‘Bıyık’ diyerek geçmemek lazım!
‘Bıyık’ diyerek geçmemek lazım!
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı
Siyasi ve kültürel bir simge olan bıyık ile bir insanın mensup olduğu grubu, dolayısıyla dünya görüşünü anında tespit edebilirsiniz.
Dudakları açıkta bırakan sünnete uygun bıyık, ağzı neredeyse örten Bektaşi bıyığı, asık suratlı bir solcunun yüzünün tamamlayan Stalin bıyıkları, Hitlervâri fırça bıyık, uçları aşağı sarkan Ülkücü bıyığı, sahibini derhal ele veren cinsten bıyıklardır.
O kadar çok bıyık türü var ki muhtemelen pek çoğunun ismini ilk defa duyacaksınız…
“Karanfil bıyık, kaytan bıyık, pala bıyık, burma bıyık, yastık bıyık, pis bıyık, kırpık bıyık, akrep kıskacı, dudak örten bıyık, ak bıyık, tavşan bıyık, teke bıyık, fırça bıyık, keçiboynuzu bıyık vb.”
Liste böyle uzayıp gidiyor.
Tabii bıyık sadece Türklere has bir olgu da değil..
Dünyada birçok devlet adamının, edebiyatçının, ressamın, filozofun karakteristik bıyıkları vardı.
Mesela Nietzsche'nin bir Alevi dedesini andıran bıyıkları…
Einstein'ın pos bıyıkları…
Salvador Dali'nin ucunu sivriltilerek yukarı doğru bükülmüş muzip bıyığı…
Adolf Hitler’in “diş fırçası” olarak bilinen bıyıkları, tarihe geçen karakteristik bıyıklardır…
Dolayısıyla sakal ve bıyık belli bir kültürün malı değil, “evrensel bir olgu”dur.
Buna rağmen bıyık, özellikle Cumhuriyet Türkiye'sinde her dönem tartışma konusu olmuştur.
Örneğin…
Dün beraberinde kalabalık bir heyet ile “Koç Topululuğunun 100. yılı” nedeniyle Anıtkabir’e giden Rahmi Koç, bundan tam 18 yıl önce, 29.06.2008 tarihli Hürriyet gazetesinde, Ayşe Arman’a verdiği röportajında “Sakallı ve bıyıklıyı katiyen işe almam” demişti.
O dönem bu sözler büyük bir tartışmanın konusu olurken, Yargıtay’ın “Bıyık ve sakal istememek işverenin yönetim hakkı içine girer” şeklinde bir kararı çıkmıştı.
Tabii!
Bir ara, dönemin Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Tansu Çiller'in de bıyıklı vekillere tahammül edemediği konuşulmuştu…
Bazı DYP’li vekiller de “Bir kadının damgasını vurduğu Türkiye’de, bıyıklı dolaşmak bana yakışmaz!” deyiyerek bıyıklarını kazıtmış ve o zamanlar “köktenbıyıksız” bir zümre türemişti.
Zeynep Göğüş isimli yandaş yazar da…
27 Mayıs1998’de kaleme aldığı ve Deniz Baykal’ın rakipsiz Genel Başkan seçildiği CHP'nin 28. Olağan Kurultayı’na ilişkin gözlemlerini aktardığı yazısına “CHP'de bile bıyıklılar azaldı!” başlığını atarak;
“Şeytan ayrıntıda gizli olmakla birlikte CHP Kurultayı'nın yapıldığı salona bakıp bıyık sayısındaki eksilmenin partinin değil toplumdaki değişimin yansıması olduğunu söylemek daha doğru” tespitinde bulunmuştu.
Çünkü o yıllarda CHP’nin ileri gelenleri bıyıkları önemsiyordu.
Mesela…
“Hitler bıyıklı” Fahri Bey’in oğlu Bülent Ecevit, “Fırça bıyıklarını” hiç kesmedi.
Siyasete ilk atıldığında kara bıyıkları, asla kilo almayan fiziğiyle Ecevit'i hatırlattığı için “Siyasetin yeni Karaoğlanı" payesi verilen Murat Karayalçın da Gümrük Birliği anlaşması imzaladığında, “Bıyıklarımı kesmeden AB'ye gireceğiz” demişti.
