“Kılıç artığı” ve CHP’nin kadim Alevi düşmanlığı!

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 27.04.2026 - 10:15, Güncelleme: 27.04.2026 - 10:21
 

“Kılıç artığı” ve CHP’nin kadim Alevi düşmanlığı!

Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın kaleminden.

Dersim, Osmanlı döneminde de merkezi idare için bir sorun kaynağıydı ama hiçbir zaman toplu kıyımlar yaşanmadı. Genç Cumhuriyet ise burada yaşayan Alevilere aynı müsamahayı göstermedi. Dünya hukuk tarihinde örneği olmayan bir uygulamaya imza atılarak “bir ile özel kanun” çıkarıldı. "Dersim Kanunu" olarak tarihe geçen kanunda; söz hakkı şöyle dursun, sanıklara haklarındaki suçlamaları öğrenme fırsatı bile verilmedi. Alevilerin önderi Seyyit Rıza hakkında ise davanın hakimi değiştirilerek, üstelik resmi tatil olmasına rağmen cumartesi günü kurulan mahkemeyle idam kararı alındı. Atatürk gelmeden idamı bitirmek isteyenler, tatil gününde, gece yarısı kurdukları darağacında Seyit Rıza’yı infaz etti. İdamla son bulması beklenen isyan ise daha da şiddetlendi. Bunun üzerine devlet, 11-12 Haziran 1938'de “İkinci Dersim Harekatı”nı, 10-31 Ağustos'ta da “üçüncü” harekatı yaptı. Sabiha Gökçen'in de içinde bulunduğu jetler, Tunceli köylerini bombaladı. Yapılan askeri harekatlarda yaklaşık 70 bin kişi can verdi. Bakanlar Kurulu'nun 6 Ağustos 1938 kararıyla resmi olarak 1246 haneden 5 bin kişi farklı illere sürülse de gerçekte 12 bin kişi sürgüne gönderildiği iddia edildi. Bu olaylar sonrası Alevilerde kalıcı ve unutmayacakları bir yara açıldı. Her ne kadar bu yara kapanmasa da Alevi canlar, sürekli sol seküler çizgideki CHP’ye oy verdi. Buna rağmen CHP'nin monşerlerinden Onur Öymen, 2009 yılında Meclis'te yaptığı konuşmada Dersim Olaylarını örnek göstererek Alevileri, Kurtuluş Savaşındaki düşman güçleri ve PKK'lı teröristlerle bir tuttu. Aslen Tuncelili olan Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyunda infiale sebep olan işte bu açıklamadan sadece 6 ay sonra, CHP’nin 7. Genel Başkanı oldu. Bu koltukta tam 13 yıl boyunca oturan Kemal Bey, sürekli “mezhepçilik” kıskacı altındaydı. Yaptığı her görevlendirmede, CHP içerisinden; “En güçlü koltukları Alevi kökenli isimlere teslim ediyor” diye eleştirildi. Dönemin Mersin Milletvekili İsa Gök, "CHP şu anda genel merkezin verdiği talimatla tek bir etnik temele ve tek bir mezhebe dayanarak yeniden oluşturuluyor" diyerek, kendi ekibini oluşturan Kılıçdaroğlu’nu “mezhepçi kadrolaşma” ile itham etti. Gazeteci Nevşin Mengü’nün babası ve eski Manisa Milletvekili Şahin Mengü de Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği ilk seçim olan 12 Haziran 2011 seçimlerinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde; “Her yerde Alevi adaylar öne çıkarıldı, CHP mezhep partisine dönüştü. Manisa'da birinci sıradaki aday dışında dokuz tane Alevi aday var. CHP mezhep partisi değildir” diyerek, “Alevi” adaylar yüzünden seçimi kaybettiklerini söyledi. CHP eski Antalya Milletvekili Osman Kaptan ise “cemevlerine gidilip partiyle ilgisi olmayanların üye yazıldığını” iddia etti. Oysa CHP’deki Aleviler ise tam tersini düşünüyordu. “Mezhepçi görüntü vermemek için çok hassas davranan Kemal Bey yüzünden parti içinde Alevilerin eski ağırlıklarını kaybettiklerini… Eskiden yönetimin asgari yüzde 30’u Alevilerden oluşurken, Kılıçdaroğlu’nun gelişiyle bu oranın yüzde 10’lara düştüğünü, parti tarihinde MYK içinde hiç bu kadar az Alevi üye olmadığını” konuşuyorlardı. Ocak 2015 tarihinde gerçekleştirilen “CHP’nin 35. Olağan Kurultayı” öncesinde “mezhepçi kadrolaşma” tartışmaları yeniden patlak verdi. “Yeni