Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan fon soruşturması çıkışı: Finans piyasasında risk yok

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 07.10.2026 - 14:58, Güncelleme: 07.10.2026 - 14:58
 

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'dan fon soruşturması çıkışı: Finans piyasasında risk yok

Fon soruşturması ile ilgili TBMM’de Genel Kurul'a hitap eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Finans piyasasında risk yok." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamuoyunda geniş yer bulan fon soruşturmasına ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda bilgilendirme konuşması yaptı. Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını belirterek, sorumlu olan herkesin hukuk çerçevesinde hesabını vereceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda fon piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin bilgilendirme konuşması yaptı. Yılmaz, sorunlu fonlara yönelik alınan idari ve adli tedbirler ile fonların tasfiye süreçlerine ilişkin çalışmalar hakkında Meclis'i bilgilendirdi. FİNANS PİYASALARINDA SİSTEMİK RİSK YOK Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu ve makroekonomik görünüme ilişkin bir sorun bulunmadığını belirten Yılmaz, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında olduğunu, cari açığın ise yüzde 2,6 seviyelerinde bulunduğunu söyledi. Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ifade eden Yılmaz, bankacılık sisteminin de yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla güvenilir bir yapıda olduğunu kaydetti. Yılmaz, sorunlu fonların sermaye piyasasının genel görünümünü temsil etmediğini belirterek, "Finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır." dedi. Sorunlu fonların tasfiyesinin sermaye piyasalarını zayıflatmayacağını belirten Yılmaz, tasfiye sürecinin ardından piyasaların daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini söyledi. SORUNU NE BÜYÜTELİM NE DE KÜÇÜMSEYELİM Yılmaz, medya ve sosyal medyada fon soruşturmasına yaklaşım konusunda da değerlendirmelerde bulundu. Sorunun olduğundan daha büyük veya daha küçük gösterilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, sağlıklı bilgilere dayalı yorum yapılması çağrısında bulundu. Yılmaz, aksi durumda yaşanan sorunlarla bağlantısı olmayan, işini düzgün yapan fonlar ve yatırımcıların da zarar görebileceğini ifade etti. "Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ederken ve tasfiye ederken vücudun kendisine zarar vermeyelim." diyen Yılmaz, gelişmelerden dolaylı olarak etkilenen şirketler ve milyonlarca yatırımcıya karşı ortak sorumluluk bulunduğunu söyledi. SERMAYE PİYASALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ HEDEFİ SÜRECEK Türkiye'nin kalkınma sürecinin asli unsurlarından olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden geri adım atmayacağını belirten Yılmaz, tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcıya güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Yılmaz, vatandaşların haklarının korunacağını, piyasanın güven içinde işlemesinin sağlanacağını ve gerekli düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirileceğini söyledi. KİM OLURSA OLSUN HESABINI VERECEK Sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla çalışmaların ilk günden itibaren başlatıldığını belirten Yılmaz, sorumluların hukuk kuralları çerçevesinde hesap vereceğini söyledi. Yılmaz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir." ifadelerini kullandı. Sermaye piyasalarında yaşanan sorunun her bir detayının yetkili adli ve idari kurumlar tarafından titizlikle takip edildiğini belirten Yılmaz, somut tedbirlerin alındığını ve gerekli adımların atıldığını kaydetti. Yılmaz, "Sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır" anlayışı çerçevesinde her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti. HAK YİYENLERİ SAVUNMAYACAĞIZ Yılmaz, hak yiyenleri savunmayacaklarını belirterek, "Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız." dedi. 131 FON, TOPLAM FON SAYISININ YÜZDE 4,6'SI Tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin finansal sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye piyasalarının gelişimini sürdürdüğünü belirten Yılmaz, bu alandaki temel politikada herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi. Bununla beraber sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının meselenin önemini azaltmadığını vurgulayan Yılmaz, vatandaşların tasarruflarını etkileyen, piyasaya güveni zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla üzerine gidildiğini ifade etti. Yılmaz, bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirlerin değerlendirildiğini kaydetti. HAZİNE KAYNAĞI KULLANILMAYACAK Yılmaz, süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağının altını çizdi. Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisinin söz konusu olmadığını belirten Yılmaz, "Serbest fonlara giren herkes profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır." dedi. Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarının ilgili fonun kaynakları ile karşılanmasının esas olduğunu belirten Yılmaz, tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi bünyelerinde bulunan kaynakların kullanılacağını söyledi. Yılmaz, ayrıca fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynakların da kullanılacağını ifade etti. FON KOORDİNASYON KURULU YOĞUN MESAİ HARCIYOR Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından oluşturulan ve başkanlığını kendisinin yaptığı Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun mesai harcadığını belirten Yılmaz, yol haritası ve temel ilkelerin belirlendiğini söyledi. Eşgüdüm içinde ilgili her kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını ifade eden Yılmaz, bahse konu kurumların büyük kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu kaydetti. Yılmaz, söz konusu kurumların kanunlar çerçevesinde kendilerine verilen yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını belirterek, her bir kurumun aldığı kararı usulünce kamuoyuyla paylaştığını söyledi. Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eş güdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini ifade eden Yılmaz, kurulun ayrıca kanuni düzenleme gerektiren hususlarda kurumların teknik desteğini sağlayarak Meclis grubu ile ortak çalışmalar yaptığını belirtti. Yılmaz, yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçeveyi ise şöyle açıkladı: "Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir. Adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir. Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette, hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir. Hazineden kaynak kullanılmayacaktır. Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir. Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir." Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana paraların geri ödenmesinin planlandığını belirten Yılmaz, önceliğin küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemelerin gerçekleştirileceğini söyledi. FİNANS PİYASALARINDAKİ SORUNLAR SADECE TÜRKİYE'YE ÖZGÜ DEĞİL Yılmaz, 2008'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan Madoff şirketi krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime krizini örnek gösterdi. Denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini belirten Yılmaz, finans piyasalarının yapısında maalesef böyle bir durum bulunduğunu söyledi. Yılmaz, çeşitli dönemlerde ve çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunların ortaya çıkabildiğini belirterek, önemli olanın bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmek olduğunu ifade etti. 10 MÜFETTİŞLE DEVLET DENETLEME KURULU SAHADA Türkiye'de yaşanan süreçte ilgili kurumların ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılan kapsamlı incelemelerle netleştirileceğini belirten Yılmaz, bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclis tarafından çıkarılan ayrıntılı kanunlar ve bu kanunlarda belirlenen usuller bulunduğunu söyledi. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdiğini belirterek, "Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir. Gerekirse daha fazla müfettişle de bu çalışmalar etkili bir şekilde yapılacak; idari sorumluluklar, kişisel sorumluluklar bu süreçte ortaya çıkarılacaktır." dedi. Güçlü bir ekiple sahada olan Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların, benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına gereken ilave tedbirlere de ışık tutacağını belirten Yılmaz, kurulun hazırlayacağı raporun yalnızca sorumlulukları netleştirmekle kalmayacağını ifade etti. Yılmaz, sistemde tespit edilen açıkların da belirleneceğini ve buna dönük olarak bir daha böyle sorunların yaşanmaması adına alınması gereken tedbirlere ilişkin yol gösterici bir raporun ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi. FON PİYASASINDAKİ RİSKLERE KARŞI ÖNCEDEN TEDBİRLER ALINDI Yılmaz, süreç öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını belirterek, kamuoyunda, Meclis'te ve siyasi çevrelerde dile getirilen "Hiçbir şey yapılmadı mı bu süreçte?" şeklindeki hassasiyet ve eleştirilere dikkat çekti. Bu kapsamda sorunlar ortaya çıkmadan önce atılan bazı adımları hatırlatmak istediğini belirten Yılmaz, 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar sonrasında para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyledi. Yılmaz, "İyi ki bu yapılmış, bugün bu sayede fonlarda en azından kesin olarak nakde çevrilebilir hazine bonoları ve tahvilleri var; bunları da elbette yatırımcılar için değerlendireceğiz." ifadelerini kullandı. 