Dönemin CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan ise kendi davetlisi olarak Ankara'ya gelen Hollandalı bir grup öğrencinin, "Niçin bıyık bırakıyorsunuz? Bu bıyıkla mı AB'ye gireceksiniz?" sorusuna karşı bıyıklarını kahramanca savunmuş, bıyığın “temizliğin ve mertliğin” simgesi olduğunu anlatan bir konuşma yapmıştı.
Esasında CHP’lilerin “bıyıkla” imtihanı bununla sınırlı değil…
Kendi partilerine has karakteristik bir bıyığı olmayan CHP’liler, her dönem konjonktüre bakarak bıyıklarına şekil vermişlerdir.
Örneğin;
1943 yılında başta Başbakan Şükrü Saraçoğlu ve Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel olmak üzere CHP’li bütün kabine üyeleri, “Milli Şef” İsmet İnönü’nün talimatı üzerine bıyıklarını kesmek zorunda kalmıştı.
Yalnız Suat Hayri Ürgüplü, “Kesersem uğursuz gelecek” bahanesiyle direnmiş, bıyıklarını zar zor kurtarmıştı.
Bu arada kendi adamlarına “bıyıklarınızı kazıyın” emri veren İnönü, kendi bıyığına ise dokunmamıştı.
Milli Şef'in birden bıyık düşmanı kesilmesinin sebebi ise o yıllarda Tek parti ricali arasında yaygın olan Hitlervâri bıyık modasına, Almanya’nın hezimetiyle sona eren İkinci Dünya Savaşı’nın sonucunu görerek son vermek istemesiydi.
Milli Şef'in arzuları istikametinde uygulanan bıyık yasağı sadece CHP’li vekillerle de sınırlı kalmamıştı...
Çok geniş bir uygulama alanı bulan bu emirle, bütün askerlere ve devlet memurlarına “Bıyıklar kesilecek, kes!" talimatı verilmişti.
Bu tür keyfi bir emirle muhatap olanlardan biri de o dönem Tapu ve Kadastro memuru olarak çalışan Kamer Kılıçdaroğlu’ydu.
Askerden geldikten sonra memuriyete geri dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun babası Kamer Bey “Pos bıyık” bırakınca, amiri “kes bunları” diyecek olmuş.
Kamer Kılıçdaroğlu ise “Memuriyetimi yakarım bıyıklarıma dokundurtmam” diye esip gürleyince, bıyıkları kurtarmış.
Durup dururken bıyık meselesini açmamın sebebi ise…
“Mutlak Butlan” kararı sonrası “kadük” duruma düşen ve Anıtkabir'de Atatürk’ün mozolesini ziyaret ettikten sonra İsmet İnönü'nün anıt mezarına geçerek;
“Paşam merak etme, namussuzlardan çok daha cesur olarak bu memleketi kurtacağız” diyen Özgür Özel’in “bıyık” düşmanlığı…
Ekrem İmamoğlu’nun gölgesinden kurtulamayan ve İsmet İnönü gibi “ikinci adam” refleksleri gösteren Özgür Özel, düzenlediği grup toplantısında Kılıçdaroğlu’nun basın danışmanı Atakan Sönmez’e “İğrenç bıyıklı” diyerek hedef aldı.
Bunun sebebi ise Sönmez’in bıyığının “Alevi-Bektaşi” tarzı olmasıydı.
Belli ki…
Kemal Kılıçdaroğlu’nun devrildiği CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında “Alevi lobisini yıktık” diye bayram eden İmamoğlu destekli Özel…
Mutlak butlan kararının ardından sadece Kemal Kılıçdaroğlu’na değil Alevi canlara da öfkelenmiş.
Umarım, bıyığı “manevi terbiyenin, sırrın ve tarikata bağlılığın simgesi” olarak gören Aleviler, Atakan Sönmez üzerinden kendilerine yapılan bu hakareti not etmiştir!..
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.