CHP artık bir mezhep partisidir” diyen bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri, “Aydın ili gibi bir ilde bile ‘Alevi olacak” diye Genel Merkez tarafından Alevi aday dayatılması yapıldığını öne sürdü. Başka bir üye ise, “CHP, gün geçtikçe özünden daha da uzaklaşıyor. CHP neredeyse tamamen Alevileştiriliyor. CHP’ye gelen herkesin mezhepsel kimliği sorgulanıyor” diyerek, yaşananlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Kendisi de “Alevi” olan Sevilay Yılman 13 Eylül 2018’de, “Bu bir, ‘Kral Çıplak’ yazısıdır değerli okurlarım” başlığıyla kaleme aldığı yazısında; “Mezhepçiliğin belgesi mi olur? Elbette ki yok!” diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “CHP’yi Alevileştirmekle” itham etti. Bu yoğun baskılardan dolayı bunalan Kemal Bey ise “Benim dedemin türbesi Akşehir'de. Dedem Seyyid Mahmud Hayrani'dir” diyerek… Horasan’dan Hicaz’a, Konya’dan Tunceli’ye uzanan bir geçmiş anlatıp, ailesinin köklerinin “Türkmen” olduğunu ve “Peygamber soyundan geldiğini” ispatlamaya çalıştı. Koltuğa oturduğu günden beri yaşadığı baskılar nedeniyle adeta “Alevi” kimliğini gizleyen… Hatta “cumhurbaşkanlığı adaylığı”na karşı çıkan ittfak ortağı Meral Akşener ve adamları, “Alevi aday kazanamaz” dediğinde olan biteni görmezden gelen Kılıçdaroğlu, takvimler 19 Nisan 2023’ü gösterdiğinde, Twitter’dan paylaştığı bir videoda ilk defa oy verecek olan gençlere seslendi ve “Bu gece sizinle çok özel çok hassas bir konuda konuşmamızın zamanı geldi. Ben Aleviyim, Hak-Muhammed-Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslüman’ım” diyerek, 13 yıllık siyasi hayatı boyunca ilk kez açıkça “Alevi” olduğunu ikrar etti. Her fırsatta “Sünni bir ailenin çocuğuyum” diyen ve seçim yenilgisinin ardından sözde “değişim” vurgusuyla Kılıçdaroğlu’na karşı “isyan” başlatan Ekrem İmamoğlu ise sanki bu açıklamayı bekliyormuşçasına… Kirli para iddialarının gölgesinde gerçekleşen CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında yaptığı açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesine göndermede bulunarak, “S….. et. Kazandık, kuduruyorlar. Alevi lobisini yıktık” dedi. Ekrem’den cesaret alan adamları ise bir adım ileri gitti. CHP’nin eski tüfeklerinden Fikri Sağlar, Kemal Bey için; “Yıllar yılı sömürdüğü Alevilere Yavuz Sultan Selim’den daha büyük kötülük yaptı” ifadelerini kullandı. Şu sıralar “casusluktan” tutuklu olan Merdan Yanardağ ise “Aleviler içinde çok hain vardır” şeklindeki sözlerle nefretini kustu. İşte bu tür tazyiklerle ayyuka çıkan Kemal Kılıçdaroğlu düşmanlığı, son günlerde artan “mutlak butlan” beklentisiyle artık ciddi ciddi CHP’de “Alevi nefretine” dönüşmüş durumda… Bu nefret son olarak, İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen ve Kılıçdaroğlu için isim vermeden "kripto kılıç artığı" ifadesi kullanan 27 Mayısçı bir “irtibat subayı”nın kızı Mine Kırıkkanat'ın diline yansıdı. Dersim’i bombalayan CHP’nin mevcut lideri Özgür Özel, “toplu kıyımdan sağ kurtulanlar” için kullanılan bu skandal ifade sonrası geç kalmış göstermelik bir açıklama yaparken, yolsuzluktan yattığı Silivri Cezaevi’nden hemen her konuya laf yetiştiren Ekrem İmamoğlu ise en ufak tepki göstermedi. “Dersim olayları” ve “Çorum olayları”  dâhil geçmişte yaşanan pek çok acıyı sineye çekerek malum zihniyetin peşinden ayrılmayan Alevi canlar, umarım artık malum CHP’lilerin gözünde ne kadar değer gördüklerini fark ederler de… Kendilerine “kılıç artığı” şeklinde iğrenç ifadeler kullanan malum zihniyetin peşinden gitmezler!
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın kaleminden.

