6 yaşındaki çocuklar kumar içerikli oyunlar oynuyor: Komisyonda çarpıcı veriler

Gündem (İHA) - İhlas Haber Ajansı | 24.04.2026 - 11:47, Güncelleme: 24.04.2026 - 11:47
 

6 yaşındaki çocuklar kumar içerikli oyunlar oynuyor: Komisyonda çarpıcı veriler

Uzmanlar, çocukların yüzde 90'ının internette tanımadığı kişilerle iletişim kurduğunu ve henüz 6 yaşındaki çocukların bile kumar, şiddet ve cinsellik içerikli oyunlar oynamaya başladığını Meclis komisyonunda açıkladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonu, çocukların dijital ortamlardan korunması gündemiyle toplandı. Komisyon Başkanı Nazım Elmas'ın açılışını yaptığı toplantıda, alanında uzman akademisyenler dijital dünyanın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini ve çözüm önerilerini paylaştı. Raporlar, 6 yaşındaki çocukların bile kumar, şiddet ve cinsellik içerikli oyunlar oynamaya başladığını ortaya koyuyor. 15 yaş altındaki çocuklara getirilen sosyal medya yasağının Meclis'te kabul edilmesinin akabinde gerçekleşen toplantıda, sorunun sadece yasaklarla çözülemeyecek kadar derin olduğu vurgulandı. Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur'un paylaştığı veriler, çocukların dijital dünyada ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koydu. Yapılan araştırmalara göre çocukların yüzde 90'ı internette hiç tanımadığı kişilerle yazışıyor, yüzde 50'si sesli konuşuyor ve yüzde 10'u görüntülü görüşme yapıyor. Sosyal medya platformlarında yaş sınırlarına uyulmadığına dikkat çeken uzmanlar, ilkokul çağındaki çocukların bile sahte hesaplar açarak farklı kimliklere büründüğünü, bu durumun şantaj ve siber zorbalık vakalarına zemin hazırladığını ifade ediyor. "DİJİTALLEŞMEYLE AİLELER İLETİŞİMİNİ KAYBETTİ" Toplantıda en çok vurgulanan konulardan biri ailelerin dijital dünyadaki bilinçsizliği oldu. Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı, ailelerin teknolojik cihazları birer itibar veya çocuk oyalama aracı olarak gördüğünü, bunun da çocuklara büyük zarar verdiğini belirtti: "Ailede iletişim kaybolmuş durumda. Dijitalleşmeyle aileler iletişimini kaybetti. Burada hep kötü taraflarını söylemiyoruz, bunların çok iyi tarafları var ama 'Biz çocuklarımızı nasıl koruyacağız?' diye bakarken karşımıza bu çıkıyor. Ailede iletişimimizi kaybettik, ailede ilgiyi kaybettik." "ÇOCUKLARIN REHBERLİĞE İHTİYACI VAR" Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt ise kalabalık bir pazarda çocuğunun elini bırakmayan anne babaların, tüm dünyaya açık olan internet ortamında çocuklarını tamamen denetimsiz bıraktığına dikkat çekti: "Ben hep seminerlerimde şu örneği veririm, büyük bir ihtimalle de bu örneği Ferhan hocamdan aldım diye düşünüyordum, velilere ilk şunu söylüyorum: 'Kalabalık bir ortama, pazar gibi kalabalık bir ortama girdiğinizde çocuğunuzun elini bırakır mısınız?' diyorum. 'Hayır hocam, bırakır mıyız, kaybolur.' diyorlar. 'Peki, internet ortamında o çocuğun elini neden bırakıyorsunuz?' diye soruyorum çünkü internet ortamı her ne kadar bizim evimizin içindeki bir araçla bağlanıyor olsa da yakınımızdaki komşularımıza ya da akrabalarımıza açtığımız evimizden ziyade bizim bütün bilgilerimizi tüm dünyaya açık hâle getirdiğimiz bir mecradan bahsediyoruz ve bu mecrada çocukların rehberliğe ihtiyacı var. " Çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalması, komisyonun en önemli gündem maddelerinden biriydi. Altı yaşındaki çocukların şiddet, cinsellik ve kumar içeren 18 yaş üstü oyunları oynadığı belirtilirken, Türkiye'ye özgü milli ve manevi değerleri yansıtan bir oyun derecelendirme sisteminin acilen hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi. Ailelerin oynanan oyunların içeriklerinden habersiz olduğu, bu nedenle televizyon dizileri ve kamu spotları aracılığıyla ciddi bir farkındalık kampanyası yürütülmesi gerektiği savunuldu. Komisyonda eğitim sisteminin mevcut yapısı da eleştirildi. 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin, akademik hedefi olmayan gençleri mesleki eğitimden uzaklaştırdığı ve ev genci olarak tabir edilen, ne eğitimde ne istihdamda yer alan milyonlarca atıl genç hazırladığı ifade edildi. Spor liselerinde okuyan öğrencilerin teknoloji bağımlılığının yok denecek kadar az olduğu, fiziksel ve sosyal aktivitelere katılımın dijital bağımlılığa karşı en güçlü kalkan olduğu vurgulandı. Okulların sadece akademik bilgi veren yerler olmaktan çıkıp, çocukların enerjilerini atabilecekleri sosyal alanlara dönüşmesi gerektiği belirtildi.
Uzmanlar, çocukların yüzde 90'ının internette tanımadığı kişilerle iletişim kurduğunu ve henüz 6 yaşındaki çocukların bile kumar, şiddet ve cinsellik içerikli oyunlar oynamaya başladığını Meclis komisyonunda açıkladı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dijital Mecralar Komisyonu, çocukların dijital ortamlardan korunması gündemiyle toplandı.

