GÖLGE Nefise CANARAN
Köşe Yazarı
GÖLGE Nefise CANARAN
 

Asıl mesele yarını görebilmektir!

Asıl mesele, bugünü değil, yarını görebilmektir. Vahap Seçer'in yaklaşık iki ay önce ortaya koyduğu tavır ile bugün CHP içerisinde kalma yönündeki yaklaşımı arasında aslında bir çelişki bulunmamaktadır. Tam tersine, iki karar aynı stratejik düşüncenin devamıdır. O gün CHP içerisinde mücadele eden Özgür Özel'i işaret etmek, CHP'nin geleceğine ilişkin bir tercih ortaya koymaktı. Bugün CHP'de kalmak ve mücadeleyi parti içerisinde sürdürmek ise aynı düşüncenin devamıdır. Dolayısıyla Seçer'in tavrını kişisel siyasi hesaplardan çok daha geniş bir perspektiften değerlendirmek gerekir. Stratejik akıl, sağduyu, geleceği okuyabilmek ve gerektiğinde farklı kesimleri yeniden aynı zeminde buluşturabilecek bir konumda durabilmek... Türkiye siyasetinin bugün ihtiyacı olan da biraz budur. Siyaset, her zaman en sert konuşanın veya en fazla alkış toplayanın siyaseti değildir. Bazen asıl siyasi maharet, bugünün tartışmalarının ötesini görebilmektir. Vahap Seçer'in bugün CHP içerisinde kalma kararının anlamı da burada yatmaktadır. İki ay önce yaptığı tercih nasıl doğru zamanda verilmiş stratejik bir karar olarak değerlendirilebiliyorsa, bugün CHP'den ayrılmayarak parti içerisinde mücadele etmeyi seçmesi de aynı stratejik çizginin devamıdır. Çünkü partiler kişilerden, siyasi mücadeleler ise güncel polemiklerden daha uzun ömürlüdür. CHP'nin geleceği konusunda farklı düşünenler olabilir. Özgür Özel'i eleştirenler, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler, yeni siyasi arayışları savunanlar da olabilir. Bunların tamamı demokratik siyasetin doğal parçalarıdır. Fakat bütün bu tartışmaların üzerinde tutulması gereken bir gerçek vardır: Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla bölünmek değil, demokratik siyasetin ortak zeminini genişletmektir. Vahap Seçer'in bugünkü tutumu, bu açıdan bakıldığında yalnızca bir parti tercihi değil; geleceğin siyasi dengelerini gözeten, köprüleri yıkmak yerine açık tutan ve mücadeleyi terk etmek yerine kendi partisinin içerisinde sürdürmeyi seçen bir stratejik duruş olarak okunabilir. Ve belki de siyasette en zor şey tam olarak budur: Günün rüzgârına göre yön değiştirmek değil, yarının Türkiye'sini bugünden görebilecek kadar sağduyulu davranabilmek.
Ekleme Tarihi: 25 Ağustos 2026 -Salı

Asıl mesele yarını görebilmektir!

Asıl mesele, bugünü değil, yarını görebilmektir.

Vahap Seçer'in yaklaşık iki ay önce ortaya koyduğu tavır ile bugün CHP içerisinde kalma yönündeki yaklaşımı arasında aslında bir çelişki bulunmamaktadır.

Tam tersine, iki karar aynı stratejik düşüncenin devamıdır.

O gün CHP içerisinde mücadele eden Özgür Özel'i işaret etmek, CHP'nin geleceğine ilişkin bir tercih ortaya koymaktı.

Bugün CHP'de kalmak ve mücadeleyi parti içerisinde sürdürmek ise aynı düşüncenin devamıdır.

Dolayısıyla Seçer'in tavrını kişisel siyasi hesaplardan çok daha geniş bir perspektiften değerlendirmek gerekir.

Stratejik akıl, sağduyu, geleceği okuyabilmek ve gerektiğinde farklı kesimleri yeniden aynı zeminde buluşturabilecek bir konumda durabilmek...

Türkiye siyasetinin bugün ihtiyacı olan da biraz budur.

Siyaset, her zaman en sert konuşanın veya en fazla alkış toplayanın siyaseti değildir. Bazen asıl siyasi maharet, bugünün tartışmalarının ötesini görebilmektir.

Vahap Seçer'in bugün CHP içerisinde kalma kararının anlamı da burada yatmaktadır.

İki ay önce yaptığı tercih nasıl doğru zamanda verilmiş stratejik bir karar olarak değerlendirilebiliyorsa, bugün CHP'den ayrılmayarak parti içerisinde mücadele etmeyi seçmesi de aynı stratejik çizginin devamıdır.

Çünkü partiler kişilerden, siyasi mücadeleler ise güncel polemiklerden daha uzun ömürlüdür.

CHP'nin geleceği konusunda farklı düşünenler olabilir. Özgür Özel'i eleştirenler, Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler, yeni siyasi arayışları savunanlar da olabilir. Bunların tamamı demokratik siyasetin doğal parçalarıdır.

Fakat bütün bu tartışmaların üzerinde tutulması gereken bir gerçek vardır:

Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla bölünmek değil, demokratik siyasetin ortak zeminini genişletmektir.

Vahap Seçer'in bugünkü tutumu, bu açıdan bakıldığında yalnızca bir parti tercihi değil; geleceğin siyasi dengelerini gözeten, köprüleri yıkmak yerine açık tutan ve mücadeleyi terk etmek yerine kendi partisinin içerisinde sürdürmeyi seçen bir stratejik duruş olarak okunabilir.

Ve belki de siyasette en zor şey tam olarak budur:

Günün rüzgârına göre yön değiştirmek değil, yarının Türkiye'sini bugünden görebilecek kadar sağduyulu davranabilmek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.