Sizce ‘Tayyip Erdoğan’la kazandık!’ derler mi?
Sizce ‘Tayyip Erdoğan’la kazandık!’ derler mi?
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın kaleminden köşe yazısı
Haber7 yazarı Zekeriya Say'ın kaleminden köşe yazısı
AK Parti, 2019 yerel seçimlerinde İstanbul’u kaybettiğinde…
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) üyeleri, “oy çokluğuyla” verdikleri iptal kararında, “sandık başına yerleştirilen KHK’lılarla, olmayan sayım döküm cetvelleriyle, kısıtlıların, zihinsel engellilerin hatta ölülerin adına kullanılan oylarla” seçim sonuçlarının güvenilirliğinin zedelendiğine dikkat çekerek…
Seçimde “hile yapıldığı” sonucuna varmıştı.
Buna rağmen, aslen Mardinli olduğu halde kendisini “İzmirli” olarak pazarlayan Kemalistlerin ruhani lideri Yılmaz Özdil, “Sabır İmecesi” başlıklı bir yazı yazarak, Ekrem İmamoğlu’nun İBB Başkanlığını;
Gezi Olayları’nda polise taş atarken ölen Berkin Elvan’ın yüreğiyle…
Ömrünü başörtüsü ve İslami değerlerle mücadele ile geçiren Türkan Saylan'ın ilhamıyla…
Beyoğlu'nda sinagogda edilen Berta'nın Yona'nın Avram'ın duasıyla…
Maltepe'de, Hasdal'da, Hadımköy'de hapis yatan Ergenekon sanıklarıyla…
Çıktığı sahnede yüzlerce kişinin gözlerinin içine bakarak, “Benim de işim var, belki bir karı buldum gidip onu d**eğim” şeklinde iğrenç ifadeler kullanan Levent Kırca'yla…
Ömrünün son günlerinde sanatı yerine siyasi söylemleriyle gündeme gelen Tarık Akan'la…
Güya “semt semt, mahalle mahalle, sokak sokak ödedikleri bedelle” kazandığını söylemişti...
Ve!..
Yazısının finalinde ise “Mustafa Kemal'le kazandık!” ifadelerini kullanmıştı.
Özdil ayrıca,
CHP’nin yavrusu SHP döneminde suları akmayan, havası pislikten geçilmeyen ve başta “İSKİ skandalı” olmak üzere yolsuzluğa batan İstanbul’un kirli geçmişini unutmuş…
25 yıllık Milli Görüş ve AK Parti Belediyeciliği döneminde her alanda çağ atlayan kadim kentte eleştirecek pek bir şey bulamayınca…
2007 yılında, Şirinevler’de yaşanan rögar faciasını…
2008 yılında, Zeytinburnu'daki maytap fabrikasında meydana gelen patlamayı…
2009 yılında Ayamama deresinde yaşanan taşkını…
2014 yılında, Mecidiyeköy'deki bir gökdelen inşaatında gerçekleşen asansör kazasını hatırlatarak, bazı elim hadiseler üzerinden geçmiş yönetime çamur atmaya kalkışmıştı…
Oysa kendisini “köten İzmirli” diye pazarlayan Yılmaz Özdil ve avanesinin, “Dağlarında çiçeklerin açtığını… Altın güneşin orada sırmalar saçtığını” iddia ettiği ve “Kemalistlerin sarsılmaz kalesi” olarak gördükleri İzmir, çapsız yerel yöneticiler yüzünden 1960’ların sonundan itibaren artık sokakları deniz değil, lağım kokan bakımsız bir şehir haline gelmişti.
Fransız şair Victor Hugo’nun,
“Çok güzel şapkası olan ve çiçek gibi gülümseyen bir prenses”e benzettiği…
Edip Cansever ve Hüseyin Yurttaş gibi şairlerin,
“Denizlerine ayak uzatan mutlu çocukların olduğu ve imbat kokusunun her yeri sardığı, mavi serin bir şehir” olarak tarif ettiği…
Tokatlı şair Cahit Külebi’nin ise;
“İzmir’in denizi kız, kızı deniz / Sokakları hem kız hem deniz kokar!..” dizeleriyle, kız metaforu üzerinden, “temiz ve güzel kokan bir şehir” olarak betimlediği İzmir..
