Böyle ikiyüzlülük görülmedi!

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 06.03.2026 - 10:37, Güncelleme: 06.03.2026 - 10:37
 

Böyle ikiyüzlülük görülmedi!

Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı.

ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında, 28 Şubat sabahı başlayan çatışmalar giderek alevleniyor. Küresel haydut Amerika ile işbirlikçisi İsrail, başta savaş uçakları olmak üzere gelişmiş silah sistemleri ile saldırıyor, İran ise hipersonik füzelerle karşılık veriyor. “Demir Kubbe”yi kevgire çeviren İran füzeleri, İsrail’in “dokunulmaz ülke” algısını yerle bir ederken… Dört balistik füze ile vurulan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin iş göremez hale gelmesi, ABD’nin karizmasını fena çizdi. Ayrıca başta BAE ve Katar olmak üzere bölgedeki ABD üslerini yüksek isabetli atışlarıyla vurması, İran’ın “kolay lokma” olmadığını tüm dünyaya gösterdi.   Gazze ve Lübnan vurulurken günlük rutin hayatın devam ettiği İsrail’de, insanların artık sığınaklardan çıkamaması, Siyonistler için işlerin pek de yolunda gitmediğini açıkça gösteriyor. Gazze yerle bir edilirken kahkahalar eşliğinde “Öldürmek için bebek arıyoruz” diyen kana susamış Siyonist katiller, belki de ilk defa ölümün o soğuk nefesini enselerinde hissediyor. “Devrim Muhafızları”nın beklenenin üstündeki performansı ile panikleyen Amerika ile İsrail ise; Başta başkent Tahran olmak üzere İran’ın muhtelif kentlerinde okulları, hastaneleri, evleri hedef alarak çoluk çocuk demeden sivil katlediyor ve rejimi dize getirmeye çalışıyor. “Hedef rejim” diye başlayan saldırılar, adeta “sivillere ölüm” talimatıyla ilerliyor. Küresel efendilerinin “zor” durumda olduğunu gören Batılı ülkeler ise İran karşısında bocalayan ABD ve İsrail’e destek için adeta seferberlik ilan etti. Savaşa en aktif destek veren ülkelerden olan Birleşik Krallık, sadece İran’ı kınamakla yetinmeyerek Katar'daki filoya Eurofighter Typhoon savaş uçaklarını gönderdi. Fransa ise Charles de Gaulle uçak gemisini Doğu Akdeniz'e destek için konumlandırdı. Almanya, İtalya ve Hollanda gibi ülkeler de İran'a karşı bazı roller üstlendi. İsa’nın yeryüzüne ineceğine ve “Tanrı’nın Krallığı”nı kuracağına inan Hıristiyan ülkeler, adeta Müslümanlar ile Yahudiler arasında yaşanması beklenen “Armageddon Savaşı” bir an önce başlasın diye savaşa her türlü desteği verip, sanki “Tanrı’yı kıyamete zorlamaya” çalışıyor… Geçmişte “Acem oyunlarıyla” Sünni Müslümanlara etmediğini bırakmayan İran ise şimdilerde neredeyse âdeme mahkûm edilmiş bir halde sağa sola saldırarak, savaşı bölgeye yaymaya çalışıyor. İşte bu ruh haliyle daha da saldırganlaşan İran’dan önceki gün ateşlenen bir balistik füze, Türk hava sahasına yöneldiği sırada NATO sistemlerince düşürüldü. Yurdum insanı, Hatay sınır hattına düşen İran’a ait füzeyi 10 dakikada parçalayıp, kilo hesabıyla hurdacılara satarken… Amaca giden yolda her yolu mubah gören CHP ve kiralık kalemleri ise tarihin en büyük “çarkına” imza attı. Şair Abdülhak Molla’nın tam bir buçuk asır önce yaptığı; “Hazır ol cenge ister isen sulh ü salâh” şeklindeki çevrisine rağmen, iktidarda oldukları dönemde “silahlanma” konusunda