Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mazlumun dili, dini, mezhebi sorulmaz

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 11.06.2026 - 14:39, Güncelleme: 11.06.2026 - 14:39
 

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Mazlumun dili, dini, mezhebi sorulmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, milletin vicdanının sembolü olan Kızılay'ın 158. yılını kutlayarak, yardım faaliyetlerinde hiçbir ayrım gözetilmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde açıklamalarda bulundu. Konuşmasına salondakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene ilk kez düzenlenen Kızılay Ödülleri töreninde katılımcılarla beraber olmaktan ve onları milletin evi olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade etti. "FEDAKARANE BİR RUHLA ÇALIŞANLARA SELAM" Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkes için esenlik ve güvenli yaşam vizyonuyla fedakarane bir ruhla çalışan Türk Kızılay ailesinin tüm mensuplarına, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına, kültür, sanat, medya ve spor camiasının temsilcilerine selam ve sevgilerini iletti. Kızılay'ın Türkiye'nin en köklü sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşun 158. seneyi devriyesini idrak ettiğini hatırlatarak, bu anlamlı yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi. "KIZILAY'IN KURUCULARI VE ŞEHİTLER YAD EDİLDİ" Milletin vicdan, merhamet, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruma canından can katan, kanından kan veren, müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti. Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi Türkiye ile atan, yaptıkları bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlara dualarını gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay'ın kurucuları Doktor Marko Paşa'yı, Doktor Abdullah Bey'i, Kırımlı Aziz Bey'i ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'yı bir kez daha saygıyla yad ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde emeği, çabası, gayreti, alın ve fikir teriyle katkı sunan ancak ebedi aleme göç etmiş tüm büyüklere Allah'tan rahmet niyaz ederken; kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara ve masumlara uzatırken şehit düşen görevlileri de rahmetle andı. Törende dört ana kategoride ödül alacak olan tüm kardeşlerini, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik ederek başarılarının daim olmasını diledi. "MAZLUMA VE MAĞDURA DİLİ, DİNİ, MEZHEBİ SORULMAZ" Tarihin hangi sayfası açılırsa açılsın, Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlak, erdem, şefkat ve merhametle karşılaşılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dayanışma, paylaşma, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletlerin milli seciyenin temel unsurları, hamurun özü ve mayası olduğunu ifade etti. Bu değerlerin, millet olarak insanlığa en güzel örneklerinin verildiği, mazi, hal ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığının üstlenildiği değerler olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizim beslendiğimiz o münbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta, acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif'in ifadesiyle hakkı tutup kaldırmak, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir. 11 Haziran 1868'de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılay, işte bu müesseselerden biridir. Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılay, 93 Harbi'nden Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar milletimizin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koşmuştur. Bilhassa Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı'nda Kızılay'ın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız Milli Mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakar milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor: Size selam, size hürmet ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi ne güzel iş. Kullarına Cenab-ı Hak bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allahımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz. Ben de Rabbim bizi Kızılay'dan mahrum bırakmasın diyorum. Kızılay Filistin'de, Bosna'da, Afganistan'da, Somali'de, Irak'ta, Suriye'de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil, zihin ve hafızalarına da kazınmıştır. İç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere tam ve eksiksiz bir ensar şuuruyla yaklaşmış, milletimizin şefkat kucağını mazlumlara açmıştır. Hilal-i Ahmer, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer almıştır. Kızılay bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, milli ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır. Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum. Değerli misafirler, Türk Kızılay afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psikososyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürüyor. Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla, kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle, ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor. Netanyahu'nun başını çektiği Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı. 7 Ekim'den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı. Vekaletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti. Ateşkes sonrası başlattığı Gazze Neşeli Çocuklar projesiyle Gazze'deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze ofisi eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor. Gazze'nin yanı sıra Siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan'da da Kızılay gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır. Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi, İsrail mevcut yönetim altında, ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan bir fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür. Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar, eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır. Bugün Hitler'in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse akıbetleri de tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır. Türkiye bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Kıymetli kardeşlerim, burada şunu da gururla ifade etmek isterim. Kızılayımız 190'ı aşkın üyeye sahip Kızılay Kızılhaç cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur. Kızılay'ın elde ettiği bu başarı aynı zamanda milletimizin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesidir."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde yaptığı konuşmada, milletin vicdanının sembolü olan Kızılay'ın 158. yılını kutlayarak, yardım faaliyetlerinde hiçbir ayrım gözetilmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde açıklamalarda bulundu. Konuşmasına salondakileri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene ilk kez düzenlenen Kızılay Ödülleri töreninde katılımcılarla beraber olmaktan ve onları milletin evi olarak nitelendirdiği Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde ağırlamaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu ifade etti.

"FEDAKARANE BİR RUHLA ÇALIŞANLARA SELAM"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, herkes için esenlik ve güvenli yaşam vizyonuyla fedakarane bir ruhla çalışan Türk Kızılay ailesinin tüm mensuplarına, sivil toplum kuruluşlarına, iş dünyasına, kültür, sanat, medya ve spor camiasının temsilcilerine selam ve sevgilerini iletti. Kızılay'ın Türkiye'nin en köklü sivil toplum kuruluşu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruluşun 158. seneyi devriyesini idrak ettiğini hatırlatarak, bu anlamlı yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

"KIZILAY'IN KURUCULARI VE ŞEHİTLER YAD EDİLDİ"

Milletin vicdan, merhamet, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kuruma canından can katan, kanından kan veren, müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti. Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi Türkiye ile atan, yaptıkları bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlara dualarını gönderen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Kızılay'ın kurucuları Doktor Marko Paşa'yı, Doktor Abdullah Bey'i, Kırımlı Aziz Bey'i ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'yı bir kez daha saygıyla yad ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde emeği, çabası, gayreti, alın ve fikir teriyle katkı sunan ancak ebedi aleme göç etmiş tüm büyüklere Allah'tan rahmet niyaz ederken; kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara ve masumlara uzatırken şehit düşen görevlileri de rahmetle andı. Törende dört ana kategoride ödül alacak olan tüm kardeşlerini, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik ederek başarılarının daim olmasını diledi.

