ABD-İsrail ve İran arasındaki kalıcı ateşkes, Türkiye'ye doping olur

Ekonomi (Web Sitesi) - Web Sitesi | 08.04.2026 - 14:57, Güncelleme: 08.04.2026 - 14:57
 

ABD-İsrail ve İran arasındaki kalıcı ateşkes, Türkiye'ye doping olur

ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ortamında yükselen emtia fiyatları, "ithalatçı" konumunda bulunan Türkiye için beklentileri bozmuştu.

Orta Doğu’da mart başında başlayan ve petrol fiyatlarını uzun bir süre 110 doların üzerinde tutan çatışmalara 2 hafta ara verilmesi piyasalara nefes aldırdı. Brent petrolün varil fiyatı Hürmüz Boğazından geçişlerin de başlamasıyla birlikte 95 doların altına geriledi. ABD-İsrail ve İran arasında 5,5 hafta süren çatışma ortamında petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan yükselişler, “ithalatçı” konumda bulunan Türkiye için beklentileri bozmuştu. SON TAHMİNLER NASIL GELDİ? Son bir haftalık süreçte küresel şirketlerin de aralarında bulunduğu finans kuruluşları, Türkiye’ye yönelik enflasyon beklentilerini yukarı çekmişti. Son olarak Citigroup Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini %29 ve JP Morgan %28’e revize etmişti. Bu beklentilerle birlikte politika faizinin daha yüksek seviyede kalabileceği öngörüleri öne çıkmıştı. Yıl başında cari dengede 25 milyar dolar olan açık beklentisi ise 40 milyar dolara yükselmişti. TÜRKİYE İÇİN 5 FIRSAT Ateşkesin ardından kalıcı bir barış ortamının sağlanması halinde ise, Türkiye ekonomisinin 5 önemli fırsat yakalayacağı belirtiliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor: 1-Enflasyon: Enerji başta olma üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüşler, enflasyon beklentilerinin daha ılımlı hale gelmesini destekleyecek. Yıllık TÜFE, mart ayında %30,87 olarak gerçekleşmişti. 2-Faiz: Yabancı yatırımcının hızla Türkiye’ye dönüşü ile birlikte önce piyasa faizlerinde düşüş yaşanabileceği, ardından politika faizi üzerindeki baskıların azalabileceği ifade ediliyor. TCMB’nin 22 Nisan’daki toplantısı öncesinde politika faizi %37’de, iki yıllık gösterge tahvil faizi ise 42,4 seviyesinde bulunuyor. 3-Cari Denge: Emtia fiyatlarındaki balonun sönmesi, cari denge için “enerji faturası” kaynaklı ilk olumsuz beklentilerin daha pozitife dönmesini beraberinde getirecek. Türkiye'nin 12 aylık cari açığı ocak sonunda 32,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti. Bu arada cari dengenin ana bileşenlerinden olan portföy girişleri, doğrudan yatırımlar ve turizm, jeopolitik risklere karşı en duyarlı alanlar olarak biliniyor. Risklerin gerilemesi, bu kanallardan döviz girişinin artmasını da sağlayacak. 4-Döviz: Emtia fiyatlarındaki artış hem daha fazla döviz ihtiyacı hem de risk iştahında düşüş etkisiyle kurlar üzerinde baskı unsuru olmuştu. TCMB’nin rezervlerinde martta yaklaşık 50 milyar dolar gerileme yaşanmıştı. Buna karşılık dolar, martta sadece %1,3 prim yaptı. TL, savaşın ilk ayında en dirençli para birimleri arasında yer aldı. Jeopolitik risklerin gerilemesi, dolar talebinin azalmasını ve TL üzerindeki baskının hafiflemesini de destekleyecek. Hem faiz hem döviz baskısının hafiflemesi, TCMB’nin rezervlerine pozitif yansımaya başlayacak. 5-Büyüme: Yüksek emtia fiyatları, maliyetler ve siparişler üzerinde etki göstererek büyüme üzerinde risk oluşturmaya başlamıştı. İSO Türkiye İmalat PMI martta 47,9'a gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesini görmüştü. Bu veri, şubat ayında 49,3 olmuş ve eşik değer olan 50,0’ye oldukça yaklaşmıştı. S&P Global Market Intelligence Direktörü Andrew Harker, imalatta savaş öncesinde şartların iyileşme gösterdiğini hatırlatarak, “Martta ise bir miktar ivme kaybı yaşandı. Yavaşlama, büyük ölçüde Orta Doğu'daki savaştan kaynaklandı” demişti. Kalıcı bir ateşkesin hem maliyet baskılarını azaltarak hem de siparişlerin yeniden artmasını destekleyerek, büyümeye de pozitif yansıyabileceği aktarılıyor. OECD tarafından açıklanan son tahminlere göre Türkiye’nin 2026’da %3,3 büyüme gösterebileceği öngörülmüştü. Bu tahminlerin, iyimser senaryoda yukarı revize edilebileceği belirtiliyor. EKONOMİSTLER NE DİYOR? Rota Portföy Başekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen; savaşın etkileri sönümlenmeye başladığında Türkiye'nin diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla ön plana çıkabileceğini ve çıkan yabancı sermayenin misliyle geri dönebileceğini söyledi. Bu senaryoda dezenflasyon sürecinin yeniden hızlanacağını vurgulayan Gökşen, küresel piyasalarda risk iştahının artmasıyla birlikte en olumlu ayrışacak ülkenin Türkiye olacağını da belirtti. Stratejist Banu Kıvcı Tokalı ise, Türkiye gibi enerji ithalatçısı gelişen piyasalar için petrol fiyatlarındaki düşüşün hayati önem taşıdığını, bunun cari denge ve enflasyon için olumlu olduğunu ifade ederek, “Dolar endeksinin 100 seviyelerinden 98'e gerilemesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasalara yönelik risk iştahını artırabilir. Türkiye ekonomisinin doğru bir rota ile gelişen piyasalar arasında pozitif ayrışabilir” değerlendirmesinde bulundu.
ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş ortamında yükselen emtia fiyatları, "ithalatçı" konumunda bulunan Türkiye için beklentileri bozmuştu.

