Zeynel BOĞAN
Köşe Yazarı
Zeynel BOĞAN
 

Bir Rektörlük İçin İnsan Hayatı ile Oynamaya Değer mi?

Dostlarım! Çok dertliyim. Gazeteciliği öyle sıradan bir meslek olarak algılamayın. Gazeteciliği bir konfor alanı olarak da algılamayın. Öyle ihbarlar, öyle görüntüler, öyle telefonlar, öyle mesajlar geliyor ki bazen çıldırmamak bile elde olmuyor! Ah bir bilseniz neler ve neler var şu küçük Mersin’de! Neler ve neler oluyor! Duymuyorsanız olmuyor zannetmeyin. Çıldırmaya az kaldı! Hele son zamanlarda küresel medyada dolaşıma sokulan Epstein dosyaları, yayınlanan videolar, görseller! İnsanlık nereye gidiyor? Cehenneme gerek yok ki. İnsan zaten birbirine cehennemi yaşatıyor bu dünyada. Birkaç yüzyıldır dünyayı yöneten para ve güç sahipleri insanlıktan çıkmışlar, şeytanlaşmışlar. Şeytana ne gerek var ki! İnsan olmayanlar için insanın ne kıymeti olur ki! İnsan olmayanlar için çocuğun, kadının, yaşlının, hastanın, fakirin, fukaranın ne kıymeti var ki! Önce insan olmak lazım sonra da Müslüman veya Hristiyan veya başka bir dinden. Zaten önce insan olduğun zaman gerisi sorun olmaz. Şu Mersin’de bir gazeteci olarak benim haberdar olduğum, farkına vardığım o kadar çok iğrençlik, ahlaksızlık, pespayelik, seviyesizlik var ki! Psikoloji elbette bozulur. Mersin’i bozan en önemli hastalıklardan birisi fitne fesatlık. Bir Mersinli olarak itiraf edeyim ki biz Mersinliler çok çabuk birbirimize düşüyoruz ve şirazeden çıkıyoruz. Hırs, öfke, kıskançlık sınır tanımıyor. Birden insani hasletler kayboluyor ve insan olmaktan uzaklaşıyoruz. Bu ne şiddet bu ne celal! “Dünyaya ve insanlığa biz Yahudiler yön veririz” diyenlerin kurduğu tuzaklar, bu tuzaklara düşen hırslı, ihtiraslı insanlar. Bu tuzağa kolayca düşen sözde Müslümanlar! Ne oluyor size? Nereye doğru gidiyorsunuz? “Anneciğim” diye haykıran o çocuğun yalvaran sesi sizin vicdanınızı hiç mi harekete geçirmiyor? Siz bu ülkeden değil misiniz? Sizin çocuklarınız yok mu? Bu ne duyarsızlık! Bu ne umursamazlık! Bu mu insan olmak? Bu mu Müslüman olmak? Korku ve şiddet içinde bağrışan o çocuklar insan evladı değil mi? Hangi ülkeden ve milliyetten olursa olsun onların hepsi bir can taşımıyor mu? İnsan bunlar insan! Bunlar insan evladı ey umursamazlar, mühürlenmiş, şeytanlaşmış kalpler! Dostlarım! Çıldırmamak elde değil! Sağlam kafa kalması, sağlam psikoloji mümkün olmuyor. Hele şu Mersin’deki seviyesizliğe bakın! Koca koca adamlar bunlar. Unvanlı, yüksek makamlı yöneticiler! İnsan olgunlaştıkça seviyeyi yükseltir, olgunlaşır, hırstan arınır diye düşünmeyin. Olmayınca olmuyor işte. Mühürlenmiş kalpler, kalıplaşmış zihinler. Vicdan, merhamet, anlayış yoksa ne beklersiniz ki! Öyle demeyin dostlar. Şu işe bakın. Masum, kimsesiz, kaçırılmış, ana babadan habersiz çocukların haykırışları, iğrenç muamele görüntüleri ve bütün çocuk haykırışları içinde Türkçe olarak “Anneciğim” diye bağıran bir çocuk sesi! Bu sesi ve görüntüyü duyan ve gören bir insan olarak uykularım