"MAZLUMA VE MAĞDURA DİLİ, DİNİ, MEZHEBİ SORULMAZ"

Tarihin hangi sayfası açılırsa açılsın, Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlak, erdem, şefkat ve merhametle karşılaşılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dayanışma, paylaşma, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletlerin milli seciyenin temel unsurları, hamurun özü ve mayası olduğunu ifade etti. Bu değerlerin, millet olarak insanlığa en güzel örneklerinin verildiği, mazi, hal ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığının üstlenildiği değerler olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim beslendiğimiz o münbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta, acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz.

İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif'in ifadesiyle hakkı tutup kaldırmak, rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz.

Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir.

11 Haziran 1868'de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılay, işte bu müesseselerden biridir. Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılay, 93 Harbi'nden Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar milletimizin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koşmuştur.

Bilhassa Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı'nda Kızılay'ın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılayımız Milli Mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakar milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır.

Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor: Size selam, size hürmet ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi ne güzel iş. Kullarına Cenab-ı Hak bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allahımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.

Ben de Rabbim bizi Kızılay'dan mahrum bırakmasın diyorum. Kızılay Filistin'de, Bosna'da, Afganistan'da, Somali'de, Irak'ta, Suriye'de ve daha pek çok yerde yürüttüğü çalışmalarla gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin sadece kalplerine değil, zihin ve hafızalarına da kazınmıştır.

İç savaşlardan dolayı vatanını terk etmek zorunda kalan muhacirlere tam ve eksiksiz bir ensar şuuruyla yaklaşmış, milletimizin şefkat kucağını mazlumlara açmıştır. Hilal-i Ahmer, doğal afet ve salgın dönemlerinde bakım, barınma ve beslenme faaliyetleriyle de ön safta yer almıştır.

Kızılay bu milletin yüz akıdır. Kızılay bu ülkenin övünç kaynağıdır. Kızılay medeniyetimizin kimlik vesikası, milli ve manevi şahsiyetimizin aynadaki yansımasıdır.

Yurt içi ve yurt dışındaki faaliyetleriyle milletimizin iftihar vesilesi olan Kızılay ailemizi bugün bir kez daha tebrik ediyorum.

Değerli misafirler, Türk Kızılay afet yönetiminden kan hizmetlerine, uluslararası yardımlardan sağlık ve sosyal hizmetlere, eğitim çalışmalarından barınma, beslenme ve psikososyal desteklere çalışmalarını bugün de başarıyla sürdürüyor.

Şube, temsilcilik ve delegasyonlarıyla, kan bağışı, hastane, lojistik ve tıp merkezleriyle, ihtiyaç sahiplerine yönelik ücretsiz butik mağazalarıyla tüm bu faaliyetler özverili bir şekilde sınır ve engel tanımadan devam ediyor. Gönüllülerimiz ve Kızılay mensuplarımız hizmetlerine ihtiyaç duyulan her yerde adeta arı gibi çalışıyor.

Netanyahu'nun başını çektiği Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de Kızılayımız bugüne kadar 26 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini bölgeye ulaştırdı.

7 Ekim'den bu yana 15 milyon öğün sıcak yemekle Gazzeli kardeşlerimizin sofralarına katkı yaptı. Aşevi hizmetleriyle günlük 30 bin kişiye sıcak yemek dağıttı. Vekaletle kurban kampanyası ile Gazze için 22 bin 757 hisse kurban kesti.

Ateşkes sonrası başlattığı Gazze Neşeli Çocuklar projesiyle Gazze'deki yavrularımıza gıda hizmeti veren Kızılay, bir yandan da çocuklara yönelik psikososyal destek faaliyetleri ifa ediyor. Kızılay Gazze ofisi eş zamanlı olarak sahada ihtiyaçların tespiti ve iyileştirme çalışmalarını titizlikle yerine getiriyor.

Gazze'nin yanı sıra Siyonist barbarlığın hedefi olan Lübnan'da da Kızılay gayretleriyle milletimizin yüzünü ağartmaktadır.

Dünkü grup konuşmamda ifade ettiğim gibi, İsrail mevcut yönetim altında, ham maddesi sadece kan ve gözyaşı, sadece istikrarsızlık ve kaos olan bir fitne üretim fabrikasına dönüşmüştür.

Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar, eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek, mazlumların arşı titreten ahı er veya geç zalimlerin yakasına yapışacaktır.

Bugün Hitler'in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse akıbetleri de tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır.

Türkiye bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir.

Kıymetli kardeşlerim, burada şunu da gururla ifade etmek isterim. Kızılayımız 190'ı aşkın üyeye sahip Kızılay Kızılhaç cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur.

Kızılay'ın elde ettiği bu başarı aynı zamanda milletimizin cömertliğinin, alicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesidir."

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.