2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nin hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda değerlendirme yaptığını ve harekete geçtiğini belirten Yılmaz, 18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiğinin 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltildiğini söyledi. Yılmaz, 17 Haziran 2026'da Sermaye Piyasası Kurulu'nun serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAŞ uygulama esaslarını onayladığını, 20 Temmuz 2026'da TEFAŞ'ın fon alım-satım altyapısının yenilendiğini belirtti. 30 Temmuz 2026'da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği hususunda düzenleme yaptığını ifade eden Yılmaz, aynı tarihte fonların portföyündeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlendirilmesine karar verildiğini söyledi. FONLARA İLİŞKİN YENİ REHBER SORUNLARI GÖRÜNÜR HALE GETİRDİ Yılmaz, 28 Ağustos 2026'da SPK'nın yatırım fonlarına ilişkin rehberini yayımladığını ve rehberin 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdiğini belirtti. Rehber ile ilgili fonların işlemleri konusunda önemli kurallar getirildiğini ifade eden Yılmaz, rehberin yürürlüğe girmesiyle sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunların görünür hale geldiğini söyledi. Yılmaz, "Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden de daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık." dedi. Rehberin yayımlanmış olmasının ve sorunlu fonların ortaya çıkmasının, geriye kalan fonlarda da çok daha güvenceli bir yapının oluştuğunu gösterdiğini belirten Yılmaz, tüm bunlarla birlikte kurumsal ve kişisel sorumlulukların Devlet Denetleme Kurulu süreci sonucunda netleşeceğini ve bunun gereğinin yapılacağını ifade etti. 131 FONUN TASFİYESİNE KARAR VERİLDİ Yılmaz, Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu başta olmak üzere ilgili tüm kurumların hızlı şekilde aksiyon aldığını söyledi. 16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının ise tüm lisanslarının iptal edildiğini belirten Yılmaz, 17 Eylül 2026'da Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını ve sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alındığını ifade etti. Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlandığını belirten Yılmaz, SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini söyledi. Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonların da TEFAS'ta işleme kapatıldığını belirten Yılmaz, "Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır." dedi. BAZI BANKA VE FAKTORİNG ŞİRKETLERİ TMSF'YE DEVREDİLDİ BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın; Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım ile 2 faktoring şirketinin; Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring'in TMSF'ye devrinin kararlaştırıldığını ve bu devrin gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma sürecinin başlatıldığını söyledi. Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçlerin de hızlı ve etkin şekilde devreye girdiğini belirten Yılmaz, halihazırda adli süreçlerin devam ettiğini söyledi. Anayasa ve İçtüzük'te yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar bulunduğunu belirten Yılmaz, bu çerçevede Adalet Bakanlığı ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında da bilgi verdi. 220 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını belirten Yılmaz, bunlardan 85'inin tutuklu olduğunu, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu ve 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını söyledi. ŞÜPHELİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU Yılmaz, 15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazlar üzerinde 21 el koyma kararı verildiğini belirtti. Ayrıca 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına; 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulduğunu ifade etti.  
Fon soruşturması ile ilgili TBMM’de Genel Kurul'a hitap eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Finans piyasasında risk yok." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamuoyunda geniş yer bulan fon soruşturmasına ilişkin TBMM Genel Kurulu'nda bilgilendirme konuşması yaptı. Yılmaz, finans piyasalarında sistemik bir risk bulunmadığını belirterek, sorumlu olan herkesin hukuk çerçevesinde hesabını vereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda fon piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin bilgilendirme konuşması yaptı.