kaçtı, çaresizlikten kıvrandım. Bir yandan bu. Diğer yandan burada, Mersin’de katledilen insanlık duyguları! Bir üniversite rektörü hırslanmış, bir sonraki dönem de rektör olmak için önüne çıkması muhtemel engeller olarak gördüğü öğretim üyelerinin kimisine makam, mevki vermiş kimisine de yasal engel oluştursun diye suç ihdas ederek soruşturma açmış ve cezalar verdirtmiş. Hiç aklına gelmemiş bir öğretim üyesinin de çocukları var, eşi var, ailesi var diye. Hırs bu, insani duygularını kör etmiş, empati yapma yeteneği varsa onu da yok etmiş. Sonra da bu öğretim üyesi kalp krizi geçirmiş, ameliyat olmuş! Şu seviyesizliğe bakın be dostlar! Bu hırsa bakın! İnsan sağlığı bu kadar değersiz mi? Bir rektörlük için değer mi? Söz konusu sağlık olunca tüm suların durması gerekir. İnsan olmak bu kadar zor mu? Söz konusu insan hayatı! Rektörlük senin olsun, al tepe tepe kullan! Zaten kullanıyorsun! Dostlar! Bir öğretim üyesi kolay yetişmiyor. Öğretim üyesi de bir insan. Ailesi var, çevresi var, duyguları var! Müslüman olması şart değil. Önce insan, önce insan hayatı ve sağlığı. Senin haksız ve seviyesiz uygulamaların yüzünden bir insan, sağlığını kaybediyorsa sen al o rektörlüğü tepe tepe kullan! Ne kıymeti var ki! Senin olsun! Sen kocaman bir devlet ve millet kurumunun yöneticisisin. Makam seviyesi çok yüksek. Tam tersine bu uygulamanın seviyesi çok alçak! İnsan sağlığı ile oynamak bu kadar kolay mı? Bir insan, bir aile babası, bir öğretim üyesi senin seviyesiz ihtirasların ve uygulamaların yüzünden sağlığını kaybediyorsa, aile düzeni bozuluyorsa, çocuklarının ruhsal ve zihinsel durumu olumsuz etkileniyorsa al bölüm başkanlığı senin olsun! Ver yancılarından birine, tepe tepe kullan. Zaten kullanıyorsun! Dostlar! Ötesini ne ben anlatayım ne de siz bilin. Durum hiç öyle bildiğiniz gibi değil. Seviyesizlik diz boyu. Memleket neden sefaletten, felaketten kurtulmuyor diye sormamıza gerek yok. Seviyesizliğimiz, insanlıktan uzaklaşmamız, masum çocukların çığlıklarına duyarsız kalmamız, insanı ve insan hayatını dikkate almamıza bakılırsa biz bunları hak ediyoruz. En azından ben böyle düşünüyorum. Koca koca adamların yaptığına bakın! Bir rektörlük için yapılana bakın! Kısaca dostlarım! Dertliyim. Psikolojim bozuk. İçinde bulunduğumuz seviyesizlik, hırs, duyarsızlık beni çıldırtıyor. İnsanı ve insan hayatını önemsemeyen, buna rağmen insanım, Müslümanım diye ortalıkta dolaşanları gördükçe çıldırmamak elde değil! Biz çok önemli şeyleri kaybetmişiz. İnsanlığımızı kaybetmişiz. Makam uğruna, para uğruna, güç uğruna insanlıktan çıkmışız! Dünyanın gidişatına yön veren şeytanlaşmış güç ve para odaklarından pek farkımız kalmamış! Şeytanlaşmaya ne gerek var! İnsan olalım, insan kalalım yeterli. Titresek de kendimize gelmemiz zorlaşmış. Allah Epstein zihniyetlilerden korusun! Allah sonumuzu hayır etsin inşallah!
Ekleme Tarihi: 05 Şubat 2026 -Perşembe

Bir Rektörlük İçin İnsan Hayatı ile Oynamaya Değer mi?

