Antalya gecelik bayan arkadaş izmir otele gelen bayan arkadaş Mersin eve gelen bayan

antalya escort yaşanmış sexs hikayeleri sexs hikayeler porno ozle

Isparta eşya depolama Kahramaraş eşya depolama Karabük eşya depolama Karaman eşya depolama Kars eşya depolama Kastamonu eşya depolama Kırıkkale eşya depolama Kırşehir eşya depolama Kilis eşya depolama Kütahya eşya depolama

Adana incall escort Alanya incall escort Anadolu yakası incall escort Ankara incall escort Antalya incall escort Ataköy incall escort Avcılar incall escort Avrupa yakası incall escort Bahçelievler incall escort Bahçeşehir incall escort Bakırköy incall escort Başiktaş incall escort Beylikdüzü incall escort Bodrum incall escort Bursa incall escort Denizli incall escort Diyarbakır incall escort Esenyurt incall escort Eskişehir incall escort Etiler incall escort Fatih incall escort Gazinatep incall escort Halkalı incall escort İstanbul incall escort İzmir incall escort İzmit incall escort Kadıköy incall escort Kayseri incall escort Kocaeli incall escort Konya incall escort Kurtköy incall escort Kuşadası incall escort Malatya incall escort Maltepe incall escort Mecidiyeköy incall escort Mersin incall escort Nişantaşı incall escort Pendik incall escort Muratpaşa incall escort Şirinevler incall escort Şişli incall escort Taksim incall escort, Ümraniye incall escort

Muhalefet bunu hayal bile edebilir miydi?

Gündem (Web Sitesi) - Web Sitesi | 16.05.2022 - 11:15, Güncelleme: 16.05.2022 - 11:15
 

Muhalefet bunu hayal bile edebilir miydi?

