GÖLGE Nefise CANARAN
Köşe Yazarı
GÖLGE Nefise CANARAN
 

SEÇER, siyasi figür olarak cumhurbaşkanlığını da taşır, genel başkanlığı da

Uzun zaman oldu Müslüm baba dinlemeyeli. Hadi bir patlat baba dedim pası silinsin mini kulakçıklarımın dedim ve kulaklığımı son ses açtım; malum, bebeği olan var, hastası olan var, acısı olan var, seven var sevmeyen var, bir zamanlar olduğu gibi ayyy banel deyip masa altı dinleyeni var. Empati yapmak  lazım. Oh be dünya varmış arkadaş! Bugün de her telden doğaçlama yazıyor şu kalem. Mesajlar gider yine de adrese teslim dermişim hatta dedim bile. Geçmişe gidiyor insan ara sıra; o zamanlar biri hem de akademik kariyeri olan bir muhterem ki  ülkenin bambaşka bir yerindendi, her şehirden okuyucu kitlemin olduğu internet ve basım gazetelerimdeki haber köşe yükü ile baş kaşıyacak vaktim olmadığı serbest basın çalıştığım yani zaman   gazeteciliğe yoğun mesai harcadığımız dönemler. Gazeteciliğe... Gerçekten ciddi bilimsel, verili yazı yazar mısın demişti.  E bende kalır mıyım bu kinayenin altında, yazmıştım niye böyle donanım bir dile de hâkimken basitleştiriyorsun demişti. İşte o zaman  kendisine  okuyucu belirli bir kitle olmamalı geniş okuyucu kitlesi için bu demiştim; amaç meselesi yani diyerek kinaye topu iade etmiştim o zaman küçük atışmıştık sonrası  çok iyi dost olduk, ama hala atışırız. Zamanla her şehirden her kesimden, her yaştan okuyucu portfoyümü görünce bana özür portakallı revani ısmarlamıştı. Ayyy canım revani istedi bak. Ama narenciye kentinde güzelim portakallar mı kaldı ki? Adı narenciye kenti sadece Mersin'imin… Yarım asrı geçtiğim hayat yolunda diplomamdaki mesleğimi yapamadım bir tek. Neyse ki lise ve üniversite yıllarından gazete çıkarmayla başlayan gazeteciliğin sonrası, büyüsüne kapılmamla hayatımda oldu her zaman. Ekmeğimi sigortalı sadece gazetecilikten  kazanmak isterdim  ama ancak çok kısa süre oldu bu  ve  olmadı işte, rüzgâr başka ufuklara savurdu; serbest gazeteciydim artık sonraki yıllarda aslında  özgür kalem oldum... Gazeteciliğin öğretileriyle kariyer yolumda ekmeğimi kazandığım mesleğim olmasa da o  yollarda yürürken çok faydasını gördüm her zaman ve sanırım en avantajlı gazetecilik yaptım kimseye eyvallahım olmadan, ya da maaş için kalemim istemediğimi yazmadı, susmadı…  Şimdi dönüp baktığımda hepsi birbirini beslemiş ve adına tecrübe denilende eklenince dolu dolu bir ben olmuşum. Kalemim, haber takibim, her bilgi ve kişiye ulaşılabilirliğim hiç mütevazı olmayayım on numara beş yıldız oldu bu seneler içinde. İlk internet gazeteleri çıktığında kim bilir kaç sayfanın editini yaptım, kaç yazı okudum ki o yüzden okuma hızım tavandır. Verdiği mesajın şifresini kolaydır çözmem, her internet gazetesine ve bunlar farklı şehirlerde üstelik ve normal anam babam usulü mis gibi kâğıt kokan gazetelere ayni günlerde bile farklı konular kalem aldım. O yüzden kelimelerle oynamak kadar, cümle içlerini yazılmayanları, manipüle yapmayı bildiğim kadar  övgüymüş gibi yergiyi, amacın araç yapımını, birden çok mavi boncuğun kelimelere gizlenişini iyi bilirim. Çalıştığım sektörler kadar, siyasetin mutfağında pişince birde hakikaten bazen ben bile vay be diyorum.  