<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>BİREBİR HABER</title>
                      <link>https://www.birebirhaber.net/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.birebirhaber.net/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Medya, Haber, Yazar, Yazın, Dünya, Gündem, Ekonomi, Siyaset, Sağlık, Spor, Eğitim, Bilim ve Teknoloji, Kültür ve Sanat, Makale, Köşe Yazısı.</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Thu, 18 Jun 2026 16:58:27 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>BİREBİR HABER - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - BİREBİR HABER</copyright><item><title><![CDATA[Kene ısırdığında ne yapmalı ne yapmamalı? İşte kene ısırığı belirtileri ve korunma yöntemleri!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-kene-isirdiginda-ne-yapmali-ne-yapmamali-iste-kene-isirigi-belirtileri-ve-korunma-yontemleri-61431.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-kene-isirdiginda-ne-yapmali-ne-yapmamali-iste-kene-isirigi-belirtileri-ve-korunma-yontemleri-61431.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaz aylarının gelmesiyle kene tehdidi yeniden gündeme geldi. Vatandaşlar, 'Kene ısırığı belirtileri nelerdir? Ne yapılmalı? Kene nasıl çıkarılır? gibi soruların cevaplarını arama motorlarında sıkça araştırıyor. Kene ısırması ile karşılaştığınıza yapılması gerekenleri sizler için derledik...]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaz aylarının gelmesiyle, kene ısırması sonucu bulaşan ve ölümcül sonuçlar doğurabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakaları yeniden gündeme oturdu.&nbsp;



Ülkemizde 2002 yılından bu yana adından söz ettiren keneler, KKKA hastalığının taşıyıcısı olan ve Latince Hyalomma marginatum adı verilen bir türdür.&nbsp;

Uzmanların aktardığı bilgilere göre, tek besin kaynağı kan olan bu tür, ömürleri boyunca sadece üç kez kan emiyor. İnsanları ısırdıklarında sivrisinek gibi acı vermeyen ve hissedilmeyen keneler, 15 gün bir yerden ayrılmadan orada kan emer.&nbsp;

EN RİSKLİ BÖLGELER: RAKIM 800 METRENİN ÜZERİ

Kene vakaları en sık Tokat, Sivas, Amasya, Gümüşhane, Çorum, Yozgat, Bayburt, Erzincan, Erzurum illerinde olduğu görülüyor. Ülkemizde özellikle rakımın 800 metrenin üzerinde olduğu bölgeler riskli bölgeler arasında kabul ediliyor.


Ancak, yapılan çalışmalar, 2003 ten günümüze kadar ülkemizde Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi'nin görülmediği bölgenin kalmadığını gösteriyor.&nbsp;

BELİRTİ OLMASA BİLE ZAMAN KAYBETMEDEN DOKTORA BAŞVURUN&nbsp;

Uzmanlar, kene tarafından ısırılan herkesin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğinin altını çiziyor. Çünkü kenelerden insanlara geçen virüsler, geri dönüşü olmayan ağır tablolara yol açabiliyor.



Üstelik kene ısırmasından kaynaklanan hastalık belirtileri hemen ortaya çıkmayıp, birkaç gün ile birkaç hafta içinde şu semptomlarla kendini gösterebiliyor:

-Isırık alanında kırmızı bir nokta veya döküntü,

-Ateş,

-Baş ağrısı,

-Boyun sertliği,

-Bütün vücutta döküntü,

-Halsizlik

-Kas veya eklem ağrıları,

-Mide bulantısı,

-Şişmiş lenf düğümleri,

-Titreme ve havale nöbetleri sayılabilir.

-Bir belirti olmasa bile, kene ısırmasından sonra mümkün olan en kısa sürede doktora başvurmak önemlidir.

Vücutta görülen kenelerin güvenli çıkartılabilmesi için yapılması gerekenlerin başında çıplak elle dokunmamak olduğunu belirtiliyor. Bilinçsizce zorlayarak çıkarmaya çalışmak ise , kenenin virüs içeren salgılarını veya mide içeriğini vücuda kusmasına neden olarak hastalığın yayılmasını kolaylaştırıyor.&nbsp;



KENE VÜCUTTAN GÜVENLİ ŞEKİLDE NASIL ÇIKARILIR?

Uzman isimler, keneye kesinlikle çıplak elle müdahale edilmemesi gerektiğini, mümkünse tıbbi bir eldiven kullanılmasını, açık alanda eldiven yoksa bir naylon poşet ya da temiz bir kumaş parçası yardımıyla tutulması vurguluyor.

Keneyi elle kavrayıp çekmenin zor ve riskli olduğunu belirten uzmanlar, mecbur alındığında en doğru yöntemin bir cımbız yardımıyla kenenin cilde en yakın olan baş kısmından sıkıca tutularak, dik bir açıyla ve tek bir hamlede çekilmesi gerektiğini ifade ediyor.

KORUNAMAK İÇİN NE YAPMAYLIYIZ?

Korunma ancak hastalığa neden olan virüsü taşıyan kenelerden uzak durmak ile mümkün olabilir. İşte alınabilecek önlemler:

Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda, çıplak ayakla dolaşılmamalı. Kısa giysiler giyilmemeli, mümkünse açık renkli, uzun kollu ve uzun paçalı giysiler tercih edilmeli.


Kenelerin yoğun olduğu alanlarda çalışanlar ya da bulunanlar lastik çizme, bot giymeli veya pantolonlarının paçalarını çoraplarının içine sokmalı.

Piknik ve doğa aktivitesi sonrası vücut kene yönünden ayrıntılı şekilde muayene edilmeli.

Kenelerin üstüne kimyasal dökülmesi, kibrit ile yakılması gibi işlemler hastalık etkenlerini bulaştırma riskini artırabileceği için bu davranışlardan kaçınılmalı.

İnsanları, hayvanları ve barınakları kenelerden korumak için ilaçlandırma çalışmaları yapılmalı.

KKKA insandan insana bulaşabileceği için hastalarla temastan kaçınılmalı, zorunlu olarak temas edenler ise eldiven ve maske kullanmalı.

&nbsp;

&nbsp;


&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kene ısırdığında ne yapmalı ne yapmamalı? İşte kene ısırığı belirtileri ve korunma yöntemleri! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:54:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kene-isirdiginda-ne-yapmali-ne-yapmamali-iste-kene-isirigi-belirtileri-ve-korunma-yontemleri-110007-20260612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kene-isirdiginda-ne-yapmali-ne-yapmamali-iste-kene-isirigi-belirtileri-ve-korunma-yontemleri-110007-20260612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kene-isirdiginda-ne-yapmali-ne-yapmamali-iste-kene-isirigi-belirtileri-ve-korunma-yontemleri-110007-20260612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme kanseri teşhisinde kritik gelişme! Bilim adamları kemoterapiden kurtulmak için geliştirdi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-meme-kanseri-teshisinde-kritik-gelisme-bilim-adamlari-kemoterapiden-kurtulmak-icin-gelistirdi-60985.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-meme-kanseri-teshisinde-kritik-gelisme-bilim-adamlari-kemoterapiden-kurtulmak-icin-gelistirdi-60985.html</link>
                    <description><![CDATA[İngiliz bilim adamları tarafından meme kanseri üzerine yeni bir araştırmaya imza atıldı. Meme kanseri teşhisi konulan kadınların ağır yan etkiye sahip kemoterapinin fayda sağayıp sağlamayacağını gösteren yeni bir DNA testi geliştirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dünyadaki milyonlarca kadını etkileyen meme kanserine bilim adamlarından yeni bir müjde geldi. Uluslararası araştırma şirketleri tarafından yapılan analizler sonucunda bilim insanları meme kanseri hastalarının kemoterapiden fayda görüp görmeyeceğini analiz edebilecekleri bir DNA testi geliştirdi.

Kemoterapinin ağır yan etkilerine maruz kalan hastaların yüksek dozlu ve yan etkisi bulunan ilaçlara maruz kalmadan tedavi edilebilecekleri yen bir yöntem geliştirildi.



4 BİNDEN FAZLA HASTA ÜZERİNDE DENENDİ

University College London (UCL) öncülüğünde başlatılan çalışmaya İngiltere, Norveç, İsveç, Avustralya, Yeni Zelanda ve Tayland'dan yeni meme kanseri teşhisi konulan 40 yaş üzerindeki 4 binden fazla hasta katıldı.

Araştırmada yer alan hataların üçte ikisinden fazlasının yalnızca hormon tedavisiyle başarılı şekilde tedavi edilebildiği belirlendi.

Meme kanserinde rol oynayan ve kanserin büyümesini sağlayan 50 genin faaliyetlerini ölçen “Prosigna” adı verilen gen testi kullanıldı.

Test sayesinde hastalığın yeniden ortaya çıkma riski hesaplanarak düşük risk puanı alan ve katılımcıların yaklaşık üçte ikisini oluşturan gruba kemoterapi tedavisi yapılmadı.

Bu grupta beş yıllık sağkalım oranı yüzde 93,7 olarak kaydedildiği aktarıldı.



AMELİYAT SONRASI KEMOTERAPİ ÖNERİLİYOR

Meme kanserinde temel tedavi yöntemi genellikle tümörün cerrahi olarak çıkarılması olurken, kemoterapi çoğu zaman hastalığın yeniden ortaya çıkma riskini azaltmak amacıyla ameliyat sonrasında öneriliyor.

&nbsp;Ayrıca yakın lenf düğümlerine yayılmış erken evre meme kanseri hastalarına da sıklıkla uygulanıyor.

UCL Kanser Enstitüsü Meme Onkolojisi Profesörü Rob Stein, "Ulaşılan sonuçlar, daha kişiselleştirilmiş bir tedaviye doğru atılmış önemli ve kayda değer bir adımı temsil ediyor" dedi.

Çalışmanın sonuçları ise, ABD’nin Chicago kentinde düzenlenmekte olan dünyanın en büyük kanser konferansı Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin (ASCO) yıllık toplantısında sunulacak.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Meme kanseri teşhisinde kritik gelişme! Bilim adamları kemoterapiden kurtulmak için geliştirdi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:32:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/meme-kanseri-teshisinde-kritik-gelisme-bilim-adamlari-kemoterapiden-kurtulmak-icin-gelistirdi-103441-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/meme-kanseri-teshisinde-kritik-gelisme-bilim-adamlari-kemoterapiden-kurtulmak-icin-gelistirdi-103441-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/meme-kanseri-teshisinde-kritik-gelisme-bilim-adamlari-kemoterapiden-kurtulmak-icin-gelistirdi-103441-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman isimden uyarı! Hemoroid sanılan şikayetler kanser çıkabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir-60983.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir-60983.html</link>
                    <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu’ndan Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aydın, hemoroid rahatsızlığı ile rektum kanserinin belirtilerinin karıştırıldığını ve erken tanının önemine vurgulayarak açıklama yaptı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Makat bölgesinde sıkça görülen kanama ve ağrı şikayetleri çoğu zaman "hemoroid" (basur) sanılarak önemsenmeyebiliyor veya utanç duygusuyla ertelenebiliyor.

Ancak bu benzer belirtilerin rektum kanseri gibi çok ciddi hastalıkların da habercisi olabileceğine dikkat çeken Medipol Acıbadem Bölge Hastanesinden Genel Cerrahi ve Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cemalettin Aydın, özellikle 40 yaş sonrasında ortaya çıkan şikayetlerin vakit kaybedilmeden değerlendirilmesi gerektiği uyarısında bulundu.

BELİRTİLER BENZİYOR AMA SONUÇLARI ÇOK FARKLI

Prof. Dr. Aydın, hemoroid ve rektum kanserinin belirtilerinin birbirine benzeyebildiğini belirterek, “Her iki hastalık da makatta dolgunluk hissi, ağrı ve kanama yapabilir. Ancak biri damarsal yapılardan kaynaklanırken, diğeri bağırsak mukozasındaki hücrelerden gelişen ciddi bir kanser türüdür.” dedi.



TEDAVİ ŞANSININ AZALDIĞINA DİKKAT ÇEKTİ&nbsp;

Özellikle toplumda anal bölge şikâyetlerinin utanma duygusuyla ertelendiğini ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Birçok kişi tüm şikâyetlerini hemoroid sanıyor. Oysa rektum kanserinde geç kalındığında hem yaşam kalitesi bozuluyor hem de tedavi şansı azalıyor.” diye konuştu.

KANSERDE ASIL KORKULMASI GEREKEN GEÇ KALMAKTIR

Kanser hastalıklarında erken tanının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Aydın, “Kanserden korkma, geç kalmaktan kork sözü burada çok önemli. Çünkü gecikildikçe tedavi olma şansı azalıyor. Makat bölgesinde uzun süren kanama, ağrı veya dolgunluk hissi yaşayan kişilerin mutlaka genel cerrahi veya gastroenteroloji cerrahisi uzmanına başvurması gerekir. Erken değerlendirme hayat kurtarıcı olabilir.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzman isimden uyarı! Hemoroid sanılan şikayetler kanser çıkabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:16:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir-101907-20260601.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir-101907-20260601.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isimden-uyari-hemoroid-sanilan-sikayetler-kanser-cikabilir-101907-20260601.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uygulanan-tedaviyle-kanseri-ve-felci-yendi-60828.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uygulanan-tedaviyle-kanseri-ve-felci-yendi-60828.html</link>
                    <description><![CDATA[Böbrek kanseri nedeniyle vücudunun sol kısmı felç olan Necat Özçelik, Medipol Sağlık Grubu’nda uygulanan robotik tedavi sayesinde yeniden yürümeye başladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Boğaz ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrenen Necat Özçelik'te, böbrekten omuriliğe yayılan metastazın ardından sol tarafında felç gelişti.

Hareket kabiliyeti durma noktasına gelen Özçelik, farklı merkezlerde uygulanan tedavilerden de beklenen verimi alamadı.

Son çare olarak Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi'ne başvurduktan sonra yeniden tedavi altına alınan Özçelik, kendi başına yürüyebilir hale geldi.

Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Özkoçak, hastalara sunulan robotik tedavi sürecinin, teknolojiyle birleşerek çok daha verimli hale geldiğini ve hastaların daha hızlı iyileşmelerini sağladığını belirtti.



ROBOTİK REHABİLİTASYON İLE FONKSİYONEL GERİ KAZANIM

Son yıllarda rehabilitasyon alanında önemli bir yenilik olarak robotik teknolojilerin kullanımının arttığını vurgulayan Dr. Özkoçak, “Robotik rehabilitasyon, tedavi süreçlerini başka bir boyuta taşıyan en önemli gelişmelerden biri oldu. İnme, omurilik yaralanmaları ve Parkinson hastalığı gibi hareket bozukluklarının tedavisinde çok daha ileri seviyelere gelindi. Eskiden tedavisi zor olan bu hastalıklar, artık günümüz teknolojisiyle çok daha etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor. Özellikle yürüyüş, denge ve kol fonksiyonlarının geri kazanılmasında kullanılan robotik cihazlar, tedavi sonuçlarını ciddi şekilde iyileştiriyor.” ifadelerini kullandı.&nbsp;

&nbsp;ÖZELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ PLANI VE İLERİ TEKNOLOJİ

Hastalarına özel tedavi planları hazırlandığını ve bu süreçte kullanılan ileri teknolojilerin büyük rol oynadığını dile getiren Dr. Özkoçak, böbrek kanseri, omurga metastazı ve felç öyküsüyle başvuran Necat Özçelik gibi hastalara WalkBot yürüme robotu, kol robotları ve sanal gerçeklik gibi teknolojik cihazlarla tedavi süreci oluşturduklarını belirtti.

Ayrıca, robotik rehabilitasyon ünitesinin yanı sıra yoğun fizyoterapi çalışmalarıyla hastaların fonksiyonel kayıplarını en iyi şekilde geri kazanmalarını sağladıklarını aktardı.&nbsp;&nbsp;

“SOL TARAFIM FELÇ OLDU”

Yaklaşık 18 ay önce boğaz ağrısıyla gittiği bir hastanede yapılan ultrason sonucu böbrek kanseri olduğunu öğrendiğini söyleyen Necat Özçelik, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:

“Sol böbreğimin alındığı bir operasyon geçirdim ve sonrasında 6 ay boyunca akıllı ilaç tedavisi aldım. Ancak tedavi sonrası yapılan MR görüntülemesinde boyun bölgemde bir kitle tespit edildi. Bu kitlenin böbrekten omuriliğe yayılan bir metastaz olduğu söylendi ve hızlı bir şekilde ikinci bir operasyon olmam gerektiği belirtildi. Ne yazık ki, bu operasyon sonucunda sol tarafımda felç gelişti, sol kolum ve bacağım tamamen tutmaz hale geldi.”



“HIZLA İYİLEŞMEYE BAŞLADIM”

Dış merkezlerde robotik yürüme tedavilerine katıldığını ancak istediği verimi alamadığını belirten Özçelik, “Son çare olarak Dr. Gökhan Özkoçak ve ekibiyle tanıştım. Burada, daha önce hareket ettiremediğim sol kolumu ve bacağımı tedavi etmek için özverili çalışmalar yapıldı. Başladığımda kolumu hareket ettiremiyor, kuvvetsizlik ve ayağımın pozisyonunun düzgün olmamasına bağlı yürüme bozukluğum vardı. Sosyal hayatımda ciddi kısıtlamalar yaşıyordum. Ancak yapılan tedavi ve rehabilitasyon süreciyle hızla iyileşmeye başladım.” diye konuştu.

“BAĞIMSIZ BİR ŞEKİLDE YAŞAMIMI SÜRDÜRÜYORUM”

Kendi ihtiyaçlarını rahatlıkla karşılayabilir duruma geldiğini ifade eden Özçelik, “Araba kullanabiliyor ve sosyal hayata tam anlamıyla katılabiliyorum. İşime geri döndüm ve eskisi gibi normal bir yaşam sürmeye başladım. Hocalarımızın ve fizyoterapi ekibinin desteği sayesinde çok büyük bir iyileşme kaydettim. Artık bağımsız bir şekilde yaşamımı sürdürüyorum ve bu hastalıkla mücadele ederken aldığım destek, hayatımın en değerli deneyimlerinden biri oldu.” şeklinde sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uygulanan tedaviyle kanseri ve felci yendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:00:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uygulanan-tedaviyle-kanseri-ve-felci-yendi-110309-20260522.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uygulanan-tedaviyle-kanseri-ve-felci-yendi-110309-20260522.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uygulanan-tedaviyle-kanseri-ve-felci-yendi-110309-20260522.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Menopoz yaşı düşüyor! Doğurganlıkta kritik sınır]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-menopoz-yasi-dusuyor-dogurganlikta-kritik-sinir-60765.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-menopoz-yasi-dusuyor-dogurganlikta-kritik-sinir-60765.html</link>
                    <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu’ndan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, menopoz yaşının düşmesine ilişkin önemli açıklamalar ve uyarılarda bulundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Doğurganlık kapasitesinin yaşla birlikte azaldığı bilinen bir biyolojik gerçek olsa da, son yıllarda bu azalma evresinin çok daha erken yaşlarda başladığı görülüyor.

Menopoz yaşının giderek gerilediğine dikkat çeken Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Kadın&nbsp;Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Evrim Bostancı Ergen, kadınların üreme sağlığına ve doğurganlık yönetimine dair önemli uyarılarda bulundu.

MENOPOZ YAŞI GERİLİYOR

Prof. Dr. Ergen, kadınlarda menopoz yaşının geçmişe göre daha erken dönemlere çekildiğini belirterek, “Eskiden 47-48 yaşlarında gördüğümüz menopoz, artık 40-45 yaş aralığında daha sık karşımıza çıkabiliyor. Bunun arkasında stres, beslenme alışkanlıkları, genetik ve çevresel faktörler yer alıyor.” dedi.

Doğurganlık değerlendirmesinde sıkça kullanılan AMH testine değinen Prof. Dr. Ergen, “AMH bir fikir verir ancak tek başına yeterli değildir. En doğru değerlendirme, deneyimli bir jinekoloğun yaptığı yumurta sayımı ile mümkündür.” diye konuştu. Kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.



YUMURTA DONDURMA İLE DOĞURGANLIK KORUNABİLİR

Gelişen teknoloji sayesinde doğurganlığın yönetilebilir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Ergen, “Kadınlar çocuk sahibi olmayı ertelemek istediklerinde yumurta dondurma gibi yöntemlerle doğurganlıklarını koruyabilir. Bu sayede ilerleyen yaşlarda da anne olma şansı artırılabilir.” dedi.

Doğurganlık açısından bazı yaş aralıklarının kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ergen, “37, 40 ve 42 yaş bizim için önemli eşikler. Bu nedenle kadınların her yıl düzenli kontrole giderek yumurtalık rezervlerini takip ettirmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Menopoz yaşı düşüyor! Doğurganlıkta kritik sınır - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 20 May 2026 11:04:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/menopoz-yasi-dusuyor-dogurganlikta-kritik-sinir-140805-20260520.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/menopoz-yasi-dusuyor-dogurganlikta-kritik-sinir-140805-20260520.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/menopoz-yasi-dusuyor-dogurganlikta-kritik-sinir-140805-20260520.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hantavirüs' rehberi: Türkiye'de görüldü mü, nasıl bulaşıyor, aşısı var mı, ölümcül mü?]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-hantavirus-rehberi-turkiyede-goruldu-mu-nasil-bulasiyor-asisi-var-mi-olumcul-mu-60405.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-hantavirus-rehberi-turkiyede-goruldu-mu-nasil-bulasiyor-asisi-var-mi-olumcul-mu-60405.html</link>
                    <description><![CDATA[MV Hondius adlı yolcu gemisinde ortaya çıkan ve üç kişinin hayatını kaybetmesine neden olan hantavirüs salgını dünya genelinde yeni bir pandemi endişesine yol açtı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Atlantik Okyanusu'nda genellikle araştırmacıların, bilim insanlarının ve bilime meraklı turistlerin seyahat&nbsp;ettiği MV Hondius gemisi, beklenmedik bir hantavirüs salgınıyla sarsıldı.

İlk yolcunun hayatını kaybetmesinden bir ay sonra, gemi İspanya hükümetinin izniyle pazar günü şafak sökmeden önce Tenerife'teki Granadilla limanına yanaştı. Yüzden fazla yolcu ve mürettebatın karaya çıkarılması için büyük bir operasyon başlatıldı.

Salgının bilançosu ise oldukça ağır oldu. Gemide seyahat ederken hayatını kaybeden üç yolcudan ikisinde virüs kesin olarak tespit edildi.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ölenlerin ikisi dahil toplam altı kişide virüs olduğu kesinleşirken, bir ölü ve bir vakada ise virüs ihtimali kuvvetli görülüyor.

Hayatını kaybedenlerden Hollandalı bir çiftin, Arjantin'de gemiye binmeden önce enfekte oldukları tahmin ediliyor.

İşin en dikkat çekici yanlarından biri ise MV Hondius'un sıradan bir gemi olmaması. Gemi, hastalık bulaştırma risklerine karşı olağanüstü hassasiyet kurallarıyla yönetiliyordu.



Yolcuların karaya sadece özel plastik botlarla çıkmasına izin veriliyor, dönüşlerde baştan aşağı sterilizasyon uygulanıyor ve karada çantaların koruyucu kılıf olmadan yere konması dahi yasaklanıyordu.

Tüm bu katı önlemlere rağmen salgının patlak vermesi, virüsün bulaşıcılığı konusundaki endişeleri artırdı.

Hacettepe Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, Haber7'ye yaptığı açıklamada, “Şu anda tedirgin olacak bir şey yok. İnsandan insana bulaşması son derece nadirdir" diyor.&nbsp;

Ünal, COVID-19 pandemisi sürecinde, Sağlık Bakanlığı çatısı altında faaliyet gösteren Koronavirüs Bilim Kurulu'nun bir üyesiydi.

ÜLKELERİN TAHLİYE VE KARANTİNA ÖNLEMLERİ

İspanya'nın geminin demirlemesine izin vermesinin ardından, ilgili ülkeler 10 Mayıs itibarıyla vatandaşlarını tahliye etmeye başladı. Ancak virüsün kuluçka ve belirti gösterme süresinin sekiz haftayı bulabilmesi, ülkeleri sıkı karantina tedbirleri almaya itti.

Türk Sağlık Bakanlığı, gemide bulunan üç Türk vatandaşının 10 Mayıs günü Türkiye'ye getirileceğini duyurdu.

Tahliye edilen Türk yolcularda herhangi bir semptom veya hastalık bulgusu olmamasına rağmen, tedbir amacıyla karantinaya alınacakları açıklandı.

Ünal, "Dışarıdan gelen arkadaşlar kontrol ediliyor. Onlarda da hastalık yok zaten. Bir nezle, grip gibi karşılıklı oturduğunuz zaman bulaşan bir şey değil bu. O nedenle huzursuzlanacak bir şey yok" ifadelerini kullandı.

Diğer ülkeler de benzer şekilde sert önlemler uyguluyor. Fransa'ya getirilen bir yolcuda uçuş esnasında belirtiler görülmesi ve sonrasında hantavirüs testinin pozitif çıkması paniği büyüttü.

Fransa hükümeti, tahliye edilen vatandaşların önce hastanede 72 saat karantinaya alınacağını, ardından 45 gün boyunca evlerinde izole edileceklerini bildirdi.



Kanarya Adaları'ndan Madrid'e getirilen 14 İspanyol vatandaşı ise başkentteki bir askeri hastanede zorunlu karantinaya alındı.

Son tahliye uçuşunun ise pazartesi günü Avustralya'ya yapılması planlanıyor. Gemide kalanlar ve hastalık görülmeden önce inen yolcuların temaslı takibi de titizlikle sürdürülüyor.

HANTAVİRÜS NEDİR?

Hantavirüs, adını 1951 yılında Kore Savaşı sırasında Birleşmiş Milletler askerlerinin enfekte olduğu Güney Kore'deki Hantan Irmağı'ndan alıyor.

Temelde kemirgenlerden insana bulaşan zoonotik bir virüs ailesi olan hantavirüsün üç ana varyantı bulunuyor.

Böbreklere zarar veren Eski Dünya varyantı ve 1993'te ABD'de ortaya çıkan, akciğerlere saldıran Sin Nombre varyantı insandan insana bulaşmıyor.

Ancak MV Hondius gemisinde tespit edilen ve ilk kez 2002'de Şili'de ortaya çıkan Andes varyantı, diğerlerinden çok daha tehlikeli bir özelliğe sahip.

Andes varyantı, akciğerlere saldırarak yüksek ölüm oranına yol açmasının yanı sıra, çok nadir de olsa insandan insana bulaşabiliyor.

Gemideki salgının bu denli ciddiye alınmasının temel sebebi de virüsün bu spesifik varyantı taşıması.

Virüsün ölümcül olup olmadığı sorusuna Ünal şu yanıtı veriyor: "Hantavirüsün belirli bir mortalitesi vardır. Böbreği tutan ve solunumu tutan türleri vardır. Dikkatle destek verilmezse belirli bir mortalitesi vardır tabii. Ölümcül olabilir.”

AŞISI VAR MI?

Şu an için hantavirüsün bir aşısı veya spesifik bir ilacı bulunmuyor. Erken teşhis edilen vakalarda oksijen desteği ve solunum cihazı gibi destekleyici tedaviler hayati önem taşıyor.

Bugüne kadar salgın boyutuna ulaşmadığı için ilaç şirketlerinin Ar-Ge bütçesi ayırmadığı aşı çalışmaları, bu son krizle birlikte artan popülarite ve talep doğrultusunda yeniden hız kazandı.

Dünya Sağlık Örgütü, virüsün çok tehlikeli olmasına rağmen yayılım hızının yavaş olduğunu belirterek yeni bir pandemi ihtimalini şimdilik düşük olarak değerlendiriyor.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE HANTAVİRÜS VAKALARI

1900'lerin ilk yarısında Doğu Sibirya ve Kuzeydoğu Çin'deki salgınların kaynağının hantavirüs olduğu sonradan anlaşıldı.

Yakın tarihte ise ABD'de 1993'ten 2022 sonuna kadar toplam 864 vaka kaydedildi. 2012 yılında ABD'de kamp yapan 10 kişiden 3'ü Sin Nombre varyantı nedeniyle hayatını kaybetti.

