Cüneyt Yakut ve Murat Ongun birbirine girdi! Zarf içinde 10 milyon liralık çek verdim

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 10.10.2026 - 13:52, Güncelleme: 10.10.2026 - 13:52
 

Cüneyt Yakut ve Murat Ongun birbirine girdi! Zarf içinde 10 milyon liralık çek verdim

İBB davasının son duruşmasında itirafçı sanık Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında sert tartışmalar yaşandı. Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, duruşmada dile getirilen 10 milyon liralık çek ve 480 milyon liralık villa iddialarını yazdı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eksenli açılan davanın 94'üncü duruşmasında, itirafçı sanık Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında yaşanan sert tartışmalar ve rüşvet iddiaları güne damgasını vurdu. Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü köşesinde duruşma salonunda yaşananları ve iş insanlarının mahkeme heyetine sunduğu çarpıcı itirafları kaleme aldı. "ÇIKIN DELİKANLI GİBİ KABUL EDİN" Duruşma esnasında reklam şirketi sahibi Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında yükselen tansiyonu aktaran Övür'e göre taraflar arasında sert sözler sarf edildi. Tutuklu yargılanan personeli işaret ederek salonda tepkisini dile getiren Yakut, "Burada gariban kadınlar, şoförler yatıyor! Murat Kapki'nin muhasebecisi 'Çocuğum geldiğinde cezaevinde hayvan taklidi yapıyorum' diyor. Bir baba için bundan daha acı ne olabilir? Çıkın delikanlı gibi kabul edin, 'Emrah'la yedik' deyin bari şu masum insanlar kurtulsun! Ne suçu var bu insanların, Allahsızlar!" dedi. Karşılıklı hakaretlerin artması ve tarafların yatıştırılamaması üzerine Mahkeme Başkanı'nın duruşmaya zorunlu ara vererek salonu boşalttığı bildirildi. İşte Övür'ün "İmamoğlu ve rüşvetin belgesi" başlıklı yazısı: Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel, önce CHP'yi sonra da Yeni Parti'yi öyle bir "rüşvet ve yolsuzluk" sarmalına, öyle bir siyasetsizlik girdabına sürüklediler ki buradan çıkışları yok. İmamoğlu dahil onlarca belediye başkanı, belediye bürokratı yolsuzluk iddiasıyla cezaevinde...  "ALLAH BELANIZI VERSİN" Onlarcası İzmir örneğinde olduğu gibi partilerini terk edip AK Parti'ye geçiyor. Geride kalan onlarcası da ya il ve ilçe kongrelerinde kavga ediyor ya da onları bu noktaya sürükleyen parti yöneticilerine "Allah belanızı versin" diye beddua ediyor. Artık Özel, gidenleri "hain" ilan etse de "Elim, kolum, kafam kırılsın" diye kendini paralasa da buradan çıkış yok. Eleştirmek yerine "yalan ve iftira" ile fon skandalına sarılmaları da bakanlara saldırmaları da siyasi iflaslarının işareti. Çünkü siyaseti üreterek değil para gücüyle yapmaya kalktılar. Özgür Özel en sonunda İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" davasıyla ilgili şunu bile söyledi: "Kuruş bile bulamadılar..." Tam bir çaresizlik hâli bu... Aslında öyle Manavgat'taki baklava kutusunu ya da Uşak'taki rezilliği hatırlatmaya gerek yok, son birkaç günlük İBB duruşmalarına bakmak yeterli. "ZARF İÇİNDE 10 MİLYON LİRALIK ÇEK TESLİM ETTİM" Mahkeme şu sıralarda rüşvet veren işadamlarını dinliyor. Şu üç isim, müteahhit Ali Nuhoğlu, işadamları Cüneyt Yakut ve Ahmet Sari öyle çarpıcı şeyler söylediler ki biraz utanma duygusu olan sokağa çıkamaz. Önce İmamoğlu'nun meşhur basın danışmanı Murat Ongun'la mahkeme salonunda tartışan işadamı Cüneyt Yakut'u dinleyelim: "Emrah Bağdatlı ile beraber olup bir düzen kurdu. Sektörü haraca bağladı! Alt faturalar geldi, paraları indirdiler. Acarkent'te nasıl oturuyor? Murat Ongun'un odasına bizzat gidip zarf içinde 10 milyon liralık çek teslim ettim!" Mahkeme huzurunda ve yüzlerine karşı söyleniyor bu sözler. Belki de Özgür Özel haklı, kuruş çalmamışlar sadece 10 milyoncuk bir çek almışlar. Tabii duruşma burada bitmiyor, daha utanç verici bir sahne var. Duruşmada Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker devreye giriyor ve bu dosyada "yolsuzluk yok" diyenlere kapak olacak bir çıkış yapıyor: "Biz denetim yaptık, alt yüklenici olarak Cüneyt Yakut'un şirketi çıktı. O dönem bizzat Murat Ongun'a gittim, 'Bu adamı tanıyor musunuz?' dedim. Bana 'Hayır, tanımıyorum' dedi! Halbuki gayet iyi tanıyormuş! Şimdi burada öğreniyorum ki arkamızdan Emrah Bağdatlı ile işler çevrilmiş..." Tam bu noktada Özgür Özel'e, ünlü sanatçı rahmetli Sadri Alışık'ın o meşhur tiradını hatırlatalım: "Bu da mı gol değil Özgür Bey..." İşadamı Ahmet Sari de belgeleriyle savcıya söylediklerini bir kez daha mahkeme huzurunda anlattı: "İBB'den alacağım 3 milyar lira için Fatih Keleş ve Ertan Yıldız'a 232 milyon lira verdim." Müteahhit Ali Nuhoğlu'na gelince. Nuhoğlu büyük işler yapan bir firmanın sahibi. Eski solcu ve ailesi de sıkı CHP'li. Mahkemede toplamda 5 milyon dolara yakın rüşvet verdiğini söyledi. Ama daha çok merak edilen Özgür Özellerin bu ülkeyi yönetmesi için aday gösterdikleri Ekrem İmamoğlu'na Boğaz'a nazır iki villayı 15 milyon TL gibi "bedava" denecek bir paraya vermesiydi. Mahkemede duruşma savcısı soruyor: Benim sorduğum soru aslında basitti. Bu villa devrinden bahsederek söylüyorum. Bu diğer işlemler gibi rüşvet kapsamında verilen bir süreç miydi yoksa ticaret miydi? Ali Nuhoğlu: Tabii orada bu işlerinizi çözüp yaşamınızı idame ettirmek için mecburen bazı ilişkilerinizi kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Aslında özeti bu. "480 MİLYON LİRALIK İKİ VİLLAYI "15 MİLYON TL" KARŞILIĞINDA İMAMOĞLU'NA VERDİM" Nuhoğlu biraz kıvransa da o günkü değeri 480 milyon lira olduğunu söylediği iki villayı "15 milyon TL" karşılığında İmamoğlu'na verdiğini üstüne basa basa söyledi. Hatta İmamoğlu'nun pervasızlığına dikkat çeken bir de ayrıntı verdi: "Tuncay dedim yani bak iddialı bir siyaset yapılıyor burada. Böyle bir şey yapmak doğru gelmiyor bana. Ama anladım, aile olarak oraya yönelik bir kurguları vardı." Peki bu rüşvet değil de nedir? Hiçbir siyasi parti bu kadar açık bir "rüşvet" olayını savunarak siyaset yapamaz, yapmamalı da...
İBB davasının son duruşmasında itirafçı sanık Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında sert tartışmalar yaşandı. Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, duruşmada dile getirilen 10 milyon liralık çek ve 480 milyon liralık villa iddialarını yazdı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) eksenli açılan davanın 94'üncü duruşmasında, itirafçı sanık Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında yaşanan sert tartışmalar ve rüşvet iddiaları güne damgasını vurdu. Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, bugünkü köşesinde duruşma salonunda yaşananları ve iş insanlarının mahkeme heyetine sunduğu çarpıcı itirafları kaleme aldı.