yanlış politikalar izleyen… “Marshall Planı” çerçevesinde yardımda bulunmayı vaat eden Amerikan hükümetinin talimatına uyarak, elindeki milli savaş uçaklarını tek tek imha edip, Batı’nın hurdalarına bel bağlayan… Yunanlılar Kıbrıs’taki gerilimin en yüksek noktaya geldiği sıralarda büyük bir hızla silahlanırken, yazdıkları “kardeşlik şiirleri” sayesinde Yunan halkı ile mevcut olan sorunların halledilebileceğini düşünen ve “Yunanlar dostumuzdur, dostlarımızla silah yarışına girmeyelim” diyen kendileri değilmiş gibi… İran’a ait füzenin Türk hava sahasına yöneldiği sırada NATO sistemlerince düşürülmesini fırsat bilerek “bir hava savunma sistemimiz bile yok” demeye başladılar. Tam bir asır boyunca dışa bağımlı olduğumuzu görmezden gelen ve AK Parti döneminde yapılan “savunma sanayindeki” atılımları; “Vizyona bakın… Gözlerim yaşardı. İkinci yüz yıl vizyonu; tank, top, siha, iha, vur, öldür, kahramanlık türküleri. Cumhuriyet bunun için kurulmadı” sözleriyle eleştiren Vahap Seçer gibi isimleri bünyesinde barındıran CHP’nin lideri Özgür Özel ile bazı muhalifler, İran füzesi sonrası öyle bir dönüş yaptılar ki Nesrin Topkapı’ya bile rahmet okuttular. S-400 Hava Savunma Sistemi Rusya’dan satın alındığında; “S-400 niye alındı, bize kim saldıracak? Irak mı, İran mı bize saldıracak? Rusya mı bize saldıracak? Yunanistan’la mı kavga edeceğiz’’ diyen eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tek kelime etmeyen…. “S-400 Sarayı korumak için alındı” iftirasını atan CHP’nin ortağı İP’in eski genel başkanı Meral Akşener’e itiraz etmeyen Özgür Özel… Önceki gece, yolsuzluk zanlısı Ekrem İmamoğlu’na destek için başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri kapsamında İstanbul Kağıthane’de yaptığı konuşmada, adeta tüm Türkiye’yi aptal yerine koyarak; Hükümetin Rusya'dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini ABD korkusu nedeniyle kullanmayarak hangarda beklettiğini ve Hatay/Kahramanmaraş gibi ihtiyaç duyulan bölgelere konuşlandıramadığını söyledi. Yetmedi… “Bugün Hatay’a yönelen füze, NATO tarafından düşürülmese büyük bir facia ortaya çıkacaktı” diyerek, S-400’e karşı çıkan Batılı hamilerine, minnet beyanında bulundu.   Bir başka fondaş kalemşör ise geçmişte, “S-400’ler çalışıyor mu” sorusuna “Ne bu çamaşır makinesi mi?” yanıtını veren Milli Savunma Bakanı’nın açıklamasına atıf yaparak… “S-400’lere çamaşır makinesinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz” diyerek, daha önce “İran mı bize saldıracak” diye karşı çıktıkları hava savunma sisteminin aktif hale getirilmesini istedi. Tabii Özel ve adamlarının bu ikircikli tavrını görünce, aklıma onların göbekten bağlı olduğu ABD’nin 16. Başkanı Abraham Lincoln’a ait bir tarif geldi. Lincoln, hem S-400’lerin satın alınmasına karşı çıkan hem de sonra da kalkıp “Hava savunma sistemimiz yok” diyerek, benzeri görülmemiş bir ikiyüzlülüğe imza atan bizdeki muhaliflere benzer insanları tarif ederken; “İkiyüzlü, anne babasını öldürüp, sonra ‘ben öksüz ve yetimim’ diye affedilmek ister” ifadelerini kullanmıştı. Ne isabetli bir tarif değil mi?
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın köşe yazısı.

