CHP’nin “sahteciliği” kriminal bir hal aldı!
CHP’nin “sahteciliği” kriminal bir hal aldı!
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı
AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail’in saldırdığı İran’ın durumuna bakan Türk halkının, oy versin veya vermesin, “İyi ki ülkeyi AK Parti yönetiyor" dediğini…
Türkiye'nin kaptan köşkünde kendilerinin olmasından dolayı, milletin “Allah'a hamdettiğini” söyledi.
Bu sözler birilerinin hoşuna gitmese de ben de gerçeğin öyle olduğunu düşünüyorum.
Zira etrafı ateş çemberine dönen Türkiye’yi yöneten mevcut iktidar, gerçek sorunlara odaklanıp çözüm üretmeye çalışırken…
Ana muhalefet partisi ve tabanı, yıllardır “sahte” ve “suni” gündemlerle kamuoyunu oyalıyor.
Üstelik “sahte” gündem oluşturmaya çalışırken bile her türlü “sahteciliği” pervasızca sergiliyor.
Hatırlayınız…
“Gezi kalkışması” sürecinde başına geçirdiği başörtüsüyle Başkan Erdoğan’a “eşim müftü, din senin tekelinde değil” diyerek seslenen Gül Taşlı Cenal adlı kadının eşinin CHP Burhaniye İlçe Başkanı Faruk Cenal olduğu belirlenmişti. Sözde “müftü karısı” Gül Taşlı Cenal’in ise Balıkesir Burhaniye’de bar işlettiği saptanmıştı.
Yine…
İnternette “AK Parti’ye oy vermişti, şimdi CHP’ye verecek” diye sunulan bir kadının CHP’li Esenyurt Belediyesi Meclis Üyesi Emine Polat olduğu deşifre olmuştu.
Kartal’da gerçekleştirilen bir sokak röportajında, “Bir önceki seçimde Binali Yıldırım’a oy vermiştim bu seçimde Ekrem İmamoğlu’na vereceğim” diyen kişinin ise CHP Kartal Meclis Üyesi Umut Daştan olduğu ortaya çıkmıştı.
CHP tabanında, “halkı aldatmaya” yönelik bu tür sahteciliklere imza atılırken, maalesef parti yönetim kademesinde durum “kriminal” bir hal almış durumda…
Kerli ferli yöneticiler adeta profesyonel suçlular gibi ciddi sahteciliklere imza atıyor.
Neredeyse CHP yönetiminin her kademesinde “belgede sahtecilik suçu” denilebilecek ciddi suçlar işleniyor.
Üstelik bu durum…
27 Mayıs 1960 darbesinin sağladığı sözde özgürlük(!) ortamından istifade ederek “solcu” olan, 12 Mart 1971 muhtırasından sonra da cezaevine girmemek için “Mehmet Yılmaz Basmacı” adına düzenlenen “sahte” pasaportla Almanya'ya kaçan ve ardından “mülteci” olarak sığındığı İsveç’te “Sebastian Argol” ismiyle sahne alan CHP’li Zülfü Livaneli’nin yaptığı zoraki “sahteciliğe” de benzemiyor.
Günümüz CHP’lileri, ciddi yaptırımlar gerektiren “sahte”ciliklere bilerek ve isteyerek kalkışıyor.
Örneğin…
Şu sıralar yolsuzluk nedeniyle cezaevinde tutuklu bulunan Beşiktaş Belediyesi’nin eski Başkanı Rıza Akpolat’ın, 1 Ekim-31 Aralık 2019 arasını kapsayan süre için gerçekleştirdiği 12 milyon 980 bin liralık “araç kiralama ihalesi”nde, ihaleyi alan firmanın “800 bin liralık sahte teminat mektubu” MASAK incelemesine takılmıştı.
Üstelik CHP’li belediyenin, söz konusu ihale kapsamında hiç bir hizmet vermeyen firmaya 11.8 milyon lira ödediği de yine Sayıştay raporlarına yansımıştı.
Bu “sahteciliğe” rağmen CHP’nin güdümlü medyası, oluşan kamu zararına yönelik tek kelime etmemişti.
Yine CHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ismi de “sahte senet” skandalı ile gündeme gelmişti.
Dahası!
Necmettin Kesgin isimli işadamı adına 600 bin dolarlık sahte senet düzenlediği ve icra yoluyla bu parayı tahsil etmeye çalıştığı öne sürülen Yavaş’ın, Ankara 1. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 500 bin TL’lik “kötüniyet tazminatı”na çarptırıldığı ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin de bu cezayı tasdik ettiği, haberlere konu olmuştu.
Kurduğu suç örgütü ile İstanbul’u talan eden Ekrem İmamoğlu’nun, ÖSS ve ÖYS’de başarılı olamadığı için usulsüz yatay geçiş yaptığı İstanbul Üniversitesi’nden “baba parasıyla” aldığı “sahte diploması”nı…
Dilek İmamoğlu’nun 2016 yılında yazdığı ve tam tamına 11 adet “intihal” vakası tespit edildiği belirtilen “yüksek lisans tezini...”
Ekrem İmamoğlu sayesinde ihya olan ve etkin pişmanlık hükümleri kapsamında verdiği ifadesini geri çeken İBB yolsuzluk davası sanığı Murat Kapki'nin, “sahte diploma soruşturması” kapsamında kapatılan Özel Dudullu Tercih Akşam Lisesi'nden mezun olmasını ise saymıyorum bile…
Milletin gerçek sorunları ile ilgilenmek yerine “sahte gündem” oluşturmaya çalışan CHP Genel Başkanı Özgür Özel de maalesef partisindeki bu kötü alışkanlığa yenik düştü.
Ekrem İmamoğlu ve adamlarının yargılandığı “Asrın Yolsuzluğu Davası”nı gölgelemek amacıyla Adalet Bakanı Akın Gürlek'in “20'ye yakın taşınmazı” olduğunu iddia eden ve bu iftirayı dillendirdiği canlı yayınını izlemeleri için AK Partili milletvekillerine mesaj atma pişkinliğinde bulunan Özgür Özel’in açıkladığı sözde tapuların ve kimlik bilgilerinin “sahte” olduğu kısa sürede ifşa oldu.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, resmi kayıtlarda sadece 4 taşınmazı olduğunu belgeleyerek, Özel’in “düzmece” tapularla dillendirdiği iftiralarını anında çürüttü.
Bizler, “acaba CHP’liler daha ne tür sahteciliklere imza atacak” diye beklerken…
Bu kez de…
CHP’den Tuzla Belediye Meclis Üyesi olduğu öğrenilen Erdal Yasin Tüysüz’ün, büyük bir “kalpazanlık” örneği sergileyerek, “Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davasının görüldüğü duruşma salonuna “sahte basın kartıyla” girerek, çektiği görüntüleri sosyal medyada paylaştığı görüldü.
Evet!..
Amaca giden yolda her şeyi mübah gören CHP’liler, maalesef siyasi rant uğruna her türlü “sahteciliği” sergilemekte beis görmüyorlar.
Benim anlamadığım ise…
Kaçan atını yakalamak için külahının içinde ot varmış gibi davranan bir raviden bile “Atı kandıran, insanları da kandırır!” diyerek hadis nakletmekten vazgeçen bir ümmetin mensupları, hala bu CHP’lilerin peşinden nasıl gidiyor?
Ya da Saadet Partisi’nin yöneticileri, “sahte”ciliği parti politikası haline getiren bu CHP’nin yöneticilerine nasıl kefil olabiliyor?
Akıl alır gibi değil!..
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.