Yerel seçimlerin hemen ardından bir şey söyledim. Israrla söyledim. Her platformda dile getirdim:
Vahap Seçer, sadece Mersin’in belediye başkanı olarak kalmayacak; ya CHP Genel Başkanlığına yürüyecek ya da Cumhurbaşkanı adayı olarak anılacak.
O günlerde bu fikri dile getirdiğimizde ortalıkta derin bir sessizlik vardı. Ne kalem oynatanlar yazdı, ne ekranlarda boy gösterenler konuştu. Hatta bırakın destek vermeyi, çoğu kişi üç maymunu oynadı.
Bugün ne oldu?
Aynı isimler, aynı çevreler, aynı “yazar-çizer” takımı bir anda kalem değiştirdi. Dün susanlar bugün yazıyor. Dün görmeyenler bugün analiz yapıyor. Dün mesafeli duranlar bugün övgü yarışına girmiş durumda.
Peki soruyorum:
Düne kadar neredeydiniz?
Vahap Seçer’e mi güvenmiyordunuz?
Yoksa CHP içindeki dengeler bozulmasın diye mi sustunuz?
Konfor alanlarınız zarar görmesin, sizi besleyen çevreler rahatsız olmasın diye mi beklediniz?
Gerçek şu ki; Türkiye’de birçok kişi fikir üretmez, güç üretir.
Güç kimdeyse, fikir de oraya akar.
Vahap Seçer bugün Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığını kazandıktan sonra bir anda “keşfedilen” bir isim olmadı. O zaten oradaydı. Aynı performansla, aynı siyasi ağırlıkla yoluna devam ediyordu.
Değişen Vahap Seçer değil…
Değişen, ona bakan gözler oldu.
Çünkü artık risk yok.
Artık yazmanın bir bedeli yok.
Artık konuşmak cesaret değil, konfor.
Ama unutulan bir şey var:
Siyasette herkes konuşur ama herkes hatırlanmaz.
Dün susanlar bugün konuşabilir.
Ama kimin ne zaman konuştuğu da bu siyasetin hafızasına kazınır.
Bu yüzden mesele Vahap Seçer’in yükselişi değil…
Mesele, kimlerin bu yükselişe ne zaman ortak olmaya karar verdiğidir.