İnsandan insana bulaşan en büyük hantavirüs salgını ise 2018-2019 yıllarında Arjantin'in Patagonya bölgesindeki Epuyen köyünde yaşandı. 2000 nüfuslu bu küçük köyde 29 vaka ortaya çıkmış ve 11 kişi hayatını kaybetmişti.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hantavirüs' rehberi: Türkiye'de görüldü mü, nasıl bulaşıyor, aşısı var mı, ölümcül mü? - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 May 2026 13:00:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hantavirus-rehberi-turkiyede-goruldu-mu-nasil-bulasiyor-asisi-var-mi-olumcul-mu-160557-20260511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hantavirus-rehberi-turkiyede-goruldu-mu-nasil-bulasiyor-asisi-var-mi-olumcul-mu-160557-20260511.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hantavirus-rehberi-turkiyede-goruldu-mu-nasil-bulasiyor-asisi-var-mi-olumcul-mu-160557-20260511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yenidoğan bebeklerde büyük tehlike: Basit öksürüğü bile ciddiye alın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-yenidogan-bebeklerde-buyuk-tehlike-basit-oksurugu-bile-ciddiye-alin-60378.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-yenidogan-bebeklerde-buyuk-tehlike-basit-oksurugu-bile-ciddiye-alin-60378.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar, yenidoğan bebeklerin bağışıklığının zayıf olduğunu belirterek en küçük enfeksiyonların ciddi hastalıklara dönüşebileceğini, bu nedenle hasta kişilerin bebeklerle temas etmemesi ve hijyene dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yenidoğan bebeklerin bağışıklık sisteminin yetersizliğine dikkat çeken Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Ahmet Öktem, “Bebeklerle temas büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bizde basit bir solunum yolu enfeksiyonu olarak görülen durumlar bebekte zatürreye, hatta enfeksiyonun yayılmasıyla menenjit gibi ağır tablolara dönüşebilir. Özellikle influenza ve RSV gibi virüsler bebekler için ciddi risk oluşturuyor. Hasta bireylerin bebeklerle temasının kesinlikle sınırlandırılması gerekiyor” dedi.

TEMAS VE HİJYEN EN BÜYÜK RİSK FAKTÖRÜ

Enfeksiyonların yalnızca öksürük ve damlacık yoluyla değil, temas yoluyla da kolayca bulaşabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Öktem, “Kirli eller en önemli bulaş kaynaklarından biridir. Bebeklerin hassas yapısı nedeniyle göz enfeksiyonları da sık görülebiliyor. Gözyaşı kanalları tam gelişmediği için sulanma ve çapaklanma görülebilir. Hijyen sağlanmadan temas edilmesi bu bölgede enfeksiyonlara, yani konjonktivite yol açabilir. Özellikle bebeklere dokunmadan önce el hijyeninin sağlanması hayati önem taşıyor” ifadelerini kullandı.



CİLT VE GÖBEK BÖLGESİ ENFEKSİYONA AÇIK

Bebeklerde cilt bariyerinin hassas olduğunu kaydeden Doç. Dr. Öktem, “Küçük çizik ya da tahrişler bile enfeksiyon kapısına dönüşebiliyor. Kirli kıyafetler veya temas yoluyla gelişen enfeksiyonlar bazı durumlarda cilt altına ilerleyerek daha ciddi tablolar oluşturabilir. Selülit dediğimiz yaygın cilt enfeksiyonları ateş, huzursuzluk ve ağrıya neden olabilir. Ayrıca göbek kordonu düşmeden önce bu bölgenin kuru tutulması gereklidir. Göbekte kızarıklık, akıntı veya kötü koku varsa mutlaka doktora başvurulmalı” uyarısında bulundu.

İSHAL VE SİNDİRİM YOLU ENFEKSİYONLARINA DİKKAT

Bebeklerde görülen enfeksiyonların yalnızca solunum ve ciltle sınırlı olmadığını hatırlatan Doç. Dr. Öktem, “Gastroenterit yani ishal tabloları da önemli bir risk oluşturuyor. Özellikle ebeveynlerin hastalık dönemlerinde hijyene dikkat etmemesi durumunda bu enfeksiyonlar kolayca bebeğe bulaşabilir. Rota virüsü, norovirüs ve E. coli gibi etkenler bebeklerde ciddi sıvı kaybına yol açabilir. Bu nedenle biberon, emzik gibi materyallerin temizliği ve el hijyeni büyük önem taşır” dedi.

“BEBEKLE TEMASTA EN ÖNEMLİ KURAL HİJYEN”

Genel olarak yenidoğan bebeklerin birçok enfeksiyona karşı savunmasız olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Öktem, “Özellikle hasta bireylerin bebeklerden uzak durması gerekir. Bebekle temas eden herkesin hijyen kurallarına dikkat etmesi, ellerini yıkaması ve mümkünse hasta iken temastan kaçınması gerekir. Basit görünen ihmaller, bebekler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir” şeklinde konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yenidoğan bebeklerde büyük tehlike: Basit öksürüğü bile ciddiye alın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 May 2026 09:31:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-bebeklerde-buyuk-tehlike-basit-oksurugu-bile-ciddiye-alin-123810-20260511.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-bebeklerde-buyuk-tehlike-basit-oksurugu-bile-ciddiye-alin-123810-20260511.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-bebeklerde-buyuk-tehlike-basit-oksurugu-bile-ciddiye-alin-123810-20260511.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yanak şişliği ve şiddetli ağrının nedeni tükürük bezi çıktı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-yanak-sisligi-ve-siddetli-agrinin-nedeni-tukuruk-bezi-cikti-60163.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-yanak-sisligi-ve-siddetli-agrinin-nedeni-tukuruk-bezi-cikti-60163.html</link>
                    <description><![CDATA[Yemek yerken aniden oluşan şişlik ve şiddetli ağrının nedeni tükürük bezi taşı çıktı. Aylarca yüzünde şişlikle yaşayan 47 yaşındaki hasta, kapalı cerrahi yöntemle ameliyatsız şekilde sağlığına kavuştu]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yemek yerken yanağınızda şişlik oluşuyorsa nedeni tükürük bezi taşı olabilir.

Özellikle yemek sonrası artan ağrı ve şişliklerle kendini gösteren bu hastalık, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanları&nbsp;Doç. Dr. Gökhan Altın ve Doç. Dr. Necdet Özçelik&nbsp;modern kapalı cerrahi yöntemlerle bu taşların organ korunarak çıkarılabildiğini vurguladı.

Bu yöntemle tedavi edilen 47 yaşındaki Zekeriya Aydın sağlığına kavuştu.

“4 TAŞ TESPİT ETTİK, KIRARAK ÇIKARDIK”

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Altın, hastanın uzun süredir özellikle yemeklerden sonra artan yanak şişliği şikayetiyle başvurduğunu belirterek,&nbsp;“Hastamızın 4-5 ay boyunca geçmeyen bir şişliği vardı ve yemek sonrası dayanılmaz ağrılar yaşıyordu. Muayenede kanal ağzında iltihaplı akıntı gördük. Yaptığımız ultrason ve tomografi incelemelerinde, arka arkaya dizilmiş dört adet tükürük bezi taşı tespit ettik” dedi. Öncelikle enfeksiyonu kontrol altına almak için antibiyotik tedavisi uyguladıklarını ifade eden Altın, “İltihabı toparladıktan sonra sialendoskopi ameliyatını planladık.”&nbsp;diye konuştu.



DAMAR VE SİNİRE ZARAR VERİLMİYOR

Doç. Dr. Altın, ameliyatın hastaya özel olarak uzun sürdüğünü vurgulayarak,&nbsp;“Taşlar büyük olduğu için doğrudan çıkarılamadı, bu nedenle kırarak parça parça çıkardık. Operasyon yaklaşık 4,5-5 saat sürdü. Ameliyat sonrası kanal içine silikon stent yerleştirdik ve bir hafta sonra çıkardık. Hastamız şu anda oldukça memnun.”&nbsp;ifadelerini kullandı.

Hastalığın daha çok orta ve ileri yaş grubunda görüldüğünü belirten Doç. Dr. Altın,&nbsp;“Eskiden bu ameliyatlar boyundan kesiyle yapılırken, artık ağız içinden girilerek, önemli damar ve sinir yapılarına zarar vermeden daha konforlu bir şekilde gerçekleştirilebiliyor.”&nbsp;dedi.

KAPALI YÖNTEMLE ORGAN KORUNARAK TEDAVİ MÜMKÜN

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Necdet Özçelik, hastanın yemeklerle birlikte artan yanak şişliği şikayetiyle başvurduğunu belirterek,&nbsp;“Yaptığımız tetkikler ve tomografi sonucunda tükürük bezinde taş tespit ettik. Eskiden bu tür durumlarda bezin tamamen alınması gerekirdi. Ancak günümüzde sialendoskopi yöntemiyle kanal içinden ilerleyerek taşa ulaşıp lazer ya da pnömatik yöntemlerle parçalayarak çıkarabiliyoruz. Böylece organı koruyarak hastayı sağlığına kavuşturuyoruz.”&nbsp;dedi.

Taş oluşumunun kesin nedeninin net olmadığını ifade eden Doç. Dr. Özçelik,&nbsp;“Ağız hijyeninin etkili olduğu düşünülse de bu durum her zaman belirleyici değil.”&nbsp;diye konuştu.

Ameliyat sonrası sürece de değinen Doç. Dr. Özçelik,&nbsp;“İşlem sonrası kanal içine yaklaşık 1 mm çapında silikon bir tüp yerleştiriyoruz. Bu tüp 7-10 gün kadar kalıyor ve sonrasında ya kendiliğinden düşüyor ya da biz alıyoruz.”&nbsp;ifadelerini kullandı.

“YEMEK SONRASI DAYANILMAZ AĞRILAR YAŞIYORDUM”

47 yaşındaki Zekeriya Aydın, yaşadığı süreci,&nbsp;“Tükürük bezlerimde taş vardı ve özellikle yemeklerden sonra yüzüm inanılmaz derecede şişiyordu. Öyle ki kulak mememi göremeyecek hale geliyordum. Ağrılarım çok şiddetliydi, kafamı bile rahatça hareket ettiremiyordum. Sanki o bölgede yumruk gibi bir baskı vardı. Tavsiye üzerine Gökhan Hocam’a geldim. Allah razı olsun, beni büyük bir sıkıntıdan kurtardı. Sayesinde şifa buldum.”&nbsp;sözleriyle anlattı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yanak şişliği ve şiddetli ağrının nedeni tükürük bezi çıktı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 May 2026 08:26:13 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yanak-sisligi-ve-siddetli-agrinin-nedeni-tukuruk-bezi-cikti-112928-20260506.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yanak-sisligi-ve-siddetli-agrinin-nedeni-tukuruk-bezi-cikti-112928-20260506.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yanak-sisligi-ve-siddetli-agrinin-nedeni-tukuruk-bezi-cikti-112928-20260506.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Diyabette sinsi tehlike: Prof. Dr. Osman Müftüoğlu uyardı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-diyabette-sinsi-tehlike-prof-dr-osman-muftuoglu-uyardi-60158.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-diyabette-sinsi-tehlike-prof-dr-osman-muftuoglu-uyardi-60158.html</link>
                    <description><![CDATA[Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, diyabetteki gizli tehlikeye dikkat çekerek hastalığın sinsi ilerlediğini ve fark edilmediğinde ciddi, yıkıcı etkilere yol açabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, diyabetteki gizli tehlikeye dikkat çekerek sincice ilerliyor denden ciddi yıkıcı etkisi olduğu konusunda uyarıda bulundu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, yüksek kan şekeri riskine dikkat çekerek, "Dünya genelinde diyabetli sayısı 530 milyonu geçti ve asıl korkutucu olan şu: Her iki kişiden biri bu sinsi hastalığın farkında bile değil. Yani tablo şu: Şekeriniz sinsice yükseliyor, organlarınız "ben iyiyim" diyor ama içeride ciddi bir yıpranma, sessiz bir paslanma başlıyor." diye yazdı.



KONTROLSÜZ KAN ŞEKERİ ÇOK TEHLİKELİ&nbsp;

Sabah yazarı Prof. Dr. Müftüoğlu, son köşe yazısında&nbsp; "Yüksek kan şekeri çoğu zaman sinsi ilerler ama bedendeki yıkıcı etkisi hiç de sessiz değildir." uyarısında bulundu.&nbsp;

DAMARLARI ERKEN YAŞLANDIRIR UYARISI

Müftüoğlu, şöyle devam etti:



"Dünya genelinde diyabetli sayısı 530 milyonu geçti ve asıl korkutucu olan şu: Her iki kişiden biri bu sinsi hastalığın farkında bile değil. Yani tablo şu: Şekeriniz sinsice yükseliyor, organlarınız "ben iyiyim" diyor ama içeride ciddi bir yıpranma, sessiz bir paslanma başlıyor. Şimdi bu tehlikeye dikkatlice bakalım.&nbsp;



KALICI BÖBREK HASARINA NEDEN OLUR

Yüksek şeker, damar duvarını adeta karamelize edip sertleştirir. Bu durum plak oluşumunu hızlandırır. Diyabetli bireylerde kalp krizi riski maalesef 2-4 kat artar. Damarlar daraldıkça tansiyon yükselir, o kusursuz dolaşım ağı bozulur. Bacaklara giden kan azalırsa yürürken kramplar başlar. Yani damarda yol daralmış, trafik kilitlenmiş, kalp ağır stres altında kalmıştır.&nbsp;



Diyabet, böbrek yetmezliğinin en sık görülen nedenlerinin başındadır. Diyabetlilerin yaklaşık yüzde 30-40'ında kalıcı böbrek hasarı gelişir. İlk sinyal idrarda protein kaçağıdır. Bu durum, süzgeç görevi gören filtrenin delindiğini gösterir. Süreç ilerlerse yol diyalize kadar gider. Kısacası böbrekler işi bırakırsa, vücut kendi çöplerini içeride depolamaya başlar.&nbsp;



KÖRLÜĞE NEDEN OLUR


Diyabetik retinopati, yetişkinlerde kalıcı körlüğün bir numaralı nedenidir. Hastaların yüzde 35'inde retina hasarı görülür. Gözün arkasındaki kılcal damarlar kanar, görme bulanır. Katarakt riski 2 kat artarken, glokom (göz tansiyonu) tehlikeli şekilde yükselir. Göz bakar ama görüntü net değildir, manzaraya sinsi bir perde iner.&nbsp;

Hastaların yüzde 50'sinde "nöropati" denilen sinir hasarı gelişir. Ayaklarda uyuşma, karıncalanma ve yanma sık görülür. Ama en tehlikelisi tam his kaybıdır. Ayağınıza batan çiviyi fark etmezsiniz; küçük bir çizik kapanmayan koca bir ülsere dönüşür. Mide sinirleri bile etkilenip sindirimi yavaşlatır.&nbsp;

HbA1c son 3 aylık ortalama şeker yükünüzü gösterir. Tek günlük kaçamağın değil, alışkanlıklarınızın fotoğrafıdır. Yüzde 5.6 ve altı güvenlidir. Yüzde 5.7-6.4 prediyabet (gizli şeker), yüzde 6.5 ve üzeri diyabet eşiğidir. Yüzde 7 ve üzeri organ hasarı riski, yüzde 8 ve üzeri yüksek risk, yüzde 10 ve üzeri ise kırmızı alarmdır. A1c yükseldikçe risk lineer değil, katlanarak artar. Yüzde 6'dan 8'e çıkmak basit bir artış değil, risk sıçramasıdır.&nbsp;

MÜFTÜOĞLU UYARDI: ASİL MARİFET RİSKİ DÜŞÜRMEK

Açlık şekeri ve HbA1c kağıt üzerindeki basit sayılar değil; organlarınızın geleceğini anlatan kehanetlerdir. Hedefimiz şekeri düşürmek değil, o şekerin bedene vereceği zararı sıfırlamaktır. Çünkü şeker yükselince vücut acıyla bağırmaz ama içerideki organlar o sessiz sabotaja dayanamayıp yavaş yavaş pes eder. Asıl marifet rakamı değil, riski düşürmektir!

&nbsp;

&nbsp;


&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Diyabette sinsi tehlike: Prof. Dr. Osman Müftüoğlu uyardı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 06 May 2026 08:15:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/diyabette-sinsi-tehlike-prof-dr-osman-muftuoglu-uyardi-111939-20260506.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/diyabette-sinsi-tehlike-prof-dr-osman-muftuoglu-uyardi-111939-20260506.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/diyabette-sinsi-tehlike-prof-dr-osman-muftuoglu-uyardi-111939-20260506.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kilo kaybı şikayetiyle gittiği hastanede 20 santimlik tümörle karşılaştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-kilo-kaybi-sikayetiyle-gittigi-hastanede-20-santimlik-tumorle-karsilasti-60123.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-kilo-kaybi-sikayetiyle-gittigi-hastanede-20-santimlik-tumorle-karsilasti-60123.html</link>
                    <description><![CDATA[Kahramanmaraş'ta yaşayan Fatih Kırık, son dönemde yaşadığı kilo kaybı şikayetiyle gittiği özel bir hastanede hayatının şokunu yaşadı. Dahiliye polikliniğine başvuran Kırık'ın yapılan tetkiklerinde, sol böbreğinde 20 santimetrelik dev bir tümör tespit edildi. Hiçbir ağrı hissetmemesine rağmen acil ameliyata alınan Kırık, 4 saat süren başarılı bir operasyonla sağlığına kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ "ENTERESAN OLAN HASTANIN HİÇBİR AĞRISININ OLMAMASI"

Hastanın durumuna ilişkin bilgi veren Dr. Orhan Sümbül, Kırık'ın dahiliye polikliniğine sadece kilo kaybı şikayetiyle geldiğini hatırlatarak,&nbsp;"Dahiliye polikliniğinde yapılan ultrason ve tomografide sol böbrekte büyük bir kitle tespit edildi ve bize refere ediliyor. Hasta kliniğimize başvurduğunda muayenesini yaptık, ele gelen bir kitle vardı. Burada enteresan olan hastanın hiçbir ağrısının olmaması bu süreçte. Sadece hafif düzeyde bir kilo kaybı. Herhangi bir idrardan kanama, yanma, ağrı, yan ağrısı hiçbir şey yoktu"&nbsp;ifadelerini kullandı.



Tümörün boyutuna ve yayılımına dikkat çeken Dr. Sümbül, şunları kaydetti:

"Biz hastaya MR çektirdik. Yaklaşık 20 santimlik dev bir tümöre rastladık. Bu tümör yukarıda pankreas ve dalağa yapışıktı. Aşağıda pelvik bölgeye kadar, idrar kesesine kadar inen bir tümördü. Genel cerrahinin de desteğiyle biz hastamızı ameliyata aldık iki gün önce. Ameliyatımız yaklaşık 4 saat sürdü. Ameliyatımız çok başarılı geçti. Dalağı ve kitlenin tamamını temizledik. Tabii çok büyük bir yer işgal ettiği için o bölgede belirgin bir boşluk kaldı. Hastamız şu anda iyi."

"İLK ETAPTA 17 SANTİMETREYDİ, AMELİYATA GİRDİĞİMİZDE 20 SANTİMETREYE ÇIKTI"

Yaşadığı süreci anlatan hasta Fatih Kırık ise kilo kaybı nedeniyle hastaneye başvurduğunu belirterek,&nbsp;"Kilo kaybımdan hiçbir şey çıkmadı. Ultrasondan kitle olduğu tespit edildi. İlk etapta 17 santimetreydi, ameliyata girdiğimizde 20 santimetreye çıktı bu kitle. Orhan hocam da başarı ile aldı, sağlığıma kavuştum"&nbsp;dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kilo kaybı şikayetiyle gittiği hastanede 20 santimlik tümörle karşılaştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 05 May 2026 11:01:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kilo-kaybi-sikayetiyle-gittigi-hastanede-20-santimlik-tumorle-karsilasti-140741-20260505.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kilo-kaybi-sikayetiyle-gittigi-hastanede-20-santimlik-tumorle-karsilasti-140741-20260505.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kilo-kaybi-sikayetiyle-gittigi-hastanede-20-santimlik-tumorle-karsilasti-140741-20260505.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tesadüfen fark edilen kanser, özel cerrahiyle temizlendi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-tesadufen-fark-edilen-kanser-ozel-cerrahiyle-temizlendi-59821.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-tesadufen-fark-edilen-kanser-ozel-cerrahiyle-temizlendi-59821.html</link>
                    <description><![CDATA[Hiçbir belirti vermeden ilerleyen ve beyne giden ana damara (şah damarı) yapışan tiroid kanseri metastazları, Ümit Bircan’a zor günler yaşattı. Bircan, Medipol Sağlık Grubu’nda uygulanan ağız içi cerrahi yöntemiyle sağlığına kavuştu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bazen rutin kontroller veya tesadüfen çekilen filmler hayat kurtarabiliyor.

Tiroid kanseri nedeniyle ameliyat olan Ümit Bircan’ın kontrolleri sırasında, beyne giden ana damara yapışık halde iki gizli metastaz saptandı.

Başvurduğu birçok hastaneden yüksek felç riski nedeniyle eli boş dönen Bircan’ın hayatı,&nbsp;Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Tolga Kandoğan'ın&nbsp;cerrahi planlamasıyla değişti.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde gerçekleştirilen operasyonla, riskli bölgedeki tümörler boyundan değil, ağız içinden girilerek başarıyla temizlendi.

AĞIZ İÇİNDEN RİSKİ DAHA DÜŞÜK YAKLAŞIM

Uygulanan yöntem hakkında önmeli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kandoğan,&nbsp;“Hastamız Temmuz ayında guatr kanseri nedeniyle ameliyat olmuştu. Sonrasında yaptığımız değerlendirmelerde, ağız içi komşuluğunda, beyne giden damarlara çok yakın ve hatta karotis interna dediğimiz ana artere yapışık iki metastaz tespit ettik. Boyun yoluyla ulaşımın son derece zor ve riskli olacağını düşündüğümüz için ağız içerisinden bir cerrahi girişim planladık.”&nbsp;dedi.



MR VE PET BULGULARI BİRBİRİNİ DOĞRULADI

Yapılan ileri görüntülemelerle risk netleştirildiğini belirten Prof. Dr. Kandoğan,&nbsp;“MR görüntüleri PET bulgularını destekledi. Metastazların arterle temas halinde olduğu görüldü. Bu nedenle riski azaltmak adına ağız içinden girişim tercih ettik ve operasyonu başarıyla gerçekleştirdik. Şu an hastamız metastazlarından tamamen kurtuldu. İyileşme süreci gayet iyi ilerliyor, beslenmesi normal, herhangi bir nörolojik sorun yok. Elbette kanser hastalarında risk her zaman vardır. Tedavisi henüz tamamlanmadı, yakın takipteyiz. Süreç tamamlandığında normal hayatına devam edebilecek.”&nbsp;ifadelerini kullandı.

“TESADÜFEN BULUNDU, HİÇ BELİRTİ VERMEDİ”

Yaşadığı zorlu süreci anlatan Ümit Bircan,&nbsp;“Aslında bu hastalık bana hiçbir zaman belirti vermedi. Tiroid ameliyatı sırasında yapılan tetkiklerde PET çekiminde kritik bir noktada tek bir beze görüldü. Ameliyata girildiğinde ise iki tane olduğu ortaya çıktı. Üstelik hiçbir yerde görünmüyordu, tamamen gizliydi. Başka hastanelerde görüştüğüm üç farklı doktor bunun çok riskli bir bölgede olduğunu, ameliyatın mümkün olmadığını, felç kalma ihtimali bulunduğunu söyledi. O yüzden açıkçası bu ameliyata niyetim yoktu. Ama Tolga hocamız ‘ben hallederim’ dedi ve güvenerek Medipol’e geldim.”&nbsp;şeklinde konuştu.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tesadüfen fark edilen kanser, özel cerrahiyle temizlendi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:17:40 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tesadufen-fark-edilen-kanser-ozel-cerrahiyle-temizlendi-112031-20260429.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tesadufen-fark-edilen-kanser-ozel-cerrahiyle-temizlendi-112031-20260429.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tesadufen-fark-edilen-kanser-ozel-cerrahiyle-temizlendi-112031-20260429.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı duyurdu! İlk kez Türkiye'de üretildi! 81 ilde kullanıma sunuldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-saglik-bakanligi-duyurdu-ilk-kez-turkiyede-uretildi-81-ilde-kullanima-sunuldu-59785.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-saglik-bakanligi-duyurdu-ilk-kez-turkiyede-uretildi-81-ilde-kullanima-sunuldu-59785.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin yerli aşı üretim kapasitesini artırma çalışmaları kapsamında hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamalarının ilk kez Türkiye'de gerçekleştirilerek tüm illerde kullanıma sunulduğunu bildirdi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sakanlıktan "Dünya&nbsp;Aşı Haftası" dolayısıyla yapılan açıklamaya göre, aşılar bireylerin bağışıklık kazanmasını sağlayarak bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde kritik rol oynuyor.

Sistematik aşılama programları sayesinde birçok hastalık kontrol altına alınıyor ve toplum genelinde sağlık riskleri azaltılıyor.

Özellikle çocuklar, gebeler, yaşlılar, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf bireylerin hekim önerisi doğrultusunda aşılarını yaptırmaları büyük önem taşıyor.



ULUSAL AŞILAMA PROGRAMI 13 HASTALIĞA KARŞI KORUMA SAĞLIYOR

Türkiye'de yürütülen Genişletilmiş Bağışıklama Programı (GBP) kapsamında difteri, boğmaca, tetanos, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, tüberküloz, poliomiyelit (çocuk felci), hepatit A, hepatit B, suçiçeği, Hemofilus influenza Tip b (menenjit ve zatürreye yol açabilen Hib bakterisi enfeksiyonu) ve invaziv pnömokok hastalıklar (zatürre, menenjit ve kana yayılan enfeksiyonlar) olmak üzere toplam 13 hastalığa karşı aşı yapılıyor.

Erişkin dönemi aşı uygulamalarında ise sağlıklı erişkinlere 10 yılda bir tetanos-difteri aşısı, gebelere tetanos-difteri, boğmaca ve influenza aşıları ve grip aşıları, 65 yaş ve üzeri bireylere zatürre ve grip aşıları uygulanıyor.

Risk grubunda bulunan bireylere ise kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği, hepatit A, hepatit B, pnömokok, grip (İnfluenza), meningokok (menenjite yol açan bakteri) aşıları öneriliyor ve uygulanıyor.

ALTI BİLEŞENLİ AŞI UYGULAMASI DEVAM EDİYOR

Geçen yıl nisan itibarıyla uygulamaya alınan altı bileşenli aşı (DaBT-İPA-Hib-HepB), difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci, Hemofilus influenza tip b ve hepatit B hastalıklarına karşı koruma sağlıyor. Altı bileşenli karma aşı sayesinde çocuklara daha az enjeksiyonla daha fazla hastalığa karşı koruma sağlanıyor.

Hepatit A virüsüyle mücadele kapsamında hepatit A aşısının 2012'de Ulusal Aşı Takvimi'ne dahil edilmesiyle birlikte hastalığın görülme sıklığında önemli bir azalma sağlandı. Elde edilen bu başarı sayesinde Türkiye'de hastalığın görülme oranı Avrupa ülkeleri ortalamasının altına gerileyerek dünya genelinde en düşük seviyeler arasında yer almıştı.

AŞI TAKVİMİNDEKİ AŞILARIN TÜRKİYE'DE ÜRETİLMESİNE YÖNELİK ÇALIŞMALAR SÜRDÜRÜLÜYOR

Sağlık alanında yerli üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalar eşliğinde hepatit A aşısında önemli bir aşamaya geçildi. Hepatit A ve suçiçeği aşıları, bir yılı aşkın süredir teknoloji transferi yoluyla yerelleşme kapsamında temin ediliyor. Bu çerçevede hepatit A aşısının formülasyon ve dolum aşamaları ilk kez Türkiye'de gerçekleştirildi ve tüm illerde kullanıma başlandı.

Başta kuduz aşısı olmak üzere aşı takviminde yer alan tüm aşıların Türkiye'de üretilmesine yönelik çalışmalar ise kararlılıkla sürdürülüyor.