Orta Doğu’da mart başında başlayan ve petrol fiyatlarını uzun bir süre 110 doların üzerinde tutan çatışmalara 2 hafta ara verilmesi piyasalara nefes aldırdı. Brent petrolün varil fiyatı Hürmüz Boğazından geçişlerin de başlamasıyla birlikte 95 doların altına geriledi.

ABD-İsrail ve İran arasında 5,5 hafta süren çatışma ortamında petrol başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan yükselişler, “ithalatçı” konumda bulunan Türkiye için beklentileri bozmuştu.

SON TAHMİNLER NASIL GELDİ?

Son bir haftalık süreçte küresel şirketlerin de aralarında bulunduğu finans kuruluşları, Türkiye’ye yönelik enflasyon beklentilerini yukarı çekmişti. Son olarak Citigroup Türkiye için yıl sonu enflasyon tahminini %29 ve JP Morgan %28’e revize etmişti.

Bu beklentilerle birlikte politika faizinin daha yüksek seviyede kalabileceği öngörüleri öne çıkmıştı. Yıl başında cari dengede 25 milyar dolar olan açık beklentisi ise 40 milyar dolara yükselmişti.

TÜRKİYE İÇİN 5 FIRSAT

Ateşkesin ardından kalıcı bir barış ortamının sağlanması halinde ise, Türkiye ekonomisinin 5 önemli fırsat yakalayacağı belirtiliyor. Bunlar şöyle sıralanıyor:

1-Enflasyon:

Enerji başta olma üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüşler, enflasyon beklentilerinin daha ılımlı hale gelmesini destekleyecek. Yıllık TÜFE, mart ayında %30,87 olarak gerçekleşmişti.

2-Faiz:

Yabancı yatırımcının hızla Türkiye’ye dönüşü ile birlikte önce piyasa faizlerinde düşüş yaşanabileceği, ardından politika faizi üzerindeki baskıların azalabileceği ifade ediliyor.