"ÇIKIN DELİKANLI GİBİ KABUL EDİN"

Duruşma esnasında reklam şirketi sahibi Cüneyt Yakut ile Murat Ongun arasında yükselen tansiyonu aktaran Övür'e göre taraflar arasında sert sözler sarf edildi. Tutuklu yargılanan personeli işaret ederek salonda tepkisini dile getiren Yakut, "Burada gariban kadınlar, şoförler yatıyor! Murat Kapki'nin muhasebecisi 'Çocuğum geldiğinde cezaevinde hayvan taklidi yapıyorum' diyor. Bir baba için bundan daha acı ne olabilir? Çıkın delikanlı gibi kabul edin, 'Emrah'la yedik' deyin bari şu masum insanlar kurtulsun! Ne suçu var bu insanların, Allahsızlar!" dedi.

Karşılıklı hakaretlerin artması ve tarafların yatıştırılamaması üzerine Mahkeme Başkanı'nın duruşmaya zorunlu ara vererek salonu boşalttığı bildirildi.

İşte Övür'ün "İmamoğlu ve rüşvetin belgesi" başlıklı yazısı:

Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel, önce CHP'yi sonra da Yeni Parti'yi öyle bir "rüşvet ve yolsuzluk" sarmalına, öyle bir siyasetsizlik girdabına sürüklediler ki buradan çıkışları yok.
İmamoğlu dahil onlarca belediye başkanı, belediye bürokratı yolsuzluk iddiasıyla cezaevinde...

 "ALLAH BELANIZI VERSİN"

Onlarcası İzmir örneğinde olduğu gibi partilerini terk edip AK Parti'ye geçiyor. Geride kalan onlarcası da ya il ve ilçe kongrelerinde kavga ediyor ya da onları bu noktaya sürükleyen parti yöneticilerine "Allah belanızı versin" diye beddua ediyor.