Yılmaz, sorunlu fonlara yönelik alınan idari ve adli tedbirler ile fonların tasfiye süreçlerine ilişkin çalışmalar hakkında Meclis'i bilgilendirdi.

FİNANS PİYASALARINDA SİSTEMİK RİSK YOK

Ekonominin temellerinin sağlam olduğunu ve makroekonomik görünüme ilişkin bir sorun bulunmadığını belirten Yılmaz, deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında olduğunu, cari açığın ise yüzde 2,6 seviyelerinde bulunduğunu söyledi.

Merkez Bankası rezervlerinin dış şoklara karşı emniyet sağladığını ifade eden Yılmaz, bankacılık sisteminin de yüksek sermaye yeterlilik oranlarıyla güvenilir bir yapıda olduğunu kaydetti.

Yılmaz, sorunlu fonların sermaye piyasasının genel görünümünü temsil etmediğini belirterek, "Finans piyasalarımızda sistemik bir risk söz konusu değildir. Sermaye piyasalarımızın yapısı sağlamdır." dedi.

Sorunlu fonların tasfiyesinin sermaye piyasalarını zayıflatmayacağını belirten Yılmaz, tasfiye sürecinin ardından piyasaların daha güçlü şekilde yoluna devam edeceğini söyledi.

SORUNU NE BÜYÜTELİM NE DE KÜÇÜMSEYELİM

Yılmaz, medya ve sosyal medyada fon soruşturmasına yaklaşım konusunda da değerlendirmelerde bulundu.

Sorunun olduğundan daha büyük veya daha küçük gösterilmemesi gerektiğini belirten Yılmaz, sağlıklı bilgilere dayalı yorum yapılması çağrısında bulundu.

Yılmaz, aksi durumda yaşanan sorunlarla bağlantısı olmayan, işini düzgün yapan fonlar ve yatırımcıların da zarar görebileceğini ifade etti.

"Vücuda girmiş hastalıklı unsurları tedavi ederken ve tasfiye ederken vücudun kendisine zarar vermeyelim." diyen Yılmaz, gelişmelerden dolaylı olarak etkilenen şirketler ve milyonlarca yatırımcıya karşı ortak sorumluluk bulunduğunu söyledi.

SERMAYE PİYASALARININ GÜÇLENDİRİLMESİ HEDEFİ SÜRECEK

Türkiye'nin kalkınma sürecinin asli unsurlarından olan sermaye piyasalarını büyütme ve derinleştirme hedefinden geri adım atmayacağını belirten Yılmaz, tasarrufların üretime ve yatırıma yönelmesini sağlayan, yatırımcıya güven veren ve finansman imkanlarını çeşitlendiren daha güçlü bir sermaye piyasası yapısı için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti.

Yılmaz, vatandaşların haklarının korunacağını, piyasanın güven içinde işlemesinin sağlanacağını ve gerekli düzenlemelerin gecikmeksizin hayata geçirileceğini söyledi.

KİM OLURSA OLSUN HESABINI VERECEK

Sorunlu fonlarla ilgili olarak kamunun ve yatırımcıların haklarının korunması, sorumluluğu bulunanların tespit edilmesi ve piyasanın sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi amacıyla çalışmaların ilk günden itibaren başlatıldığını belirten Yılmaz, sorumluların hukuk kuralları çerçevesinde hesap vereceğini söyledi.

Yılmaz, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açık ve net belirttiği üzere yaşanan bu süreçte sorumluluğu olan, spekülasyon ve manipülasyon yoluyla haksız kazanç sağlayan her kim olursa olsun hukuk kuralları çerçevesinde bunun hesabını verecektir." ifadelerini kullandı.

Sermaye piyasalarında yaşanan sorunun her bir detayının yetkili adli ve idari kurumlar tarafından titizlikle takip edildiğini belirten Yılmaz, somut tedbirlerin alındığını ve gerekli adımların atıldığını kaydetti.

Yılmaz, "Sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır" anlayışı çerçevesinde her türlü yanlış, hukuka aykırı işlem, istismar ve usulsüzlükle mücadelenin sürdürüleceğini ifade etti.

HAK YİYENLERİ SAVUNMAYACAĞIZ

Yılmaz, hak yiyenleri savunmayacaklarını belirterek, "Bizler hak yiyenleri savunma yoluna asla girmeyeceğiz. Etkin bir idari ve adli süreç içinde gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Aceleci ve yeterli bilgiye dayanmayan bir yaklaşımla da hiç kimseyi haksız yere töhmet altında tutmayacağız." dedi.

131 FON, TOPLAM FON SAYISININ YÜZDE 4,6'SI

Tasfiye halindeki 131 fonun toplam fon sayısının yüzde 4,6'sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7'sini oluşturduğunu belirten Yılmaz, "Diğer bir ifadeyle sorun, fon piyasasının sınırlı bir alanında yaşanmıştır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin finansal sisteminin güçlü olduğunu ve sermaye piyasalarının gelişimini sürdürdüğünü belirten Yılmaz, bu alandaki temel politikada herhangi bir değişiklik olmadığını söyledi.

Bununla beraber sorunun sınırlı bir alanda ortaya çıkmasının meselenin önemini azaltmadığını vurgulayan Yılmaz, vatandaşların tasarruflarını etkileyen, piyasaya güveni zedeleyen veya haksız kazanca yol açan işlemlerin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde kararlılıkla üzerine gidildiğini ifade etti.

Yılmaz, bir taraftan yaşanan sorundan olumsuz etkilenenlerin haklarına yönelik adımlar atılırken, diğer taraftan benzer sorunların tekrar yaşanmaması için gerekli idari ve hukuki tedbirlerin değerlendirildiğini kaydetti.

