Bahçeli'den çok önemli Öcalan çıkışı! Yeni teklifini sundu
Bahçeli'den çok önemli Öcalan çıkışı! Yeni teklifini sundu
Devlet Bahçeli, "Barış süreci koordinatörlüğü kurulmasını öneriyorum" diyerek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır." ifadelerini kullandı.
Devlet Bahçeli, "Barış süreci koordinatörlüğü kurulmasını öneriyorum" diyerek, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır." ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'nin jeopolitik konumundan dış politikasına, Kıbrıs meselesinden terörle mücadeleye ve ekonomik hedeflere kadar birçok başlıkta tarihi mesajlar veren Bahçeli, milli birlik ve seferberlik vurgusu yaptı. Bahçeli, "Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır." dedi. Bahçeli, sürece ilişkin de, "Barış Süreci Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum" dedi.
Türkiye'nin Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Türk dünyası, Afrika ve Avrupa arasında temas kurabilen bir merkez ülke olduğunu belirten MHP Lideri Bahçeli, "Türkiye kendi hikayesini politik söylemlerle yazmaz. Üretimle, diplomasiyle, savunma kabiliyetiyle, enerji hamleleriyle, lojistik ağlarıyla, toplumsal dayanışmasıyla ve millet disipliniyle yazar." dedi.
Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın idrakinin ancak bu gerçekçi bakış açısıyla kazanılabileceğini anlatan Bahçeli, Türkiye'nin dış politika anlayışının barışı ve istikrarı öncelediğini ifade etti.
Savaşların yayılmasını ve krizlerin derinleşmesini istemediklerini vurgulayan Bahçeli, "Ancak barıştan yana durmak edilgenlik anlamı taşımaz. Diplomasiye önem vermek başkalarının hesabına eklemlenmek manasına gelmez. Türkiye masaya kendi aklıyla oturur, kendi güvenliğini, kendi hukukunu ve kendi menfaatini göz ardı ederek görüntü siyaseti yapmaz." diye konuştu.
"MACRON NAPOLYONCULUK HEVESİNE KAPILDI!"
Kıbrıs stratejik hafızamızdır. Kıbrıs Türkü'nün güvenliği hiçbir hayale emanet edilemez.
Yurtta Sulh Cihanda Sulh mefkuresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır. Fakat haklarını ve güvenlik alanını deniz yetki sahalarını Kıbrıs Türk'ünün varlık hakkını ve Ege'deki denge huk.unu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur.
Macron Napolyonculuk hevesine kapıldı. Fransa'nın Yunanistan'ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ve İsrail'in Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezi temasları dikkatle takip edilmektedir.
Doğu Akdeniz, Ege ve Kıbrıs'taki gelişmelere dikkat çeken Bahçeli, Türkiye'nin haklarını ve Kıbrıs Türkü'nün varlık hakkını yok sayan her adımın karşısında kararlı bir Türkiye bulacağını söyledi. Fransa, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail'in Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezinin dikkatle takip edilmesi gerektiğinin altını çizen Bahçeli konuya, "Yunanistan'ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez. İsrail'in kendi güvenlik endişelerini Türkiye'ye karşı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez." sözleriyle işaret etti.
Kıbrıs meselesinin sadece bir müzakere başlığı olmadığını belirten Bahçeli, şunları kaydetti:
"Kıbrıs, Türkiye'nin güvenlik derinliği, Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türkü'nün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır. Kıbrıs'ta toprak alım satımı, yabancı mülkiyeti stratejik bölgelerde taşınmaz ve yoğunlaşması sıradan ticari işlem gibi görülemez. Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz. Kimi zaman egemenlik hakkının belgesi, kimi zaman güvenlik teminatı, kimi zaman gelecek nesillerin hakkıdır. Türkiye, Kıbrıs Türkü'nün hakkını başkalarının insafına terk etmeyecektir."
"GECİKTİREMEYECEĞİMİZ SEFERBERLİK BELLİDİR"
Dünya yeniden şekillenirken Türkiye'nin kapsamlı bir milli seferberlik anlayışına ihtiyaç duyduğunu belirterek, "Geciktiremeyeceğimiz seferberlik bellidir: Ekonomik, kültürel ve teknolojik seferberlik." ifadelerini kullandı.
Bu seferberliğin detaylarını maddeler halinde açıklayan Bahçeli, ekonomik seferberliğin üretimin büyütülmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, ihracat pazarlarının genişletilmesi, tarımda verimliliğin artırılması ve enerji güvenliğinin tahkim edilmesi olduğunu söyledi. Kültürel seferberliğin Türkiye'nin tarihi birikimini, dilini, sanatını ve eğitim kurumlarını daha etkili biçimde dünyaya taşıması olduğunu belirten Bahçeli, teknolojik seferberliğin ise savunma sanayisinde kazanılan özgüvenin yazılıma, yapay zekaya, siber güvenliğe, sağlık, tarım ve enerji teknolojilerine yayılması olduğunu ifade etti.