Aşı uygulamaları, Aile Sağlığı Merkezleri başta olmak üzere Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Göç Sağlığı Merkezleri, Seyahat&nbsp;Sağlığı Merkezleri ve hastanelerde rutin aşı takvimine uygun şekilde vatandaşlara sunuluyor.

Ulusal Çocukluk Dönemi Aşı Takvimi ve risk gruplarına yönelik aşıların büyük bölümü Sağlık Bakanlığınca ücretsiz olarak uygulanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık Bakanlığı duyurdu! İlk kez Türkiye'de üretildi! 81 ilde kullanıma sunuldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 28 Apr 2026 09:42:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglik-bakanligi-duyurdu-ilk-kez-turkiyede-uretildi-81-ilde-kullanima-sunuldu-124535-20260428.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglik-bakanligi-duyurdu-ilk-kez-turkiyede-uretildi-81-ilde-kullanima-sunuldu-124535-20260428.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglik-bakanligi-duyurdu-ilk-kez-turkiyede-uretildi-81-ilde-kullanima-sunuldu-124535-20260428.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman isim dışarıda yemek yemenin risklerini anlattı             ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-disarida-yemek-yemenin-risklerini-anlatti-59266.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-disarida-yemek-yemenin-risklerini-anlatti-59266.html</link>
                    <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu’ndan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Doğan, sağlıklı bir kalp için işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiğinin altını çizerek önemli uyarılarda bulundu. ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Hızlı yaşam temposuyla birlikte artan dışarıdan yemek yeme alışkanlığı, kalp ve damar sağlığını sessizce tüketiyor.

Sağlıksız beslenmenin kalp ve damar sistemi üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çeken&nbsp;Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Doğan,&nbsp;sağlıklı bir yaşam için mutfağa geri dönülmesi gerektiğini vurguladı.

FAST FOOD İŞTAHI ARTIRIYOR

Fast food ürünlerin genellikle işlenmiş gıdalardan oluştuğunu belirten Prof. Doğan,&nbsp;“Bu tür yiyecekler yüksek kalori, aşırı tuz ve şeker içeriyor. Fast food ürünlerinde kullanılan yağlar da çoğunlukla sağlıksız trans yağlardır. Bu gıdalar lif ve antioksidan açısından da oldukça fakirdir. Fast food yiyecekler yüksek kalori ve tatlandırıcı içeriği nedeniyle kişilerin iştahını artırır ve daha sık yemek yemeye yönlendirir. Bu durum zamanla kilo artışına ve obeziteye yol açar.”&nbsp;dedi.



KALP VE DAMAR HASTALIKLARI RİSKİNİ ARTIRIYOR

Fast food tüketiminin kısa ve uzun vadede birçok sağlık sorununa neden olabileceğini belirten Prof. Doğan,&nbsp;“Fast food ürünlerindeki şekerler kan şekerinin hızla yükselmesine neden olur. Bu durum kısa vadede halsizlik ve uyku hali oluştururken uzun vadede diyabet gelişimine zemin hazırlar. Aşırı tuz tüketimi ise hipertansiyon riskini artırıyor. Yüksek kalorili işlenmiş gıdalar obeziteye yol açarken birçok hastalığın da kapısını aralıyor. Obezite; hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi birçok hastalığın bir arada görüldüğü metabolik sendromun ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum da kalp damar hastalıkları riskini ciddi şekilde artırır.”&nbsp;diye konuştu.

DOĞAL VE EV YEMEKLERİ TERCİH EDİLMELİ

Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını belirten Prof. Dr. Doğan,&nbsp;“Ev yemekleri işlenmiş gıdalar değildir. Evde hazırlanan yemeklerde tuz ve şeker miktarını kontrol edebilir, katkı maddelerinden uzak durabilirsiniz. Sağlıklı bir yaşam için gerçek gıdaları tercih etmek ve işlenmiş gıdalardan uzak durmak gerekir. Mevsiminde tüketilmeyen gıdalar da bazı riskler taşıyabiliyor. Mümkün olduğunca doğal ve mevsiminde yetişen ürünler tercih edilmeli.”&nbsp;ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzman isim dışarıda yemek yemenin risklerini anlattı              - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-disarida-yemek-yemenin-risklerini-anlatti-110830-20260417.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-disarida-yemek-yemenin-risklerini-anlatti-110830-20260417.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-disarida-yemek-yemenin-risklerini-anlatti-110830-20260417.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: Zamanında almayan Batı 'gel' diye yalvarıyor ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yerebakan-zamaninda-almayan-bati-gel-diye-yalvariyor-59222.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yerebakan-zamaninda-almayan-bati-gel-diye-yalvariyor-59222.html</link>
                    <description><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye'deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye'deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı. Yerebakan, Batı'nın Türk doktorlarına 'gel' diye yalvardığını belirtti.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Halit Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu belirterek, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye'deki doktor sayısının 350 bine ulaşacağını açıkladı.

TÜRKİYE DÜNYADA ADIMA DIM ZİRVEYE!

Partide Sağlık Politikaları Başkanlığına neden ihtiyaç duyulduğuna ilişkin soru üzerine Yerebakan, partinin kültürü olan toplumla istişare mekanizmasının güçlü olması, eksiklerin görülmesi ve toplumun taleplerinin karşılanması amacıyla başkanlığın kurulduğunu söyledi. Sağlığa erişimde Türkiye'nin dünya ülkelerine göre çok iyi yerde olduğunu belirten Yerebakan, sağlık alanında doğru zamanda doğru yatırımların yapıldığını ifade etti.

AK Parti Sağlık Politikaları Başkanlığı görevine geldiği ilk günden itibaren sağlıkta atılması gereken en kritik adımın dünya örneklerini de göz önünde bulundurarak sağlık hukuku ve sağlık etik yasalarının güçlendirilmesi ve denetim modellerinin güncel uygulamalara uyum sağlaması olduğunu dile getiren Yerebakan, bugün ülkede 235 bin hekim olduğunu ve tıp fakültelerinden mezun olmayı bekleyen 125 bin kişinin bulunduğunu aktararak, önümüzdeki 6 sene içerisinde Türkiye'deki doktor nüfusunun 350 bin seviyesine ulaşacağını ifade etti.

Türkiye'deki hastanelerde yılda OECD ortalamasının üç katı kadar hastanın tedavi hizmeti aldığını belirten Yerebakan,&nbsp;"Sağlık Bakanlığımız bunun için 'aile hekimliğini güçlendiren', yükün önündeki hızı dengeleyen basamak tasarlamasını devreye aldılar ve güçlendirmek için de çalışıyor. İnşallah onu daha da güçlendirecekler. Başka türlü bu sistemi rahatlatmanın mümkün olmadığı, tüm politika toplantılarımızda ifade ediliyor"&nbsp;değerlendirmesini yaptı.


Türkiye'de koruyucu ya da önleyici sağlığa yeterince önem verilip verilmediği sorusu üzerine ise Yerebakan, bu konuda herkesin sağlıklı yaşam alışkanlıklarına karşı kişisel dünyasında bahaneler üretebildiğini söyledi. Yerebakan, kişilerin değişmekten, hayatının normlarını dönüştürmekten korktuğunu belirterek, bu durumun insanları sağlıklı yaşam açısından geride bıraktığına işaret etti.

VATANDAŞLARI SAĞLIKLI HAYAT MERKEZLERİNE DAVET ETTİ

Sağlıklı yaşam konusunda kişinin bir motivasyona sahip olması gerektiğini ifade eden Yerebakan, şunları kaydetti:

"Bu konuda koçluğa ihtiyaç varsa Sağlık Bakanlığımız her ilçede/ilde Sağlıklı Hayat Merkezleri kurdu değil mi? Ben bütün vatandaşlarımızı buralardan hizmet almaya davet ediyorum. Orada diyetisyen, psikolog var, şekerinizi, kilonuzu, boyunuzu kontrol eden, bununla ilgili size yönlendirmeler yapan, koruyan insanlarımız var. Aynı zamanda erken tanı önemli. Erken tanı merkezlerimiz de burası. Dolayısıyla kamu, belki etkili dile getirememiş olabiliyor ama isteyen vatandaşımıza bütün bu imkanları en iyi şekilde sunabildiğimiz Sağlıklı Hayat Merkezleri var."

"ÇEVRE BİLİNCİMİZİ ARTTIRMAMIZ LAZIM"

Çevresel toksinlerin yanı sıra mikroplastiklerin de üreme sağlığını etkilediğine dikkati çeken Yerebakan, şu ifadeleri kullandı:

"Hayatın her yerinde plastik ve petrokimyasal var. Dolayısıyla plastiğin, ftalatların, BPA gibi çeşitli maddelerin hormonal bozukluklara yol açtığı ve üreme sağlığını olumsuz etkilediği yönünde elimizde kanıtlar var. Çok şükür ki dünyada bu konuda farkındalık oluşturan çok değerli bir insan ülkemizde, kıymetli hanımefendi, Sayın Cumhurbaşkanımızın eşleri. 'Sıfır Atık' konsepti gündemiyle bütün dünyada bir algı oluştu. Çevre sağlığını biz iyi yönetmediğimiz sürece insan sağlığında sadece üreme problemlerini, erkek tipi kısırlığı vesaireyi konuşmayız. Çevrenin insana, kronik hastalıklar, şeker hastalığı, ağız hastalıkları, kalp hastalıkları, kanser ve üreme açısından da bir risk oluşturduğunu ifade etmek istiyorum. O yüzden çevre bilincimizi de arttırmamız lazım."



"TÜRKİYE, ARTIK DÜNYADA KENARA İTİLMİŞ BİR ÜLKE DEĞİL"

Yerebakan, Türkiye'deki doktorların yurt dışında çalışmayı tercih ettikleri eleştirilerine ilişkin ise,&nbsp;"Cumhurbaşkanımız yurt dışında çalışan hekim arkadaşlarımızın, başarılı arkadaşlarımızın ülkemize dönüp hizmet etmesini istemeseydi tersine beyin göçü kanunu çıkartır mıydı? Çıkartmazdı. Yani bu şeyin üzerinde sürekli bir argüman geliştirmeye çalışılıyo;r işte 'doktorlarımıza sahip çıkılmıyor' filan diye ama öyle değil. Bizim arkadaşlarımız Türkiye'ye gelebilsin diye o dönemde uygulamalar yapıldı. Bugün yeniden yapılmıyor, çünkü mezun sayımız fazla. Türkiye, artık dünyada kenara itilmiş bir ülke değil. Türkiye, Cumhurbaşkanımızla birlikte özgüvenini, altyapısını, bilimini inşa etmiş, yarına koşan, güçlü insan kaynağı geliştiren, uluslararası topluma entegre insan yetiştiren bir ülke konumuna geldi"&nbsp;şeklinde konuştu.

'ŞİMDİ GEL DİYE YALVARIYORLAR'

Doktorların çeşitli nedenlerle yurt dışında çalışmak isteyebileceğini dile getiren Yerebakan,&nbsp;"Zamanında ben gittim diye suçlu muyum mesela? Ama bugün gururla şunu ifade etmek istiyorum; zamanında meslektaşlarımı, beraber mezun olduğum arkadaşlarımı almayan o Batılı toplumlar, bugün boyunlarına stetoskop takıyor, 'Gel' diye yalvarıyor. Bizim için bu gururdur"&nbsp;ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki doktor sayısına ilişkin konuşan Yerebakan, şunları kaydetti:

"Türkiye ihtiyacı olan doktor sayısına erişti mi? Henüz değil. Türkiye, Avrupa Birliği standartlarında veya oradaki norm kadroya benzer seviyede norm kadroya 2026 diyorlardı, hadi 2028 olsun. Ama 2029 olmayacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yıl içerisinde bu norm kadro seviyesine ulaşacağımızı düşünüyoruz. Çok yüksek düzeyde asistanımız var, yani uzman gelişiyor demektir. Çok yüksek düzeyde tıp fakültesi öğrencimiz var."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yerebakan: Zamanında almayan Batı 'gel' diye yalvarıyor  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 12:40:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yerebakan-zamaninda-almayan-bati-gel-diye-yalvariyor-154410-20260415.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yerebakan-zamaninda-almayan-bati-gel-diye-yalvariyor-154410-20260415.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ak-parti-genel-baskan-yardimcisi-yerebakan-zamaninda-almayan-bati-gel-diye-yalvariyor-154410-20260415.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Geçmeyen ağrıya cerrahi çözüm            ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-gecmeyen-agriya-cerrahi-cozum-59104.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-gecmeyen-agriya-cerrahi-cozum-59104.html</link>
                    <description><![CDATA[Geçmeyen ağrıya cerrahi çözüm                                                                                    ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Dirençli ve geçmeyen ağrıya yönelik tedavilerde yeni bir döneme geçildi. İlaçlarla ve klasik tedavilerle kontrol edilemeyen ağrılar artık uygulanan cerrahi yöntemlerle sona eriyor.

Günlük hayat konforunun önüne geçen ve bazı vakalarda neredeyse yıllardır devam eden geçmeyen ağrı için cerrahi yöntemler, hastanın önemli ölçüde rahatlamasını sağlıyor.

Modern tıp, yıllarca geçmeyen ve yaşamı adeta bir kabusa çeviren kronik ağrılara karşı yeni nesil cerrahi yöntemlerle umut olmaya devam ediyor. Özellikle kanser, ağır travma veya sinir hasarlarına bağlı olarak gelişen dirençli ağrılar, ne yazık ki klasik ilaç tedavileriyle her zaman kontrol altına alınamıyor.

Geceleri uykusuz bırakan ve günlük yaşam kalitesini sıfıra indiren bu durumlarda, beyin ve sinir cerrahisinin ileri teknikleri devreye giriyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Doç. Dr. Mehmet Tönge, ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyen omurilik pili ve özel sinir ameliyatlarıyla hastaların hayata yeniden tutunduğunu belirtiyor.&nbsp;



OMURİLİK PİLİ VE İLERİ TEKNİKLERLE AĞRI KONTROLÜ

Uygulanan yöntemler arasında omurilik pili ve bazı sinirlere doğrudan müdahaleler bulunduğunu belirten Doç. Dr. Tönge,&nbsp;“Omurilik pili ve diğer cerrahi tekniklerle, ağrının beyin tarafından algılanmasını engelleyebiliyoruz. Bu yöntemler dünya&nbsp;genelinde sık uygulanmasa da gerekli olduğunda hastalarımıza çok önemli katkılar sunuyor. Hepimizin hayatını olumsuz etkileyen ağrı bazen ilaçlarla veya klasik tedavilerle kontrol altına alınamayabiliyor. İşte bu noktada cerrahi yöntemler devreye giriyor. Özellikle kanser ağrıları veya travma sonrası oluşan dirençli nöropatik ağrılarda uyguladığımız teknikler, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde artırabiliyor”&nbsp;dedi.

TRAVMA SONRASI AĞRIDA BAŞARI

Yakın zamanda tedavi ettikleri kırklı yaşlarında bir erkek hasta üzerinden değerlendirmelerde bulunan. Doç. Dr. Tönge,&nbsp;“Yıllar önce motosiklet kazası geçirmişti ve boynundan koluna giden sinirlerde kopmalar olmuştu. Bu yüzden de dayanılmaz ağrıları vardı. Çeşitli tedaviler uygulanmış, omurilik pili bile takılmıştı. Ancak ağrılar devam ediyordu ve kullanılan ilaçların yan etkileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Biz, multidisipliner bir konseyle durumu değerlendirdik ve hastamıza DREZ ameliyatını uyguladık. Erken dönemde ağrısında yüzde 80’in üzerinde azalma sağladık. Önümüzdeki süreçte kademeli olarak ilaçlarını da azaltmayı planlıyoruz”&nbsp;ifadelerini kullandı.



ÇOCUKLUK VE GENÇ YAŞTA DA GÖRÜLEBİLİYOR

Dirençli ağrıların sadece travma kaynaklı olmadığını, kanser tedavileri sonrası, kan dolaşımı bozukluklarına bağlı veya zona hastalığı gibi durumlarda da görülebildiğini belirten Doç. Tönge,&nbsp;“Bu ağrılar çocukluk, genç ve yetişkin yaş gruplarında ortaya çıkabiliyor. Özellikle sinirlerde oluşan tahribat sonucu devam eden ağrıların kontrolünde, cerrahi müdahaleler ciddi bir çözüm sunuyor. Erken müdahale ile hastalarımız yaşam kalitesini korunabilir ve kronikleşmiş ağrılarda ise daha ileri cerrahi yöntemler gerekebilir”&nbsp;şeklinde konuştu.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Geçmeyen ağrıya cerrahi çözüm             - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:54:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gecmeyen-agriya-cerrahi-cozum-155717-20260413.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gecmeyen-agriya-cerrahi-cozum-155717-20260413.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gecmeyen-agriya-cerrahi-cozum-155717-20260413.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İstanbul'daki hastanelerde yeni dönem   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-58917.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-58917.html</link>
                    <description><![CDATA[ QR kodla bildir, 7 dakikada çözüm al                                                                                                            ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul'da “Hastanem Temiz” uygulamasıyla vatandaşlar, hastanelerde temizlik, teknik sorunları QR kod ve yapay zeka desteğiyle anında iletebiliyor. Sorunlar ortalama 7-8 dakika içinde çözüme kavuşuyor.

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce kentteki sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırmaya yönelik dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında "Hastanem Temiz" uygulaması hayata geçirildi.

Vatandaşlar artık bu uygulamayla, hastanelerin çeşitli noktalarına yerleştirilen QR kodları okutarak, bulundukları alanı seçmeye gerek kalmadan sisteme doğrudan giriş yapabilecek.

KISA SÜREDE HIZLI TALEP

Temizlik, teknik sorun ya da memnuniyet bildirimleri kısa sürede iletilirken, lokasyon bilgisi otomatik olarak sisteme aktarılıyor ve talepler ilgili birimlere anında ulaştırılıyor.

YAPAY ZEKA DESTEĞİ

Yapay zeka destekli analiz mekanizması bildirimleri, türü, yoğunluğu ve öncelik durumuna göre değerlendirerek müdahale süreçlerini optimize ediyor. Bu sayede yalnızca gerekli durumlarda ilgili personele uyarı gönderilerek gereksiz bildirim trafiğinin önüne geçiliyor.



Hiyerarşik takip sistemiyle çalışan uygulamada, ilgili personele iletilen taleplerin belirlenen sürede çözümlenmemesi halinde üst sorumlulara ve yönetime otomatik bildirim yapılıyor. Böylece hiçbir talep sahipsiz kalmazken, müdahale süreci kesintisiz sürdürülüyor.

Sistemden elde edilen veriler analiz edilerek müdahale süreleri, çözüm performansı ve tekrar eden sorunlar raporlanıyor. Bu analizler doğrultusunda hizmet kalitesinin artırılması hedefleniyor.

Uygulamada, her lokasyon için özel üretilen QR kodlar sayesinde yetkisiz erişimler engellenirken, tüm süreçler kayıt altına alınarak izlenebilir hale getiriliyor.

Sağlık hizmetlerinde dijitalleşme ve kalite odaklı yönetim anlayışının bir örneği olarak değerlendirilen uygulamayla, İstanbul genelinde daha hızlı, etkin ve sürdürülebilir hizmet modelinin yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

'BİR SONRAKİ VATANDAŞIMIZ AYNI SORUNLA KARŞILAŞMIYOR'

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Projesi sayesinde hem fiziki altyapı hem de yönetim süreçlerinde büyük ilerleme kaydedildiğini söyledi.

Türkiye'nin deprem ve salgında sağlık sisteminin başarısını ispat ettiğini belirten Güner, bunu bakım hizmetleri, temizlik ile diğer fiziki ve lojistik ihtiyaçlara yönelik de sürdürdüklerini dile getirdi.

Güner, bu kapsamda geliştirilen "Hastanem Temiz" projesiyle anlık geri bildirim toplandığını anlatarak, vatandaşların hizmet alırken, hastanede dört bir köşeye yerleştirilen QR kodlar aracılığıyla temizlik, yemek ve diğer hizmetlerle ilgili görüşlerini iletebildiklerini aktardı.

Projede elde edilen geri bildirimlerin kurumun geliştirdiği yapay zeka yazılımıyla işlendiğini ve yöneticilere karar destek modülü aracılığıyla iletildiğini belirten Güner, "Hedefimiz, tedavi hizmetlerinde elde ettiğimiz başarıyı, bakım, temizlik ve fiziki şartlarda da gösterebilmek.&nbsp;Vatandaş bir sıkıntı gördüğünde, temizlik veya yemekle ilgili bir problem olsun, anında sisteme iletebiliyor. Ortalama 7-8 dakika içinde soruna geri dönüş sağlıyor ve çözümünü yapıyoruz"&nbsp;ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Güner, vatandaşların uygulamadan memnun kaldığını anlatarak, "Geri bildirimlerde yüzde 89 oranında teşekkür ve memnuniyet mesajı alıyoruz. Bu, doğru bir yolda ilerlediğimizin en güzel göstergesi. Ayrıca projeyle sadece fiziksel hizmetlerin değil, vatandaşın manevi ihtiyaçları da karşılanıyor" dedi.

QR kod üzerinden yapılan geri bildirimlerin kısa sürede yöneticilere iletildiğini dile getiren Güner, şunları kaydetti:

"Bugüne kadar 1300'den fazla bildirime hızlı cevap verdik. Vatandaş QR kodla bildirim yaptığında yapay zeka yazılımımız hangi kategoriye ait olduğunu belirliyor ve hem çözümü yapacak hem de takip edecek yöneticilere saniyeler içinde iletiliyor. Projeyi takip eden merkez yöneticileri, başhekimlikler ve müdürlükler, sorunların ne kadarının çözüldüğünü, memnuniyet oranlarını ve çözüm süreçlerindeki aksaklıkları birebir izleyebiliyor. Hastaneyi yöneten aslında vatandaşlarımızdır. QR kodlar ve cep telefonu üzerinden yapılacak bildirimlerle bize yardımcı olmalarını bekliyoruz. Sorunları ilettiklerinde hızlı çözüm sağlanıyor ve bir sonraki vatandaşımız aynı sorunla karşılaşmıyor."

Güner, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu'nun başlattığı Koruyan, Üreten, Geliştiren Sağlık Modeli ile İstanbul'da sağlık sistemini daha üst seviyelere taşımayı hedeflediklerini sözlerini ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[İstanbul'daki hastanelerde yeni dönem    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 11:48:21 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-154238-20260409.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-154238-20260409.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/istanbuldaki-hastanelerde-yeni-donem-154238-20260409.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanından uyarı                           ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uzmanindan-uyari-58694.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uzmanindan-uyari-58694.html</link>
                    <description><![CDATA[Egzamalı çocuğa ezbere diyet yaptırmayın]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son yıllarda bebeklerde hızla artan egzama vakaları aileleri endişelendirirken, uzmanlar kulaktan dolma bilgilerle yapılan gereksiz diyetlerin çocuklarda besin alerjisi riskini daha da artırdığı konusunda uyarıyor.

ünümüzde değişen çevresel faktörler ve yaşam koşulları, çocukluk çağı hastalıklarının haritasını da yeniden çiziyor. Hastanelerin çocuk polikliniklerine yapılan başvurularda, halk arasında egzama olarak bilinen atopik dermatit vakalarındaki belirgin artış dikkat çekiyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serdar Al, özellikle bebeklerde yüz, kol ve bacaklarda görülen kuruluk ile kaşıntının ailelerin en sık karşılaştığı şikâyetler arasında yer aldığını söyledi.

Son yıllarda bebeklerde hızla artan egzama vakaları, ailelerin en büyük sağlık endişelerinden biri haline geldi. Cilt kuruluğu ve şiddetli kaşıntıyla kendini gösteren bu rahatsızlık, cildin koruyucu bariyerini zayıflatarak çocukları farklı alerjilere karşı tamamen savunmasız bırakıyor. Aileler ise çocuklarını korumak isterken onları gereksiz diyetlere sokarak aslında çok daha büyük bir hataya düşüyor. Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Serdar Al, ezbere yapılan besin kısıtlamalarının çocuklarda alerji riskini azaltmak yerine daha da artırdığına dikkat çekiyor. Doç. Al, kulaktan dolma diyetler yerine doğru nemlendirme ve mutlaka alerji uzmanı kontrolünün hayati önem taşıdığını vurguluyor.

"CİLT BARİYERİ GÖREVİNİ TAM YAPAMAYINCA ALERJİYE YATKIN HALE GELİYORLAR"

Çocukluk çağı egzamasının artık çok daha yaygın görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Al,&nbsp;“Egzamayı bebeklerin özellikle yüzünde, kollarının dış yüzeylerinde, omuzlarında, boyun bölgesinde ve bacaklarında sıkça görüyoruz. Cilt kuruluğu, kaşıntı ve kızarıklık en belirgin bulgular. Tedavinin en önemli parçası ise cildi düzenli şekilde nemli tutmaktır. Bebeklerde egzama sıklığı geçmiş dönemlere kıyasla artış gösteriyor. Çevresel faktörler, cilt bariyerindeki zayıflık ve alerjik yatkınlığın etkisi yüksek. Egzaması olan kişilerde cilt bariyeri zayıftır. Normalde cildi dış etkenlerden koruyan bu bariyer görevini tam yapamayınca alerji gelişimine daha yatkın hale gelirler”&nbsp;diye konuştu.&nbsp;

"BİR BESİNDEN NE KADAR ÇOK KAÇINIRSANIZ ALERJİ İHTİMALİ O KADAR ARTAR"

Egzamanın hafif, orta ve ağır olmak üzere farklı evreleri olduğunu dile getiren Doç. Dr. Al&nbsp;“Özellikle orta ağır egzama vakalarında besin alerjisi tabloya eşlik edebiliyor. Bu nedenle bu çocukların alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Egzaması olan çocuklarda gereksiz yere besin kısıtlandığını ve alerji mamalarının erken başlandığını görüyoruz. Bu doğru bir yaklaşım değil. Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar şunu gösteriyor. Bir besinden ne kadar çok kaçınırsanız, özellikle egzaması olan çocuklarda besin alerjisi gelişme ihtimali o kadar artar”&nbsp;ifadelerini kullandı.



"BAZI BİREYLERDE ÖMÜR BOYU SÜREBİLİR"

Egzamanın çoğu çocukta 2 yaşına kadar devam edebildiğini, ancak bazı bireylerde ömür boyu sürebileceğini dile getiren Doç. Dr. Al,&nbsp;“Egzaması olan küçük bebekler ilerleyen dönemde alerji geliştirmeye daha yatkındır. Ev tozu alerjisi gibi sorunlar zamanla tabloya eklenebilir”&nbsp;diyerek sözlerini tamamladı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanından uyarı                            - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 07:45:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzmanindan-uyari-104807-20260404.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzmanindan-uyari-104807-20260404.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzmanindan-uyari-104807-20260404.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Van'da tıp dünyasını şaşırtan operasyon                           ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-vanda-tip-dunyasini-sasirtan-operasyon-57538.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-vanda-tip-dunyasini-sasirtan-operasyon-57538.html</link>
                    <description><![CDATA[Karnından 35 santimetrelik kitle çıktı                                                             ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Van'da tıp dünyasını şaşırtan operasyon: Karnından 35 santimetrelik kitle çıktı

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezine&nbsp;karın ağrısı ve kansızlık şikayetleriyle başvuran 35 yaşındaki kadın hastada, yapılan tetkikler sonucunda karın içinde dev kistik kitle tespit edildi. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ümit Haluk İliklerden tarafından acil ameliyata alınan hastanın karnından 35x25 santimetre boyutlarında kitle çıkarıldı.



KORKUSU NEDENİYLE HASTANEYE BAŞVURMADI

Operasyona ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Ümit Haluk İliklerden, hastanın karnındaki kitleyi daha önceden fark ettiğini ancak korkusu nedeniyle hastaneye başvurmadığını belirterek,&nbsp;"Hastamız karın ağrısı ve kansızlık şikayetleriyle merkezimize başvurdu. Yapılan tetkiklerde karın içerisinde dev kistik kitle tespitinin üzerine hastayı acil operasyona aldık. Operasyonda, karındaki 35x25 santimetrelik dev kistik kitle, diğer organlar korunarak başarılı bir şekilde çıkarıldı"&nbsp;dedi.