HAZİNE KAYNAĞI KULLANILMAYACAK

Yılmaz, süreçte oluşan özel zararlar için Hazine kaynağının kullanılmayacağının altını çizdi.

Risk düzeyi yüksek serbest fonlar başta olmak üzere fon piyasalarında bankacılık sistemindeki devlet garantisinin söz konusu olmadığını belirten Yılmaz, "Serbest fonlara giren herkes profesyonel müşteri ve nitelikli yatırımcı talep formu sözleşmesini imzalar. En az 10 milyon lira finansal varlık ile sisteme girilir. Yüksek kazanç beklentisi ile orantılı yüksek kayıp riskini de göze alır." dedi.

Tasfiye sürecinde her bir fon bazında yatırımcıların haklarının ilgili fonun kaynakları ile karşılanmasının esas olduğunu belirten Yılmaz, tasfiye sürecinde öncelikli olarak fonların halihazırda kendi bünyelerinde bulunan kaynakların kullanılacağını söyledi.

Yılmaz, ayrıca fahiş veya haksız gelir elde edenlerden geri alınacak kaynaklar ile sistem dışına çıkarılan malların satışından elde edilecek kaynakların da kullanılacağını ifade etti.

FON KOORDİNASYON KURULU YOĞUN MESAİ HARCIYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından oluşturulan ve başkanlığını kendisinin yaptığı Fon Koordinasyon Kurulu'nun yoğun mesai harcadığını belirten Yılmaz, yol haritası ve temel ilkelerin belirlendiğini söyledi.

Eşgüdüm içinde ilgili her kurumun kendi yetki alanında somut adımlar atmaya başladığını ifade eden Yılmaz, bahse konu kurumların büyük kısmının bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoriteler olduğunu kaydetti.

Yılmaz, söz konusu kurumların kanunlar çerçevesinde kendilerine verilen yetkileri kullandığını ve kendi kararlarını aldığını belirterek, her bir kurumun aldığı kararı usulünce kamuoyuyla paylaştığını söyledi.

Fon Koordinasyon Kurulu'nun genel eş güdümü sağladığını, kurumlar arası ortak çalışmaları hızlandırdığını ve ilkesel yaklaşımları ortak akılla tespit ettiğini ifade eden Yılmaz, kurulun ayrıca kanuni düzenleme gerektiren hususlarda kurumların teknik desteğini sağlayarak Meclis grubu ile ortak çalışmalar yaptığını belirtti.

Yılmaz, yürütülen tasfiye sürecindeki ana çerçeveyi ise şöyle açıkladı:

  • "Süreç şeffaf şekilde yürütülecektir.
  • Adil, etkin ve olabilecek en hızlı şekilde sürdürülecektir.
  • Hızlı derken hızlı ve doğru şekilde elbette, hız adına doğrulardan da uzaklaşmadan ama olabilecek en hızlı şekilde yürütülecektir.
  • Hazineden kaynak kullanılmayacaktır.
  • Her bir fonun kendi kaynakları ve açılmış hesaplara yatırılan kaynaklar değerlendirilerek hareket edilecektir.
  • Yatırımcılara payları oranında dağıtım yapılması genel ilkedir, kanuni ilkedir."

Olağanüstü tasfiye şartlarına tabi olacak fonlarda ise ara ödeme ile 1 milyona kadar ana paraların geri ödenmesinin planlandığını belirten Yılmaz, önceliğin küçük yatırımcılara ve para piyasası fonlarına verilerek ödemelerin gerçekleştirileceğini söyledi.

FİNANS PİYASALARINDAKİ SORUNLAR SADECE TÜRKİYE'YE ÖZGÜ DEĞİL

Yılmaz, 2008'de Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan Madoff şirketi krizi, 2018 yılında Endonezya'da yaşanan Jiwasraya krizi ve 2019 yılında Güney Kore'de yaşanan Lime krizini örnek gösterdi.

Denetim ve gözetim mekanizmaları güçlü, gelişmiş ekonomilerde de çeşitli piyasa oyuncularının piyasa bozucu faaliyetlerde bulunabildiğini belirten Yılmaz, finans piyasalarının yapısında maalesef böyle bir durum bulunduğunu söyledi.