Komisyon Başkanı Nazım Elmas'ın açılışını yaptığı toplantıda, alanında uzman akademisyenler dijital dünyanın çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerini ve çözüm önerilerini paylaştı.

Raporlar, 6 yaşındaki çocukların bile kumar, şiddet ve cinsellik içerikli oyunlar oynamaya başladığını ortaya koyuyor.

15 yaş altındaki çocuklara getirilen sosyal medya yasağının Meclis'te kabul edilmesinin akabinde gerçekleşen toplantıda, sorunun sadece yasaklarla çözülemeyecek kadar derin olduğu vurgulandı.

Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur'un paylaştığı veriler, çocukların dijital dünyada ne kadar savunmasız olduğunu ortaya koydu.

Yapılan araştırmalara göre çocukların yüzde 90'ı internette hiç tanımadığı kişilerle yazışıyor, yüzde 50'si sesli konuşuyor ve yüzde 10'u görüntülü görüşme yapıyor.

Sosyal medya platformlarında yaş sınırlarına uyulmadığına dikkat çeken uzmanlar, ilkokul çağındaki çocukların bile sahte hesaplar açarak farklı kimliklere büründüğünü, bu durumun şantaj ve siber zorbalık vakalarına zemin hazırladığını ifade ediyor.

"DİJİTALLEŞMEYLE AİLELER İLETİŞİMİNİ KAYBETTİ"

Toplantıda en çok vurgulanan konulardan biri ailelerin dijital dünyadaki bilinçsizliği oldu.

Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı, ailelerin teknolojik cihazları birer itibar veya çocuk oyalama aracı olarak gördüğünü, bunun da çocuklara büyük zarar verdiğini belirtti:

"Ailede iletişim kaybolmuş durumda. Dijitalleşmeyle aileler iletişimini kaybetti. Burada hep kötü taraflarını söylemiyoruz, bunların çok iyi tarafları var ama 'Biz çocuklarımızı nasıl koruyacağız?' diye bakarken karşımıza bu çıkıyor. Ailede iletişimimizi kaybettik, ailede ilgiyi kaybettik."

"ÇOCUKLARIN REHBERLİĞE İHTİYACI VAR"

Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt ise kalabalık bir pazarda çocuğunun elini bırakmayan anne babaların, tüm dünyaya açık olan internet ortamında çocuklarını tamamen denetimsiz bıraktığına dikkat çekti:

"Ben hep seminerlerimde şu örneği veririm, büyük bir ihtimalle de bu örneği Ferhan hocamdan aldım diye düşünüyordum, velilere ilk şunu söylüyorum: 'Kalabalık bir ortama, pazar gibi kalabalık bir ortama girdiğinizde çocuğunuzun elini bırakır mısınız?' diyorum. 'Hayır hocam, bırakır mıyız, kaybolur.' diyorlar. 'Peki, internet ortamında o çocuğun elini neden bırakıyorsunuz?' diye soruyorum çünkü internet ortamı her ne kadar bizim evimizin içindeki bir araçla bağlanıyor olsa da yakınımızdaki komşularımıza ya da akrabalarımıza açtığımız evimizden ziyade bizim bütün bilgilerimizi tüm dünyaya açık hâle getirdiğimiz bir mecradan bahsediyoruz ve bu mecrada çocukların rehberliğe ihtiyacı var. "

Çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalması, komisyonun en önemli gündem maddelerinden biriydi.

Altı yaşındaki çocukların şiddet, cinsellik ve kumar içeren 18 yaş üstü oyunları oynadığı belirtilirken, Türkiye'ye özgü milli ve manevi değerleri yansıtan bir oyun derecelendirme sisteminin acilen hayata geçirilmesi gerektiği ifade edildi.

Ailelerin oynanan oyunların içeriklerinden habersiz olduğu, bu nedenle televizyon dizileri ve kamu spotları aracılığıyla ciddi bir farkındalık kampanyası yürütülmesi gerektiği savunuldu.

Komisyonda eğitim sisteminin mevcut yapısı da eleştirildi. 12 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimin, akademik hedefi olmayan gençleri mesleki eğitimden uzaklaştırdığı ve ev genci olarak tabir edilen, ne eğitimde ne istihdamda yer alan milyonlarca atıl genç hazırladığı ifade edildi.

Spor liselerinde okuyan öğrencilerin teknoloji bağımlılığının yok denecek kadar az olduğu, fiziksel ve sosyal aktivitelere katılımın dijital bağımlılığa karşı en güçlü kalkan olduğu vurgulandı.

Okulların sadece akademik bilgi veren yerler olmaktan çıkıp, çocukların enerjilerini atabilecekleri sosyal alanlara dönüşmesi gerektiği belirtildi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.