MULTİDİSİPLİNER TAKİP VE TEDAVİ PROGRAMI

Hastanenin Genel Cerrahi, Anesteziyoloji ve Kadın Doğum Anabilim Dalı ekiplerince multidisipliner bir takip ve tedavi programının uygulandığını ifade eden İliklerden,&nbsp;"Ameliyat sonrası hastanın genel durumu iyi ve serviste takipleri sürdürülmektedir. Hastamızı birkaç gün içerisinde taburcu etmeyi planlıyoruz"&nbsp;diye konuştu.



&nbsp;

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Van'da tıp dünyasını şaşırtan operasyon                            - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 14:56:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vanda-tip-dunyasini-sasirtan-operasyon-180017-20260306.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vanda-tip-dunyasini-sasirtan-operasyon-180017-20260306.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vanda-tip-dunyasini-sasirtan-operasyon-180017-20260306.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Boynundaki 2 kiloluk kütleyle yaşıyordu               ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-boynundaki-2-kiloluk-kutleyle-yasiyordu-57444.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-boynundaki-2-kiloluk-kutleyle-yasiyordu-57444.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de sağlığına kavuştu!                                                                                              ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Boynundaki 2 kilogramlık dev tümör nedeniyle yürüyemez hale gelen 37 yaşındaki Mirlan Abdrakhmanov, Medipol Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.

37 yaşındaki Kazakistanlı Mirlan Abdrakhmanov, boynunda bulunan ve yaklaşık 2 kilogram ağırlığında 26 santimetre çapında olan dev bir tümörle (fibrosarkom) yaşam mücadelesi veriyordu. Abdrakhmanov, gerçekleştirilen kritik operasyonla Türkiye'de sağlığına kavuştu.&nbsp;

Yürümeyi ve oturmayı dahi imkansız hale getiren dev kitle, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tolga Kandoğan ve ekibinin gerçekleştirdiği kritik operasyonla çıkarıldı.&nbsp;

“TÜMÖR OLDUKÇA İLERİ BOYUTTAYDI”

Hastanın kendilerine başvurduğunda durumun oldukça kritik olduğunu belirten Prof. Dr. Kandoğan, “Bu fibrosarkom vakasıydı ve daha önce ameliyat öyküsü vardı. Fibrosarkomlar nüks potansiyeli yüksek, kötü huylu tümörlerdir. Hastamız bize geldiğinde tümör yaklaşık 2 kilogram ağırlığında ve 26 santimetre çapındaydı. Tümörü çıkardıktan sonra oluşan defekti kas flepleri kullanarak kapattık. Cerrahi sınırlar negatife ulaştı. Boyun ameliyatından sonra hastamız çok iyi toparladı.” diye konuştu.

“UZAĞA YAYILMAMIŞ OLMASI BÜYÜK ŞANSTI”

Tümörün büyüklüğünün cerrahiyi zorlaştıran en önemli faktör olduğunu belirten Prof. Kandoğan, “Şanslıydı çünkü uzak metastazı yoktu. Tümör tamamen boyunla sınırlıydı. Bu da tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan biri oldu. Fibrosarkomlar kemoterapiden çok fayda gören tümörler değildir ancak hastamızın tümör dokusu kemoterapiye uygun. Bu nedenle onkoloji ile birlikte kemoterapi sürecini planladık. Bugün taburcu oluyor” dedi.

“YÜRÜMEK BİLE ZORLAŞMIŞTI”

Mirlan Abdrakhmanov, yaşadıklarını şöyle anlattı:&nbsp;



“Başta fibroma vardı. Kriyoablasyon yapıldı ama fayda etmedi. Biyopsi sonrası fibrosarkom tanısı konuldu. Kitle zamanla büyüdü, küçülmedi. Bebek başı kadar olmuştu, yürümek ve oturmak bile çok zordu. Kendi ülkemde ameliyat sırasının gelmesi aylar sürebilirdi. Tolga hoca ile görüştük, kısa sürede ameliyat olabileceğimi söyledi. Türkiye’ye geldikten sadece iki gün sonra ameliyata alındım. Şu an kendimi iyi hissediyorum. Büyük bir kitle çıkarıldığı için kaslarla ilgili biraz rahatsızlık var ama onun dışında iyiyim. Tolga Hoca’ya, ekibine, hemşirelere ve tüm Medipol çalışanlarına çok teşekkür ediyorum”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Boynundaki 2 kiloluk kütleyle yaşıyordu                - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 12:03:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/boynundaki-2-kiloluk-kutleyle-yasiyordu-151026-20260305.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/boynundaki-2-kiloluk-kutleyle-yasiyordu-151026-20260305.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/boynundaki-2-kiloluk-kutleyle-yasiyordu-151026-20260305.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman isim açıkladı: Yaşayan her hücrenin sonu kanser   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-acikladi-yasayan-her-hucrenin-sonu-kanser-57224.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-acikladi-yasayan-her-hucrenin-sonu-kanser-57224.html</link>
                    <description><![CDATA[ "Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz."     ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kanserin biyolojik olarak yaşlanma süreciyle ilişkili olduğunu belirterek,&nbsp;"Bugün şunu biliyoruz ki yaşayan her hücrenin sonu kanser. Sadece hangi organ ve ne zaman ortaya çıkacağını bilmiyoruz."&nbsp;dedi.

YAŞAYAN HER HÜCRE POTANSİYEL BİR RİSK

Prof. Dr. Şevket Özkaya, yaşayan her hücrenin potansiyel olarak kansere dönüşebileceğini vurgulayarak, kansere yakalanma yaşının genetik faktörler, sigara ve çevresel etkenlerle değiştiğini belirtti.&nbsp;



Prof. Dr. Özkaya, insan ömrünün 150-170 yaşına kadar uzaması halinde, başka bir hastalıktan hayatını kaybetmeyen bireylerde mutlaka kanser gelişeceğinin öngörüldüğünü ifade etti.

Bir kişinin kansere yakalanma yaşının genetik olarak kodlandığını dile getiren Özkaya, sigara ve kanserojen maddelere maruziyetin bu süreci erkene çektiğini söyledi.&nbsp;

Özkaya, "Örneğin 150 yaşında akciğer kanseri gelişecek bir kişi, sigara içiyorsa bu yaş 100’e düşebilir. Ailede kanser öyküsü varsa bu yaş daha da erkene çekilebilir ve 45 yaşından sonra her an kanser gelişme riski ile karşı karşıya kalınabilir."&nbsp;diye konuştu.



YENİ VAKALARIN YÜZDE 37’Sİ ÖNLENEBİLİR

Prof. Dr. Özkaya, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından küresel analize dikkat çekerek,&nbsp;"Bugün elimizde çok net veriler var. 2022 yılında dünyada görülen yeni kanser vakalarının yüzde 37’si, yani yaklaşık 7,1 milyon vaka aslında önlenebilir nedenlerle ortaya çıkmış.



Bu son derece çarpıcı bir oran. Demek ki her üç kanserden birinden fazlasını doğru politikalar ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla engellememiz mümkün. 185 ülkeden ve 36 kanser türünden elde edilen verilerin incelendi.



Çalışmada tütün, alkol, yüksek vücut kitle indeksi, fiziksel hareketsizlik, hava kirliliği, ultraviyole radyasyon ve enfeksiyonlar dahil 30 önlenebilir risk faktörü değerlendirildi. Tütün kullanımı tek başına tüm yeni kanser vakalarının yüzde 15’inden sorumlu. Enfeksiyonlar yüzde 10, alkol ise yüzde 3 oranında etkili. Yani sigara hâlâ açık ara birinci sırada."&nbsp;şeklinde konuştu

ERKEKLERDE ÖNLENEBİLİR RİSK DAHA YÜKSEK

Kanser türlerine de değinen Özkaya,&nbsp;"Akciğer kanseri büyük oranda sigara ve hava kirliliğiyle ilişkili. Mide kanseri çoğunlukla helicobacter pylori enfeksiyonuna bağlanabiliyor. Rahim ağzı yani serviks kanseri ise neredeyse tamamen insan papilloma virüsünden (HPV) kaynaklanıyor. Bu da bize aşılama ve enfeksiyon kontrolünün ne kadar hayati olduğunu gösteriyor.

Verilere baktığımızda erkeklerde yeni kanser vakalarının yüzde 45’i önlenebilir nedenlerle ilişkiliyken, kadınlarda bu oran yüzde 30. Erkeklerde sigara kullanımı tek başına yüzde 23’lük bir paya sahip. Enfeksiyonlar yüzde 9, alkol yüzde 4 oranında etkili. Kadınlarda ise enfeksiyonlar yüzde 11 ile ilk sırada, sigara yüzde 6 ve yüksek vücut kitle indeksi yüzde 3 oranında karşımıza çıkıyor.&nbsp;



Bu tablo, yaşam tarzı değişikliklerinin özellikle erkekler açısından çok daha kritik olduğunu gösteriyor. Küresel ölçekte akciğer, mide ve serviks kanserlerinin hem erkeklerde hem kadınlarda önlenebilir kanserlerin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bu üç kanser türüne odaklanmak bile milyonlarca insanın hayatını kurtarabilir."&nbsp;ifadelerini kullandı.

KANSERLE MÜCADELEDE ÜÇ AŞAMA VAR

Türkiye’de kanserle mücadelenin üç temel aşamada yürütüldüğünü ifade eden Özkaya, şöyle devam etti:

Birinci aşama korunma. Sigara ve alkolden uzak durmak, kanserojen maddelere maruziyeti azaltmak, sağlıklı beslenmek ve hareketli bir yaşam sürmekle kansere yakalanma riskimizi ciddi şekilde düşürebiliriz. Risk faktörlerini azalttıkça, kansere yakalanma yaşını ileriye öteleriz. İkinci aşama erken tanıdır. Tarama programları sayesinde kanseri erken evrede yakaladığımızda, çoğu zaman cerrahiyle tamamen tedavi edebiliyoruz. Toplumda kanser bıçak değerse yayılır gibi yanlış bir inanış var. Eğer kanser erken evrede yakalanmışsa, ameliyatla tamamen kurtulmak mümkündür. Bu nedenle korkmadan tedavi sürecine girmek gerekir. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri ile KETEM birimleri ücretsiz hizmet veriyor. Vatandaşları tarama programlarına katılmaya davet ediyorum.

İLERİ EVREDE HEDEFİMİZ YAŞAM SÜRESİNİ VE KALİTESİNİ ARTIRMAK

Kanserle mücadelenin üçüncü aşamasının ileri evre hastalar olduğunu belirten Dr. Özkaya, sözlerini şöyle tamamladı:



Maalesef ülkemizde birçok hastaya ileri evrede tanı koyuyoruz. İleri evre kanserlerde olağanüstü bir tedavi yok. Ancak artık genetik analizlerle hastayı kanserle buluşturan moleküler mekanizmaları tespit edebiliyoruz. Hedefe yönelik ve kişiye özel tedavilerle hastalarımızın yaşam süresini uzatabiliyor, yaşam kalitelerini artırabiliyoruz. İleri evrede amacımız hastalığı tamamen yok etmekten çok, onu kontrol altında tutarak hastamıza daha uzun ve konforlu bir yaşam sunmak.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzman isim açıkladı: Yaşayan her hücrenin sonu kanser    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 28 Feb 2026 09:53:12 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-acikladi-yasayan-her-hucrenin-sonu-kanser-130042-20260228.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-acikladi-yasayan-her-hucrenin-sonu-kanser-130042-20260228.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-acikladi-yasayan-her-hucrenin-sonu-kanser-130042-20260228.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[75 yaşındaki kadın 6 yıl sonra yeniden görmeye başladı    ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-75-yasindaki-kadin-6-yil-sonra-yeniden-gormeye-basladi-57146.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-75-yasindaki-kadin-6-yil-sonra-yeniden-gormeye-basladi-57146.html</link>
                    <description><![CDATA[ Medipol Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen kornea nakli ameliyatıyla yeniden görmeye başladı.                                   ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Altı yıl boyunca görme kaybı nedeniyle zor bir yaşam süreci geçiren 75 yaşındaki Huriye Sarıoğlu, Medipol Sağlık Grubu’nda gerçekleştirilen kornea nakli ameliyatıyla yeniden görmeye başladı.

Uzun yıllar görme kaybı nedeniyle günlük ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale gelen 75 yaşındaki&nbsp;Huriye Sarıoğlu,&nbsp;Medipol Sağlık Grubu’nda yapılan kornea nakli ameliyatı sayesinde yeniden görmeye başladı.

Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Yusuf Yıldırım, hastanın her iki gözünde ciddi görme kaybı bulunduğunu, uygulanan cerrahi müdahale ile yaşam kalitesinin büyük ölçüde yükseldiğini söyledi.

“KORNEANIN SADECE HASTALIKLI BÖLGESİNİ DEĞİŞTİRDİK”

Hastanın tıbbi sürecine ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Yıldırım,&nbsp;“Huriye hanım daha önce her iki gözünden katarakt ameliyatı geçirmişti. Ancak sonrasında korneanın endotel yetmezliği olarak adlandırdığımız hastalık nedeniyle ciddi bir görme kaybı yaşamaya başladı. Korneanın iç kısmında saydamlığı sağlayan hücreler işlevini yitirdiği için gözün saydam tabakası bulanıklaştı ve görme büyük ölçüde azaldı. Yakınları koluna girerek hastaneye getirmek zorunda kalıyordu. Günlük yaşam ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişti. Yaptığımız ameliyatla korneanın yalnızca hastalıklı iç tabakasını değiştirerek görmesini yeniden kazandırdık. Şu anda sağ gözüyle oldukça iyi görüyor, sol gözü için de ameliyat planlamasını sürdürüyoruz.”&nbsp;diye konuştu.



ORGAN BAĞIŞI HAYAT KURTARIYOR

Organ ve doku bağışının hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Yıldırım,&nbsp;“Korneaya bağlı görme kayıplarının tedavisinde kornea nakilleri çok etkin bir yöntemdir. Ülkemizde bu ameliyatları en modern tekniklerle başarıyla uygulayabiliyoruz. Cerrahi tecrübemiz oldukça yüksek. Korneanın tamamını değil, yalnızca bozulmuş tabakasını değiştirerek hastalarımızı kısa sürede sağlıklarına kavuşturabiliyoruz. Ancak bunun sürdürülebilmesi için organ ve doku bağışının yaygınlaşması büyük önem taşıyor.”&nbsp;ifadelerini kullandı.



“YENİDEN IŞIĞA KAVUŞTUM”

Başarılı operasyonun ardından yeniden görmeye başlayan Huriye Sarıoğlu ise yaşadığı mutluluğu şu sözlerle anlattı:

“Gözümdeki kornea tabakasının bozulması sonucu yaklaşık 6 yıldır görmüyordum. Bu süreçte çok zor günler geçirdim, ciddi psikolojik sıkıntılar yaşadım. Tavsiye üzerine Prof. Dr. Yusuf Yıldırım’a geldik. Yapılan ameliyatla yeniden ışığa kavuştum. Bugün çok mutluyum, adeta hayata yeniden geldim. Bir organ, bir hayat demek. Ben bugün görebiliyorsam bu bağışlar sayesinde. Herkesten organ ve kornea bağışına duyarlı olmasını istiyorum. Umarım sesimizi duyurabiliriz”
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[75 yaşındaki kadın 6 yıl sonra yeniden görmeye başladı     - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 08:26:19 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/75-yasindaki-kadin-6-yil-sonra-yeniden-gormeye-basladi-113133-20260227.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/75-yasindaki-kadin-6-yil-sonra-yeniden-gormeye-basladi-113133-20260227.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/75-yasindaki-kadin-6-yil-sonra-yeniden-gormeye-basladi-113133-20260227.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman isim anne babaları uyardı: Çocukların akciğerinde yanan görünmez ateşe dikkat]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-anne-babalari-uyardi-cocuklarin-akcigerinde-yanan-gorunmez-atese-dikkat-57062.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-uzman-isim-anne-babalari-uyardi-cocuklarin-akcigerinde-yanan-gorunmez-atese-dikkat-57062.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanı Doç. Dr. Serdar Al, astımda doğru ve uzun süreli tedavinin çocukların gelecekte sağlığını etkiyor dedi]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Koşarken durmak zorunda kalan, geceleri öksürükle uyanan çocuklar için astım çoğu zaman yalnızca atak anlarında hatırlanan bir hastalık gibi görülüyor.

Oysa belirtiler kaybolsa bile akciğerlerde sessizce ilerleyen kronik bir süreç devam ediyor.&nbsp;

Şikayetler azaldığında hastalık geçti sanılsa da solunum yollarındaki kronik enflamasyon sessizce devam ediyor.

Medipol Acıbadem Bölge Hastanesi’nden Doç. Dr. Serdar Al,&nbsp;bu gizli sürecin erken dönemde doğru tedaviyle kontrol altına alınması gerektiğine dikkat çekiyor.

“SOLUNUM YOLLARINDA SESSİZ BİR YANGIN VAR”

Astımın yalnızca ataklarla sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Al, tabloyu çarpıcı bir benzetmeyle anlatıyor:

“Astım; sadece öksürük, hırıltı ya da nefes darlığıyla seyreden bir hastalık değildir. Şikâyetler olmasa bile akciğerlerde kronik ve süreğen bir enflamasyon devam eder. Solunum yollarında sürekli varlığını sürdüren sessiz bir yangın gibidir. Bu yangın bazen alevlenir, bazen ise yalnızca dumanıyla kendini belli eder.”

UZUN SÜRELİ TEDAVİ AKCİĞERLERİ KORUYOR

Doç. Dr. Al, astım tedavisinde asıl hedefin bu yangını söndürmek olduğunu vurgulayarak,&nbsp;“Astım tedavisinde mutlaka o enflamasyonu baskılayacak ilaçlar yer almalı. Aksi halde soluk yollarında kalıcı daralmalar gelişebilir ve bu durum yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür. Astım tedavisindeki temel amacımız çocuklarımızın günlük yaşamdan kopmamasıdır. Çocukların spor&nbsp;yapabilmesi, beden eğitimi derslerine rahatça katılabilmesi ve uzun vadede akciğerlerinin korunması en büyük hedefimiz.”&nbsp;diye konuştu.

BU ÇOCUKLARDA TEDAVİ ŞART

Sık buhar tedavisi gerektiren, yılda üçten fazla atak yaşayan, ağızdan ya da damardan kortizon almak zorunda kalan veya hastaneye yatışı gereken çocuklarda uzun vadeli koruyucu tedavilerin şart olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Al,&nbsp;“Bu tedaviler normal bir yaşam sürdürmek için kritiktir. Çocukluk çağında genellikle alerjik astım görülür. Erken dönemde düzenli tedavi ve takip, ilerleyen yaşlarda KOAH gibi ciddi solunum hastalıklarının gelişmesini önlemede büyük avantaj sağlar.”&nbsp;uyarısında bulundu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Uzman isim anne babaları uyardı: Çocukların akciğerinde yanan görünmez ateşe dikkat - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:07:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-anne-babalari-uyardi-cocuklarin-akcigerinde-yanan-gorunmez-atese-dikkat-161215-20260225.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-anne-babalari-uyardi-cocuklarin-akcigerinde-yanan-gorunmez-atese-dikkat-161215-20260225.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/uzman-isim-anne-babalari-uyardi-cocuklarin-akcigerinde-yanan-gorunmez-atese-dikkat-161215-20260225.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Avrupa'nın ardından Türkiye'de: 'Üçlü salgın' uyarısı! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-avrupanin-ardindan-turkiyede-uclu-salgin-uyarisi-56449.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-avrupanin-ardindan-turkiyede-uclu-salgin-uyarisi-56449.html</link>
                    <description><![CDATA[Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özkaya, Ocak 2026 itibarıyla Avrupa ve Türkiye genelinde solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış yaşandığını belirterek, bu kışın "üçlü salgın" (tripledemic) ile geçtiğine dikkat çekti  ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avrupa'da hızla yayılan&nbsp;solunum yolu enfeksiyonları Türkiye'de de ciddi artış gösterdi.&nbsp; Uzmanların 'üçlü salgın' olarak değerlendirdiği&nbsp;H3N2, RSV ve COVID-19 virüslerinin aynı anda yayıldığı kaydediliyor.&nbsp;

AYNI ANDA YAYILIYOR

ECDC (Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi) verilerine göre bu kış; Influenza A (H3N2), RSV ve COVID-19’un aynı anda yayılım gösterdiğini ifade eden&nbsp;Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, özellikle yaygın kas ve eklem ağrılarının bu sezonun en belirgin özelliği olduğuna dikkat çekti.

Bu yıl baskın olan influenza A (H3N2) enfeksiyonunun ani başlayan yüksek ateş, şiddetli halsizlik ve&nbsp;"kemiklerim kırılıyor gibi"&nbsp;tarif edilen ağrılarla seyrettiğini belirten Özkaya, COVID-19’un Nimbus ve JN.1 varyantlarında ise boğaz ağrısı ve yaygın vücut sızılarının öne çıktığını söyledi.

RSV’nin ise özellikle 65 yaş üstü ve bağışıklığı zayıf bireylerde ağır kas ağrılarına ve solunum sıkıntısına yol açtığını vurguladı.



10 GÜN AŞMASI DURUMUNDA DOKTORA BAŞVURUN&nbsp;

Vatandaşların panik yapmaması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya,&nbsp;"Birçok enfeksiyon istirahat ve sıvı alımıyla geçebilir. Ancak ateşin üç günden uzun sürmesi, nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı ya da şikayetlerin 10 günü aşması durumunda mutlaka doktora başvurulmalıdır"&nbsp;diye konuştu.

Antibiyotiklerin virüs kaynaklı enfeksiyonlarda etkili olmadığını hatırlatan Özkaya, gereksiz antibiyotik kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek,&nbsp;"Grip aşısı yüzde 100 koruma sağlamasa da hastalığı ağır geçirme ve hastaneye yatış riskini önemli ölçüde azaltıyor"&nbsp;ifadelerini kullandı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Avrupa'nın ardından Türkiye'de: 'Üçlü salgın' uyarısı!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 10:38:17 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/avrupanin-ardindan-turkiyede-uclu-salgin-uyarisi-134528-20260116.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/avrupanin-ardindan-turkiyede-uclu-salgin-uyarisi-134528-20260116.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/avrupanin-ardindan-turkiyede-uclu-salgin-uyarisi-134528-20260116.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bocavirüs alarmı! Özellikle 2 yaş altı bebekler risk altında! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-bocavirus-alarmi-ozellikle-2-yas-alti-bebekler-risk-altinda-56401.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-bocavirus-alarmi-ozellikle-2-yas-alti-bebekler-risk-altinda-56401.html</link>
                    <description><![CDATA[Kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonlarında sinsi virüs geri döndü                                                     ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Son günlerde artış gösteren nezle, gribal enfeksiyon gibi rahatsızların yanında; kış aylarının gelmesiyle birlikte yeniden ortaya çıkan sinsi virüse karşı uzmanlar aileleri uyarıyor.&nbsp;

"AĞIR ZATÜRREYE KADAR GÖTÜREBİLİYOR"

Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan,&nbsp;"Bocavirüs aslında yeni bir virüs değil, daha önceden de bildiğimiz bir virüs. Bir solunum yolu patojenidir. Özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda, üst solunum yolu enfeksiyonundan başlamak üzere, ağır zatürreye kadar klinik bulgularla bize gelebiliyor. Diğer solunum yolu patojenlere benzer; ateş, öksürük, burun akıntısı, halsizlik. Onun dışında, zatürreye ilerlediyse, hızlı nefes alıp verme, nefes alıp vermekte zorlanma gibi bulgularla bize gelebiliyorlar"&nbsp;dedi.

"2 yaşın altındaki çocuklarda, ölümle sonuçlanabilir"

Bocavirüsü, direkt normal testlerle tanıyamadıklarını anlatan Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "PISA dediğimiz ayrıntılı moleküler testlerimizle tanıyabiliyoruz. Diğer solunum yolu virüsüne benzer şekilde, yine ortam havalandırması, öksürürken dikkat edilmesi, ellerin yıkanması gibi önlemlerin alınması gerekiyor. Spesifik tedavisi yok, yani özel bir tedavisi yok. Bir destek tedavisi vermemiz gerekiyor. Hasta kötüyse, yatırmamız gerekiyor ve yatırdıktan sonra da solunum desteğini sağlamamız gerekiyor. Sıvı alamıyorsa, beslenemiyorsa, bunların desteğini sağlamamız gerekiyor.&nbsp;2 yaşın altındaki çocuklarda, özellikle ağırsa solunum yolu enfeksiyonu, hatta ölümle sonuçlanabilen solunum yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor.&nbsp;Diğer virüsler de aslında benzer şekilde kliniklere sebep olabiliyor ama özellikle bu bocavirüs dedirtecek bir klinik tablomuz yok; dediğimiz gibi, biz bunları ayrıntılı solunum tetkikleri alıp öyle değerlendiriyoruz ve diğer hastalarda da benzer şekilde yaklaşıyoruz" ifadelerini kullandı.

"BULAŞICI BİR HASTALIK"

Doç. Dr. Özge Metin Akcan,&nbsp;"Kış aylarında, aslında pik yapıyor; diğer solunum yolu virüsleri gibi ama kış aylarında, artan bir yük söz konusu, diğer virüslerle beraber bu virüs dolaşımı söz konusu ve bu bulaşıcı bir rahatsızlık. Özellikle ne zaman bulaşıyor, öksürdüğümüz zaman, etrafa yayılan damlacık yoluyla, yine ellerimizle direkt bir yere dokunduğumuz zaman, oradan yine alabiliyorlar"&nbsp;diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bocavirüs alarmı! Özellikle 2 yaş altı bebekler risk altında!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 14 Jan 2026 11:10:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bocavirus-alarmi-ozellikle-2-yas-alti-bebekler-risk-altinda-141207-20260114.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bocavirus-alarmi-ozellikle-2-yas-alti-bebekler-risk-altinda-141207-20260114.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bocavirus-alarmi-ozellikle-2-yas-alti-bebekler-risk-altinda-141207-20260114.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kapalı alanda sigaraya düzenleme!           ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-kapali-alanda-sigaraya-duzenleme-56292.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-kapali-alanda-sigaraya-duzenleme-56292.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu duyurdu: Yeni dönem başlıyor                                                                             ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yeni bir döneme girileceğini belirterek, özellikle kapalı alanlarda sigara kullanımına yönelik yeni mevzuat düzenlemelerinin kısa sürede Meclis gündemine taşınacağını açıkladı.

Bakan Kemal Memişoğlu, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması için 2026'da her türlü bağımlılıkla daha etkin bir mücadelenin yürütüleceğini belirtti.

KISA SÜREDE MECLİS'E TAŞINACAK

Sigara bırakma poliklinikleri ve sahada görev yapan mobil ekiplerin daha aktif hale getirileceğini belirten Memişoğlu, özellikle kapalı alanlarda tütün ve sigara kullanımına yönelik mevzuat çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu ve düzenlemenin kısa sürede Meclis gündemine taşınacağını söyledi.

Bakan Memişoğlu, tütünle mücadelenin yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak,&nbsp;"Şu anda çalışıyoruz. Özellikle tütünle ilgili sigara bırakma polikliniklerimiz, sahaya çıkan mobil ekiplerimizin yanında mevzuatsal anlamda bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmayla esasında tütün bağımlılığı mücadelesini çok daha etkin hale getireceğiz. Kapalı alanlarda tütün ve sigara kullanımı konusunda mevzuatlarla ilgili iyi bir çalışma yapıyoruz. İnşallah kısa zamanda Meclisin gündemine bunu taşıyacağız. Cumhurbaşkanımızın onayı ile bu konuda mücadeleyi çok daha etkin hale getirmemiz lazım."&nbsp;diye konuştu.

'GIDA VE ŞEKERLE İLGİLİ DE ÇALIŞMA İÇERİSİNDEYİZ'

Dijital bağımlılık, tütün bağımlılığı ve yeme alışkanlıklarının bir alışkanlık türü olduğunu ifade eden Memişoğlu, "Bu alışkanlıklardan hep beraber vazgeçmemiz gerekiyor. Doğru ve düzgün, sağlıklı alışkanlıklar edinmemiz gerekiyor. Sağlığımıza zarar verecek alışkanlıklardan, bağımlılıktan uzak kalmamız için de özellikle bu konuda tütünle ilgili iyi bir mevzuat çalışması yapıyoruz. Bunu yaptıktan sonra kamuoyuna ilan edeceğiz." dedi.