Dersim, Osmanlı döneminde de merkezi idare için bir sorun kaynağıydı ama hiçbir zaman toplu kıyımlar yaşanmadı.

Genç Cumhuriyet ise burada yaşayan Alevilere aynı müsamahayı göstermedi.

Dünya hukuk tarihinde örneği olmayan bir uygulamaya imza atılarak “bir ile özel kanun” çıkarıldı.

"Dersim Kanunu" olarak tarihe geçen kanunda; söz hakkı şöyle dursun, sanıklara haklarındaki suçlamaları öğrenme fırsatı bile verilmedi.

Alevilerin önderi Seyyit Rıza hakkında ise davanın hakimi değiştirilerek, üstelik resmi tatil olmasına rağmen cumartesi günü kurulan mahkemeyle idam kararı alındı.

Atatürk gelmeden idamı bitirmek isteyenler, tatil gününde, gece yarısı kurdukları darağacında Seyit Rıza’yı infaz etti.

İdamla son bulması beklenen isyan ise daha da şiddetlendi.

Bunun üzerine devlet, 11-12 Haziran 1938'de “İkinci Dersim Harekatı”nı, 10-31 Ağustos'ta da “üçüncü” harekatı yaptı.

Sabiha Gökçen'in de içinde bulunduğu jetler, Tunceli köylerini bombaladı. Yapılan askeri harekatlarda yaklaşık 70 bin kişi can verdi.

Bakanlar Kurulu'nun 6 Ağustos 1938 kararıyla resmi olarak 1246 haneden 5 bin kişi farklı illere sürülse de gerçekte 12 bin kişi sürgüne gönderildiği iddia edildi.

Bu olaylar sonrası Alevilerde kalıcı ve unutmayacakları bir yara açıldı.

Her ne kadar bu yara kapanmasa da Alevi canlar, sürekli sol seküler çizgideki CHP’ye oy verdi.

Buna rağmen CHP'nin monşerlerinden Onur Öymen, 2009 yılında Meclis'te yaptığı konuşmada Dersim Olaylarını örnek göstererek Alevileri, Kurtuluş Savaşındaki düşman güçleri ve PKK'lı teröristlerle bir tuttu.

Aslen Tuncelili olan Kemal Kılıçdaroğlu, kamuoyunda infiale sebep olan işte bu açıklamadan sadece 6 ay sonra, CHP’nin 7. Genel Başkanı oldu.

Bu koltukta tam 13 yıl boyunca oturan Kemal Bey, sürekli “mezhepçilik” kıskacı altındaydı.

Yaptığı her görevlendirmede, CHP içerisinden;

“En güçlü koltukları Alevi kökenli isimlere teslim ediyor” diye eleştirildi.

Dönemin Mersin Milletvekili İsa Gök, " CHP şu anda genel merkezin verdiği talimatla tek bir etnik temele ve tek bir mezhebe dayanarak yeniden oluşturuluyor" diyerek, kendi ekibini oluşturan Kılıçdaroğlu’nu “mezhepçi kadrolaşma” ile itham etti.

Gazeteci Nevşin Mengü’nün babası ve eski Manisa Milletvekili Şahin Mengü de Kılıçdaroğlu’nun kaybettiği ilk seçim olan 12 Haziran 2011 seçimlerinin sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde;

“Her yerde Alevi adaylar öne çıkarıldı, CHP mezhep partisine dönüştü. Manisa'da birinci sıradaki aday dışında dokuz tane Alevi aday var. CHP mezhep partisi değildir” diyerek, “Alevi” adaylar yüzünden seçimi kaybettiklerini söyledi.

CHP eski Antalya Milletvekili Osman Kaptan ise “cemevlerine gidilip partiyle ilgisi olmayanların üye yazıldığını” iddia etti.

Oysa CHP’deki Aleviler ise tam tersini düşünüyordu.

“Mezhepçi görüntü vermemek için çok hassas davranan Kemal Bey yüzünden parti içinde Alevilerin eski ağırlıklarını kaybettiklerini… Eskiden yönetimin asgari yüzde 30’u Alevilerden oluşurken, Kılıçdaroğlu’nun gelişiyle bu oranın yüzde 10’lara düştüğünü, parti tarihinde MYK içinde hiç bu kadar az Alevi üye olmadığını” konuşuyorlardı.

Ocak 2015 tarihinde gerçekleştirilen “CHP’nin 35. Olağan Kurultayı” öncesinde “mezhepçi kadrolaşma” tartışmaları yeniden patlak verdi.

“Yeni CHP artık bir mezhep partisidir” diyen bazı Parti Meclisi (PM) üyeleri, “Aydın ili gibi bir ilde bile ‘Alevi olacak” diye Genel Merkez tarafından Alevi aday dayatılması yapıldığını öne sürdü.