ABD-İsrail ittifakı ile İran arasında, 28 Şubat sabahı başlayan çatışmalar giderek alevleniyor.

Küresel haydut Amerika ile işbirlikçisi İsrail, başta savaş uçakları olmak üzere gelişmiş silah sistemleri ile saldırıyor, İran ise hipersonik füzelerle karşılık veriyor.

“Demir Kubbe”yi kevgire çeviren İran füzeleri, İsrail’in “dokunulmaz ülke” algısını yerle bir ederken…

Dört balistik füze ile vurulan USS Abraham Lincoln uçak gemisinin iş göremez hale gelmesi, ABD’nin karizmasını fena çizdi.

Ayrıca başta BAE ve Katar olmak üzere bölgedeki ABD üslerini yüksek isabetli atışlarıyla vurması, İran’ın “kolay lokma” olmadığını tüm dünyaya gösterdi.  

Gazze ve Lübnan vurulurken günlük rutin hayatın devam ettiği İsrail’de, insanların artık sığınaklardan çıkamaması, Siyonistler için işlerin pek de yolunda gitmediğini açıkça gösteriyor.

Gazze yerle bir edilirken kahkahalar eşliğinde “Öldürmek için bebek arıyoruz” diyen kana susamış Siyonist katiller, belki de ilk defa ölümün o soğuk nefesini enselerinde hissediyor.

“Devrim Muhafızları”nın beklenenin üstündeki performansı ile panikleyen Amerika ile İsrail ise;

Başta başkent Tahran olmak üzere İran’ın muhtelif kentlerinde okulları, hastaneleri, evleri hedef alarak çoluk çocuk demeden sivil katlediyor ve rejimi dize getirmeye çalışıyor.

“Hedef rejim” diye başlayan saldırılar, adeta “sivillere ölüm” talimatıyla ilerliyor.

Küresel efendilerinin “zor” durumda olduğunu gören Batılı ülkeler ise İran karşısında bocalayan ABD ve İsrail’e destek için adeta seferberlik ilan etti.

Savaşa en aktif destek veren ülkelerden olan Birleşik Krallık, sadece İran’ı kınamakla yetinmeyerek Katar'daki filoya Eurofighter Typhoon savaş uçaklarını gönderdi.

Fransa ise Charles de Gaulle uçak gemisini Doğu Akdeniz'e destek için konumlandırdı.

Almanya, İtalya ve Hollanda gibi ülkeler de İran'a karşı bazı roller üstlendi.

İsa’nın yeryüzüne ineceğine ve “Tanrı’nın Krallığı”nı kuracağına inan Hıristiyan ülkeler, adeta Müslümanlar ile Yahudiler arasında yaşanması beklenen “Armageddon Savaşı” bir an önce başlasın diye savaşa her türlü desteği verip, sanki “Tanrı’yı kıyamete zorlamaya” çalışıyor…

Geçmişte “Acem oyunlarıyla” Sünni Müslümanlara etmediğini bırakmayan İran ise şimdilerde neredeyse âdeme mahkûm edilmiş bir halde sağa sola saldırarak, savaşı bölgeye yaymaya çalışıyor.

İşte bu ruh haliyle daha da saldırganlaşan İran’dan önceki gün ateşlenen bir balistik füze, Türk hava sahasına yöneldiği sırada NATO sistemlerince düşürüldü.

Yurdum insanı, Hatay sınır hattına düşen İran’a ait füzeyi 10 dakikada parçalayıp, kilo hesabıyla hurdacılara satarken…

Amaca giden yolda her yolu mubah gören CHP ve kiralık kalemleri ise tarihin en büyük “çarkına” imza attı.