'YAKINDA PAYLAŞACAĞIZ'

Bakan Memişoğlu, denetimlerin de içerisinde olduğu bir çalışmanın yapıldığını belirterek,&nbsp;"Hem tütünle hem de gıda ve şekerle ilgili Tarım Bakanlığımızın da dahil olduğu bir çalışma içerisindeyiz. Onu da yakında kamuoyu ile paylaşacağız." ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" politikasını oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Memişoğlu, "Bunun en önemli mottosu olarak da koruyan, geliştiren ve üreten sağlık diyoruz. Türkiye'de sağlıkta hizmet anlamında dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunuyoruz. Özellikle son 24 senede hem altyapıda hem sistematik olarak Cumhurbaşkanımızın liderliğinde çok büyük bir gelişim süreci yaşadık. Hem kovidde hem de depremde ispatlandı. Uluslararası anlamda da 160 ülkeden insan gelip Türkiye'den sağlık hizmeti alabiliyor." diye konuştu.

'HERKESİN SAHİP ÇIKMASINI İSTİYORUZ'

En büyük hedeflerinin sağlıklı toplumu oluşturmak olduğunun altını çizen Memişoğlu, "Bu kültürü ve bilinci toplumla beraber oluşturup insanların sağlıklı kalmasını hedeflediğimiz bir politikaya yönelmiş durumdayız. Herkesin sağlığına zarar verecek davranışlardan veya alışkanlıklardan vazgeçmesi için hep beraber bu politikaya sahip çıkmasını hedefliyoruz. Tütünü ve diğer alışkanlıkları bir tarafa bırakmamız lazım." dedi.

Bakan Memişoğlu, kilo ile mücadele konusunda ise doğru ve sağlıklı beslenme, hareket ve egzersizin mutlaka yapılması gerektiğini, bunun için aile hekimlikleri, sağlıklı hayat merkezleriyle bu hedefi gerçekleştirmek istediklerini kaydetti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Kapalı alanda sigaraya düzenleme!            - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 10:40:38 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kapali-alanda-sigaraya-duzenleme-134449-20260112.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kapali-alanda-sigaraya-duzenleme-134449-20260112.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/kapali-alanda-sigaraya-duzenleme-134449-20260112.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dinlenince geçmeyen, hareket edince azalan ağrıya dikkat ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-dinlenince-gecmeyen-hareket-edince-azalan-agriya-dikkat-55941.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-dinlenince-gecmeyen-hareket-edince-azalan-agriya-dikkat-55941.html</link>
                    <description><![CDATA[Medipol Sağlık Grubu’ndan Romatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Ertürk, özellikle 40 yaş altı erkekleri tehdit eden "Ankilozan Spondilit" hastalığa dikkat çekti ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bel ağrısı denince akla genelde ileri yaş hastalıkları veya bel fıtığı gelir. Ancak Ankilozan Spondilit, tam tersine gençlerin hastalığıdır.

Omurga ve büyük eklemleri tutabilen kronik iltihaplı bir hastalık olduğunu belirten&nbsp;Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi’nden Romatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Zeynep Ertürk,&nbsp;hastalığın sinsi ilerlediğini ve tedavi edilmezse omurgada kalıcı hareket kısıtlılığına (kamburluk vb.) yol açabileceğini vurguladı.

ERKEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Hastalığın omurga ve özellikle sakroiliak eklemi ile omuz, kalça gibi büyük eklemleri tuttuğunu belirten Dr. Ertürk,&nbsp;“Ülkemizde sıklığı binde 1-2 civarında değişiyor ve daha çok 20-40 yaş arası genç erişkinlerde görülüyor. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha fazla ortaya çıkıyor.”&nbsp;dedi.

Hastalığın genetik yatkınlığı olan kişilerde çevresel tetikleyicilerle birlikte bağışıklık sisteminin aşırı tepki vererek kendi dokularına saldırmaya başladığını ifade eden Dr. Ertürk, bu tetikleyiciler arasında enfeksiyonlar, mevsim geçişleri, sigara, stres, beslenme, obezite ve D vitamini eksikliğini saydı.

3 AYDAN UZUN SÜREN BEL AĞRILARI

Ankilozan Spondilit’in en önemli belirtisinin 3 aydan uzun süren bel ağrısı olduğunu dile getiren Dr. Ertürk,&nbsp;“Bel ağrısı 40 yaş öncesinde başlar, dinlenmekle ortaya çıkar, hareketle azalır ve ağrı kesici ilaçlara iyi yanıt verir. Sabahları 30 dakikayı geçen tutukluk da sık görülen bir bulgudur. Hastalarda gözde üveit atakları, ağızda aftlar, ciltte sedef bulguları, bağırsakta kronik ishal, eklem ağrısı, diz ve ayak bileğinde hassasiyet, topuk ağrısı, halsizlik ve gece terlemesi gibi belirtiler de görülebilir.”&nbsp;diye konuştu.

TEDAVİ VE YAŞAM KALİTESİ

Hastalığın ilerlemesini engellemek ve yaşam kalitesini artırmak için iltihabı önleyici ilaçlar ve biyolojik tedaviler kullanıldığını belirten Dr. Ertürk,&nbsp;“Düzenli egzersizler hareket kısıtlılığını yavaşlatır ve omurganın esnekliğini korumaya yardımcı olur. Sigara mutlaka bırakılmalı ve vitamin takviyeleri ihmal edilmemelidir. Düzenli doktor kontrolleri de tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ankilozan Spondilit erken tanı ve teşhis ile yönetilebilen bir hastalıktır. Bel ağrısı 40 yaş öncesi başlayan ve dinlenmekle artan kişiler mutlaka bir uzmana başvurmalıdır.”&nbsp;şeklinde konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Dinlenince geçmeyen, hareket edince azalan ağrıya dikkat  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 11:14:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/dinlenince-gecmeyen-hareket-edince-azalan-agriya-dikkat-141652-20251229.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/dinlenince-gecmeyen-hareket-edince-azalan-agriya-dikkat-141652-20251229.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/dinlenince-gecmeyen-hareket-edince-azalan-agriya-dikkat-141652-20251229.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yenidoğan tanı ve tedavisinde yapay zeka devreye girdi! ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-yenidogan-tani-ve-tedavisinde-yapay-zeka-devreye-girdi-55602.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-yenidogan-tani-ve-tedavisinde-yapay-zeka-devreye-girdi-55602.html</link>
                    <description><![CDATA[İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce hayata geçirilen projeyle, yenidoğan bebeklerin tanı ve tedavileri yapay zekayla belirlenecek ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünce yenidoğan bebeklerin tanı ve tedavilerinin yapay zekayla takip edilmesi için 1 yıl önce çalışma başlatıldı. Bu kapsamda, yenidoğan bebeklerin tanı ve tedavilerini belirleyen ve yönlendiren yapay zeka destekli yazılım geliştirildi.

İstanbul Kalkınma Ajansınca desteklenen proje, İstanbul genelindeki bütün hastanelerde uygulanmaya başlandı.

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, İstanbul'un dünyanın sağlık başkenti olduğunu, sağlık hizmetini sadece Türkiye'ye değil tüm dünyaya sunduğunu söyledi.

Sağlık sisteminin yalnızca fiziki yatırımlarla değil, dijital altyapı çalışmalarıyla da güçlendirildiğini belirten Güner, "Bizim dijital altyapımızı yenileyip sağlıkta dijital dönüşüm dediğimiz e-nabız projesinin başlangıcı ile beraber devam eden bir çalışma sistematiğimizle dünyanın sağlık başkenti olduğumuzu iddia ediyoruz." dedi.

'TEDAVİ SAĞLAMAKLA MÜKELLEFİZ'

Güner, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun çizdiği misyonla koruyan, üreten ve geliştiren sağlık modeliyle sağlık hizmetinin verildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Biz her doğan çocuğu doğumundan yaşam süresince ve ölümüne kadar sağlığını takip etmek, önce korumak, mevcut bir şey varsa da tedavisini sağlamakla mükellefiz. Birinci, ikinci ve üçüncü basamağın entegrasyonu bizim için çok önemli. Birinci basamakta taramalar yapıyoruz, topuk kanından başlayan, yenidoğanlara yaptığımız fenilketonüri olsun, biyotinidaz eksikliği olsun, gelişimsel kalça displazisi olsun, daha çok birçok tarama programımızla beraber biz hastalıkları ve risklileri tespit ediyoruz."

Bu kapsamda İstanbul'da yeni bir proje başlattıklarının altını çizen Güner, şöyle devam etti:

"İstanbul Kalkınma Ajansımız ve İstanbul Valiliğimiz uhdesinde yeni geliştirilen projeyle beraber birinci, ikinci, üçüncü basamaktaki sağlık hizmetinin tarama, teşhis ve tedavi süreçlerini biz artık bir yapay zekayla takip edeceğiz. Kişiyi taramakla bırakmıyoruz, onun sağlık hizmetini almasını, uzman doktora ulaşmasını ve onun takibini, tedavisi ve rehabilitasyonunu biz yapay zekayla takip eden bir program yazdık. Bu sadece İstanbul'a özel bir proje. Bunun önemi, bir çocuğun taraması yapıldığında, risk tespit edildiğinde gitmesi gereken hastaneyi, evine en yakın, en hızlı ulaşabileceği, tedavi en uygun olan ikinci ve üçüncü basamaktaki hizmetini biz otomatize bir şekilde, yapay zekayı kullanarak, sağlık koçlarımızın yardımıyla kişiyi tedavisine ulaştıracağız."

Doç. Dr. Güner, tarama, teşhis ve tedavi süreçlerinin bütüncül şekilde takip edilmesiyle Türkiye'nin artık kendi sağlık istatistiklerini kullandığını kaydetti.

'HER YIL 150 BİN TARAMA TAKİPLERİ YAPILIYOR'

İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü Strateji Başkan Yardımcısı ve Proje Koordinatörü Dr. Kemal Kural ise Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu'nun himayelerinde ve İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre Güner’in vizyonerliğiyle tarama sistematiğin hayata geçirildiğini söyledi.

Kural, 2024 yılında İstanbul Kalkınma Ajansının yapay zeka destekli proje çağrısına istinaden, halihazırda çalışılıp olgunlaştırılan tarama sonrası takip sistematiğine dair bir proje geliştirildiğini ifade etti.

Projenin ana temasının, vatandaşların tarama sonrası bütün süreçlerin, kendilerinin herhangi bir randevu alma, süreç takibine gerek kalmaksızın dijital altyapı kullanılarak ilk randevusundan nihai tedavisinin sonuçlandığı ana kadar tüm süreç ve safahatının tam otomatik ve entegre bir sistematikle yürütülmesi olduğunu vurgulayan Kural, sağlık hizmet sunumunda güçlü bir dijital sağlık altyapısının mevcut olduğunu belirtti.

Projede hedef grubun yenidoğanlar olarak belirlendiğini aktaran Kural, "İstanbul'da her yıl yaklaşık 150 bin yenidoğan topuk kanı tarama takipleri yapılıyor. Ayrıca konjenital ve metabolik hastalıklar takibinde erken teşhis ve tanı hayati bir fonksiyona sahip." dedi.

Dr. Kural, "Yapay zeka destekli geliştirilen programın esas maksadı, yenidoğanda tarama sonucu pozitif çıktığı andan itibaren ikametine en yakın ve ilgili branşın uzman hekiminin bulunduğu hastaneden randevusunun alınması, tüm tıbbi kayıt ve süreçlerinin bu sistematik üzerinden takip edilmesidir. Ortaya çıkacak veri tabanı dünyada eşsiz bir seri olacak." ifadelerini kullandı.

ÇALIŞMA YENİDOĞANLARLA SINIRLI KALMAYACAK

Her yıl doğan 150 bin çocuğun sisteme ekleneceği bir veri tabanı olacağını vurgulayan Kural, bu veri tabanı üzerinden yapay zeka sistemlerinin düzenleyeceği algoritmalarla, hem preanalitik hem postanalitik safhada önermeler sunulacağını, tedavi protokollerinde hem akademik olarak hem de tıbbi hizmet sunumunda kullanımının açılacağını kaydetti.

Kural, projenin tarama sonrası sistematiğe dünya genelinde yeni bir ivme kazandıracağını vurgulayarak, çalışmanın yalnızca yenidoğanlarla sınırlı kalmayacağını ifade etti.

Koruyan ve üreten sağlık modeli çerçevesinde koruyucu sağlık hizmetlerine odaklanıldığını belirten Kural, sağlık taramalarının halk sağlığının temel koruyucu sağlık stratejisinin bir çıktısı olduğunu, doğumdan ölüme kadar tüm yaş gruplarına sağlık tarama hizmeti sunulduğunu aktardı.

Dr. Kural, oluşturulacak yapay zeka destekli yazılım platformunun, mevcut tüm tarama programlarını ihtiva edeceğini, 18 ve 36 aylık çocuklarda otizm spektrum bozukluğu taramaları, kolorektal, servikal ve meme kanseri taramaları ile işitme, görme ve gelişimsel kalça displazisi tarama sonrası süreçlerin bu platform içinde yer alacağını sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Yenidoğan tanı ve tedavisinde yapay zeka devreye girdi!  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 18 Dec 2025 12:09:46 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-tani-ve-tedavisinde-yapay-zeka-devreye-girdi-151203-20251218.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-tani-ve-tedavisinde-yapay-zeka-devreye-girdi-151203-20251218.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yenidogan-tani-ve-tedavisinde-yapay-zeka-devreye-girdi-151203-20251218.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Vakalar iki kat arttı: Çocuklarda daha sık görülüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-vakalar-iki-kat-artti-cocuklarda-daha-sik-goruluyor-55355.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-vakalar-iki-kat-artti-cocuklarda-daha-sik-goruluyor-55355.html</link>
                    <description><![CDATA[Avrupa'dan hızla yayılan influenza vakaları, Türkiye'de de son dönemde epey arttı                                                     ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Avrupa'da influenza vakaları son bir haftada neredeyse iki katı arttı. Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde günlük yaşam, grip ve influenza vakaları nedeniyle olumsuz etkileniyor. Birçok bölgede, okullar da tatil edildi. Avrupa hastalığa karşı bazı tedbirleri de uygulamaya başlamıştı.&nbsp;

OKULLAR TATİL EDİLDİ

Letonya, influenza salgını ilan etti. Salgın nedeniyle Japonya, Avustralya ve İngiltere'de bazı bölgelerde okullar tatil edildi.

Vakalar, Türkiye'de de artışa geçmeye başladı. Bu artış, özellikle çocukları etkiliyor.

Kalabalık sınıflarda eğitim gören çocukların hastanelere başvurularında artış söz konusu. Yaşlılarda da vakalar, son dönemde artmış durumda. Soğuk havaların da vakaların artışında etkisinin olduğu düşünülüyor.

INFLUENZA BELİRTİLERİ NELER?&nbsp;

-Öksürük

-Ateş

-Boğaz ağrısı

-Yaygın vücut ağrısı

-Nefes darlığı

-Üşüme, titreme

-Nadir olarak ishal, mide bulantısı ve kusma

-Baş ağrısı

-Yorgunluk hissi

HEKİME BAŞVURU ŞART

Bu belirtilerin görülmesi halinde, bir hekim kontrolünde tedavi büyük önem taşıyor. Hızla bulaşan hastalık nedeniyle, çocuğun okula gönderilmemesi gerekiyor. Zira hastalık bulaşıcı olduğu için özellikle okullarda daha çok yayılıyor.&nbsp;

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Günay Cantürk, hastayı bir doktorun görüp, tanıyı kesinleştirmesinin önemine dikkat çekti.

TANI KONULMALI

Ağızdan ateş düşürücü vermenin çocuğu kusturabileceğini söyleyen Cantürk, "Mikrobun kendisine karşı kullandığımız ilacı var. O ilacı erken başlamak önemli." ifadesini kullandı.

Virüsün hızlı yayıldığını söyleyen Cantürk, hastalığın 65 yaş üstü ve çocuklarda daha ağır geçtiğini belirterek, "Yakınlarını korumak amacıyla kullandığımız ilaçtan korunma dozunda verip, korumamız lazım." diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Vakalar iki kat arttı: Çocuklarda daha sık görülüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 10 Dec 2025 07:53:33 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vakalar-iki-kat-artti-cocuklarda-daha-sik-goruluyor-105731-20251210.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vakalar-iki-kat-artti-cocuklarda-daha-sik-goruluyor-105731-20251210.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/vakalar-iki-kat-artti-cocuklarda-daha-sik-goruluyor-105731-20251210.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[KEMOTERAPİ HASTALARI MAĞDUR!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-kemoterapi-hastalari-magdur-55028.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-kemoterapi-hastalari-magdur-55028.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi ile ilgili olarak Onkoloji Servisi kemoterapi hastalarının mağdur edildikleri yönünde şikâyetler arttı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Servisi'nde tedavi gören kanser hastaları, kemoterapi ilaçlarını almak için saatlerce beklemek zorunda kaldıklarını belirterek yetkililere seslendi. Hastalar, bu mağduriyetin Sayıştay denetimi sonrasında başlayan yeni bir onay süreci nedeniyle yaşandığını iddia ediyor.

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Servisi'nde tedavi gören bir hasta, haber merkezimize ulaşarak yaşadıkları dramı gözler önüne serdi. Kanser hastası, kemoterapi ilacını almak için en az 3 ila 4 saat beklemek zorunda kaldıklarını, bu durumun tedavi süreçlerini zorlaştırdığını dile getirdi.

​"SAYIŞTAY'DAN SONRA İŞLEMLER DEĞİŞTİ"

​Şikayetçi olan Onkoloji Servisi hastası, daha önceki uygulamada doktorun yazdığı ilacın doğrudan Üniversite Eczanesi'nden gelerek tedaviye başlandığını belirtti. Ancak son dönemde yaşanan köklü bir değişiklik, hastaları mağdur etti.

Hasta, "Ne olduysa Mersin Üniversitesi'ndeki usulsüzlükler ile ilgili Sayıştay Raporu ve Sayıştay denetimi sonrası oldu. Sayıştay Denetiminden sonra işlemler birden değişti ve mağduriyet başladı" diyerek süreci anlattı.

İKİLİ ONAY ZORUNLULUĞU TEDAVİYİ GECİKTİRİYOR

Yeni uygulamaya göre, doktorun ilacı yazmasının ardından tedavinin başlaması için "üst kurul onayı" gerekiyor. ​Mağdur hasta, "İlacımızı önce doktor yazıyor. Daha sonra üst kurul ilacı onaylıyor. Üst kurul onayından sonra tedaviye başlanıyor. Bu uzun işlem tedaviye başlama süresini uzatıyor" ifadeleriyle tepki gösterdi. Bu gecikme, hayati önem taşıyan kemoterapi tedavisinin başlama süresini uzatarak hastaları yoruyor ve psikolojik olarak yıpratıyor.

HASTA HAKLARI VE İNSAN HAKLARI İHLALİ İDDİASI

​Kanser gibi zaman hassasiyeti gerektiren bir hastalıkta tedaviye başlama süresinin uzaması, ciddi endişeleri beraberinde getiriyor.

Hasta yakınları ve mağdurlar, hastanenin mali ve idari sorunlarını çözme yolunun, en savunmasız kesim olan kanser hastalarını mağdur etmek olmaması gerektiğini vurguluyor.

"Mersin Üniversitesi kendi yönetiminin usulsüzlüklerini niçin hastaları mağdur ederek çözme yoluna gidiyor? Onkoloji hastasının tedavisinin geç başlatılması hasta haklarını ihlal değil midir?" soruları yetkililere yöneltilirken, durumun temel bir insan hakkı sorunu olduğu da belirtiliyor.

Mersin Üniversitesi yönetiminin, Sayıştay denetimi sonrasında getirdiği mali disiplin tedbirlerini, hızlandırılmış ve insan odaklı bir onay sistemiyle yeniden düzenlemesi ve Onkoloji hastalarının mağduriyetini bir an önce gidermesi bekleniyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[KEMOTERAPİ HASTALARI MAĞDUR! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 22 Nov 2025 09:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yine-mersin-universitesi-yine-tip-fakultesi-125227-20251122.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yine-mersin-universitesi-yine-tip-fakultesi-125227-20251122.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/yine-mersin-universitesi-yine-tip-fakultesi-125227-20251122.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye’de 3 milyon kişi gizli tehlikeyle yaşıyor: Uzmanlar uyardı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-turkiyede-3-milyon-kisi-gizli-tehlikeyle-yasiyor-uzmanlar-uyardi-54959.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-turkiyede-3-milyon-kisi-gizli-tehlikeyle-yasiyor-uzmanlar-uyardi-54959.html</link>
                    <description><![CDATA["Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişi KOAH hastası                                                                                    ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’de 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde görülmesine rağmen, hastaların büyük bir bölümünün tanı almamış durumda olduğuna dikkat çeken uzman isim, "Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişi KOAH hastası, fakat çoğu hastalığının farkında değil" dedi.

Medical Park Bahçelievler Hastanesinden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatime Yavuz, dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığının (KOAH), Türkiye’de 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde görülmesine rağmen, hastaların büyük bir bölümünün tanı almamış durumda olduğuna dikkat çekti. KOAH’ın, kelime anlamıyla Kronik (Müzmin) Obstrüktif (Tıkayıcı) Akciğer Hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Fatime Yavuz, hastalığı&nbsp;"nefes yollarında mikroplarla oluşmayan, bir iltihaplanmaya bağlı oluşan ilerleyici bir akciğer hastalığı"&nbsp;olarak tanımladı.

KOAH'ın belirtileri

Uzm. Dr. Yavuz, KOAH'ın amfizem ve müzmin bronşitin ortak adı olduğunu belirterek bu iki durumu şöyle açıkladı:&nbsp;"Bu iltihap, akciğerdeki küçük hava odacıklarının harabiyeti (amfizem) sonucu hava yollarının daralmasıyla genelde 40 yaş ve üzerinde ortaya çıkar. Hava odacıklarındaki bu değişiklikler kalıcı olur. Ayrıca KOAH’ta küçük havayolları mikrobik olmayan iltihap nedeniyle şişer, balgam üreten bezlerin aşırı çalışması sonucu balgam miktarında artış olur. Bu bulgular ise ‘Kronik bronşit’ olarak tanımlanmıştır."






Dünyada yılda 2.9 milyon ölüme neden oluyor

Hastalığın görülme sıklığının 40 yaş üstü yetişkinlerde yüzde 15-20 olduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz, istatistiklerin ciddiyetini vurguladı:&nbsp;"Bir diğer deyişle toplumumuzda 40 yaş üstü her 5 kişiden birinde KOAH vardır. Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişi KOAH hastası, fakat çoğu hastalığının farkında değildir. KOAH dünyada yılda 2.9 milyon ölüme neden olmaktadır. Günümüzde dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de yüzde 5.5’inden sorumludur. Türkiye’de de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. ölüm nedenidir ve bu ölümlerin de yüzde 61.5’i KOAH nedeniyledir."

Solunum sağlığını tehdit eden başlıca etkenler

KOAH’ın en önemli nedeninin sigara kullanımı olduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz,&nbsp;"Aktif sigara içenlerin yaklaşık yarısında yaşam boyu KOAH gelişme riski bulunur"&nbsp;dedi.

Uzm. Dr. Yavuz, sigara dışında kalan diğer risk faktörlerini ise şöyle sıraladı:

“Hava kirliliği, mesleki toz ve kimyasal madde maruziyeti

“Ev içi duman (özellikle kömür veya odun sobası kullanımı)

“Pasif içicilik (Uzun süre sigara dumanına maruz kalma)

“Genetik yatkınlık (‘Alfa-1 antitiripsin eksikliği’ denilen genetik bir bozukluk, sigara içilmese bile kişiyi savunmasız hale getirebilir)”




"Erken tanı hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir"

Uzm. Dr. Yavuz, hastalığın başlangıçta sinsi olduğunu belirterek,&nbsp;"Hastalar genellikle öksürük, balgam ve merdiven çıkarken nefes nefese kalma gibi belirtileri önemsemez. Bunları sigaraya bağlar, ancak zamanla bu şikâyetler artar, günlük aktiviteler bile zorlaşır. Erken tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir"&nbsp;dedi.

KOAH tanısında en temel yöntemin Solunum Fonksiyon Testi (SFT) olduğunu belirten Uzm. Dr. Yavuz, bu testle hastanın nefes alma ve verme kapasitesinin ölçüldüğünü ifade etti.

"Hastalığın ilerlemesi durudulabilir"

Hastalığın tamamen tedavi edilemez olduğunu ancak ilerlemesinin durdurulabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Yavuz, tedavi adımlarını şöyle özetledi:


"En etkili adım sigaranın bırakılmasıdır. İnhaler (nefes yoluyla alınan) ilaçlar, akciğerdeki daralmayı azaltır. İleri evre hastalarda oksijen tedavisi ve pulmoner rehabilitasyon programları (nefes egzersizleri, kas güçlendirme çalışmaları) ile yaşam kalitesi artırılır."

Uzmanından yaşam kalitesini artıran öneriler


Uzm. Dr. Fatime Yavuz, KOAH hastalarının yaşam kalitesini artırmak için yapması gerekenleri şu şekilde sıraladı:&nbsp;"Sigara ve dumanlı ortamlardan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde dışarı çıkmamak, grip ve zatürre aşılarını yaptırmak ve doktor kontrolünü aksatmamak çok önemlidir."

Beslenmenin de tedavide kritik rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Yavuz,&nbsp;"Aşırı kilo nefes darlığını arttırırken, zayıflık da kas gücünü azaltır. Protein açısından zengin, taze meyve ve sebze içeren bir diyet önerilir. Ayrıca, bol sıvı tüketimi, balgamın daha kolay atılmasına yardımcı olur"&nbsp;diye konuştu.

&nbsp;

&nbsp;


&nbsp;


&nbsp;


&nbsp;



 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye’de 3 milyon kişi gizli tehlikeyle yaşıyor: Uzmanlar uyardı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 08:46:09 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiyede-3-milyon-kisi-gizli-tehlikeyle-yasiyor-uzmanlar-uyardi-115111-20251118.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiyede-3-milyon-kisi-gizli-tehlikeyle-yasiyor-uzmanlar-uyardi-115111-20251118.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiyede-3-milyon-kisi-gizli-tehlikeyle-yasiyor-uzmanlar-uyardi-115111-20251118.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Doktorlar artık bunları yapamayacak!      ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-doktorlar-artik-bunlari-yapamayacak-54810.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-doktorlar-artik-bunlari-yapamayacak-54810.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayınlandı                                             ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yönetmelikte, “Sağlık hizmet sunumunda örtülü veya açık reklam yapılması ve yaptırılması yasaktır.” denilirken, hangi koşullarda tanıtım yapılacağı ayrıntılı belirlendi.

Yönetmeliğe göre sosyal medya tanıtımlarında şu hususlara dikkat edilecek:

Sağlık tesislerinin hasta tedavi ettiği uzmanlık dallarından başka hastaları kabul ve tedavi ettiği izlenimi yaratılmayacak.

TANITIM VE BİLGİLENDİRME YAPAMAYACAK

Halkı yanıltan, yanlış yönlendiren ve diğer kuruluşlar aleyhine kendi hizmetlerini ön plana çıkaran tanıtım ve bilgilendirme yapılamayacak.

Tıbben kabul edilmemiş tedavi yöntemlerinin tanıtımı yapılamayacak, bu yöntemlerle hastalıkların tedavi edildiği veya tedaviye yardımcı olunduğuna dair ifadeler kullanılamayacak.

ÜNVAN DÜZENLEMESİ

Ana dal ve yan dal uzmanlıkları dışında, herhangi bir ad altında sertifika ve benzeri eğitim belgelerine dayalı uzmanlık ünvanı yazılamayacak ve kullanılamayacak.

Yazılı, görsel, işitsel basın ve yayın organları, sosyal medya platformları, internet siteleri gibi mecralarda hasta veya yakınlarının sağlık hizmetine yönelik teşekkür veya memnuniyet ifadeleri üzerinden reklam mahiyetinde paylaşım yapılamayacak.