1 taşla 10 kuş! Erdoğan alayını ters köşeye yatırdı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu'nun, "İsveç ve Finlandiya itirazımızı, muhalefet acaba hayal edebilir miydi?" başlıklı yazısı... Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'ya yönelik NATO hamlesini değerlendirdi ve muhalefetin böyle bir hamleyi hayal dahi edemeyeceğini söyledi. Karahasanoğlu'nun yazısı şu şekilde: Değil 6’lı ittifakı, yanına diğerlerini de alın. Hepsini üst üste koyun.. Böyle bir atak yapmaya, “yürekleri var mıdır” diye sormayacağım.. “Anlamını kavrayıp da, ne cevap verirlerse, ne sonucu olur, ne cevap verirlerse Türkiye’ye ne kazandırırlar, ne kaybettirirler, hayallerinden bile geçirebilirler mi?” diye soracağım.. Cevap alamayacağımı bilerek... Konu ne? Rusya ile Ukrayna’nın savaşında, Nato’nun kıvılcımları malum.. Kavga zaten, Ukrayna’nın Nato üyeliğine adım adım ilerlemesinden başladı.. Tarihi ortaklıkları, sınırdaş olmaları, Rusya karşısındaki Ukrayna’yı ilk hedef haline getirdi.. Ama.. “İsveç ile Finlandiya, Ukrayna’nın başına gelenler, bizim de başımıza gelebilir mi” diye kara kara düşünüp. “NATO üyeliği” konusunda bir atak yaptılar.. Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ülkesinin NATO’ya resmi başvuruda bulunacağını açıkladı. İsveç’den de resmi yetkililer, benzer açıklama yapıp, “NATO’ya üyeliğimiz oybirliği ile kabul edilir” tahmininde bulundular. Türkiye anında refleks gösterdi..“Hoop beyler.. Kendi kendinize gelin güvey olmayın” dedi.. Bir yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir yandan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin öyle çantada keklik olmadığını hatırlattı. Erdoğan konuyu şöyle izah etti: “İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyorum. Ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha  önce Yunanistan’la ilgili NATO konusunda bir yanlış yaptılar bizden önceki yönetimler. Ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı  NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz.” Anında geliştirilen reflekste, bir taşla vurulan 10 kuşu görüyor musunuz? Bir yandan 12 Eylül darbecilerinin, Yunanistan’ın NATO üyeliğine onay vermesine gönderme yapılıyor, bir yandan da aynı Yunanistan’ın Türkiye aleyhinde terörist faaliyet gösteren örgütlere desteği hatırlatılarak, aynı yanlışı tekrarlamayız uyarısı yapılıyor..  Belki en başta söylemem gerekirdi.. Bazı okurlarımız da, “Ali bey ne anlatıyor böyle. Türkiye tek başına, NATO’ya girmek isteyen iki devletle ilgili süreci engelleyebilir mi ki, bu anlatımlar yapılıyor” diyebilirler.. Aynen öyle.. NATO’nun yeni üye kabul etmesi ile ilgili mevzuatı, üye tüm ülkelerin ittifakla alacakları kararı öngörüyor. “Türkiye farklı bir ülke.. NATO’nun genel bakış açısına kılçıklık yapabilirler, ittifakla üye kabulünü bir düşünelim” demişler mi, dememişler mi, ayrı konu.. Ben bunu hiç düşünmedikleri kanaatindeyim.. “Türkiye kim ki? Silahlarını bile biz veriyoruz.. Başındaki adamları da biz seçtiriyoruz. Niye sorun olsun ki?” demiş, gönül rahatlığı ile “Yeni üye kabulleri, ittifakla olur” maddesini koymuşlar.. Ama köprünün altından çok sular geçti.. 12 Eylül darbecilerine, Kenan Evren’e, tek bir karşı avantaj vermeden, onlarca sorunumuz olan Yunanistan’ın NATO’ya üyeliğini kabul ettirdiler.. “Kara suları, Kıbrıs” diye başlayıp.. “Yunanistan ile aramızdaki şu şu sorunlar çözülsün, sonra NATO üyeliklerine onay vermeyi düşünürüz” diyemeyen darbeci Kenan Evren.. Türkiye’ye en büyük ihaneti de yapmış oldu.. Şimdi o sorunlar hâlâ, Türkiye’nin ayağına dolanıp duruyor.. Ama şimdi, Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Türkiye.. Aslında Yunanistan ile aramızdaki sorunlarla  karşılaştırırsanız, pek de büyük ihtilaflarımız olmayan İsveç ve Finlandiya için, öyle bir açıklama yapıyoruz ki.. NATO’sundan, ABD’sine.. İsveç’inden Finlandiya’sına.. Tüm dünya ters köşe oluyor.. Rusya da diğer taraftan, “Helal olsun Türkiye’ye. Adamsınız adam” takdirini yapıyor.. Bir taşla, kaç kuş vurduk? Şimdi gelsin bakalım NATO’nun genel sekreterleri. Gelsin bakalım ABD’nin Dışişleri Bakanları.. Açıklama üzerine açıklama.. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, önce diyor ki, “Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini engelleme niyeti bulunmamaktadır.” Cumhurbaşkanının, Dışişleri Bakanımızın açıklamaları önüne konuluyor.. “Türkiye’nin; İsveç ve Finlandiya üyeliği konusundaki endişelerinin de çözüme kavuşturulacağından eminiz” diye kıvırıyor.. Sonra, “Türkiye, bazı endişelerini dile getirdi. NATO’da her zaman yaptığımız gibi endişeler olduğunda masaya oturuyoruz.” Hah işte, masaya otur bakalım.. PKK terör örgütü için “Türkiye’nin iç sorunu” diyordunuz ya.. Suriye’den atılan havan topları için bile.. “Kem küm” deyip duruyordunuz ya.. Şimdi dökülün bakalım.. ABD Dışişleri Bakanı da, Türkiye’nin ustaca yaptığı diplomatik atak karşısında şaşkın: “Çavuşoğlu ile görüştüm fikir birliğine varacağımıza inanıyorum.” Sen inanmaya devam et, Blinken.. Fikir birliğine varıncaya kadar bir de bakarsınız ki, S400’den F35’e kadar yıllardır sergilediğiniz rezil tavrın tamamı çöp olmuş.. Türkiye’nin dış politikasını beğenmeyen birbirine benzemez 6’lı ittifakın ortakları şaşkınlıklarından dillerini yutmuş şekilde, gelişmeleri seyrediyorlar.. “Bizim Nato içinde, böyle bir itiraz hakkımız mı varmış? Aaa. Bunu öğrenmemiz iyi oldu” dercesine.. Olayları izliyor, izlerken de bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlar.. Her ülkede klasik tavırlardır: İktidarda olanlar, diğer ülkelerle düşük sesle tartışırlar. Muhalefettekiler ise, “Asarız keseriz” diye söylem geliştirirler.. Bakıyoruz, iki ülkenin NATO üyeliğine müracaatları ile ilgili tartışmalara.. Türkiye’deki muhalefetin bu konuda bırakın “İki ülkenin PKK’ya desteği açık. Kaldı ki, Rusya ile aramızı niye açalım ki? NATO bizim hangi yaramıza merhem oldu ki. İki ülkenin üyelik talebini hiç tartışmadan veto ederiz” demeleri gerekir iken.. Bir tanesinden bile, küçücük bir açıklama yok. Hani, bu tür ilişkilerden maddi kazanım çıkarımı ne derece doğru bilmiyorum ama.. Patates soğan fiyatı üzerinden ülkenin ekonomisini yorumlayanlar olduğuna göre.. Ben de size, “Türkiye’nin iki ülkenin NATO üyeliği için yaptığı nazın ekonomik değeri 40 milyar dolardır” dersem.. Hiç şaşırmayın.. Bir yandan ABD’den, NATO’dan alınacak tavizler, PKK’ya karşı elimizin güçlendirilerek terör örgütünün yalnızlaştırılması, diğer yandan Rusya’yla samimi bir komşuluk ilişkilerinin karşılığı.. Türkiye’ye 40 milyar dolar da kazandırır.  100 milyar dolar da..
1 taşla 10 kuş! Erdoğan alayını ters köşeye yatırdı