"BU YÜRÜYÜŞÜN ADI TERÖRSÜZ TÜRKİYE'DİR"
Konuşmasında terörle mücadeleye geniş yer ayıran ve terörün tamamen tasfiye edileceği bir gelecek vizyonu çizen Bahçeli çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Bizler vatan sevdalısı Türk milliyetçileri olarak barış için çıktığımız bu kutlu yola Allah'ın izniyle baş koyduk. Türk milliyetçiliği kalabalıklarda atılan kuru sloganların, kürsülerde cilalanan kof nutukların tecellisi değildir. Bu şuur vatan sınırlarına çizgi, toprağa arazi, millete nüfus olarak bakmayanların anlayışıdır." dedi.
Terörsüz Türkiye hedefinin asla bir geri adım olmadığını vurgulayan Bahçeli, "Bu yürüyüşün adı terörsüz Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir. Terörsüz Türkiye taviz değildir. Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir. Terörsüz Türkiye devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek hiç değildir." ifadelerini kullandı.
Milliyetçi Hareket Partisi'ni terörle yan yana getirmeye çalışanlara sert tepki gösteren Bahçeli, "Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi'nin adını terörle yan yana getiremez. Hiç kimse bu hareketin ülkücü şehitlerimizin kanıyla, taş medreseli büyüklerimizin çilesiyle yoğrulmuş müktesebatını lekeleyemez." diye konuştu.
"TÜRK'ÜN, KÜRT'ÜN, ALEVİ'NİN AYNI BAYRAK ALTINDA KENETLENDİĞİ BİR TÜRKİYE"
Etnik ve mezhepsel ayrımcılığa karşı net bir duruş sergileyen Bahçeli, emperyalizmin ve etnik tahrikçilerin oyunlarına kapılarını kapattıklarını belirterek, "Kan analizlerine, kemik yapılarına, kafa tası boyutlarına göre değil; Türk'ün, Kürt'ün, Alevi'nin, Sünni'nin, Arab'ın, Süryani'nin, Doğulunun, Batılının aynı bayrak altında, aynı vatan üzerinde, aynı devlet çatısı altında, aynı kader ve istikamet birliğinde kenetlendiği bir Türkiye için çabalıyoruz." dedi.
Terörsüz Türkiye'nin komşunun komşuya güvenmesi, annenin evladını okula huzurla göndermesi ve esnafın kepengini endişesiz açması demek olduğunu anlatan Bahçeli, iç mukavemetin çelikten bir duvar gibi örülmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel krizlerin Türkiye ekonomisine etkilerine de değinen Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran geriliminin sadece askeri bir çekişme olmadığını, bu gerilimin enerji maliyetlerinden tarımsal üretime kadar geniş bir alanı etkilediğini söyledi. Hürmüz Boğazı'nda yaşanan her sarsıntının petrol tankerlerinin rotasını değiştirdiğini belirten Bahçeli, "Değişen rotalar mazot fiyatlarına, gübre maliyetlerine, çiftçinin ekim kararına, sanayicinin üretim hesabına, vatandaşımızın mutfağına kadar uzanmaktadır." dedi.
Terörün getirdiği güvenlik maliyetlerinin ülkenin kalkınma iradesini engellediğini belirten Bahçeli, "Ekonomimiz terörün getirdiği güvenlik maliyetleriyle sınanırken, çocuklarımızın rızkı savunma harcamalarına ayrılmamalıdır. Terörü milletimizin gündeminden geri dönülmemek üzere çıkarmak, güvenlik mecburiyetiyle tüketilen imkanları kalkınma seferberliğine dönüştürmek terörsüz Türkiye ile vücut bulacaktır." dedi.
DİKKAT ÇEKEN ÖCALAN MESAJI
"11 Temmuz 2025'te terör örgütü PKK mensubu bir grubun sembolik törenle silah bırakması bu tarihi çağrının ve terörsüz Türkiye iradesinin karşılık bulduğu önemli bir aşama olmuştur." diyen Bahçeli, "Elbette bu tören tek başına nihai sonuç değildir. Süreç titizlikle, güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir. Bu kapsamda Abdullah Öcalan'ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir." açıklamasında bulundu.
Bahçeli, "Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sürecin yürütülmesini istiyorsak çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir. Türkiye'nin güvenliği ve geleceği söz konusu ise ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılarına, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz. Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet edecek biçimde ele alınmalıdır." ifadelerini kullandı.
Bahçeli, sürece ilişkin de, "Barış Süreci Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum" dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.