Körfeze akan kanalizasyon suları yüzünden Kordon’da yürümeye teşebbüs edenlere “leş kokulu bir duş” yaptırıyordu…
Özellikle CHP’li başkanlar döneminde İzmir daha da kötü bir hal aldı.
Altyapı yetersizliği yüzünden artık en ufak yağmurda, denizin suları ile kentin lağım suları birbirine karışarak, vatandaşların ev ve işyerlerine doluyor.
Halkın imdadına koşması gereken CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi ise kaç kez, kurduğu devasa pompalarla kendi binasını basan sel sularını tahliye etmeye çalışırken kameralara yakalandı.
12 Temmuz 2024’te, Alsancak’ta sağanak sırasında su birikintisine basan Özge Ceren Deniz ile onu kurtarmaya çalışan İnanç Öktemay adlı vatandaşın, açık bırakılan kablolardan elektrik akımına kapılarak ölmesini…
Şubat 2026’da, Torbalı’da İZBAN alt geçidinde suya gömülen kamyonette boğulan 58 yaşındaki Mehmet Ekinci’yi..
Menderes Oğlananası’nda dere üzerindeki köprüden geçerken sel sularına kapılan 16 yaşındaki Balımnaz Türkkal ile ablası Nergiz Türkkal’ın can verişini hatırlatmak bile istemiyorum…
Yine…
Vatandaşa hizmet etmek yerine, belediye kasasından Sabetaycılığın fikir babası Sabetay Sevi’nin doğduğu evi restore ettiren CHP’li yöneticiler yüzünden, İzmirlilerin susuzluktan kırıldığını…
Kamunun parasının heykele, yandaşlara paslanan ballı konserler aktığını…
Yoğun trafik, raylı sistem yatırımlarının azlığı, aktarma sistemindeki kopukluklar ve personel maaşlarında yaşanan krizler yüzünden İzmir’de ulaşım felç olduğunu bilmeyeniniz yoktur.
Hakeza!
“TOKİ’ye rakip olacak” denilerek “Örnekköy, Uzundere, Gaziemir ve Ege Mahallesi”nde başlatılan ve dar gelirli 5 bin vatandaşa verilmesi geren dairelerin bir kısmının CHP’li yöneticilere tahsis edildiği “Kooperatif vurgunu” ise bizatihi CHP’den seçilen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, kendisinden önceki yönetimi şikâyet etmesiyle ortaya çıktı.
Malumunuz…
İzmir’in adım adım felakete gittiğini gören ve bu yüzden CHP’den istifa eden Cemil Tugay, iki gün önce düzenlenen törenle AK Parti’ye katıldı.
Rozetini bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın taktığı Cemil Tugay’ın konuşması ise oldukça dikkat çekiciydi.
Konuşmasında Erdoğan’ın “AK Parti kimsesizlerin kimsesidir” sözünü aktaran ve “AK Parti’de kenar mahallelerde unutulmuş gariplerin, yoksulların, mazlumların, çiftçinin ve esnafın hakkını korumak için siyaset yapıldığını” vurgulayan Tugay…
30 yılı aşan devlet yönetimi tecrübesine işaret ettiği Başkan Erdoğan’ın liderliği ve AK Parti’nin desteğiyle, “İzmir’i ayağa kaldırıp sorunlarını çözmek ve kenti yeniden inşa etmek üzere yola çıktıklarını” söyledi.
Ayrıca sosyal medyadan da…
Başkan Erdoğan’ın “İzmir gönül belediyeciliğiyle tanışacak” paylaşımına ise “Hoş bulduk Sayın Cumhurbaşkanım. Ege’nin incisi İzmir’imize en güzel hizmetleri kazandırmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” şeklinde cevap verdi.
Ben şimdi şunu merak ediyorum…
Kurduğu suç örgütü ile İstanbul’u yağmalayan Ekrem İmamoğlu’nun İBB seçimlerinden zaferle çıkmasını “Mustafa Kemal’le kazandık” diye kutsayan Yılmaz Özdil ve avanesi…
AK Parti belediyeciliği sayesinde İzmir yakın dönemde pırıl pırıl olmuş, trafik sorunu çözülmüş, denizleri mis gibi kokan, dağlarında yeniden çiçeklerin açtığı bir şehir haline geldiğinde…
Acaba, “Tayyip Erdoğan’la kazandık!” diye sevinecekler midir?
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.