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu'nun, "İsveç ve Finlandiya itirazımızı, muhalefet acaba hayal edebilir miydi?" başlıklı yazısı...

Yeni Akit Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Ali İhsan Karahasanoğlu, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'ya yönelik NATO hamlesini değerlendirdi ve muhalefetin böyle bir hamleyi hayal dahi edemeyeceğini söyledi.

Karahasanoğlu'nun yazısı şu şekilde:

Değil 6’lı ittifakı, yanına diğerlerini de alın.

Hepsini üst üste koyun..

Böyle bir atak yapmaya, “yürekleri var mıdır” diye sormayacağım..

“Anlamını kavrayıp da, ne cevap verirlerse, ne sonucu olur, ne cevap verirlerse Türkiye’ye ne kazandırırlar, ne kaybettirirler, hayallerinden bile geçirebilirler mi?” diye soracağım..

Cevap alamayacağımı bilerek...

Konu ne?

Rusya ile Ukrayna’nın savaşında, Nato’nun kıvılcımları malum..

Kavga zaten, Ukrayna’nın Nato üyeliğine adım adım ilerlemesinden başladı..

Tarihi ortaklıkları, sınırdaş olmaları, Rusya karşısındaki Ukrayna’yı ilk hedef haline getirdi..

Ama..

“İsveç ile Finlandiya, Ukrayna’nın başına gelenler, bizim de başımıza gelebilir mi” diye kara kara düşünüp.

“NATO üyeliği” konusunda bir atak yaptılar..

Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, ülkesinin NATO’ya resmi başvuruda bulunacağını açıkladı.

İsveç’den de resmi yetkililer, benzer açıklama yapıp, “NATO’ya üyeliğimiz oybirliği ile kabul edilir” tahmininde bulundular.

Türkiye anında refleks gösterdi..“Hoop beyler.. Kendi kendinize gelin güvey olmayın” dedi..

Bir yandan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir yandan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğinin öyle çantada keklik olmadığını hatırlattı.

Erdoğan konuyu şöyle izah etti:

“İsveç ve Finlandiya ile ilgili gelişmeleri takip ediyorum. Ama olumlu bir düşünce içerisinde değiliz. Çünkü daha  önce Yunanistan’la ilgili NATO konusunda bir yanlış yaptılar bizden önceki yönetimler. Ve Yunanistan’ın Türkiye’ye karşı  NATO’yu da arkasına alarak takındığı tavrı biliyorsunuz. Bu konuda ikinci bir yanlışı Türkiye olarak işlemek istemiyoruz.”

Anında geliştirilen reflekste, bir taşla vurulan 10 kuşu görüyor musunuz?

Bir yandan 12 Eylül darbecilerinin, Yunanistan’ın NATO üyeliğine onay vermesine gönderme yapılıyor, bir yandan da aynı Yunanistan’ın Türkiye aleyhinde terörist faaliyet gösteren örgütlere desteği hatırlatılarak, aynı yanlışı tekrarlamayız uyarısı yapılıyor..

 Belki en başta söylemem gerekirdi..

Bazı okurlarımız da, “Ali bey ne anlatıyor böyle. Türkiye tek başına, NATO’ya girmek isteyen iki devletle ilgili süreci engelleyebilir mi ki, bu anlatımlar yapılıyor” diyebilirler..

Aynen öyle..

NATO’nun yeni üye kabul etmesi ile ilgili mevzuatı, üye tüm ülkelerin ittifakla alacakları kararı öngörüyor.

“Türkiye farklı bir ülke.. NATO’nun genel bakış açısına kılçıklık yapabilirler, ittifakla üye kabulünü bir düşünelim” demişler mi, dememişler mi, ayrı konu..

Ben bunu hiç düşünmedikleri kanaatindeyim..

“Türkiye kim ki? Silahlarını bile biz veriyoruz.. Başındaki adamları da biz seçtiriyoruz. Niye sorun olsun ki?” demiş, gönül rahatlığı ile “Yeni üye kabulleri, ittifakla olur” maddesini koymuşlar..