Tanıtım ve bilgilendirmeler, hastayı sağlık meslek mensubuna veya sağlık kuruluşuna doğrudan veya dolaylı biçimde yönlendirecek içerikte olamayacak.

YÖNLENDİRME YAPAMAYACAK

Tıbbi yardım hizmetleri, genel sağlık kontrolü (check-up), sağlık taraması, danışmanlık, bilgilendirme gibi sebeplerle yayın ve iletişim kanalları vasıtasıyla belirli bir sağlık meslek mensubuna ve sağlık tesisine yönlendirme yapılamayacak.

Sağlık meslek mensubu veya sağlık tesisi tarafından, sağlık hizmetine konu olan cihaz, ürün veya hizmetin diğerlerinden farklı ya da daha üstün olduğu algısı oluşturacak biçimde insanların güvenini kötüye kullanan ya da bilgi eksikliğini istismar eden tanıtım ve bilgilendirme yapılamaz, örtülü veya açık olarak firma, ürün veya marka tanıtımı yapılamaz, internet bağlantısı verilemez.

Yönetmeliğe göre, sosyal medya paylaşımlarında hasta kimlikleri ve bilgileri açıkça yer almayacak, hastadan izin almadan görüntüsüne yer verilmeyecek, hastaların gerçek kişi olduklarına dair bilgiler açıkça belirtilecek.

TEDAVİ SONUÇLARI TANITIMLARDA YER ALAMAYACAK

Hastaların memnuniyet, tedavi sonuçlarına ilişkin görüşlerine tanıtımlarda yer verilemeyecek.&nbsp;&nbsp;

Doktorlar, sponsorluk gibi anlaşmalarla tanıtımlarını yapamayacak.&nbsp;&nbsp;

Yönetmelikte, aykırı davrananlar için Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulacağı da belirtildi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Doktorlar artık bunları yapamayacak!       - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 12 Nov 2025 08:52:39 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/doktorlar-artik-bunlari-yapamayacak-115632-20251112.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/doktorlar-artik-bunlari-yapamayacak-115632-20251112.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/doktorlar-artik-bunlari-yapamayacak-115632-20251112.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem! Resmi Gazete yayımlandı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-saglikta-yeni-donem-resmi-gazete-yayimlandi-54777.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-saglikta-yeni-donem-resmi-gazete-yayimlandi-54777.html</link>
                    <description><![CDATA[Yeni düzenleme ile özel sağlık tesisi açılmasına yönelik lisans süreçleri; bölgesel ihtiyaçlar ve şehrin mevcut alt yapısı analiz edilerek belirlenecek ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı tarafından özel sağlık sektöründeki yatırımları stratejik bir planlama ile yönlendirmek amacıyla ‘Sağlık Hizmetleri Lisans Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, özel sağlık tesisi açılmasına yönelik lisans süreçleri; bölgesel ihtiyaçlar ve şehrin mevcut alt yapısı analiz edilerek belirlenecek.

Bu sayede özellikle Anadolu’da ihtiyaç duyulan illerde yatırım teşvik edilerek, sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması sağlanacak.

Düzenleme ile özel sağlık tesislerinin yatırımlarında bölge bazlı atıl kapasitenin de önüne geçilecek.



KAYNAK İSRAFININ ÖNÜNE GEÇİLECEK

Yeni düzenleme ile özel sağlık tesislerine kadro standardı oluşturulacak. Bu sayede sağlık tesisi ve sağlık personeli gibi kıymetli kaynakların ülke genelinde dengeli bir şekilde dağılımı sağlanırken, kaynak israfının da önüne geçilecek.Özellikle Anadolu’da, ihtiyaç duyulan illerdeki yatırımların teşvik edileceği yeni yönetmelik ile herkesin eşit kalite standartlarında sağlık hizmetine erişebilmesi hedefleniyor.Yeni sistemde, yatırım yapılacak tıbbi branşlar, özellikli hizmetler, sağlık tesisinin büyüklüğü ve kullanılacak tıbbi cihazlar birbiriyle uyumlu hâle getirilecek. Lisans alacak sağlık tesisinin fiziki kapasitesi, insan gücü ve teknolojik altyapısı bütüncül bir şekilde planlanacak.

TÜM LİSANS SÜREÇLERİ DENETLENEBİLİR OLACAK

Yasal düzenleme ile tüm özel sağlık tesisi lisans süreçleri, Sağlık Bakanlığı’nın kontrolünde, merkezi planlamayla yürütülecek. Lisans süreçlerin her aşaması şeffaf ve denetlenebilir olacak.


Düzenleme ile özel sektörün dinamizminin ulusal sağlık politikalarıyla uyumlu hale getirilmesi, özel sağlık tesislerinde vatandaşlar için ‘daha erişilebilir, kaliteli ve sürdürülebilir’ bir sağlık ekosistemi inşa edilmesi amaçlanıyor.

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıkta yeni dönem! Resmi Gazete yayımlandı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 07:17:26 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglikta-yeni-donem-resmi-gazete-yayimlandi-102422-20251111.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglikta-yeni-donem-resmi-gazete-yayimlandi-102422-20251111.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/saglikta-yeni-donem-resmi-gazete-yayimlandi-102422-20251111.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Organ bağışında yeni dönem!                  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-organ-bagisinda-yeni-donem-54473.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-organ-bagisinda-yeni-donem-54473.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, e-Nabız ve e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyeti hazırlanabildiğini belirterek, vatandaşlara organ bağışı çağrısında bulundu ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Organ bağışı sürecinde yeni dönem başladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada vatandaşların artık e-Nabız ve e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabileceklerini belirtti. Yeni sistemle birlikte, bağış süreci daha hızlı, kolay ve erişilebilir hale getirildi.

"ORGAN BAĞIŞI SÜRECİNİ ÇOK DAHA KOLAY HALE GETİRDİK"

Bakan Memişoğlu, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:

"'Her Bağış Yeni Bir Hayattır' diyerek organ bağışı sürecini çok daha kolay hale getirdik. Vatandaşlarımız artık hem e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabiliyor. Sizleri, başka hayatlara dokunmak için organ bağışı yapmaya davet ediyorum. Bugün bir adım atalım. Yarın hiç tanımadığınız insanlara umut olalım. Yaşamak güzel, yaşatmak daha güzel"
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Organ bağışında yeni dönem!                   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 22 Oct 2025 06:32:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/organ-bagisinda-yeni-donem-093541-20251022.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/organ-bagisinda-yeni-donem-093541-20251022.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/organ-bagisinda-yeni-donem-093541-20251022.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Acil servislerde 'Covid' yoğunluğu                  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-acil-servislerde-covid-yogunlugu-54448.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-acil-servislerde-covid-yogunlugu-54448.html</link>
                    <description><![CDATA[Son dönemde acil servislere başvurularda yeniden covid varyantı görülmeye başladı                                               ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yaklaşık 5 yıl önce başlayan ve tüm dünyaya yayılan Covid hastalığında varyantlar ülkemizde de görülmeye devam ediyor.&nbsp;

Son dönemde hastanelerin acil servislerine ateş, halsizlik, yutma zorluğu, kemik-eklem ağrıları ve kas ağrısı şikayetiyle başvuran hasta sayısında artış olmaya başladı.

KAPALI ORTAM RİSKİ ARTIRIYOR

Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Şenol Atakan da havaların soğumasıyla birlikte kapalı alanlarda yaşam artmaya başlayınca hastalıklarda da artış başladığını kaydetti. Yine covid varyantları gördüklerini belirten Dr. Atakan,&nbsp;"Yine Covid varyantlarını görüyoruz. Çok yoğun bir şekilde hastalarımız geliyor. Ateş, halsizlik, yutma zorluğu, kemik-eklem ağrıları, kas ağrılarıyla bu yıl covid'e bulantı ile ishal de katıldı. Bunlarla ciddi şekilde hastalar, enfekte olup geliyorlar. Bunun yanında influenza (grip) 4 mevsimde var; ama sonbahar ayında artmaya başladı. Yüzde 90 oranında, araştırma yapılan kuruluşlarda Covid'in pozitif olduğu ve varyantları tespit edilmiş durumda. Bulaşma oranı çok fazla. Yeni covid varyantları, eskisine göre şiddetli sırt ağrılarına neden olabiliyor. Boğaz ağrısıyla gelen ve bağışıklığı kuvvetli olanlar daha hafif atlatıyor. Tabii doktor kontrolünde olunmasında fayda var. Eskisi gibi bağışıklığı kuvvetli olanlarda nefes darlığı yapmıyor. Okullarda çocuklar gribi daha fazla yayabiliyor. Hatta kasım ile aralık aylarında biz pik yapmasını bekliyoruz. Mart ve nisandan sonra ise tekrar azalma trendine girecektir. Artık 3 valanlı aşı yapılıyor. Grip aşısı çok önemli. Özellikle risk gruplarında herkesin olması lazım. Gebelerin, gençlerin, bebeklerin olması lazım"&nbsp;dedi.



'BİZ YAŞAM BOYUNCA AŞILAMADAN YANAYIZ'

Aksaray Aile Hekimleri Derneği Başkanı Dr. Atakan,&nbsp;"Grip aşısı yüzde 50 ile 70 oranında koruyor. Yanlış bilinen ise 'Grip aşısı oldum, niye grip oldum' düşüncesi. Aşı, hastalığa bağlı olarak komplikasyonlardan kaynaklı hastaneye yatış, zatürre geçirme, yoğun bakım ve ölüm riskini çok ciddi şekilde azaltıyor. Zararlarını ciddi şekilde engelliyor. Hatta biz, hocalarımızla birlikte, çok riskli kişilerde senede 2 kez bile aşı öneriyoruz. Vatandaşlarımızın maalesef sosyal medyada yayılan aşı karşıtlığı nedeniyle bebek ve çocuklarda aşılanmanın önemi göz ardı ediliyor. Biz yaşam boyunca aşılamadan yanayız. Fakat bu aşı karşıtları ve tereddüt yaratan insanların yüzünden biz kızamığı, tetanozu yok etmemize rağmen yine bu hastalıklar çıkmaya başladı. Bundan ciddi şekilde endişeliyiz. Bu konularla ilgili çok ciddi mücadele gerekiyor. Devletimizin bu tür tedbirleri alması gerekiyor. Yalan, yanlış bilgi yayan ve bilgi kirliliği oluşturan kişiler hakkında ciddi yaptırımların gelmesini bekliyoruz artık"&nbsp;diye konuştu.

'ARTIK AĞRI KESİCİ GİBİ ANTİBİYOTİK KULLANILMAYA BAŞLANDI'

Viral hastalıklar ve salgınlarda özellikle acil servis yükünün çok arttığını belirten Dr. Atakan,&nbsp;"Aciller bu durumda hastalık yayılma merkezi gibi çalışıyor. Mümkün olduğunca hastaların kalabalık ortamlardan uzak durması lazım. Bu tür durumlarda acil servise değil, normal şekilde doktorlara gitmeleri önemli. Viral hastalıklarda antibiyotiğin etkisi olmaz. Tam tersi normal florayı bozup, daha başka sıkıntılara yol açabilir. Tuzlu su ile gargara bile virüsün yayılmasını engelleyebiliyor. Tedavi etmese de hastalığı kısalttığı ciddi çalışmalarla ispatlanmış. Gereksiz antibiyotik isteğinden ve doktoru zorlamaktan vazgeçmemiz lazım. Artık ağrı kesici gibi antibiyotik kullanılmaya başlandı. Bunlar maalesef yaygın ve zararlı alışkanlıklarımız. Bunları da sağlık okuryazarlığı ile zamanla çözeceğiz. Zaten Sağlık Bakanlığımız da bu yönde tedbirler alıyor. Vatandaşın akıldan ve bilimden yana olması hepimizin kazancına olacak. Bunun için sağlık profesyonellerinden, aşı konusunda bilgi alacakları kişilere çok dikkat etsinler. Herhangi bir sıkıntıyı bizlerle paylaşsınlar. Biz, bilimsel çalışmaların sonunda bazı şeyleri söyleyebiliyoruz. Aşı karşıtlarının gereksiz konuşmalarına lütfen prim vermeyelim"&nbsp;dedi.&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Acil servislerde 'Covid' yoğunluğu                   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 17 Oct 2025 07:56:41 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/acil-servislerde-covid-yogunlugu-105933-20251017.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/acil-servislerde-covid-yogunlugu-105933-20251017.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/acil-servislerde-covid-yogunlugu-105933-20251017.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tıkalı burunları açmanın doğal yöntemi açıklandı  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-tikali-burunlari-acmanin-dogal-yontemi-aciklandi-53700.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-tikali-burunlari-acmanin-dogal-yontemi-aciklandi-53700.html</link>
                    <description><![CDATA[Mevsim değişimlerinde havaların dengesizleşmesi ile birlikte bazı etkiler ortaya çıkabiliyor                                   ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Burun tıkanıklığı hastalıkların yan ektisi olarak görülen bir problemdir. Üst solunum yolu hastalıklarının yan etkisi olarak görülen burun tıkanıklığını gidermek için kullanılan ilaçlar ise çoğu zaman kalıcı bir etki sunmuyor. Bu gibi durumlarda doğal yöntemlerden yardım alarak burun tıkanıklığını giderebilirsiniz. Sağlık önerileri içerisinde karşımıza çıkan doğal yöntemlerden yardım aldığınızda kolaylıkla burun tıkanıklığı sorunundan kurtulabilirsiniz.

İşte sağlık önerileri içerisinde burun tıkanıklığından kurtulmanın püf noktası sayılan doğal yöntemler:



Buhar soluma: 

Kaynar suyun buharını solumak, burun içindeki mukusu yumuşatarak daha rahat nefes almayı sağlar. Bunun için bir kaba kaynar su koyup başınızı havlu ile örterek 5–10 dakika buharı soluyabilirsiniz. Buharın etkisiyle burun yolları açılır ve şişlik azalır. Etkinin artması için suya birkaç damla okaliptüs yağı veya nane yağı damlatabilirsiniz. Bu yöntem özellikle soğuk algınlığı dönemlerinde oldukça etkilidi.



Bitki çayları: 

Nane, adaçayı ve papatya çayları burun tıkanıklığını hafifletmede doğal destek sağlar. Sıcak içecekler mukusu incelterek nefes yollarının açılmasına yardımcı olur. Ayrıca boğazın nemlenmesini sağlar ve tahrişi azaltır. Çaylara bal ve limon eklemek hem bağışıklığı güçlendirir hem de rahatlatıcı bir etki sunar. Bu yöntem özellikle kış aylarında çok faydalıdır.



Tuzlu su ile burun temizliği: 

Tuzlu su burundaki mukusu temizleyerek tıkanıklığı azaltır. Evde hazırlamak için yarım bardak ılık suya yarım çay kaşığı tuz ve isteğe bağlı olarak bir tutam karbonat eklenebilir. Bu karışımı damlalık veya burun yıkama aparatı ile uyguladığınızda burun kanalları ferahlar. Düzenli kullanıldığında hem nefes açar hem de sinüslerin temizlenmesine yardımcı olur. Özellikle alerjik tıkanıklıklarda da faydalıdır.



Zencefil ve bal: 

Zencefil iltihap giderici ve mukus söktürücü özelliklere sahiptir. Rendelenmiş taze zencefili sıcak suya ekleyip bal ile tatlandırarak içebilirsiniz. Bu karışım burun tıkanıklığını azaltırken boğazı da rahatlatır. Düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini güçlendirerek tekrar tıkanıklık yaşanmasını önler. Aynı zamanda öksürüğü hafifletmeye de yardımcı olur.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tıkalı burunları açmanın doğal yöntemi açıklandı   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 10:50:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tikali-burunlari-acmanin-dogal-yontemi-aciklandi-135613-20250922.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tikali-burunlari-acmanin-dogal-yontemi-aciklandi-135613-20250922.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tikali-burunlari-acmanin-dogal-yontemi-aciklandi-135613-20250922.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[''Cinsiyet değiştirme ilacı'' iddialarına yalanlama ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-cinsiyet-degistirme-ilaci-iddialarina-yalanlama-53269.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-cinsiyet-degistirme-ilaci-iddialarina-yalanlama-53269.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, sağlık kurulu raporlarına yönelik standart oluşturmak ve uygulamada birlik sağlamak amacıyla yapılan düzenlemenin, cinsiyet değişikliğine dair yeni bir hak tanımadığını ya da kolaylık getirmediğini duyurdu ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakanlığın 'Sağlıklı Çözüm' adlı sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bazı basın yayın organları ve sosyal medya mecralarında 'Sağlık kurulu raporu veriliş nedenleri arasına cinsiyet değişimi seçeneği eklendi' şeklinde yapılan haber ve paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 40'ıncı maddesi uyarınca, cinsiyet değişikliği ancak mahkeme kararıyla mümkün olup mahkeme tarafından izin verilebilmesi için başvuran kişinin 18 yaşını doldurmuş olması ve evli olmaması, ayrıca cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunlu olduğunun, bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi gerekmektedir.



Bakanlığımızca mahkemeler tarafından talep edilen sağlık kurulu raporlarının standardize edilmesi ve uygulamada birlik sağlanması amacıyla yapılan yeni düzenlemeyle; mahkeme tarafından istenen Cinsiyet Değişikliği Tıbbi Endikasyon Raporu, yalnızca ilgili branş (Endokrinoloji Ve Metabolizma Hastalıkları, Üroloji, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi, Psikiyatri ve Tıbbi Genetik) uzmanlarının yer aldığı tam teşekküllü bir kurul tarafından düzenlenecek, kurul öncesinde başvuran kişinin bu branş hekimlerince ayrı ayrı muayenesi zorunlu kılınarak ilgili dal uzmanları dışında rapor düzenlenmesinin önüne geçilecektir" ifadelerine yer verildi.



Söz konusu düzenleme ile kontrol ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve uygulamada karşılaşılan hataların giderilmesinin amaçlandığı belirtilerek, "Yapılan düzenleme cinsiyet değişikliğine ilişkin yeni bir hak tanımamakta veya kolaylık sağlamamaktadır" denildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[''Cinsiyet değiştirme ilacı'' iddialarına yalanlama  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 02 Sep 2025 09:30:23 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/cinsiyet-degistirme-ilaci-iddialarina-yalanlama-123505-20250902.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/cinsiyet-degistirme-ilaci-iddialarina-yalanlama-123505-20250902.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/cinsiyet-degistirme-ilaci-iddialarina-yalanlama-123505-20250902.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Soğuk suyla duş almanın faydaları!        ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-soguk-suyla-dus-almanin-faydalari-53180.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-soguk-suyla-dus-almanin-faydalari-53180.html</link>
                    <description><![CDATA[Temiz ve dinlenmiş bir vücudun sırrı olan duş alma rutininizde ufak bir farklılığa yer vererek sağlığınıza büyük katkı sağlayabilirsiniz  ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yalnızca 5 dakika sürecek soğuk duş rutini, hem zihni hem de bedeni dinlendirerek olumlu etkileri beraberinde getiriyor.

SOĞUK SU İLE DUŞ ALMANIN FAYDALARI NELERDİR? 

Güne başlarken soğuk su ile birkaç dakika sürecek duş rutini, doğal bir zihin açıcı etki sunarak dinamik hissetmenize yardımcı olabilir. Soğuk su, ruh halinize iyi gelebileceği gibi stres seviyenizin de düşmesini sağlayabilir.

Öte yandan cilt için de faydalı etkiler sunan soğuk su, tam bir yenilenme kaynağı. Ilık ya da sıcak suyun aksine soğuk su, vücudun doğal nem dengesini korumaktadır. Cilt kuruluğunun önüne geçen soğuk su ile duş almak cilt eslastikiyetini artırabilme özelliğine sahiptir.Ayrıca yüzyıllardır Hint, Çin ve Mısır gibi eski medeniyetlerde de soğuk su tedavisi alternatif tıbbın önemli bir parçası olarak görülmektedir.Soğuk suyun damarların genişlemesini sağlayarak vücuttaki atıkları temizlemede etkili olabileceği bilinmektedir. Bunun yanı sıra soğuk su, metabolizmayı hızlandırarak vücudun ısı üretme mekanizmalarını aktif hale getirmeye yardımcı olabilir.



Soğuk suyun bir diğer faydası ise bağışıklık ve sindirim sistemi üzerindeki etkisiyle bağlantılı. Bağışıklık sistemini güçlendirebilen soğuk su, sindirim sisteminin daha rahat çalışmasına olanak tanımaktadır.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Soğuk suyla duş almanın faydaları!         - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 30 Aug 2025 06:25:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/soguk-suyla-dus-almanin-faydalari-092817-20250830.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/soguk-suyla-dus-almanin-faydalari-092817-20250830.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/soguk-suyla-dus-almanin-faydalari-092817-20250830.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[39 yaşındaki bir hastanın midesinden pil çıktı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-39-yasindaki-bir-hastanin-midesinden-pil-cikti-53000.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-39-yasindaki-bir-hastanin-midesinden-pil-cikti-53000.html</link>
                    <description><![CDATA[Denizli’de hastaneye başvuran bir hasta, nadir bir vaka olarak gündem oldu                                                       ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Acil servise başvuran 39 yaşındaki hasta, pil yutma şikâyeti üzerine yapılan acil görüntülemelerde yabancı cismin mide içerisinde olduğunun tespit edilmesiyle hızla endoskopi ünitesine yönlendirildi.

PİL YUTTU

Gastroenteroloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Çelik ve ekibi tarafından gerçekleştirilen acil endoskopi işleminde, midenin içerisinde bulunan pil başarıyla çıkarıldı. Kesici ve delici özelliğe sahip yabancı cisimlerin ve pil gibi ağır metal içeren maddelerin gastrointestinal sistemde uzun süre kalması ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Çelik; "Bu tür yabancı cisimlerin mutlaka endoskopik ya da cerrahi yöntemlerle çıkarılması gerekir. Günümüzde uygulanan ileri endoskopik yöntemler sayesinde pek çok yabancı cisim açık ameliyata gerek kalmadan çıkarılabilmektedir. Bu da hem hastalar için daha hızlı bir iyileşme süreci sağlamakta hem de komplikasyon riskini azaltmaktadır"&nbsp;diye konuştu.



"CİDDİ RİSK TAŞIYOR"

Yabancı cisim yutma vakalarının özellikle çocuklar ve ileri yaş grubunda daha sık görüldüğüne değinen Prof. Dr. Çelik, bu durumun acil değerlendirilmesi gereken bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti.

Vatandaşlara uyarıda bulunan Prof. Dr. Çelik;&nbsp;"Pil gibi yabancı cisimlerin yutulması halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini, aksi halde sindirim sisteminde delinme, kanama ve zehirlenme gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Endoskopi Ünitemiz sahip olduğu donanım ve uzman ekiple yabancı cisim çıkarma işlemlerinde başarılı sonuçlara imza atmaya devam ediyor. Acil müdahale gerektiren bu tür vakalarda hızlı tanı ve doğru tedavi ile hastalarımızın sağlığına kavuşmasına katkı sağlıyoruz"&nbsp;dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[39 yaşındaki bir hastanın midesinden pil çıktı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 21 Aug 2025 09:18:24 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/39-yasindaki-bir-hastanin-midesinden-pil-cikti-122050-20250821.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/39-yasindaki-bir-hastanin-midesinden-pil-cikti-122050-20250821.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/39-yasindaki-bir-hastanin-midesinden-pil-cikti-122050-20250821.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastanelerde yeni dönem!                 ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-hastanelerde-yeni-donem-52922.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-hastanelerde-yeni-donem-52922.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan "QR Kod Temizlik Uygulaması" yurt genelinde yaygınlaşmaya başladı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, dijitalleşme adımlarına bir yenisini ekleyerek farklı illerde pilot olarak uygulanan "QR Kod Temizlik Uygulaması"nı hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde hayata geçiriyor.

Uygulama kapsamında sağlık tesislerindeki tuvalet ve asansörlere QR kodlar yerleştirildi.

CEP TELEFONUYLA OKUTULACAK

Vatandaşlar, hastalar, hasta yakınları ve personel, bu kodu cep telefonlarıyla okutarak karşılarına çıkan ekrandan ortamın temizlik durumunu; "Temiz", "Kısmen temiz" veya "Kirli" seçenekleriyle değerlendirebiliyor.



SMS İLE BİLDİRİM GİDİYOR

Seçim yapılmasının ardından ilgili personel ve yöneticilere anında SMS ile bildirim gidiyor

Sistemle birlikte hastanelerde hijyen standartlarının daha etkin korunması, çalışan, hasta ve ziyaretçi memnuniyetinin ise artırılması hedefleniyor.

"TEMİZLİĞİ ÜST SEVİYEYE ÇEKMEYE ÇALIŞIYORUZ"

Uygulama ile ilgili açıklamada bulunan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta,&nbsp;"Temizlik koşullarını daha üst seviyelere taşıyabilmek amacındayız. Tuvaletler olsun, asansörler olsun düzenli olarak temizleniyor ama her bir saatte bir temizleme rutinde yapılabiliyor. Bunu biraz daha yaygınlaştırabilmek, daha temiz koşullar oluşturabilme adına halkımızla birlikte ve diğer temizlik personeli haricindeki personellerimizle birlikte temizlik koşullarını daha üst seviyeye çekmeye çalışıyoruz." dedi.



"YÜZDE 30 ORANINDA HASTA MEMNUNİYETİ GÖRDÜK"

Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü döneminde uygulamayı hayata geçirdiklerini aktaran Usta, şunları söyledi:

"Biz bunu özellikle İl Müdürü olduğum dönemde Trabzon'da uyguladık. Trabzon'da yüzde 30 oranında hasta memnuniyetine yansımalarını gördük.

Hijyen koşulu için söylüyorum. Çalışan açısından da aynı şey geçerliydi ama daha da önemlisi saatli bir temizlik periyodu yapıyorsun, her tuvalete sürekli bir personel koyamayacağından yola çıkarak saatte bir yaptığım temizliği, kirli ise hemen temizleme durumunu oluşturarak, daha hızlı ve güvenilir şekilde hem tuvaletlerin hem de asansörlerin kullanılmasını sağlamış oluyoruz.

Hizmet alan vatandaşlarımız ve personelimiz açısından da daha güvenle, daha hijyenik anlamda güvenle baktıkları tesisler ortaya çıkarmış oluyoruz.

İnşallah kullanıldıkça da vatandaşımızın katılımı oldukça da bundaki memnuniyet oranı daha da yukarılara çıkacak."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hastanelerde yeni dönem!                  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 19 Aug 2025 09:39:50 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastanelerde-yeni-donem-124737-20250819.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastanelerde-yeni-donem-124737-20250819.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastanelerde-yeni-donem-124737-20250819.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Göğsünüzdeki bu ağrıyı kesinlikle ihmal etmeyin  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-gogsunuzdeki-bu-agriyi-kesinlikle-ihmal-etmeyin-52668.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-gogsunuzdeki-bu-agriyi-kesinlikle-ihmal-etmeyin-52668.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar, göğüs ve sırt ağrısı gibi sinyallerin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor                              ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kalpten çıkan en büyük damar olan aortta meydana gelen anevrizmalar, damarın normalden iki katına kadar genişlemesiyle oluşuyor.

Erken teşhis hayati önem taşıyor

Özel Adatıp Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, aort anevrizmasının tanı ve tedavi süreçleri hakkında açıklamalarda bulundu. Aort anevrizmasının, kalpten çıkan ana atardamar olan aortun çapının 2 katına çıkarak normalden fazla genişlemesi durumu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Teskin, "Bu genişleme, zamanla damar duvarında zayıflama ve yırtılma riskini artırabilir. Erken teşhis ve takip, hayati öneme sahiptir" dedi.



Tedavi hastanın durumuna göre şekilleniyor

Anevrizmanın erken dönemlerde genellikle belirti vermediğine dikkat çeken ve tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Önder Teskin, "Hastalarda şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, nefes darlığı, yutma güçlüğü gibi şikayetler görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında acil müdahale gerekebilir. Cerrahi onarım ve endovasküler yöntemler günümüzde en çok tercih edilen seçeneklerdir. Hastanın durumuna göre hangi yöntemin uygun olduğuna karar verilir. Düzenli takip ve risk faktörlerinin kontrolü, tedavi başarısını artırır" diye konuştu.