Yılmaz, çeşitli dönemlerde ve çeşitli sebeplerle finans piyasalarında sorunların ortaya çıkabildiğini belirterek, önemli olanın bu piyasa bozucu yapıları en kısa sürede tespit etmek ve en etkili şekilde tasfiye etmek olduğunu ifade etti.

10 MÜFETTİŞLE DEVLET DENETLEME KURULU SAHADA

Türkiye'de yaşanan süreçte ilgili kurumların ve ilgili bağımsız düzenleyici ve denetleyici otoritelerin sorumluluklarının, Devlet Denetleme Kurulu tarafından başlatılan kapsamlı incelemelerle netleştirileceğini belirten Yılmaz, bağımsız denetleyici ve düzenleyici kurumlarla ilgili Meclis tarafından çıkarılan ayrıntılı kanunlar ve bu kanunlarda belirlenen usuller bulunduğunu söyledi.

Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdiğini belirterek, "Şu anda sahada 10 müfettiş ile Devlet Denetleme Kurulumuz bu çalışmaları sürdürmektedir. Gerekirse daha fazla müfettişle de bu çalışmalar etkili bir şekilde yapılacak; idari sorumluluklar, kişisel sorumluluklar bu süreçte ortaya çıkarılacaktır." dedi.

Güçlü bir ekiple sahada olan Devlet Denetleme Kurulu tarafından yapılacak inceleme ve soruşturmaların, benzer sorunlarla bir daha karşılaşılmaması adına gereken ilave tedbirlere de ışık tutacağını belirten Yılmaz, kurulun hazırlayacağı raporun yalnızca sorumlulukları netleştirmekle kalmayacağını ifade etti.

Yılmaz, sistemde tespit edilen açıkların da belirleneceğini ve buna dönük olarak bir daha böyle sorunların yaşanmaması adına alınması gereken tedbirlere ilişkin yol gösterici bir raporun ortaya çıkmasının beklendiğini söyledi.

FON PİYASASINDAKİ RİSKLERE KARŞI ÖNCEDEN TEDBİRLER ALINDI

Yılmaz, süreç öncesinde de çeşitli adımlar atıldığını belirterek, kamuoyunda, Meclis'te ve siyasi çevrelerde dile getirilen "Hiçbir şey yapılmadı mı bu süreçte?" şeklindeki hassasiyet ve eleştirilere dikkat çekti.

Bu kapsamda sorunlar ortaya çıkmadan önce atılan bazı adımları hatırlatmak istediğini belirten Yılmaz, 21 Kasım 2024'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar sonrasında para piyasası fonlarının portföylerinin en az yüzde 10'unu Hazine tahvil ve bonosunda tutmasının zorunlu hale getirildiğini söyledi.

Yılmaz, "İyi ki bu yapılmış, bugün bu sayede fonlarda en azından kesin olarak nakde çevrilebilir hazine bonoları ve tahvilleri var; bunları da elbette yatırımcılar için değerlendireceğiz." ifadelerini kullandı.

2 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nin hisse senetlerinde manipülasyona ve serbest fonlardaki risklere karşı tedbir alınması hususunda değerlendirme yaptığını ve harekete geçtiğini belirten Yılmaz, 18 Aralık 2025'te Finansal İstikrar Komitesi'nde alınan karar gereği serbest fonlara giriş eşiğinin 1 milyon TL'den 10 milyon TL'ye yükseltildiğini söyledi.

Yılmaz, 17 Haziran 2026'da Sermaye Piyasası Kurulu'nun serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için TEFAŞ uygulama esaslarını onayladığını, 20 Temmuz 2026'da TEFAŞ'ın fon alım-satım altyapısının yenilendiğini belirtti.

30 Temmuz 2026'da Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 1 Ekim'den itibaren uygulanmak üzere tasarruf finansman şirketlerinin topladıkları kaynakların hangi enstrümanlara yatırılabileceği hususunda düzenleme yaptığını ifade eden Yılmaz, aynı tarihte fonların portföyündeki borsada işlem gören gayrimenkul ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine en son açıklanan birim net aktif değer ile değerlendirilmesine karar verildiğini söyledi.

FONLARA İLİŞKİN YENİ REHBER SORUNLARI GÖRÜNÜR HALE GETİRDİ

Yılmaz, 28 Ağustos 2026'da SPK'nın yatırım fonlarına ilişkin rehberini yayımladığını ve rehberin 1 Eylül 2026'da yürürlüğe girdiğini belirtti.