Ulusala geçme şansımın olduğu bir dönem olsa da önce annelik olunca selde  üzerine başka sektör avantajı da eklenince... Öyle hem kariyerde yaparım hem çocukta olmuyor yani hele bu ülkenin eko-sosyal şartlarında… İyimi  oldu kötümü bilmiyorum ama harika annelik duygusunu tattım onlarla büyürken. İki sağlam kankam var... Gazeteciliğim şeytan tüyümü nedir bilinmez haber ayağıma gelen ya da iyi koku alan  cinsten sonrası dedektifliğime emanet oldu… Ama hiç bir zaman çıkarlar iyiyken canım cicim, kötüyken elindekilerle bel altı vuruşlar yapan, topluma zarar veren ya da ısıtılıp sonrası kullanılmak üzere olan ve  hatta aman kim kazanırsa onun tarafıyım diyerek kapı arkası burnunun ucunu göstermeyip bekleyen, başka gazetecilerin görüşleriyle dalga geçen ama sonrası  rüzgârın yön değiştirmesiyle aynı görüşleri sahiplenip kraldan çok kralcı olan bir zihniyete su taşımadı. Bu gözler neler gördü, bu kulaklar neler duydu... Her  zaman her işimde ve kalemimde gölgede kalmayı tercih ettim bu benim hayata bakış açım. Sadece güneşte bronzlaşmak için kalırım. Artık bronzlaşmaktan da vazgeçtim trend beyaz ten… Valla bu fikrimden ötürü bronzlaşma güneş krem üreticileri topa tutacak beni… Böyle bir yazı olsun bugünde... Dip notcum benim Vahap beyci olduğumu ve CHP de  asla dönüşü savunduğumu cümle âlem bilir. Âmâ körü körüne tebaa zihniyeti ile değil bilinçli… Belediyecilik dönemimde Macit beyin ilk iki döneminde çalışmalarına destek olduğum için yazılarımla gizli danışman  diyen farklı görüşlerle karşılaşmıştım. Arkadaş ben işçiydim ve onun dönemi 5 hatta 6 defa işten çıkış aldım, döndüm. Burhaneddin Bey zamanı üzerim çizilmişti malum sistem yüzünden seçim sonrası işten çıkarıldım ve dönüşümde Burhaneddin beyin adil tavrı hakkı teslimiyeti çok değerliydi benim için. Sonrası Burhaneddin beye yapılanları haksız bulduğumdan karşı duruş sergiledim, a birde il başkanıyla ayni sitede oturmakta tesadüf müydü bak bilemedim şimdi. En son Vahap Bey döneminde çıkış aldım, yine haksızlığa susmadım ve 3 maymunu oynamadım tazminatla son nokta yollar ayrıldı Meski'yle 2023 sonu. Yani sadece yerel yönetimlerde hep emekçi işçiydim. Neyse... Yani sadece işçi… Emekçi. Bir tek Kaya Bey dönemi büyükşehirde basın yayın halkla ilişkilerde kadrolu işçiydim, çömezlik yıllarımda oradan çıkışım ANAP'lı Okan beyin gelişiyle üzerimin çizilmesi. Alternatifim iş vardı ve çalışan insanın sisteme kurbanlığını umursamadım hukuki yollarla. Onun dışında taşeron sistem son çıkışta da güya kadrolu statüsüne geçmiştik ama çıkmamı engellemedi demek kofti kadro diyenler haklı çıkma payındaymış. Bu aralar sadece okuyorum, dinliyorum, gözlemliyorum. Vahap Seçer’in Belediyeler Birliği Başkanlığına ilişkin yazılar hem manilatif, hem bol mavi boncuklu, hem sever, döver, tebrikler derken arada göreceğiz bakalım bu başarı devamlı mi diyen hatta başarısızlık için dua eden, hem de kinaye barındırarak siyasetin CHP içindeki hareketin artacağının işareti. Algı oluşturulmaya da çalışan bir proje… Seçer’in yereldeki başarısı tesadüf değil 2 dönem vekillik süreci ile pişen bir siyaset adamı siyasette… Siyasetin tüm zor yollarından geçmiş, parti terbiyesiyle yetişmiş bir siyasetçi öyle birden buraya gelmemiş hani 3 saatte siyasete girmeye karar verdim diyenlerden değil. Yani tüm başarıyı, tecrübeyi, emeği görmezden gelse bazıları algı oluşturmaya da çalışılsa bu yönde işe yaramaz. İşin özü; bu siyasi figür bizim yıllardır söylediğimiz cumhurbaşkanlığını da taşır, CHP genel başkanlığını da.
Ekleme Tarihi: 07 Mayıs 2026 -Perşembe