TCMB’nin 22 Nisan’daki toplantısı öncesinde politika faizi %37’de, iki yıllık gösterge tahvil faizi ise 42,4 seviyesinde bulunuyor.

3-Cari Denge:

Emtia fiyatlarındaki balonun sönmesi, cari denge için “enerji faturası” kaynaklı ilk olumsuz beklentilerin daha pozitife dönmesini beraberinde getirecek. Türkiye'nin 12 aylık cari açığı ocak sonunda 32,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmişti.

Bu arada cari dengenin ana bileşenlerinden olan portföy girişleri, doğrudan yatırımlar ve turizm, jeopolitik risklere karşı en duyarlı alanlar olarak biliniyor. Risklerin gerilemesi, bu kanallardan döviz girişinin artmasını da sağlayacak.

4-Döviz:

Emtia fiyatlarındaki artış hem daha fazla döviz ihtiyacı hem de risk iştahında düşüş etkisiyle kurlar üzerinde baskı unsuru olmuştu. TCMB’nin rezervlerinde martta yaklaşık 50 milyar dolar gerileme yaşanmıştı. Buna karşılık dolar, martta sadece %1,3 prim yaptı. TL, savaşın ilk ayında en dirençli para birimleri arasında yer aldı.

Jeopolitik risklerin gerilemesi, dolar talebinin azalmasını ve TL üzerindeki baskının hafiflemesini de destekleyecek. Hem faiz hem döviz baskısının hafiflemesi, TCMB’nin rezervlerine pozitif yansımaya başlayacak.

5-Büyüme:

Yüksek emtia fiyatları, maliyetler ve siparişler üzerinde etki göstererek büyüme üzerinde risk oluşturmaya başlamıştı. İSO Türkiye İmalat PMI martta 47,9'a gerileyerek son 5 ayın en düşük seviyesini görmüştü. Bu veri, şubat ayında 49,3 olmuş ve eşik değer olan 50,0’ye oldukça yaklaşmıştı.

S&P Global Market Intelligence Direktörü Andrew Harker, imalatta savaş öncesinde şartların iyileşme gösterdiğini hatırlatarak, “Martta ise bir miktar ivme kaybı yaşandı. Yavaşlama, büyük ölçüde Orta Doğu'daki savaştan kaynaklandı” demişti.

Kalıcı bir ateşkesin hem maliyet baskılarını azaltarak hem de siparişlerin yeniden artmasını destekleyerek, büyümeye de pozitif yansıyabileceği aktarılıyor.

OECD tarafından açıklanan son tahminlere göre Türkiye’nin 2026’da %3,3 büyüme gösterebileceği öngörülmüştü. Bu tahminlerin, iyimser senaryoda yukarı revize edilebileceği belirtiliyor.

EKONOMİSTLER NE DİYOR?

Rota Portföy Başekonomisti Özlem Bayraktar Gökşen; savaşın etkileri sönümlenmeye başladığında Türkiye'nin diğer gelişmekte olan ülkelerden daha fazla ön plana çıkabileceğini ve çıkan yabancı sermayenin misliyle geri dönebileceğini söyledi. Bu senaryoda dezenflasyon sürecinin yeniden hızlanacağını vurgulayan Gökşen, küresel piyasalarda risk iştahının artmasıyla birlikte en olumlu ayrışacak ülkenin Türkiye olacağını da belirtti.

Stratejist Banu Kıvcı Tokalı ise, Türkiye gibi enerji ithalatçısı gelişen piyasalar için petrol fiyatlarındaki düşüşün hayati önem taşıdığını, bunun cari denge ve enflasyon için olumlu olduğunu ifade ederek, “Dolar endeksinin 100 seviyelerinden 98'e gerilemesi, Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişen piyasalara yönelik risk iştahını artırabilir. Türkiye ekonomisinin doğru bir rota ile gelişen piyasalar arasında pozitif ayrışabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.