Rehber ile ilgili fonların işlemleri konusunda önemli kurallar getirildiğini ifade eden Yılmaz, rehberin yürürlüğe girmesiyle sisteme giren sıcak paraya bel bağlayan çeşitli fonlardaki sorunların görünür hale geldiğini söyledi.

Yılmaz, "Bu adımlar atılmamış olsa sorunlu fonların, takdir edersiniz ki, büyümeye devam edeceği bir süreç olurdu ve bugünkünden de daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalırdık." dedi.

Rehberin yayımlanmış olmasının ve sorunlu fonların ortaya çıkmasının, geriye kalan fonlarda da çok daha güvenceli bir yapının oluştuğunu gösterdiğini belirten Yılmaz, tüm bunlarla birlikte kurumsal ve kişisel sorumlulukların Devlet Denetleme Kurulu süreci sonucunda netleşeceğini ve bunun gereğinin yapılacağını ifade etti.

131 FONUN TASFİYESİNE KARAR VERİLDİ

Yılmaz, Eylül ayı ortasında sermaye piyasalarında ortaya çıkan sorunların çözümü için Hazine ve Maliye Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu başta olmak üzere ilgili tüm kurumların hızlı şekilde aksiyon aldığını söyledi.

16 Eylül 2026'da belirli kişiler ve portföy yönetim şirketlerine 2 yıl borsada işlem yasağı getirildiğini, bazılarının ise tüm lisanslarının iptal edildiğini belirten Yılmaz, 17 Eylül 2026'da Finansal İstikrar Komitesi'nin toplandığını ve sorunun diğer fonlara ve finansal sisteme yayılmasını önlemek için önemli kararlar alındığını ifade etti.

Bu süreçte Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından piyasaya ilave likidite sağlandığını belirten Yılmaz, SPK tarafından sistemik riski azaltmak için 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini söyledi.

Ayrıca bu şirketlere ait diğer fonların da TEFAS'ta işleme kapatıldığını belirten Yılmaz, "Bir anlamda sorunlu ve sorun oluşturabilecek fonlar karantinaya alınarak sistemin etkilenmemesi için gereği yapılmıştır." dedi.

BAZI BANKA VE FAKTORİNG ŞİRKETLERİ TMSF'YE DEVREDİLDİ

BDDK tarafından sorunlu gruplara ait 3 bankanın; Tera Yatırım, Destek Yatırım ve Hedef Yatırım ile 2 faktoring şirketinin; Destek Finans Faktoring ve Tera Finans Faktoring'in TMSF'ye devrinin kararlaştırıldığını ve bu devrin gerçekleştirildiğini belirten Yılmaz, Emlak Katılım Bankası tarafından Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası'nın devir alınma sürecinin başlatıldığını söyledi.

Bağımsız idari otoriteler bu adımları atarken, adli süreçlerin de hızlı ve etkin şekilde devreye girdiğini belirten Yılmaz, halihazırda adli süreçlerin devam ettiğini söyledi.

Anayasa ve İçtüzük'te yargı mercilerinde görülmekte olan davalara ilişkin sınırlar bulunduğunu belirten Yılmaz, bu çerçevede Adalet Bakanlığı ve yargının süreç içindeki çalışmaları hakkında da bilgi verdi.

220 KİŞİ HAKKINDA İŞLEM YAPILDI

Söz konusu sorunlu fon şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinin de aralarında bulunduğu 220 kişi hakkında işlem yapıldığını belirten Yılmaz, bunlardan 85'inin tutuklu olduğunu, 23 şüpheli hakkında yakalama kararı bulunduğunu ve 81 kişi hakkında yurt dışına çıkış yasağı uygulandığını söyledi.

ŞÜPHELİLERİN MAL VARLIKLARINA EL KONULDU

Yılmaz, 15 Eylül'den 2 Ekim tarihine kadar geçen sürede yatırımcı mağduriyetlerinin giderilmesi ve suç gelirlerinin kaçırılmasının engellenmesi amacıyla 63 gerçek kişi ile 12 tüzel kişiye ait taşınır ve taşınmazlar üzerinde 21 el koyma kararı verildiğini belirtti.

Ayrıca 67 kişi ve şirketin banka, kripto ve kiralık kasa varlıklarına; 27 kişi ve şirketin ortaklık paylarına el konulduğunu ifade etti.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.