Şair Abdülhak Molla’nın tam bir buçuk asır önce yaptığı;

“Hazır ol cenge ister isen sulh ü salâh” şeklindeki çevrisine rağmen, iktidarda oldukları dönemde “silahlanma” konusunda yanlış politikalar izleyen…

“Marshall Planı” çerçevesinde yardımda bulunmayı vaat eden Amerikan hükümetinin talimatına uyarak, elindeki milli savaş uçaklarını tek tek imha edip, Batı’nın hurdalarına bel bağlayan…

Yunanlılar Kıbrıs’taki gerilimin en yüksek noktaya geldiği sıralarda büyük bir hızla silahlanırken, yazdıkları “kardeşlik şiirleri” sayesinde Yunan halkı ile mevcut olan sorunların halledilebileceğini düşünen ve “Yunanlar dostumuzdur, dostlarımızla silah yarışına girmeyelim” diyen kendileri değilmiş gibi…

İran’a ait füzenin Türk hava sahasına yöneldiği sırada NATO sistemlerince düşürülmesini fırsat bilerek “bir hava savunma sistemimiz bile yok” demeye başladılar.

Tam bir asır boyunca dışa bağımlı olduğumuzu görmezden gelen ve AK Parti döneminde yapılan “savunma sanayindeki” atılımları;

“Vizyona bakın… Gözlerim yaşardı. İkinci yüz yıl vizyonu; tank, top, siha, iha, vur, öldür, kahramanlık türküleri. Cumhuriyet bunun için kurulmadı” sözleriyle eleştiren Vahap Seçer gibi isimleri bünyesinde barındıran CHP’nin lideri Özgür Özel ile bazı muhalifler,

İran füzesi sonrası öyle bir dönüş yaptılar ki Nesrin Topkapı’ya bile rahmet okuttular.

S-400 Hava Savunma Sistemi Rusya’dan satın alındığında;

“S-400 niye alındı, bize kim saldıracak? Irak mı, İran mı bize saldıracak? Rusya mı bize saldıracak? Yunanistan’la mı kavga edeceğiz’’ diyen eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na tek kelime etmeyen….

“S-400 Sarayı korumak için alındı” iftirasını atan CHP’nin ortağı İP’in eski genel başkanı Meral Akşener’e itiraz etmeyen Özgür Özel…

Önceki gece, yolsuzluk zanlısı Ekrem İmamoğlu’na destek için başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingleri kapsamında İstanbul Kağıthane’de yaptığı konuşmada, adeta tüm Türkiye’yi aptal yerine koyarak;

Hükümetin Rusya'dan aldığı S-400 hava savunma sistemlerini ABD korkusu nedeniyle kullanmayarak hangarda beklettiğini ve Hatay/Kahramanmaraş gibi ihtiyaç duyulan bölgelere konuşlandıramadığını söyledi.

Yetmedi…

“Bugün Hatay’a yönelen füze, NATO tarafından düşürülmese büyük bir facia ortaya çıkacaktı” diyerek, S-400’e karşı çıkan Batılı hamilerine, minnet beyanında bulundu.  

Bir başka fondaş kalemşör ise geçmişte, “S-400’ler çalışıyor mu” sorusuna “Ne bu çamaşır makinesi mi?” yanıtını veren Milli Savunma Bakanı’nın açıklamasına atıf yaparak…

“S-400’lere çamaşır makinesinden daha çok ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz” diyerek, daha önce “İran mı bize saldıracak” diye karşı çıktıkları hava savunma sisteminin aktif hale getirilmesini istedi.

Tabii Özel ve adamlarının bu ikircikli tavrını görünce, aklıma onların göbekten bağlı olduğu ABD’nin 16. Başkanı Abraham Lincoln’a ait bir tarif geldi.

Lincoln, hem S-400’lerin satın alınmasına karşı çıkan hem de sonra da kalkıp “Hava savunma sistemimiz yok” diyerek, benzeri görülmemiş bir ikiyüzlülüğe imza atan bizdeki muhaliflere benzer insanları tarif ederken;

“İkiyüzlü, anne babasını öldürüp, sonra ‘ben öksüz ve yetimim’ diye affedilmek ister” ifadelerini kullanmıştı.

Ne isabetli bir tarif değil mi?

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.