Mustafa Destici'den terör örgütü PKK mesajı

Siyaset (Web Sitesi) - Web Sitesi | 06.05.2026 - 15:45, Güncelleme: 06.05.2026 - 15:45
 

Mustafa Destici'den terör örgütü PKK mesajı

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, terör örgütü PKK'nın "silah bırakmak için şartlar" öne süren açıklamalarına çok sert yanıt verdi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, terörle mücadelenin bir pazarlık konusu olamayacağını vurgulayarak, tek çözümün "terörün kökünü kazımak" olduğunu ifade etti. Mustafa Destici'nin açıklaması şu şekilde: 'Mevcut durumda güvencemiz silahlarımızdır. Yasal hiçbir adım yok. Öcalan başta olmak üzere diğer mahkûmlara (terör suçluları, katil sürüsüne) af gelmeden, kayyum uygulamalarından vazgeçilmeden kısaca yasal güvence almadan ve bu talepler karşılanmadan silah bırakmamız mümkün değil!' Bu sözler, PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan tarafından yapılan son açıklamanın özünü oluşturuyor ve sürecin “fiilen donduğu” terör örgütü tarafından 'açıkça ve resmen' ifade ediliyor. Daha da önemlisi, terör örgütü açık biçimde şu pozisyonu dile getiriyor: Almadan vermem! Önce 'af ve yasal güvence', sonra “silah bırakma!” Hatta bunun da ötesinde, Ortadoğu’daki istikrarsızlık gerekçe gösterilerek silah bırakmalarının 'fiilen mümkün olmadığını'da savunuyor. Bilmemiz ve unutmamamız gereken noktalardan en önemlisi: Ayrılıkçı terör hareketleri, çözüm ya da müzakere süreçlerini çoğu zaman bir sonuç üretme aracı olarak değil, alan kazanma fırsatı olarak kullanır. Silah bırakmadan sürecin avantajlarını elde etmek, uluslararası meşruiyet devşirmek ve iç politikada pozisyon güçlendirmek bu stratejinin temel unsurlarıdır. Dolayısıyla mesele sadece bir 'Terörsüz Türkiye Süreci' değil; aynı zamanda bir “devlet refleksi” meselesidir. İyi niyetli yaklaşımların, karşı taraf açısından zafiyet olarak okunmasının önüne geçilmediği sürece, süreç ilerlemek yerine sürekli aynı noktada dönmeye mahkûm olur. Bu hususta, tarihsel örnekler göstermiştir ki; devletin ciddiyeti ile örgütün samimiyetsizliği ve kahpeliği arasındaki boşluk, ancak tavizsiz bir hukuk ve güvenlik mimarisiyle doldurulabilir. Eğer bir süreç gerçekten 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yürütülüyorsa, bunun temel şartı nettir: 'Silah bırakma ve örgütün tasfiyesi.' Bu, herhangi bir siyasi tartışmanın sonucu değil; devletin egemenliği gereği masanın tek ve mutlak ön şartıdır. Silahın olduğu yerde yani silahların gölgesi altında yürütülen süreç müzakere değil, sadece ayrılıkçı terör örgütü tarafından manipülasyon ve meşruiyet hırsızlığına evirilir. Karayılan, silah bırakmadıklarını ve hâlen silahlı binlerce terörist olduğunu da açıkça beyan etmiştir. O hâlde, yapılması gereken 'topyekûn bir mücadele konseptiyle ezip geçmek ve tüm unsurlarıyla terörün kökünü kazımak' olmalıdır.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, terör örgütü PKK'nın "silah bırakmak için şartlar" öne süren açıklamalarına çok sert yanıt verdi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, terörle mücadelenin bir pazarlık konusu olamayacağını vurgulayarak, tek çözümün "terörün kökünü kazımak" olduğunu ifade etti.

Mustafa Destici'nin açıklaması şu şekilde:

'Mevcut durumda güvencemiz silahlarımızdır. Yasal hiçbir adım yok. Öcalan başta olmak üzere diğer mahkûmlara (terör suçluları, katil sürüsüne) af gelmeden, kayyum uygulamalarından vazgeçilmeden kısaca yasal güvence almadan ve bu talepler karşılanmadan silah bırakmamız mümkün değil!' Bu sözler, PKK'nın elebaşlarından Murat Karayılan tarafından yapılan son açıklamanın özünü oluşturuyor ve sürecin “fiilen donduğu” terör örgütü tarafından 'açıkça ve resmen' ifade ediliyor. Daha da önemlisi, terör örgütü açık biçimde şu pozisyonu dile getiriyor:

Almadan vermem! Önce 'af ve yasal güvence', sonra “silah bırakma!” Hatta bunun da ötesinde, Ortadoğu’daki istikrarsızlık gerekçe gösterilerek silah bırakmalarının 'fiilen mümkün olmadığını'da savunuyor. Bilmemiz ve unutmamamız gereken noktalardan en önemlisi: Ayrılıkçı terör hareketleri, çözüm ya da müzakere süreçlerini çoğu zaman bir sonuç üretme aracı olarak değil, alan kazanma fırsatı olarak kullanır. Silah bırakmadan sürecin avantajlarını elde etmek, uluslararası meşruiyet devşirmek ve iç politikada pozisyon güçlendirmek bu stratejinin temel unsurlarıdır.

Dolayısıyla mesele sadece bir 'Terörsüz Türkiye Süreci' değil; aynı zamanda bir “devlet refleksi” meselesidir. İyi niyetli yaklaşımların, karşı taraf açısından zafiyet olarak okunmasının önüne geçilmediği sürece, süreç ilerlemek yerine sürekli aynı noktada dönmeye mahkûm olur. Bu hususta, tarihsel örnekler göstermiştir ki; devletin ciddiyeti ile örgütün samimiyetsizliği ve kahpeliği arasındaki boşluk, ancak tavizsiz bir hukuk ve güvenlik mimarisiyle doldurulabilir. Eğer bir süreç gerçekten 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle yürütülüyorsa, bunun temel şartı nettir:

'Silah bırakma ve örgütün tasfiyesi.' Bu, herhangi bir siyasi tartışmanın sonucu değil; devletin egemenliği gereği masanın tek ve mutlak ön şartıdır. Silahın olduğu yerde yani silahların gölgesi altında yürütülen süreç müzakere değil, sadece ayrılıkçı terör örgütü tarafından manipülasyon ve meşruiyet hırsızlığına evirilir. Karayılan, silah bırakmadıklarını ve hâlen silahlı binlerce terörist olduğunu da açıkça beyan etmiştir. O hâlde, yapılması gereken 'topyekûn bir mücadele konseptiyle ezip geçmek ve tüm unsurlarıyla terörün kökünü kazımak' olmalıdır.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.