Dostlarım! Çok dertliyim. Gazeteciliği öyle sıradan bir meslek olarak algılamayın. Gazeteciliği bir konfor alanı olarak da algılamayın. Öyle ihbarlar, öyle görüntüler, öyle telefonlar, öyle mesajlar geliyor ki bazen çıldırmamak bile elde olmuyor! Ah bir bilseniz neler ve neler var şu küçük Mersin’de! Neler ve neler oluyor! Duymuyorsanız olmuyor zannetmeyin. Çıldırmaya az kaldı!

Hele son zamanlarda küresel medyada dolaşıma sokulan Epstein dosyaları, yayınlanan videolar, görseller! İnsanlık nereye gidiyor? Cehenneme gerek yok ki. İnsan zaten birbirine cehennemi yaşatıyor bu dünyada. Birkaç yüzyıldır dünyayı yöneten para ve güç sahipleri insanlıktan çıkmışlar, şeytanlaşmışlar. Şeytana ne gerek var ki!

İnsan olmayanlar için insanın ne kıymeti olur ki! İnsan olmayanlar için çocuğun, kadının, yaşlının, hastanın, fakirin, fukaranın ne kıymeti var ki!

Önce insan olmak lazım sonra da Müslüman veya Hristiyan veya başka bir dinden. Zaten önce insan olduğun zaman gerisi sorun olmaz.

Şu Mersin’de bir gazeteci olarak benim haberdar olduğum, farkına vardığım o kadar çok iğrençlik, ahlaksızlık, pespayelik, seviyesizlik var ki! Psikoloji elbette bozulur.

Mersin’i bozan en önemli hastalıklardan birisi fitne fesatlık. Bir Mersinli olarak itiraf edeyim ki biz Mersinliler çok çabuk birbirimize düşüyoruz ve şirazeden çıkıyoruz. Hırs, öfke, kıskançlık sınır tanımıyor. Birden insani hasletler kayboluyor ve insan olmaktan uzaklaşıyoruz. Bu ne şiddet bu ne celal!

“Dünyaya ve insanlığa biz Yahudiler yön veririz” diyenlerin kurduğu tuzaklar, bu tuzaklara düşen hırslı, ihtiraslı insanlar. Bu tuzağa kolayca düşen sözde Müslümanlar! Ne oluyor size? Nereye doğru gidiyorsunuz?

“Anneciğim” diye haykıran o çocuğun yalvaran sesi sizin vicdanınızı hiç mi harekete geçirmiyor? Siz bu ülkeden değil misiniz? Sizin çocuklarınız yok mu? Bu ne duyarsızlık! Bu ne umursamazlık! Bu mu insan olmak? Bu mu Müslüman olmak? Korku ve şiddet içinde bağrışan o çocuklar insan evladı değil mi? Hangi ülkeden ve milliyetten olursa olsun onların hepsi bir can taşımıyor mu? İnsan bunlar insan! Bunlar insan evladı ey umursamazlar, mühürlenmiş, şeytanlaşmış kalpler!

Dostlarım! Çıldırmamak elde değil! Sağlam kafa kalması, sağlam psikoloji mümkün olmuyor. Hele şu Mersin’deki seviyesizliğe bakın! Koca koca adamlar bunlar. Unvanlı, yüksek makamlı yöneticiler! İnsan olgunlaştıkça seviyeyi yükseltir, olgunlaşır, hırstan arınır diye düşünmeyin. Olmayınca olmuyor işte. Mühürlenmiş kalpler, kalıplaşmış zihinler. Vicdan, merhamet, anlayış yoksa ne beklersiniz ki!

Öyle demeyin dostlar. Şu işe bakın. Masum, kimsesiz, kaçırılmış, ana babadan habersiz çocukların haykırışları, iğrenç muamele görüntüleri ve bütün çocuk haykırışları içinde Türkçe olarak “Anneciğim” diye bağıran bir çocuk sesi! Bu sesi ve görüntüyü duyan ve gören bir insan olarak uykularım kaçtı, çaresizlikten kıvrandım. Bir yandan bu.