SEÇER, siyasi figür olarak cumhurbaşkanlığını da taşır, genel başkanlığı da

Uzun zaman oldu Müslüm baba dinlemeyeli. Hadi bir patlat baba dedim pası silinsin mini kulakçıklarımın dedim ve kulaklığımı son ses açtım; malum, bebeği olan var, hastası olan var, acısı olan var, seven var sevmeyen var, bir zamanlar olduğu gibi ayyy banel deyip masa altı dinleyeni var. Empati yapmak  lazım. Oh be dünya varmış arkadaş! Bugün de her telden doğaçlama yazıyor şu kalem. Mesajlar gider yine de adrese teslim dermişim hatta dedim bile.

Geçmişe gidiyor insan ara sıra; o zamanlar biri hem de akademik kariyeri olan bir muhterem ki  ülkenin bambaşka bir yerindendi, her şehirden okuyucu kitlemin olduğu internet ve basım gazetelerimdeki haber köşe yükü ile baş kaşıyacak vaktim olmadığı serbest basın çalıştığım yani zaman   gazeteciliğe yoğun mesai harcadığımız dönemler. Gazeteciliğe... Gerçekten ciddi bilimsel, verili yazı yazar mısın demişti.  E bende kalır mıyım bu kinayenin altında, yazmıştım niye böyle donanım bir dile de hâkimken basitleştiriyorsun demişti. İşte o zaman  kendisine  okuyucu belirli bir kitle olmamalı geniş okuyucu kitlesi için bu demiştim; amaç meselesi yani diyerek kinaye topu iade etmiştim o zaman küçük atışmıştık sonrası  çok iyi dost olduk, ama hala atışırız. Zamanla her şehirden her kesimden, her yaştan okuyucu portfoyümü görünce bana özür portakallı revani ısmarlamıştı. Ayyy canım revani istedi bak. Ama narenciye kentinde güzelim portakallar mı kaldı ki? Adı narenciye kenti sadece Mersin'imin…

Yarım asrı geçtiğim hayat yolunda diplomamdaki mesleğimi yapamadım bir tek. Neyse ki lise ve üniversite yıllarından gazete çıkarmayla başlayan gazeteciliğin sonrası, büyüsüne kapılmamla hayatımda oldu her zaman. Ekmeğimi sigortalı sadece gazetecilikten  kazanmak isterdim  ama ancak çok kısa süre oldu bu  ve  olmadı işte, rüzgâr başka ufuklara savurdu; serbest gazeteciydim artık sonraki yıllarda aslında  özgür kalem oldum... Gazeteciliğin öğretileriyle kariyer yolumda ekmeğimi kazandığım mesleğim olmasa da o  yollarda yürürken çok faydasını gördüm her zaman ve sanırım en avantajlı gazetecilik yaptım kimseye eyvallahım olmadan, ya da maaş için kalemim istemediğimi yazmadı, susmadı… 

Şimdi dönüp baktığımda hepsi birbirini beslemiş ve adına tecrübe denilende eklenince dolu dolu bir ben olmuşum.

Kalemim, haber takibim, her bilgi ve kişiye ulaşılabilirliğim hiç mütevazı olmayayım on numara beş yıldız oldu bu seneler içinde. İlk internet gazeteleri çıktığında kim bilir kaç sayfanın editini yaptım, kaç yazı okudum ki o yüzden okuma hızım tavandır. Verdiği mesajın şifresini kolaydır çözmem, her internet gazetesine ve bunlar farklı şehirlerde üstelik ve normal anam babam usulü mis gibi kâğıt kokan gazetelere ayni günlerde bile farklı konular kalem aldım. O yüzden kelimelerle oynamak kadar, cümle içlerini yazılmayanları, manipüle yapmayı bildiğim kadar  övgüymüş gibi yergiyi, amacın araç yapımını, birden çok mavi boncuğun kelimelere gizlenişini iyi bilirim. Çalıştığım sektörler kadar, siyasetin mutfağında pişince birde hakikaten bazen ben bile vay be diyorum.  Ulusala geçme şansımın olduğu bir dönem olsa da önce annelik olunca selde  üzerine başka sektör avantajı da eklenince... Öyle hem kariyerde yaparım hem çocukta olmuyor yani hele bu ülkenin eko-sosyal şartlarında… İyimi  oldu kötümü bilmiyorum ama harika annelik duygusunu tattım onlarla büyürken. İki sağlam kankam var... Gazeteciliğim şeytan tüyümü nedir bilinmez haber ayağıma gelen ya da iyi koku alan  cinsten sonrası dedektifliğime emanet oldu…

