akıl ruh sağlıklarının bir nedenle bozulmuş olduğu bir gerçek. Bu ve benzeri davranışları daha öncesinde de var ise Parafili yani ‘cinsel sapkınlık’ olduğu söylenebilir. Parafili dışında alkol veya madde kullanımı sonrası ya da zeka geriliği gibi sorunlar ile ilgili olabilir. Aslında dış etkenleri tamamen görmezden gelmeleri o sırada derin bir regresyonda olduklarını düşündürebilir. Bu nedenle de uyarılara kulak asmayıp hatta rahatsız edici bir davranış gibi algılanıp reaksiyon gösterebilirler. Dışarıda çiftleşme halinde iken herhangi bir hayvana müdahale edildiğinde de benzer bir reaksiyon alınacaktır. Çok da farklı bir durum olmadığını söyleyebiliriz.”

Toplumsal konularla da ilgili olabilir

Toplum içinde alenen ilişkiye girmenin aslında sadece kişiyi değil toplumu da yakından ilgilendiren birçok konu ile ilgili olabileceğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Firdevs Seyfe Şen, “Sosyologlar toplumsal boyutuna daha çok hakim olmakla birlikte bireysel kısmına bakıldığında insanlarda id (alt benlik) ego (benlik) ve süperego (üstbenlik) dediğimiz Freud tarafından tanımlanmış zihinsel yapılanma vardır. İd, dürtülerin hemen tatminini isteyen hayvani taraftır. Yenidoğan çocuğun çişi geldiğinde anında yapması, acıktığında anında ağlaması buna örnek gösterilebilir. Ego dengeleyici, Süperego da baskılayıcı olandır. Toplumsal varlık olarak yaşamayı, toplum kurallarına uyum sağlamayı, karşılaşılan güçlüklerle baş etmeyi, çalışmayı, hedef koymayı ve benzeri birçok sağlıklı koşulların oluşmasını sağlayan egodur. Ego doğum sonrası fiziksel gelişim ile gelişmeye başlar ve aile, çevre eğitim gibi birçok etkenden etkilenerek gelişir. Ego, kişinin bilinçli olarak düşünmesi, yargılaması ve akıl yürütebilmesi gibi birçok görev üstlenir.” dedi.

Kriz dönemleri akıl ruh sağlığının en çok ve derinden etkilendiği dönemlerdir…

Toplum olarak çok kaygan bir zeminde yaşamakta olduğumuzu ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr.Şen, “Bu dönem ne yazık ki güvensizliğin, kaygıların, maddi ve manevi birçok sıkıntının çok yoğun olduğu bir dönem. Aslında tam bir kriz dönemi yaşandığını söyleyebiliriz. Kriz dönmeleri, akıl ruh sağlığının en çok ve derinden etkilendiği dönemlerdir.” diye konuştu.

“Pek çok kişi seyredildiği ölçüde kendini değerli hissediyor”

Dr.Şen, ‘Sosyal medyanın birçok faydası olmasının yanında günümüzde özgürlük getirmiş gibi görünse de aslında mahremiyeti ortadan kaldırdığı düşünülebilir.’ dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Sosyal medya, toplumda güvene dayalı ilişkileri ve kişisel mahremiyeti yaralayabiliyor. Teşhirciliği artı bir değer gibi gösterip insanlar arasında bu durumu meşrulaştırıyor. Günümüzde pek çok insan yaşamını ancak seyredildiği ölçüde değerli hissediyor. Bu durumda seyredilmek uğruna birçok çılgınlıklar yaşanabiliyor. Sosyal medyada yer almak, olaylara neden olan kişiler dışında tüm bu yaşananları olduğu gibi sosyal medyaya koyan insanlar için de düşünülmesi gereken bir durum. Topluma açık yerlerde ilişkiye giren insanları ancak o anda o bölgede olan insanlar görüp etkilenecekken sosyal medya sayesinde toplumun çoğunluğu bu görüntüleri görüyor. Görüp sessiz kalmak değil tabi ki ama o videoları sosyal medya aracılığı ile yaymak yerine görevlilere iletmek belki de daha sağlıklı bir çözüm olabilir.”

 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.