Ama köprünün altından çok sular geçti..

12 Eylül darbecilerine, Kenan Evren’e, tek bir karşı avantaj vermeden, onlarca sorunumuz olan Yunanistan’ın NATO’ya üyeliğini kabul ettirdiler..

“Kara suları, Kıbrıs” diye başlayıp..

“Yunanistan ile aramızdaki şu şu sorunlar çözülsün, sonra NATO üyeliklerine onay vermeyi düşünürüz” diyemeyen darbeci Kenan Evren..

Türkiye’ye en büyük ihaneti de yapmış oldu..

Şimdi o sorunlar hâlâ, Türkiye’nin ayağına dolanıp duruyor..

Ama şimdi, Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Türkiye..

Aslında Yunanistan ile aramızdaki sorunlarla  karşılaştırırsanız, pek de büyük ihtilaflarımız olmayan İsveç ve Finlandiya için, öyle bir açıklama yapıyoruz ki..

NATO’sundan, ABD’sine.. İsveç’inden Finlandiya’sına.. Tüm dünya ters köşe oluyor..

Rusya da diğer taraftan, “Helal olsun Türkiye’ye. Adamsınız adam” takdirini yapıyor..

Bir taşla, kaç kuş vurduk?

Şimdi gelsin bakalım NATO’nun genel sekreterleri.

Gelsin bakalım ABD’nin Dışişleri Bakanları..

Açıklama üzerine açıklama..

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, önce diyor ki, “Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın üyeliğini engelleme niyeti bulunmamaktadır.”

Cumhurbaşkanının, Dışişleri Bakanımızın açıklamaları önüne konuluyor..

“Türkiye’nin; İsveç ve Finlandiya üyeliği konusundaki endişelerinin de çözüme kavuşturulacağından eminiz” diye kıvırıyor..

Sonra, “Türkiye, bazı endişelerini dile getirdi. NATO’da her zaman yaptığımız gibi endişeler olduğunda masaya oturuyoruz.”

Hah işte, masaya otur bakalım..

PKK terör örgütü için “Türkiye’nin iç sorunu” diyordunuz ya..

Suriye’den atılan havan topları için bile..

“Kem küm” deyip duruyordunuz ya..

Şimdi dökülün bakalım..

ABD Dışişleri Bakanı da, Türkiye’nin ustaca yaptığı diplomatik atak karşısında şaşkın:

“Çavuşoğlu ile görüştüm fikir birliğine varacağımıza inanıyorum.”

Sen inanmaya devam et, Blinken..

Fikir birliğine varıncaya kadar bir de bakarsınız ki, S400’den F35’e kadar yıllardır sergilediğiniz rezil tavrın tamamı çöp olmuş..

Türkiye’nin dış politikasını beğenmeyen birbirine benzemez 6’lı ittifakın ortakları şaşkınlıklarından dillerini yutmuş şekilde, gelişmeleri seyrediyorlar..

“Bizim Nato içinde, böyle bir itiraz hakkımız mı varmış? Aaa. Bunu öğrenmemiz iyi oldu” dercesine..

Olayları izliyor, izlerken de bir şeyler öğrenmeye çalışıyorlar..

Her ülkede klasik tavırlardır: İktidarda olanlar, diğer ülkelerle düşük sesle tartışırlar. Muhalefettekiler ise, “Asarız keseriz” diye söylem geliştirirler..

Bakıyoruz, iki ülkenin NATO üyeliğine müracaatları ile ilgili tartışmalara..

Türkiye’deki muhalefetin bu konuda bırakın “İki ülkenin PKK’ya desteği açık. Kaldı ki, Rusya ile aramızı niye açalım ki? NATO bizim hangi yaramıza merhem oldu ki. İki ülkenin üyelik talebini hiç tartışmadan veto ederiz” demeleri gerekir iken..

Bir tanesinden bile, küçücük bir açıklama yok.

Hani, bu tür ilişkilerden maddi kazanım çıkarımı ne derece doğru bilmiyorum ama..

Patates soğan fiyatı üzerinden ülkenin ekonomisini yorumlayanlar olduğuna göre..

Ben de size, “Türkiye’nin iki ülkenin NATO üyeliği için yaptığı nazın ekonomik değeri 40 milyar dolardır” dersem..

Hiç şaşırmayın..

Bir yandan ABD’den, NATO’dan alınacak tavizler, PKK’ya karşı elimizin güçlendirilerek terör örgütünün yalnızlaştırılması, diğer yandan Rusya’yla samimi bir komşuluk ilişkilerinin karşılığı..

Türkiye’ye 40 milyar dolar da kazandırır.  100 milyar dolar da..

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.