Artık Özel, gidenleri "hain" ilan etse de "Elim, kolum, kafam kırılsın" diye kendini paralasa da buradan çıkış yok. Eleştirmek yerine "yalan ve iftira" ile fon skandalına sarılmaları da bakanlara saldırmaları da siyasi iflaslarının işareti.

Çünkü siyaseti üreterek değil para gücüyle yapmaya kalktılar. Özgür Özel en sonunda İBB eksenli "İmamoğlu Suç Örgütü" davasıyla ilgili şunu bile söyledi: "Kuruş bile bulamadılar..."

Tam bir çaresizlik hâli bu... Aslında öyle Manavgat'taki baklava kutusunu ya da Uşak'taki rezilliği hatırlatmaya gerek yok, son birkaç günlük İBB duruşmalarına bakmak yeterli.

"ZARF İÇİNDE 10 MİLYON LİRALIK ÇEK TESLİM ETTİM"

Mahkeme şu sıralarda rüşvet veren işadamlarını dinliyor. Şu üç isim, müteahhit Ali Nuhoğlu, işadamları Cüneyt Yakut ve Ahmet Sari öyle çarpıcı şeyler söylediler ki biraz utanma duygusu olan sokağa çıkamaz. Önce İmamoğlu'nun meşhur basın danışmanı Murat Ongun'la mahkeme salonunda tartışan işadamı Cüneyt Yakut'u dinleyelim:

"Emrah Bağdatlı ile beraber olup bir düzen kurdu. Sektörü haraca bağladı! Alt faturalar geldi, paraları indirdiler. Acarkent'te nasıl oturuyor? Murat Ongun'un odasına bizzat gidip zarf içinde 10 milyon liralık çek teslim ettim!"

Mahkeme huzurunda ve yüzlerine karşı söyleniyor bu sözler. Belki de Özgür Özel haklı, kuruş çalmamışlar sadece 10 milyoncuk bir çek almışlar.

Tabii duruşma burada bitmiyor, daha utanç verici bir sahne var. Duruşmada Medya A.Ş. Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker devreye giriyor ve bu dosyada "yolsuzluk yok" diyenlere kapak olacak bir çıkış yapıyor:

"Biz denetim yaptık, alt yüklenici olarak Cüneyt Yakut'un şirketi çıktı. O dönem bizzat Murat Ongun'a gittim, 'Bu adamı tanıyor musunuz?' dedim. Bana 'Hayır, tanımıyorum' dedi! Halbuki gayet iyi tanıyormuş! Şimdi burada öğreniyorum ki arkamızdan Emrah Bağdatlı ile işler çevrilmiş..."

Tam bu noktada Özgür Özel'e, ünlü sanatçı rahmetli Sadri Alışık'ın o meşhur tiradını hatırlatalım: "Bu da mı gol değil Özgür Bey..."

İşadamı Ahmet Sari de belgeleriyle savcıya söylediklerini bir kez daha mahkeme huzurunda anlattı: "İBB'den alacağım 3 milyar lira için Fatih Keleş ve Ertan Yıldız'a 232 milyon lira verdim."

Müteahhit Ali Nuhoğlu'na gelince. Nuhoğlu büyük işler yapan bir firmanın sahibi. Eski solcu ve ailesi de sıkı CHP'li. Mahkemede toplamda 5 milyon dolara yakın rüşvet verdiğini söyledi. Ama daha çok merak edilen Özgür Özellerin bu ülkeyi yönetmesi için aday gösterdikleri Ekrem İmamoğlu'na Boğaz'a nazır iki villayı 15 milyon TL gibi "bedava" denecek bir paraya vermesiydi.

Mahkemede duruşma savcısı soruyor: Benim sorduğum soru aslında basitti. Bu villa devrinden bahsederek söylüyorum. Bu diğer işlemler gibi rüşvet kapsamında verilen bir süreç miydi yoksa ticaret miydi?

Ali Nuhoğlu: Tabii orada bu işlerinizi çözüp yaşamınızı idame ettirmek için mecburen bazı ilişkilerinizi kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Aslında özeti bu.

"480 MİLYON LİRALIK İKİ VİLLAYI "15 MİLYON TL" KARŞILIĞINDA İMAMOĞLU'NA VERDİM"

Nuhoğlu biraz kıvransa da o günkü değeri 480 milyon lira olduğunu söylediği iki villayı "15 milyon TL" karşılığında İmamoğlu'na verdiğini üstüne basa basa söyledi. Hatta İmamoğlu'nun pervasızlığına dikkat çeken bir de ayrıntı verdi:

"Tuncay dedim yani bak iddialı bir siyaset yapılıyor burada. Böyle bir şey yapmak doğru gelmiyor bana. Ama anladım, aile olarak oraya yönelik bir kurguları vardı."

Peki bu rüşvet değil de nedir?

Hiçbir siyasi parti bu kadar açık bir "rüşvet" olayını savunarak siyaset yapamaz, yapmamalı da...

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.