Başka bir üye ise, “CHP, gün geçtikçe özünden daha da uzaklaşıyor. CHP neredeyse tamamen Alevileştiriliyor. CHP’ye gelen herkesin mezhepsel kimliği sorgulanıyor” diyerek, yaşananlardan duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Kendisi de “Alevi” olan Sevilay Yılman 13 Eylül 2018’de, “Bu bir, ‘Kral Çıplak’ yazısıdır değerli okurlarım” başlığıyla kaleme aldığı yazısında; “Mezhepçiliğin belgesi mi olur? Elbette ki yok!” diyerek, Kemal Kılıçdaroğlu’nu “CHP’yi Alevileştirmekle” itham etti.

Bu yoğun baskılardan dolayı bunalan Kemal Bey ise “Benim dedemin türbesi Akşehir'de. Dedem Seyyid Mahmud Hayrani'dir” diyerek…

Horasan’dan Hicaz’a, Konya’dan Tunceli’ye uzanan bir geçmiş anlatıp, ailesinin köklerinin “Türkmen” olduğunu ve “Peygamber soyundan geldiğini” ispatlamaya çalıştı.

Koltuğa oturduğu günden beri yaşadığı baskılar nedeniyle adeta “Alevi” kimliğini gizleyen…

Hatta “cumhurbaşkanlığı adaylığı”na karşı çıkan ittfak ortağı Meral Akşener ve adamları, “Alevi aday kazanamaz” dediğinde olan biteni görmezden gelen Kılıçdaroğlu, takvimler 19 Nisan 2023’ü gösterdiğinde, Twitter’dan paylaştığı bir videoda ilk defa oy verecek olan gençlere seslendi ve “Bu gece sizinle çok özel çok hassas bir konuda konuşmamızın zamanı geldi. Ben Aleviyim, Hak-Muhammed-Ali inancı ile yetişmiş samimi bir Müslüman’ım” diyerek, 13 yıllık siyasi hayatı boyunca ilk kez açıkça “Alevi” olduğunu ikrar etti.

Her fırsatta “Sünni bir ailenin çocuğuyum” diyen ve seçim yenilgisinin ardından sözde “değişim” vurgusuyla Kılıçdaroğlu’na karşı “isyan” başlatan Ekrem İmamoğlu ise sanki bu açıklamayı bekliyormuşçasına…

Kirli para iddialarının gölgesinde gerçekleşen CHP’nin 38. Olağan Kurultay’ında yaptığı açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun kaybetmesine göndermede bulunarak, “S….. et. Kazandık, kuduruyorlar. Alevi lobisini yıktık” dedi.

Ekrem’den cesaret alan adamları ise bir adım ileri gitti.

CHP’nin eski tüfeklerinden Fikri Sağlar, Kemal Bey için;

“Yıllar yılı sömürdüğü Alevilere Yavuz Sultan Selim’den daha büyük kötülük yaptı” ifadelerini kullandı.

Şu sıralar “casusluktan” tutuklu olan Merdan Yanardağ ise “Aleviler içinde çok hain vardır” şeklindeki sözlerle nefretini kustu.

İşte bu tür tazyiklerle ayyuka çıkan Kemal Kılıçdaroğlu düşmanlığı, son günlerde artan “mutlak butlan” beklentisiyle artık ciddi ciddi CHP’de “Alevi nefretine” dönüşmüş durumda…

Bu nefret son olarak, İmamoğlu’na yakınlığıyla bilinen ve Kılıçdaroğlu için isim vermeden "kripto kılıç artığı" ifadesi kullanan 27 Mayısçı bir “irtibat subayı”nın kızı Mine Kırıkkanat'ın diline yansıdı.

Dersim’i bombalayan CHP’nin mevcut lideri Özgür Özel, “toplu kıyımdan sağ kurtulanlar” için kullanılan bu skandal ifade sonrası geç kalmış göstermelik bir açıklama yaparken, yolsuzluktan yattığı Silivri Cezaevi’nden hemen her konuya laf yetiştiren Ekrem İmamoğlu ise en ufak tepki göstermedi.

“Dersim olayları” ve “Çorum olayları”  dâhil geçmişte yaşanan pek çok acıyı sineye çekerek malum zihniyetin peşinden ayrılmayan Alevi canlar, umarım artık malum CHP’lilerin gözünde ne kadar değer gördüklerini fark ederler de…

Kendilerine “kılıç artığı” şeklinde iğrenç ifadeler kullanan malum zihniyetin peşinden gitmezler!

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.