Öte yandan Prof. Dr. Teskin, aort anevrizmasından korunmak için; sigara kullanımının bırakılması, hipertansiyonun kontrol altına alınması ve düzenli sağlık kontrollerinin önemine vurgu yaptı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Göğsünüzdeki bu ağrıyı kesinlikle ihmal etmeyin   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 11 Aug 2025 11:00:25 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gogsunuzdeki-bu-agriyi-kesinlikle-ihmal-etmeyin-140734-20250811.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gogsunuzdeki-bu-agriyi-kesinlikle-ihmal-etmeyin-140734-20250811.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/gogsunuzdeki-bu-agriyi-kesinlikle-ihmal-etmeyin-140734-20250811.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye SMA aşısını yerli üretecek           ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-turkiye-sma-asisini-yerli-uretecek-52630.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-turkiye-sma-asisini-yerli-uretecek-52630.html</link>
                    <description><![CDATA[Yüksek maliyetli tedaviye yeni umut                                                                                                            ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin SMA ilacını yerli olarak üreteceğini açıkladı. Yüz binlerce dolara mal olan ve sadece yabancı firmaların sağladığı tedavi, yerli üretimle hem daha erişilebilir hem de uygun maliyetli olacak. Bu adım, hasta çocuklar ve aileleri için büyük bir umut olacak.

Türkiye, ölüm oranı yüksek genetik bir hastalık olan SMA’ya karşı kritik bir adım atıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti MKYK toplantısında SMA ilacının yerli olarak üretileceğini açıkladı. Yurt dışından temin edilen ve yüksek fiyatlarıyla aileleri zorlayan ilaçlar, yerli üretimle hem daha ucuz hem de daha ulaşılabilir hale gelecek.

SMA ilacını biz üreteceğiz

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, AK Parti MKYK toplantısında yaptığı sunumda, Spinal Musküler Atrofi (SMA) hastalığı için yerli ilaç üretim çalışmalarına başladıklarını açıkladı.

“SMA ilacını biz üreteceğiz” diyen Memişoğlu, müjdeyi böylece verdi.SMA, çocuklarda omurilikteki motor sinir hücrelerinin ilerleyici kaybına neden olan, ölüm oranı yüksek genetik bir hastalık olarak biliniyor.&nbsp;Şu anda sadece yabancı firmalar tarafından üretilen ilaçların fiyatı yüz binlerce dolara ulaşıyor. Yerli üretim sayesinde hem tedaviye erişim kolaylaşacak hem de maliyetler önemli ölçüde düşecek.Toplantıda ayrıca Memişoğlu’nun “Üniversite hastaneleri, şehir hastanelerine göre eskidi; malzemeler artık yenilenmeli” ifadelerini kullanarak sağlık altyapısında yenileme ihtiyacına dikkat çektiği bildirildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye SMA aşısını yerli üretecek            - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 10:45:03 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiye-sma-asisini-yerli-uretecek-134949-20250808.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiye-sma-asisini-yerli-uretecek-134949-20250808.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turkiye-sma-asisini-yerli-uretecek-134949-20250808.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Hastane randevu sisteminde yeni dönem başladı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-hastane-randevu-sisteminde-yeni-donem-basladi-52337.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-hastane-randevu-sisteminde-yeni-donem-basladi-52337.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) başlattığı "Aile Hekimine Yönlendirme Uygulaması" ile sağlık sisteminde yeni bir süreci devreye aldı]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 25 Temmuz'da başlayan uygulamayla vatandaşlar, MHRS üzerinden randevu talebi bırakma işlemi öncesinde "Aile Hekimine Yönlendirme" ekranıyla karşılaşacak. Tercihleri doğrultusunda aile hekimine yönlendirilen kişiler, önce aile hekimlerince muayene edilecek ve değerlendirmeleri yapılacak. Aile hekimi yönlendirmesi uygulamasının başlamasıyla yanlış anlaşılmalar da ortaya çıktı. Uygulamayı, uzman bir hekimden randevu almadan önce aile hekimine görünme zorunluluğu olarak değerlendirenler oldu.

İstanbul Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Sercan Ahmet Uluç uygulamanın 'zorunlu bir sevk zinciri' olmadığına dikkat çekti: Ancak sürece ilişkin sosyal medyada çıkan bazı haberler uygulamanın yanlış anlaşılmasına yol açtı: "Uygulamanın bazı haberlerde ve sosyal medyada yer aldığı şekilde ‘zorunlu sevk zinciri’ şeklinde algılanması yanlıştır. Bu, gerçeği yansıtmamaktadır. Bu uygulama, hastaneye ulaşım önünde bir engel değil, yönlendirici bir destek sistemidir. Aile hekimi sizi değerlendirir ve gerek görürse doğrudan hastaneye yönlendirebilir. Ancak bu, her hastanın mutlaka aile hekimine görünmesi gerektiği anlamına gelmez. Sistem, randevu bulamayanlar için devreye girmektedir.""Vatandaş açısından baktığımızda bu sistem, aslında bizim de önerdiğimiz, dünyada birçok ülkede uygulanan bir yöntem. Amaç; gereksiz ikinci basamak başvurularını azaltmak. Türkiye’de sağlık kurumlarına başvuru oranı oldukça yüksek. 85 milyon nüfusa sahip bir ülkede, yıllık hekim başvurusu yaklaşık 1 milyara ulaşıyor. Bunun 400 milyonunu ise aile hekimleri yapıyor. Türkiye genelinde 30 bine yakın aile hekimi var. Ortalama olarak örneği İstanbul’da bir aile hekimi, olması gerekenin iki katı nüfusa hizmet veriyor. Bir süre öncesinde uzman hekimler için yüzde 5-10 oranında ek kontenjan açıldı. Aile hekimleri, uygun gördükleri hastaları doğrudan bu kontenjanlar üzerinden ilgili uzmana yönlendirebiliyor. Bu da süreci hızlandırıyor ve verimliliği artırıyordu. Açıkçası hasta açısından da olayın bu yönüyle biz de memnunuz. Ancak bu yeni uygulama bu durumu da sekteye uğratacak gibi görünüyor. Sağlık okuryazarlığı maalesef ülkemizde düşük. Vatandaşın sağlık yönünden bilinç düzeyi düşük olduğu için çok fazla hekim başvurusu oluyor, bunun önüne geçmek için genel olarak sağlık okuryazarlığını arttırmamız gerekiyor."Aile hekimlerinin hali hazırda ellerinde belli miktarda kontenjan olduğunu vurgulayan Uluç, yeni uygulamanın bu düzeni baltalayabileceğini ifade etti: "Aile hekiminin doğrudan randevu alma yükümlülüğü yoktur. Aile hekimi sizi değerlendirip gerçekten bir üst basamağa sevk gerekip gerekmediğine karar verir. Aile hekimlerinin zaten ciddi bir iş yükü bulunuyor. Aile hekimlerinin temel görevi birinci basamak sağlık hizmetlerini sunmaktır. Vatandaş adına hastane randevusu almak, sistemdeki aksaklıkları gidermek aile hekiminin sorumluluğu değildir. Bizler hastayı muayene eder, gerekiyorsa ilgili branşa yönlendiririz. Bu uygulamanın asıl amacı sevk zincirini işletmek değil, randevu sistemindeki yetersizlikleri aile hekimlerine yüklemektir. Sağlık okuryazarlığının artırıldığı, angaryalardan arındırılmış bir aile hekimliği sistemi ile planlı sevk zincirine geçilmesi kalıcı çözümdür. Yanlış bilgilendirmelerle hastane başvuruları azaltılamaz. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan yeni uygulamada, hastanelerden randevu alamayan vatandaşlara MHRS üzerinden “Aile hekiminize başvurun, sizin adınıza hastaneden randevu oluşturabilir” mesajı gönderiliyor. Ancak bu sistem bir sevk zinciri değildir ve vatandaşlarımızın hastaneye doğrudan randevu alma hakkı devam etmektedir."



Peki aile hekimliğinde yapılan işlemler neler? Aile hekimine dair en çok sorulan soruları da yanıtlayan İstanbul Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Sercan Ahmet Uluç şunları söyledi: Aile hekiminde yaptırılabilecek genel işlemler Muayene ve tanı hizmetleri - Hipertansiyon, diyabet gibi kronik hastalıkların takibi, Ruh sağlığına yönelik ilk değerlendirme, Gebelik takibi, Yaşlı ve çocuk izlem hizmetleri vb. Aşı ve koruyucu hizmetler Bebek, çocuk ve yetişkin aşıları (Tetanoz, Hepatit B, zatürre, grip vb.) Laboratuvar testleri: Kan ve idrar tahlilleri.

Yapılabilen testler bulunduğunuz şehrin laboratuvar hizmetleri altyapısına ve aile sağlığı merkezinin bağlı olduğu laboratuvar sistemine göre farklılık gösterebilir. "Demir, B12 gibi testler “isteğe bağlı” değil, hekimin onayı ile yapılır. Aile hekiminiz, şikayet ve belirtilerinize göre hangi testlerin gerekli olduğuna karar verir." Aile sağlığı merkezlerinin laboratuvar hizmetleri haftanın belirli günlerinde verilebilir. Genelde sabah erken saatlerde kan alınır, çünkü bazı testler açlık gerektirmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Hastane randevu sisteminde yeni dönem başladı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Jul 2025 12:24:14 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastane-randevu-sisteminde-yeni-donem-basladi-152732-20250729.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastane-randevu-sisteminde-yeni-donem-basladi-152732-20250729.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/hastane-randevu-sisteminde-yeni-donem-basladi-152732-20250729.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Burun akıntısı deyip geçmeyin            ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-burun-akintisi-deyip-gecmeyin-52299.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-burun-akintisi-deyip-gecmeyin-52299.html</link>
                    <description><![CDATA[Burnundan sürekli sıvı gelmesi sebebiyle alerji tedavisi gören 50 yaşındaki Özlem Akçay'ın, aslında beyin omurilik sıvısı kaçağı yaşadığı ortaya çıktı ]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir'in Menderes ilçesinde yaşayan 50 yaşındaki Özlem Akçay, yıllarca burun akıntısını doğayla iç içe yaşadığı için alerjiye bağladı. Ancak bu sıradan görünen şikayet, diş tedavisi sırasında yapılan tetkiklerle bambaşka bir boyut kazandı.

Menderes, Özdere bölgesinde yaşayan 50 yaşındaki Özlem Akçay, uzun süredir burun akıntısı şikayeti yaşıyordu. Doğayla iç içe bir bölgede yaşadığı için şikayetlerini alerjiye bağlayan Akçay, zaman içinde bu durumun sıradan bir alerjik rahatsızlıktan çok daha ciddi bir tabloya işaret ettiğini fark etti. Akçay, başka bir merkezde çekilen beyin tomografisi sonrası izmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesine başvurdu. yapılan incelemelerde, burun içinde en arkada bulunan (sfenoid) sinüs içine beyin dokusunun sarktığı ve buradan beyin omurilik sıvısının sızdığı izlendi. Tıbbi adıyla 'spontan beyin omurilik sıvısı kaçağı' olarak bilinen ve ihmal edildiğinde ciddi enfeksiyonlara neden olabilen bir hastalığı işaret ediyordu. Prof. Dr. Eren ve ekibi tarafından endoskopik yöntemle kapalı olarak gerçekleştirilen ameliyat sonrası, hastanın burun akıntısı tamamen kesildi ve kısa sürede sağlığına kavuştu.



Beyin dokusunun sarktığı tespit edildi

Hastanın tedavisini gerçekleştiren İEÜ Medical Point Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdem Eren, süreci şu sözlerle değerlendirdi: "Özlem Hanım bize uzun süreli burun akıntısı şikayetiyle başvurdu. Yapılan incelemelerde, burun içinde en arkada bulunan (Sfenoid) sinüs içine beyin dokusunun sarktığı ve buradan beyin omurilik sıvısının sızdığı izlendi. Bu durum menenjit gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceği için acil müdahale edilmesi gereken bir tablodur."

Yıllarca alerji sandı

Ameliyat sonrası duygularını paylaşan Özlem Akçay, "Başta alerji sandım, çünkü çevremdeki pek çok kişinin burnu akıyordu. Alerji ilaçlarıyla geçeceğini düşündüm. Ancak uzun süre geçmeyince doktora başvurdum. Meğer burnumdan akan sıvı beyin sıvısıymış. Medical Point Hastanesi’nde çok başarılı bir operasyon geçirdim. Şimdi kendimi çok iyi hissediyorum" dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Burun akıntısı deyip geçmeyin             - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 11:23:42 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/burun-akintisi-deyip-gecmeyin-143133-20250728.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/burun-akintisi-deyip-gecmeyin-143133-20250728.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/burun-akintisi-deyip-gecmeyin-143133-20250728.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Erken kanser teşhisi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-erken-kanser-teshisi-51982.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-erken-kanser-teshisi-51982.html</link>
                    <description><![CDATA[Yapay zeka teknolojilerinde yeni dönem başladı! Meme ve akciğer kanserinde erken teşhis ve tedavi süreçlerini hızlandırıyor. Uzmanlara göre erken kanser teşhis imkanı var!

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Yapay zeka teknolojileri, meme ve akciğer kanserinde erken teşhis ve tedavi süreçlerini hızlandırıyor.Sağlık sektöründe önemli gelişmelere imza atan yapay zeka teknolojileri, özellikle meme ve akciğer kanserinde küçük nodüllerin tespit edilmesini sağlayarak erken tanı ve tedavi sürecinde etkili oluyor.Erken teşhis edildiğinde ölümcül sonuçları azalan bir hastalık olan kanserin tanı ve tedavi sürecinde yapay zeka destekli teknolojiler önemli rol oynuyor.Son yıllarda kullanılmaya başlanan yapay zeka, doktorların karar süreçlerini hızlandırıyor, hata payını azaltıyor ve erken teşhis imkanlarını artırıyor. Özellikle meme ve akciğer kanseri gibi türlerde, yapay zeka destekli taramalar teşhis süreçlerinde hız kazandırıyor.Birçok sağlık biriminde etkin bir şekilde kullanılan yapay zeka, görüntüleme tekniklerinde ve büyük veri analizlerinde öne çıkıyor.

AA muhabirine konuşan Memorial Bahçelievler Hastanesi Onkoloji Bölümü Tıbbi Onkoloji Uzmanı ?Prof. Dr. Hakan Harputluoğlu, gelişen tanı ve tedavi yöntemleriyle kanserdeki ölüm oranlarında azalma başladığını söyledi.ABD'de yapılan bir araştırmaya göre, 1991'den 2022'ye kadar bütün kanser türlerindeki ölüm oranlarında yüzde 34 azalma belirlendiğini bunun da yaklaşık olarak 4,5 milyon kişinin hayatının kurtarılması anlamına geldiğini vurgulayan Harputluoğlu, özellikle meme kanseri gibi bazı türlerde tedavi şekillerinde gelişmeler yaşandığı için ölüm oranlarının düştüğünü dile getirdi.

Harputluoğlu, bunda iyi ilaçların yanı sıra erken teşhisin de etkili olduğunu belirterek, erken teşhis, tarama yöntemleri, önleyici sağlık hizmetleri ve sağlıklı yaşama geçilmesinin de kanserin düşmesinde önemli rol oynadığını kaydetti.Yapay zeka kullanımının sağlık alanında adeta devrim yarattığını vurgulayan Harputluoğlu, şöyle devam etti:"Kanserin erken tanı ve tedavisinde yapay zekanın kullanımı yaygınlaştı. Yapay zeka, sağlık alanında devrim yaratmaya devam edecek gibi duruyor. Özellikle onkoloji gibi branşlar karmaşık bir tıp alanı. Tanıdan tedaviye kadar birçok yerde yapay zekayı kullanmaya başladık ve giderek de kullanmamız artıyor. Özellikle teşhiste, erken taramada mamografideki küçük lezyonları daha erken tespit edebiliyoruz. Bunu yapay zekayla yapıyoruz. Akciğerdeki küçük nodülleri daha erken tespit edebiliyoruz. Bunlar bizim için teşhisin daha erken dönemde olduğunu belirtiyor."Hasta takiplerinde de yapay zeka devredeHarputluoğlu, yine yapay zekayla dünyada yürüyen bir klinik çalışmayı sorgulatıp hastayı yönlendirebildiklerini aktararak, sözlerine şöyle sürdürdü:"Tedaviler bitti, hasta revizyona girdikten sonra bundan sonraki takiplerinde 'Kaç ayda verelim, risklerini görmüş olalım. Bu risk oranına göre hangi tetkikleri isteyelim?' Bunların hepsini yapay zekanın yardımlarını kullanarak yapabiliyoruz. Ama unutmamamız gereken bir şey var.

Yapay zeka sonuç olarak yönlendirmiyor. Hangisini doğru olarak vermemiz gerektiği, hangisini doğru olarak yapmamız gerektiği konusunda mutlaka bir doktor, sorumluluğu almak zorunda."Acıbadem Mehmet Aydınlar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ata Akın ise fakültenin Nanobiyoteknoloji Merkezi'nde yapay zeka destekli pek çok bilimsel çalışma yapıldığını söyledi.Yapay zekanın her hastalıkta kullanılamadığını belirten Akın, "Radyoloji bölümlerinde meme kanseri için hızlı tanı sistemleri geliştirilmiş. Bunlar çok değerli. Öyle bir sistem düşünün ki hemen size memenin neresinde kanser var, hatta ne seviyede söyleyebiliyor. Yine yapay zeka farklı hastaları ve uygulanan tedavi bilgisini topluyor. Sonra zaman içerisinde uygulanan tedavi işe yaradı mı diye bakılıyor.

Örneğin meme kanserinde 1000 hastanın bilgisini tutuyor sonra bunlardan analiz yapıyor." diye konuştu.Genetikte yapay zeka kullanımıProf. Dr. Akın, Nanobiyoteknoloji Merkezi'nde kanserlerle ilgili yapılan çalışmalara da değinerek, Biyomedikal Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fabienne Dumoulin'in deri kanserini öldürmek için özel bir molekül geliştirmeye çalıştığını anlattı.Molekülün yaratılması için birçok deney yapılması gerektiğini dile getiren Akın, şunları kaydetti:"Binlerce deney yapıyor ve en sonunda hepsini denemesi gerekiyor. Dr. Öğretim Üyesi Elçim Elgun Kırımlı ile beraber, 'Bu kadar deney yaptık, hangisi en iyi sonucu verebilir?' diye yapay zeka kodu çalıştırdılar. Bundan sonra yapacakları yeni deneyleri tasarlayabilmesi için bir sürü iş yapmaktansa 10 deney yöntemini belirlesen daha iyi olur.

O zaman 1000 deney yapmak demek, onlarca öğrenci, yüzlerce hafta gerekir. 10 deneye düşürdüğünüz zaman çok büyük avantaj oluyor."Akın, üniversitede kanser ilacıyla ilgili çalışmaların da yapıldığını dile getirerek, şunları aktardı:"Kanser ilacını bulmaya çalışan hocalar var. 'Hangi gene hedefli bir ilaç yaparsam faydalı olur'. Bunun için kanser datasını hastalardan, sağlıklılardan topluyorlar. Genetik analizlerini yapıyorlar ve bir yapay zeka mantığıyla hangi gen en iyi bu iki grubu ayrıştırır onu buluyorlar. Yani hastalığın altındaki genetik kökeni yapay zekayla buluyorlar. Aksi taktirde çok deneme yanılma yapması gerekiyor. Ondan sonra da o geni öldürebilecek veya susturabilecek ilaç tasarlıyor."

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Erken kanser teşhisi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 00:19:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/erken-kanser-teshisi-032040-20250619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/erken-kanser-teshisi-032040-20250619.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/erken-kanser-teshisi-032040-20250619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk markası marketlerden acil olarak toplatılıyor! 4 kişi fenalaşarak hastaneye kaldırıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-turk-markasi-marketlerden-acil-olarak-toplatiliyor-4-kisi-fenalasarak-hastaneye-kaldirildi-51978.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-turk-markasi-marketlerden-acil-olarak-toplatiliyor-4-kisi-fenalasarak-hastaneye-kaldirildi-51978.html</link>
                    <description><![CDATA[Türkiye'de yer alan ünlü marka salmonella salgınına sebep olduğu gerekçesiyle marketlerden toplatılıyor. İşte detaylar...

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sputnik'te yer alan habere göre, dondurma ve tatlılarda kullanılan fıstık kremasını kullanan dört kişinin, ürünü yedikten sonra hastalandığı belirtilirken, ürünle ilgili soruşturma başlatıldı.

ABD'nin bazı kentlerinde görülen Salmonella vakalarıyla ilgili yapılan incelemede, Türkiye'den ithal edilen Emek marka Antep fıstığı kreması mercek altına alındı.

Ürün toplatılırken, Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) çok sayıda eyalette yayılan salgını araştırıyor.

Ekonomim'in haberine göre, FDA, ülke çapında toptan dağıtımcılar, restoranlar ve yemek servisi noktaları için çevrimiçi olarak satılan bir ürün olan Emek markalı fıstık kremasının en az iki eyalette salmonella salgınına yol açtığını duyurdu. Dondurma başta olmak üzere tatlılarda kullanılan bir fındık ezmesi olan ürün, Türkiye'de Emek Doğal Sağlık Ürünleri İklim Gıda İnşaat San Tic Ltd Şti tarafından üretilip ABD'ye ithal ediliyor.

19 Mayıs itibarıyla, üçü kuzey orta eyalette olmak üzere dört kişi, etkilenen ürünü yedikten sonra hastalandıklarını bildirdi. FDA 13 Haziran'da güncellenen gönderisinde uyarıyı yayımladı. FDA ayrıca "bu firmanın diğer partilerinin veya ürünlerinin etkilenip etkilenmediğini" belirlemek için çalıştığını duyurdu. FDA ve CDA'ya göre, şu ana kadar iki eyalette üründen dolayı hastalanan kişiler bildirildi.

FDA, 5 kilogramlık beyaz bidonlarda satılan Emek markalı Fıstık Kremasını geri çağırıyor. FDA, geri çağrılan kremin son tüketim tarihi 9 Ekim 2026, üretim kodu (PNO:) ise 241019 olduğunu duyurdu.

Salmonella veya salmonellozis, ishal, ateş ve mide ağrılarına neden olan, salmonella bakterilerinin neden olduğu bakteriyel bir enfeksiyondur. Hayvan ve insan bağırsaklarında yaşayan salmonella bakterisi, dışkı yoluyla dışarı atılarak yiyecek ve içeceklere bulaşır. or.

Özellikle yaz aylarında daha çok görülen salmonella enfeksiyonunun en yaygın görülen belirtileri ishal, ateş ve mide kramplarıdır. Bağışıklık sistemi zayıf kişilerde ölümcül olabilir. Belirtiler genelde kontamine ürünü tükettikten 12–72 saat sonra ortaya çıkıyor. Çoğu kişi tedavi olmadan iyileşse de bazı durumlarda hastane tedavisi gerekebilir. Hamile kadınların salmonellada daha yüksek risk altında olduğu belirtiliyor. Semptom yaşayan tüketicilerin sağlık kuruluşuna başvurmaları öneriliy
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Türk markası marketlerden acil olarak toplatılıyor! 4 kişi fenalaşarak hastaneye kaldırıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 19 Jun 2025 00:12:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turk-markasi-marketlerden-acil-olarak-toplatiliyor-4-kisi-fenalasarak-hastaneye-kaldirildi-031432-20250619.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turk-markasi-marketlerden-acil-olarak-toplatiliyor-4-kisi-fenalasarak-hastaneye-kaldirildi-031432-20250619.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/turk-markasi-marketlerden-acil-olarak-toplatiliyor-4-kisi-fenalasarak-hastaneye-kaldirildi-031432-20250619.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ömür boyu dişçiye gitmemek için dişlerinizi bu yağ ile fırçalayın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-omur-boyu-disciye-gitmemek-icin-dislerinizi-bu-yag-ile-fircalayin-51973.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-omur-boyu-disciye-gitmemek-icin-dislerinizi-bu-yag-ile-fircalayin-51973.html</link>
                    <description><![CDATA[Bilim dünyası bitkilerin özlerini tıp alanında uzunca bir süredir kullanıyor. Ancak diş sağlığı için 2 bitki var ki çok faydalı, bu bitkilerin yağları dişlerimizde çürük oluşumunu engelleyerek daha sağlıklı bir diş yapısının gelişmesine olanak sağlıyor. Böylelikle diş doktoruna gitme sayınızı ciddi oranda azaltıyor. Diş rahatsızlığı olanlara bitkisel ve doğal destek.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bilim dünyası bitkilerin özlerini tıp alanında uzunca bir süredir kullanıyor. Ancak diş sağlığı için 2 bitki varki çok faydalı, bu bitkilerin yağları dişlerimizde çürük oluşumunu engelleyerek daha sağlıklı bir diş yapısının gelişmesine olanak sağlıyor. Böylelikle diş doktoruna gitme sayınızı ciddi oranda azaltıyor.

Bitkilerin yağları dişlerimizin çürümesine zemin hazırlayan bakteriler, plak ve lekelerin oluşumunu engellediği gibi var olan bakterilerinde yok olmasını sağlıyor. İşte diş sağlığı için kullanmamız gereken en faydalı yağlar.

Çay Ağacı Yağı

Ağzınızı dezenfekte etmek için belkide en etkili yağlardan biri olan çay ağacı yağı, ağız içi yaraların iyileşmesine, mantar oluşumuna ve çeşitli virüslerin barınmasına izin vermez. Bu nedenle çay ağacı yağı ile dişlerini fırçalayanlarda ağız kokusu göremezsiniz. Ağız kokusunun en önemli sebeplerinden biri ağız içi bakteri ve plak oluşumu olarak bilinmektedir.

Karanfil Yağı

Bir diğer faydalı yağımız ise karanfil yağı. Doktorların ağız bölgemizi uyuşturmak için kullandıkları iğnelerin içeriğinde doğal karanfil özü bulunduğu bilinir. Uyuşturma özelliği olduğu gibi antioksidan içerdiğinde dişlerin ihtiyacı olan mineralleri de içinde bulundurur. Biraz araştırırsanız bazı diş macunlarının içeriğinde az miktarda karanfil olduğunu görebilirsiniz.

Çay Ağacı Yağı ve Karanfil Yağı Karışımı

Bu iki yağın karışımı sonrasında ortaya ne denli faydalı bir doğal diş macunu çıkacağını siz düşünürken, bende nasıl kullanacağınız konusunda yardımcı olayım.

Kullanımı hakkında bilgi

Öncelikle yukarıda belirttiğimiz yağların dışında bu fırçalama işlemi için hindistan cevizi yağına da ihtiyacımız var.
Hindistan cevizi yağını ağzımızda iyi bir aroma bırakması için kullanıyoruz, tercih etmek istemeyenler iki yağ ile de dişlerini fırçalayabilirler.

Uygulanışı hakkında bilgi
3 adet yağdan birer damla diş fırçanıza alarak diş macunuyla fırçalar gibi 3-4 dakika fırçalama yapıp ağzınızı durulamanız yeterli.

Bu işlemin diş sağlığınıza faydalarını anlatmak bizim için çok keyifliydi, sizlere her zaman faydalı bilgi vermek için burada olacağız Sağlık Paylaşımları’nı sosyal medya hesaplarımızdan takip ederseniz paylaştığımız fikirlerden ilk sizin haberiniz olur.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ömür boyu dişçiye gitmemek için dişlerinizi bu yağ ile fırçalayın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 14:37:11 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/omur-boyu-disciye-gitmemek-icin-dislerinizi-bu-yag-ile-fircalayin-173801-20250616.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/omur-boyu-disciye-gitmemek-icin-dislerinizi-bu-yag-ile-fircalayin-173801-20250616.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/omur-boyu-disciye-gitmemek-icin-dislerinizi-bu-yag-ile-fircalayin-173801-20250616.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bu hatanın dönüşü yok]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-bu-hatanin-donusu-yok-51952.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-bu-hatanin-donusu-yok-51952.html</link>
                    <description><![CDATA[Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Gastroenteroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Buket Dalgıç, çocuklarda yassı pil yutma vakalarının ciddi hayati tehlike taşıdığına dikkat çekti. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda görülen bu durumun, yemek borusunda hasara, delinmelere ve hatta ölüme yol açabileceğini vurgulayan Dalgıç, “İlk müdahale mutlaka acil serviste yapılmalı. Evde geçen her dakika çocuğun aleyhine” uyarısında bulundu.