Ama hiç bir zaman çıkarlar iyiyken canım cicim, kötüyken elindekilerle bel altı vuruşlar yapan, topluma zarar veren ya da ısıtılıp sonrası kullanılmak üzere olan ve  hatta aman kim kazanırsa onun tarafıyım diyerek kapı arkası burnunun ucunu göstermeyip bekleyen, başka gazetecilerin görüşleriyle dalga geçen ama sonrası  rüzgârın yön değiştirmesiyle aynı görüşleri sahiplenip kraldan çok kralcı olan bir zihniyete su taşımadı. Bu gözler neler gördü, bu kulaklar neler duydu... Her  zaman her işimde ve kalemimde gölgede kalmayı tercih ettim bu benim hayata bakış açım. Sadece güneşte bronzlaşmak için kalırım. Artık bronzlaşmaktan da vazgeçtim trend beyaz ten… Valla bu fikrimden ötürü bronzlaşma güneş krem üreticileri topa tutacak beni…

Böyle bir yazı olsun bugünde...

Dip notcum benim Vahap beyci olduğumu ve CHP de  asla dönüşü savunduğumu cümle âlem bilir. Âmâ körü körüne tebaa zihniyeti ile değil bilinçli… Belediyecilik dönemimde Macit beyin ilk iki döneminde çalışmalarına destek olduğum için yazılarımla gizli danışman  diyen farklı görüşlerle karşılaşmıştım. Arkadaş ben işçiydim ve onun dönemi 5 hatta 6 defa işten çıkış aldım, döndüm. Burhaneddin Bey zamanı üzerim çizilmişti malum sistem yüzünden seçim sonrası işten çıkarıldım ve dönüşümde Burhaneddin beyin adil tavrı hakkı teslimiyeti çok değerliydi benim için. Sonrası Burhaneddin beye yapılanları haksız bulduğumdan karşı duruş sergiledim, a birde il başkanıyla ayni sitede oturmakta tesadüf müydü bak bilemedim şimdi. En son Vahap Bey döneminde çıkış aldım, yine haksızlığa susmadım ve 3 maymunu oynamadım tazminatla son nokta yollar ayrıldı Meski'yle 2023 sonu. Yani sadece yerel yönetimlerde hep emekçi işçiydim.

Neyse... Yani sadece işçi… Emekçi. Bir tek Kaya Bey dönemi büyükşehirde basın yayın halkla ilişkilerde kadrolu işçiydim, çömezlik yıllarımda oradan çıkışım ANAP'lı Okan beyin gelişiyle üzerimin çizilmesi. Alternatifim iş vardı ve çalışan insanın sisteme kurbanlığını umursamadım hukuki yollarla. Onun dışında taşeron sistem son çıkışta da güya kadrolu statüsüne geçmiştik ama çıkmamı engellemedi demek kofti kadro diyenler haklı çıkma payındaymış.

Bu aralar sadece okuyorum, dinliyorum, gözlemliyorum. Vahap Seçer’in Belediyeler Birliği Başkanlığına ilişkin yazılar hem manilatif, hem bol mavi boncuklu, hem sever, döver, tebrikler derken arada göreceğiz bakalım bu başarı devamlı mi diyen hatta başarısızlık için dua eden, hem de kinaye barındırarak siyasetin CHP içindeki hareketin artacağının işareti.

Algı oluşturulmaya da çalışan bir proje… Seçer’in yereldeki başarısı tesadüf değil 2 dönem vekillik süreci ile pişen bir siyaset adamı siyasette… Siyasetin tüm zor yollarından geçmiş, parti terbiyesiyle yetişmiş bir siyasetçi öyle birden buraya gelmemiş hani 3 saatte siyasete girmeye karar verdim diyenlerden değil. Yani tüm başarıyı, tecrübeyi, emeği görmezden gelse bazıları algı oluşturmaya da çalışılsa bu yönde işe yaramaz. İşin özü; bu siyasi figür bizim yıllardır söylediğimiz cumhurbaşkanlığını da taşır, CHP genel başkanlığını da.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.