Diğer yandan burada, Mersin’de katledilen insanlık duyguları! Bir üniversite rektörü hırslanmış, bir sonraki dönem de rektör olmak için önüne çıkması muhtemel engeller olarak gördüğü öğretim üyelerinin kimisine makam, mevki vermiş kimisine de yasal engel oluştursun diye suç ihdas ederek soruşturma açmış ve cezalar verdirtmiş. Hiç aklına gelmemiş bir öğretim üyesinin de çocukları var, eşi var, ailesi var diye. Hırs bu, insani duygularını kör etmiş, empati yapma yeteneği varsa onu da yok etmiş.

Sonra da bu öğretim üyesi kalp krizi geçirmiş, ameliyat olmuş! Şu seviyesizliğe bakın be dostlar! Bu hırsa bakın! İnsan sağlığı bu kadar değersiz mi? Bir rektörlük için değer mi?

Söz konusu sağlık olunca tüm suların durması gerekir. İnsan olmak bu kadar zor mu? Söz konusu insan hayatı! Rektörlük senin olsun, al tepe tepe kullan! Zaten kullanıyorsun!

Dostlar! Bir öğretim üyesi kolay yetişmiyor. Öğretim üyesi de bir insan. Ailesi var, çevresi var, duyguları var! Müslüman olması şart değil. Önce insan, önce insan hayatı ve sağlığı. Senin haksız ve seviyesiz uygulamaların yüzünden bir insan, sağlığını kaybediyorsa sen al o rektörlüğü tepe tepe kullan! Ne kıymeti var ki! Senin olsun!

Sen kocaman bir devlet ve millet kurumunun yöneticisisin. Makam seviyesi çok yüksek. Tam tersine bu uygulamanın seviyesi çok alçak! İnsan sağlığı ile oynamak bu kadar kolay mı? Bir insan, bir aile babası, bir öğretim üyesi senin seviyesiz ihtirasların ve uygulamaların yüzünden sağlığını kaybediyorsa, aile düzeni bozuluyorsa, çocuklarının ruhsal ve zihinsel durumu olumsuz etkileniyorsa al bölüm başkanlığı senin olsun! Ver yancılarından birine, tepe tepe kullan. Zaten kullanıyorsun!

Dostlar! Ötesini ne ben anlatayım ne de siz bilin. Durum hiç öyle bildiğiniz gibi değil. Seviyesizlik diz boyu. Memleket neden sefaletten, felaketten kurtulmuyor diye sormamıza gerek yok. Seviyesizliğimiz, insanlıktan uzaklaşmamız, masum çocukların çığlıklarına duyarsız kalmamız, insanı ve insan hayatını dikkate almamıza bakılırsa biz bunları hak ediyoruz. En azından ben böyle düşünüyorum. Koca koca adamların yaptığına bakın! Bir rektörlük için yapılana bakın!

Kısaca dostlarım! Dertliyim. Psikolojim bozuk. İçinde bulunduğumuz seviyesizlik, hırs, duyarsızlık beni çıldırtıyor.

İnsanı ve insan hayatını önemsemeyen, buna rağmen insanım, Müslümanım diye ortalıkta dolaşanları gördükçe çıldırmamak elde değil!

Biz çok önemli şeyleri kaybetmişiz. İnsanlığımızı kaybetmişiz. Makam uğruna, para uğruna, güç uğruna insanlıktan çıkmışız!

Dünyanın gidişatına yön veren şeytanlaşmış güç ve para odaklarından pek farkımız kalmamış! Şeytanlaşmaya ne gerek var! İnsan olalım, insan kalalım yeterli.

Titresek de kendimize gelmemiz zorlaşmış. Allah Epstein zihniyetlilerden korusun! Allah sonumuzu hayır etsin inşallah!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mersin 33
(05.02.2026 21:16 - #956)
Elinize ve düşüncelerinize sağlık hocam. Fikir ve düşüncelerimizi kaleme almışsınız. Çok teşekkür ederim. Kaleminiz keskin olması ve sağlık dileği ile
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Fırtına 33
(05.02.2026 21:51 - #957)
Devlet makamdan büyüktür onu hatırlamak lazım siyaset yapan vekillerimize iş düşer.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.