]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gazi Üniversitesi tarafından Tıp Fakültesi 75. Yıl Toplantı Salonu'nda çocuklarda yabancı cisim yutulmasına yönelik "Küçük Bir Dikkatsizlikle Değişebilen Hayatlar" sempozyumu gerçekleştirildi.

Sempozyumda, "Yabancı cisim yutmalarında acil triaj", "Gastrointestinal sistem yabancı cisimlerinde yönetim", "Yabancı cisimlerin erişilebilirliği ve güvenliği", "Olgular ile multidisipliner yaklaşım" ve "Halk sağlığı perspektifi" başlıklı oturumlar düzenlendi.

Prof. Dr. Buket Dalgıç, sempozyuma ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12 Haziran'ı çocuklarda yabancı cisim ve özellikle yassı pil yutmaları konusunda farkındalık günü olarak planladıklarını söyledi.

Çocukların tahmin edildiğinden fazla ve farklı cisimleri yutabildiğini aktaran Dalgıç, özellikle yassı pil yutma vakalarının ölümle sonuçlanabildiğine dikkati çekti.

Dalgıç, farklı nedenlerle her yaş grubunda yabancı cisim yutulmasının yaşanabileceğini fakat 5 yaş altındaki çocuklar arasında bu durumun daha sık görüldüğünü dile getirdi.

İlginç vakalarla da karşılaştıklarını belirten Dalgıç, "Para, oyuncak parçaları, pil, yassı piller, iğne ve sivri cisimler, en fazla yutulan cisimler. Şarj kablosu, suluk, diş fırçası, tırnak makası, iğne gibi pek çok cismi görebiliyoruz. Örneğin, benim kendi çıkardığım pırlanta yüzük de vardı." diye konuştu.

Son dönemde çocukların pil yutmasında artış yaşandığını vurgulayan Dalgıç, şöyle konuştu:

"Elektronik alet kullanımı ve yassı pillerin kullanımı çok arttı. Bu anlamda onların yutulmasıyla daha fazla karşılaşır olduk. İşin kötü yanı bu piller çok fazla yanığa yol açıyor. Yabancı cisimlerin yüzde 20 kadarına endoskopik girişim yapıyoruz, yüzde 1 kadarı cerrahi. Büyük kısmın kendiliğinden çıkıyor olması, diğer vakaların önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Piller, sivri cisimler gibi oldukça zehirleyici içeriğe sahip cisimler de olabiliyor."

- "Yaşa uygun oyuncak seçilmesi gerekiyor"

Yabancı cisim yutma olayıyla karşılan ebeveynlere müdahalede bulunmamaları uyarısında bulunan Dalgıç, şunları kaydetti:

"Doğrudan acile gelmelerini öneriyoruz. Evde ilk müdahale yapmalarını değil, bu şüphe olduğu anda doğrudan bir sağlık kuruluşuna başvurmalarını önemle istiyoruz. Çünkü yapabilecekleri herhangi bir müdahale, istenmeyen farklı sonuca da yol açabilir. Kusma, öksürük, ağızda salyayı yutamama, karın ağrısı, mide kanaması, ateş olabilir. Yutulma zamanı ve yutulan cisimlerin çeşidine göre oldukça farklı bulgular görülebilir. Çocuklara alınan oyuncaklara da dikkat edilmesi gerekiyor. Paketler üzerinde genellikle yaş grupları olur. Bunlara dikkat etmek gerekir. En temel öneri, çocukların belli hareketi vardır. 9 aydan itibaren iki parmaklarının arasında küçük bir şeyi tutabilirler ve ağızlarına götürebilirler. O aylardan itibaren bu tür cisimlerin erişilebilir yerlerde olmaması ve yaşa uygun oyuncak seçilmesi gerekiyor."
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Bu hatanın dönüşü yok - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 12 Jun 2025 12:18:07 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bu-hatanin-donusu-yok-151942-20250612.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bu-hatanin-donusu-yok-151942-20250612.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/bu-hatanin-donusu-yok-151942-20250612.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlık turizminde kayıt dışılık alarmı! Kayıt dışılık 1,6 milyar dolara ulaştı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-saglik-turizminde-kayit-disilik-alarmi-kayit-disilik-16-milyar-dolara-ulasti-51825.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-saglik-turizminde-kayit-disilik-alarmi-kayit-disilik-16-milyar-dolara-ulasti-51825.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Ülkemize sağlık turizmi dolayısıyla her yıl 3 milyona yakın hasta geliyor ve bu hastaların sadece 700 bini kayıtlı. Sağlık turizmindeki kayıt dışılığın sektörün sürdürülebilirliği ve ülke ekonomisi açısından ciddi sorunlara yol açtığını belirten Hop Health Kurucusu ve CEO’su Dr. Eren Ünal, sorunun mali işlemlerin şeffaf hale getirilerek çözülebileceğinin altını çizdi.İSTANBUL (İGFA) - Sağlık turizmi küresel çapta 100 milyar dolarlık bir pazar oluştururken, Türkiye’ye 2023’te 3 milyon hasta 4 milyar dolar gelir bıraktı. Ancak sektörde yüzde 40’lık kayıt dışılık, 1,6 milyar dolar kayıp ve hasta güvenliği sorunlarına yol açıyor.

HOP Health Kurucusu ve CEO’su Dr. Eren Ünal, kayıt dışılığın hasta güvenliği, sektör itibarı ve haksız rekabet gibi sorunlar yarattığını vurguladı.

“Kayıt dışı hizmetler, kalitesiz ortamlarda sunuluyor ve Türkiye’nin sağlık turizmi imajını zedeliyor. Bu, uzun vadede hasta sayısını düşürebilir. Yasal çalışan sağlık merkezleri ise adil olmayan rekabetle karşı karşıya” dedi.

ŞEFFAF VE GÜVENLİ ÇÖZÜMLER

HOP Health, kayıt dışılığı azaltmak için GDPR uyumlu bir altyapıyla hasta kayıtları, tedavi süreçleri ve ödemeleri şeffaf bir şekilde takip ediyor. Dr. Ünal, “Dijital ödeme sistemlerimiz, kayıt dışı ödemeleri engelleyerek gelirlerin resmi kaydını sağlıyor. Sadece Sağlık Turizmi Yetki Belgesi’ne sahip kurumlarla çalışıyoruz. Bu, hastaların uluslararası standartlarda hizmet almasını ve Türkiye’nin güvenilirliğini artırmayı hedefliyor” diye konuştu.

Dr. Ünal, HOP Health’in Türk sağlık hizmetlerinin küresel itibarını güçlendirerek Türkiye’yi sağlık turizminde lider bir destinasyon yapmayı amaçladığını belirtti.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Sağlık turizminde kayıt dışılık alarmı! Kayıt dışılık 1,6 milyar dolara ulaştı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 May 2025 13:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/06052025201832_e2fb99188d4736ffa7a9e9d3f1306ffd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/06052025201832_e2fb99188d4736ffa7a9e9d3f1306ffd.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/06052025201832_e2fb99188d4736ffa7a9e9d3f1306ffd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Ayakta tedavide yeni dönem hayata geçti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-ayakta-tedavide-yeni-donem-hayata-gecti-51715.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-ayakta-tedavide-yeni-donem-hayata-gecti-51715.html</link>
                    <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı'nın düzenlemesi Resmi Gazete'de]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık Bakanlığı, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" programı kapsamında, özel sağlık kuruluşlarında sunulan ayakta teşhis ve tedavi&nbsp;hizmetlerinin kalite standartlarını artırmak amacıyla yeni bir düzenleme gerçekleştirdi. “Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” güncellenerek 19 Nisan 2025 tarihli ve 32875 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Sağlıklı Bakanlığı, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı programı kapsamında Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’i güncelleyerek işletme ve hizmet sunum standartlarını yükselten bir dizi düzenlemeye imza attı.

Sağlıklı Bakanlığı, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı programı kapsamında Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’i güncelleyerek işletme ve hizmet sunum standartlarını yükselten bir dizi düzenlemeye imza attı. Yenilenen Yönetmelik ile tıp merkezleri, poliklinikler, muayenehaneler ve tüm özel sağlık kuruluşlarında sunulan sağlık hizmetleri konusunda kapsamlı düzenlemeler gerçekleştirildi.

STANDARTLARA AYAR

Tıp merkezlerinin Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünden (TÜSKA) akreditasyon belgesi alması zorunlu tutuldu. Tıp merkezi bünyesinde açılacak doğum ünitelerine yönelik yeni kriterler belirlendi. Kayıtlar ve arşivler için, günümüz ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, elektronik kayıt ve bildirim zorunluluğu getirildi.

HASTA GÜVENLİĞİ DEĞİŞTİ

Hasta sağlığı ve güvenliğiyle doğrudan ilişkili tüm tıbbi tedavi uygulamalarının bilimsel standartlara uygunluğunu değerlendiren tıbbi endikasyon ve uygulama denetimleri getirildi. 24 saat hizmet veren ve şartları sağlayan tıp merkezlerinde acil ünitesi ve cerrahi müdahale birimi kurulabilmesine imkân tanındı. Hangi cerrahi müdahalelerin tıp merkezinde yapılabileceğine dair standartlar güncellendi.

KADRODA YENİ HÜKÜMLER

Yeni sağlık kuruluşu açılışı ve kadro taleplerinin değerlendirilmesi yıllık planlama kapsamına alındı.

ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI DÜZENLEMESİ

1219 sayılı Kanun kapsamında hekimlik mesleğinden yasaklı olan kişilerin tamamen; daha önce sahipliğinde ruhsat iptali gerçekleşen kişilerin ise 5 yıl süreyle yeni bir sağlık kuruluşu sahibi olması yasaklandı.

İki ve daha fazla polikliniğin birleştirilerek tıp merkezine dönüştürülmesine izin verildi, buna yönelik teşvik amacıyla birleşen ruhsat sayısı kadar kadro verilmesine imkân tanındı.

Muayenehanelerde başvurulacak tıbbi uygulamaların çerçevesi çağdaş tıp kurallarına uygun olarak yeniden düzenlendi.

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON&nbsp;

Fizik tedavi ve rehabilitasyon kurumları ile ünitelerinde sunulacak sağlık hizmetleri için bina ve fiziki şartları düzenleyen yeni kriterler getirildi. T.C. Sağlık Bakanlığı risk yönetimine dayalı, çoklu ve şeffaf denetim mekanizmaları geliştirmeye devam ediyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Ayakta tedavide yeni dönem hayata geçti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 19 Apr 2025 05:21:28 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ayakta-tedavide-yeni-donem-hayata-gecti-082604-20250419.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ayakta-tedavide-yeni-donem-hayata-gecti-082604-20250419.png"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/ayakta-tedavide-yeni-donem-hayata-gecti-082604-20250419.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Tavuk döner uyarısı: Salmonella neyin nesi? O isim işaret etti]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.birebirhaber.net/haber-tavuk-doner-uyarisi-salmonella-neyin-nesi-o-isim-isaret-etti-51489.html</guid>
                    <link>https://www.birebirhaber.net/haber-tavuk-doner-uyarisi-salmonella-neyin-nesi-o-isim-isaret-etti-51489.html</link>
                    <description><![CDATA[Son günlerde tavuk eti tüketimi sonucu ortaya çıkan gıda zehirlenmeleri, Salmonella bakterisi kaynaklı enfeksiyonları gündeme getirdi....]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kocaeli ve Konya'da yedikleri ürünlerden zehirlenen yüzlerce vatandaş hastanelere akın etti. Halk sağlığını ciddi şekilde tehdit eden gıda zehirlenmeleri vatandaşları da tedirgin etti. Prof. Dr. Levent Doğancı, yaşanan zehirlenme vakalarının ne denli ciddi boyutlara ulaşabileceğini anlattı.

Doğancı, "Tavuk eti, döner gibi uzun süre dış ortamda pişirilen besinler için uygun bir seçenek değildir. Yeterince pişirilmediğinde stafilokok, salmonella ve basillus gibi bakteriler toksin üretebilir. Bu toksinler, besinin tadını veya kokusunu değiştirmediği için kolayca fark edilemez ve kitlesel zehirlenmelere yol açar" dedi.

"TAVUK DÖNER ÜRETİM VE TÜKETİMİ YASAKLANABİLİR"

Ekonomik krizle birlikte artan tavuk eti tüketiminin halk sağlığı risklerini artırdığına dikkat çeken Doğancı, "Tavuk dönerin birkaç gün saklanıp tekrar ateşe konması gibi uygulamalar, ciddi risk taşır. Bu nedenle tavuk dönerin üretimi ve tüketiminin yasaklanması bile gündeme gelmelidir" ifadelerini kullandı.
Türkiye'de besin güvenliğinin denetiminde önemli eksikler bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Doğancı, "ABD'deki FDA gibi bağımsız ve güçlü denetim kurumlarına acil ihtiyaç var. Aynı zamanda salgınlara hızla yanıt verecek, CDC benzeri ulusal bir hastalık kontrol merkezinin kurulması da elzemdir" dedi.

"ANTİBİYOTİKLER TOKSİNLERE ETKİLİ DEĞİLDİR"

Besin zehirlenmelerinde gereksiz antibiyotik kullanımı ve yanlış tedavi yöntemlerinin de başka sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Doğancı, "Antibiyotikler toksinlere etkili değildir. Gereksiz kullanımları, bazı durumlarda daha büyük sağlık sorunlarına neden olabilir" ifadelerini kullandı.

Salgınlarla baş edebilmek için önceden hazırlanmış senaryoların ve tanı/takip protokollerinin büyük önem taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Doğancı, "Hangi örneğin hangi laboratuvara gönderileceği, hasta tedavisinin hangi rehbere göre yapılacağı gibi detaylar önceden netleştirilmelidir. Medyanın doğru ve bilimsel bilgilerle bilgilendirilmesi de halkın güvenini sağlamak açısından kritik önemdedir" diye konuştu.
Son olarak, toplum sağlığının korunması için yerel ve ulusal düzeyde iş birliği ve sürekli güncellenen meslek içi eğitimlerin önemine değinen Doğancı, "İstatistiklerin doğru tutulması ve kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılması, gelecekteki önlemlerin daha etkili olmasına katkı sağlayacaktır" dedi.

Salmonelloz Nedir?

Salmonella enfeksiyonu (Salmonelloz), bağırsak yolunu etkileyen yaygın bir bakteriyel hastalıktır. Salmonella bakterileri tipik olarak hayvan ve insan bağırsaklarında yaşar ve dışkı (dışkı) yoluyla atılır. İnsanlara en sık kontamine su veya yiyecekler yoluyla bulaşır. Genellikle ateş, kusma ve ishal belirtileriyle seyreder. Salmonella cinsi bakteriler gastroenterit ve tifonun da aralarında yer aldığı pek çok hastalığın etkenidirler. Salmonella bakterisi, vücuda alındıktan sonra genellikle 12-36 saat sonra belirtiler ortaya çıkar ve 2 ila 7 gün arasında devam eder.

Salmonella Belirtileri Nelerdir?

Salmonella belirtileri diğer mide bağırsak enfeksiyonlarında görülen belirtilerle benzerdir. Ciddi bir sıvı kaybına (dehidrasyon) sebep olabilir. Salmonella hastalığı belirtileri şöyle sıralanabilir:

Ateş
İshal (diyare)
İştah kaybı
Baş ağrısı
Kramp şeklinde karın ağrısı
Titreme
Mide bulantısı
Kusma
Dışkıda kan ya da mukus
Bu belirtiler başka hastalıklarla benzer olması nedeniyle teşhis koymanın güçleşebileceği unutulmamalıdır.

Salmonella Türleri Nelerdir?
Salmonella bakterilerinin pek çok serotipi olmasına rağmen, insanda patojen olan tüm suşlar tek bir tür içinde, 2600’ün üzerinde farklı serotipi içeren Salmonella enterica türünde sınıflandırılmıştır. Salmonella insanlarda; akut gastroenterit, tifo-paratifo, septisemi ve lokal organ enfeksiyonlarına yol açar. Salmonella’nın en yaygın şekli kendi kendini sınırlayan ve komplike olmayan bir gastroenterittir (ishal, karın ağrısı, ateş.) Ancak Salmonella’nın tifo ateşi (enterik fever) dahil yüksek ateşe götürebilen türleri mevcuttur. Tifo, Salmonella typhi bakterisinin neden olduğu bir klinik tablodur. “Salmonella öldürür mü?” sorusu burada önem kazanır. Çünkü Salmonella typhi yaşamı tehdit eden türdür ve diğer organlara yayılabilir. Genellikle gıda zehirlenmeleri olarak bahsedilen vakalar aslında Salmonella enfeksiyonudur.

Salmonella Bakterisi Nasıl Bulaşır?

Salmonella enfeksiyonu genellikle çiğ veya az pişmiş et, kümes hayvanları ve yumurta veya yumurtaları ürünleri yemekle veya pastörize edilmemiş süt içmekle bulaşır. Salmonella serotipleri içerisinde yalnızca insanlarda ve hayvanlarda hastalık yapanı olduğu gibi, hem insanda hem de hayvanda hastalık yapan türleri de olan bir mikroorganizmadır. Salmonella typhi sadece insan için patojendir. Salmonellalar’ın primer kaynağı insan ve hayvanlardır. İnsanlar taşıyıcı olarak enfeksiyonların potansiyel kaynağını oluştururlar. Taşıyıcı insan ve hayvanların dışkısı enfeksiyonun yayılmasında önemli rol oynamaktadır. Salmonella bütün çiftlik hayvanlarında (tavuk gibi kümes hayvanları, sığır ve domuz) bulunur. Özellikle su kaynaklarının kanalizasyon ile kirlenmesi, mikroorganizmaların gıda üretim ve tüketim zincirine rahatlıkla geçişine yol açar. Tavuk ve domuz yetiştiriciliği bu kirlenmeden öncelikle etkilenerek, Salmonellozis’in ana kaynağını oluştururlar. Salmonella çok farklı yollarla da bulaşabilir ve enfeksiyona yol açar. Tavukçuluk ürünlerinden yumurta başta olmak üzere, enfekte olmuş kırmızı et ürünleri, süt, taze meyve, sebze, su, fast-food ürünler de Salmonella salgınlarına neden olabilirler.

Özellikle uygun olmayan hijyen şartlarında faaliyet gösteren restoranlarda, et, yumurta ürünlerinin yetersiz pişirildiği durumlarda, Salmonella enfeksiyonunun bulaşma riski yüksektir.

“Salmonella nasıl bulaşır?” sorusuna bulaşmanın fekal-oral (dışkının ağız yoluyla bulaşma yolu) yolla olduğu cevabı verilir. Hasta ya da taşıyıcıların dışkılarının bulaştığı gıda ve sular bulaşmada önemli rol oynar.

Dünyada kakao kreması, fıstık ezmesi, paketlenmiş etler, dondurulmuş gıdaların Salmonella salgınına neden olduğu bilinir. Salmonella ile kontamine olmuş yiyecek ve ortamlar şunlardır:

Çiğ yumurta ve yumurta kabuğu

Çiğ kümes hayvanları, kırmızı et ve deniz ürünleri
Sebze ve meyveler
Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri (peynir gibi)
İşlenmemiş su
Hayvanların kürkleri, tüyleri, pulları, deri, dışkı ve yaşadıkları yerler
Salmonella bakterisi ile enfekte olmuş kimsenin etrafındaki yüzeyler ve gıda işinde çalışan taşıyıcı kişiler
Salmonella enfeksiyonu her hayvanda olabilir. Kürkleri, pulları, tüyleri veya derisi bakteri taşıyan hayvanlar şunlardır:

Sürüngenler (kaplumbağa, kertenkele, yılan)
Amfibiler (kurbağalar)
Kanatlılar (tavuk, ördek, hindi ve yabani kuşlar)
Evcil hayvanlar (kedi, kuş, köpek ve küçük hayvanlar)
Çiftlik hayvanları (keçi, inek, koyun ve domuz)
Vücudun Salmonella enfeksiyonuna karşı birçok doğal savunması vardır. Örneğin, güçlü mide asidi birçok Salmonella bakterisini öldürebilir. Ancak bazı tıbbi problemler veya ilaçlar bu doğal savunmaları bozabilir. Örneğin;

Antasitler midenin asitliğini düşürerek daha fazla Salmonella bakterisinin hayatta kalmasını sağlar.
İnflamatuar bağırsak hastalığı
Son zamanlarda kullanımı artan antibiyotikler bağırsaktaki "iyi" bakteri sayısını azaltabilir ve bu da bir Salmonella enfeksiyonuyla savaşma yeteneğini bozabilir.
Salmonella daha çok şu kişileri tehdit eder:

Yüksek riskli hayvanlarla çalışan veya yaşayan kişiler (tavuk, ördek, kaplumbağa, kertenkele gibi)
Bazı antiasit tedavisi ilaçları ve antibiyotik tedavisi gören kişiler (bağışıklığı Salmonella’ya karşı düşürebilir)
İnflamatuar bağırsak hastalığı olanlar
5 yaşın altındaki çocuklar
Salmonella bakterisinin en çok risk yarattığı grup ise şunlardır:

65 yaşın üzerindeki yetişkinler ve 1 yaşın altındaki bebekler
Bağışıklık sistemi düşük olan kişiler (HIV taşıyan, kemoterapi alan ya da farklı hastalıklarda bağışıklık düşürücü ilaç tedavisi görenler)
Orak hücre hastalığı olanlar
Salmonella Nasıl Tedavi Edilir?
Salmonella enfeksiyonu aşırı ishale bağlı olarak vücudu susuz bıraktığı an doktora gidilmelidir. Salmonella salgınına yakalandığınızı ateş, şiddetli karın ağrısı ve ishal ile anlayabilirsiniz. Bu belirtiler varsa derhal doktora gitmelisiniz. Bebeğinizde Salmonella bakterisinden şüpheleniyorsanız hiç vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Salmonella teşhisi dışkı testi (gaita testi) ve kan testi ile konabilir. Bazen idrar örneği gibi vücut sıvılarından da örnek alınabilir. Teşhis aldıysanız hastaneye yatmaya gerek kalmadan tedavi gerçekleştirilebilir.

Salmonella tedavisi su ve elektrolit kaybı yaşattığı için sıvı takviyesi almanız gerekir. Bu takviye sadece su içerek alınamayabilir. Doktorun önerebileceği su ve oral redhidrasyon sıvıları verilebilir.

Salmonelloz genellikle antibiyotik vermeden kendiliğinden iyileşen bir hastalıktır. Sıvı tedavisi tedavideki en önemli basamaktır, bir an önce vücudun kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin yerine konulması gerekir. Antibiyotik tedavisi sadece bazı durumlarda Salmonella ilacı olarak verilmelidir. Tifo ve bağışıklık sistemi baskılanmış ve kliniğin ağır seyretme ihtimali olan hastalar hariç gastroenterit vakalarında antibiyotik kullanılmaz.

Tifoda antibiyotik kullanılmasının nedenleri Salmonella typhi’nin bağırsaklardan kan dolaşımına geçmesi ve sistemik enfeksiyon yapabilme riskidir. Kan dolaşımına karışan bakteriler idrar yolu enfeksiyonu, menenjit, kalp kapak enfeksiyonu, kemik-eklem enfeksiyonu yapabilir.

Salmonelloz enfeksiyonunda doktor önermediği sürece kusma ve ishali ilaçlarla kendiniz kesmeye çalışmayın. Sadece sıvı kaybı konusunda dikkatli olun. Bebeğinize Salmonella teşhisi konduysa sakın emzirmeyi kesmeyin, aksine sık sık emzirmeye devam edin. Mama ile beslenen bebekler için oral sıvı takviyeleri verilebilir, bir yandan besleme devam eder.

Salmonella enfeksiyonu geçtikten sonra bile bazı kişilerde haftalar hatta aylar sonra Reiter Sendromu olarak bilinen bir artrite sebep olabilir. Bu sendromda göz tahrişi, eklem ağrısı ve ağrılı idrar şikayetleri görülür.

Salmonella hastalığını evde kendi kendinize atlamanızda size yardımcı olacak sıvı takviyesi önerileri şunlardır:

Bol su için.

Oral rehidrasyon solüsyonları tüketin.
Et suyu ile yapılan çorba için.
Salmonella Enfeksiyonundan Korunma Yolları
Salmonella vakası bulaşıcı bir enfeksiyon olduğu için Salmonella salgını yaratabilir. Bu nedenle hastalığa karşı önlem alınmalıdır. Salmonella hastalığından korunmak için yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir:

Yiyecekleri iyi temizleyip pişirin.
Bakteriyel ve viral enfeksiyonlara karşı her zaman el hijyeni önemlidir. Bu sebeple tuvalete gittikten sonra mutlaka ellerinizi iyi yıkayın. Yemek hazırlamadan önce ve hazırlandıktan sonra da iyi yıkayın. Yine bebeğinizin altını değiştirdikten sonra ve hayvanlara dokunduktan sonra ellerinizi iyice yıkayın.
Çiğ tükettiğiniz besinlere dikkat edin. Çünkü bazı çiğ besinlerde bakteri çok kolay ürer. Çiğ ve tam pişmemiş yumurta, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri, yine iyi pişmemiş tavuk ve sığır eti Salmonella bakterisi riskini taşıyan besinlerdir. Bu ürünleri hazırlarken özen gösterin. Örneğin; çiğ olarak tavuk koyduğunuz tabağı daha sonra iyice yıkayın, tavuğu yıkayıp iyice pişirin. Hayvansal gıdaları basınçlı ısıda pişirin. Izgara yaparsanız iç kısmının iyice piştiğinden emin olun.
İyi yıkanmamış sebze ve meyveler de kontamine olup Salmonella riski taşır. Bu nedenle tüketeceğiniz sebze ve meyveleri karbonatlı suda bekleterek ve bol suyla yıkayarak tüketin.
Satılan kırık yumurtaları almayın ve aldığınız yumurtaları mutlaka yıkayarak kullanın. Yumurtaları buzdolabında saklayın.
Çapraz bulaşma riski, pişmiş ve pişmemiş gıdalar arasında yaygındır. Bu nedenle pişmemiş et ürünlerini pişmiş ve yemeye hazır olan yiyeceklerden uzak tutun. Pişmemiş yiyecekleri elledikten sonra kesme tahtaları, bıçakları, kapları ve tezgahı dahil temizlik ürünleriyle yıkayın.
Salmonella salgını daha çok Asya, Pasifik Adaları, Afrika, Orta Doğu, Orta ve Güney Amerika’da yaygın olarak görülür. Bu bölgelere seyahat ediyorsanız da tükettiğiniz ürünlere dikkat edin. Salata, taze meyve salataları, çiğ ve soğuk deniz ürünleri ve soğuk et gibi yiyecekler kontamine yiyeceklerdir ve Salmonella riski taşır.
Yine bu bölgelerde içtiğiniz ve diş fırçaladığınız suya dikkat edin. Bu bölgelerde diş fırçalama için bile hazır su tercih edin. Su ve içeceklerinize buz, kesilmiş ve yıkanmış meyveler ilave etmeyin.
Akvaryum, teraryum ve kafes gibi evcil hayvanların yaşam alanlarını dışarıda temizleyin. Varsa oyuncaklarını ve mama kaplarını yıkamak için mutfak lavabonuzu kullanmayın.
Stafilokoklar yuvarlak şekilli, gram pozitif ve katalaz pozitif mikroorganizmalardır.

&nbsp;
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.birebirhaber.net/saglik-haberleri">Sağlık</category><dc:creator><![CDATA[Tavuk döner uyarısı: Salmonella neyin nesi? O isim işaret etti - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 12 Apr 2025 06:01:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tavuk-doner-uyarisi-salmonella-neyin-nesi-o-isim-isaret-etti-090452-20250412.png" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tavuk-doner-uyarisi-salmonella-neyin-nesi-o-isim-isaret-etti-090452-20250412.png"/>
                    <enclosure url="https://www.birebirhaber.net/images/haber/tavuk-doner-uyarisi-salmonella-neyin-nesi-o-isim-isaret-etti-090452-20250412.png" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>