Arapça kökenli iktidar kelimesi, bir işi yapabilme gücü, yetkisi anlamına geliyor. Bu gücü ve yetkiyi kullanarak yönetme becerisi göstermek de muktedir olmak demektir.
Siyasi bir parti iktidar olduğu zaman mutlaka muktedir oldu veya olacak anlamına gelmez. Yetkiye sahip olmak bu yetkiyi kullanma veya uygulama becerisine ve yetkinliğine sahipsiniz anlamına gelmez. Bir başka ifade ile iktidar oldu demek muktedir oldu demek değildir. İktidar olan bir siyasi parti için iktidar oldu fakat muktedir olamadı iddiası da mümkündür.
Beklenen şey, bir partinin elinde yetki ve güç varsa, her şeyi onun bilmesi ve yapabilmesidir. Muktedir olmak, yetki ve gücü paylaştırma, yaygınlaştırma ve adil biçimde yönetme becerisini gerektirir. Bu ayrımın en çok farkında olan siyasi lider sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başbakan olduğu zamandan itibaren muktedir olma üzerine odaklandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2020 yılında İbn Haldun Üniversitesi Külliyesi Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada hükümet olmak ile muktedir olmak, muktedir olmak ile iktidar olmak arasındaki farkın herkesçe iyi bilindiğini ifade ederek, sözlerine şöyle devam etmişti: "Aynı şekilde gerçek iktidarın, fikri iktidar olduğunu da gayet iyi biliyoruz. Tek tek bireylerden başlayarak toplumun tamamına ve oradan da insanlığa uzanan fikri iktidar yolu gerçekten zor ve zahmetli bir süreçtir. Şahsen bu konuda kendimi biraz mahzun hissediyorum.”
Mersin’de bugün bile Sayın Cumhurbaşkanını mahzun hissettiren çok örnek var. Birisi müdür oluyor, rektör oluyor, dekan oluyor, belediye başkanı oluyor, hatta muhtar oluyor. Kendisini bu pozisyonda bulan birisi, iktidar değilken veya elinde bu yetkiler yok iken davrandığından çok daha farklı davranmaya başlıyor. Elindeki yetki ve güç ile hareket ediyor ve sonuçta sayın Cumhurbaşkanın ifadesi ile “kibir abidesi” haline gelir.
Mersin’de kibir abidesi haline gelmiş o kadar çok yönetici var ki! Mersin'deki Ak Parti teşkilatına kısa süre göz atmak, sayın Cumhurbaşkanını kimlerin mahzun ettiğini görmek için yeterlidir. Bu kibir abidesi yöneticilerin iktidar partisinin atadığı yöneticiler olması, doğrudan doğruya sayın Cumhurbaşkanını mahzun hissettirmektedir.
Bir yöneticiyi sayın Cumhurbaşkanı tensipleri ile atadığı zaman, hemen elinde bulunan yetki ve gücü kendisinin tensibine uygun biçimde kullanmıyor. Kendi çıkarlarını önceler, kendi güç odağını oluşturur ve yönetimi adeta çeteye dönüştürür. İktidar içinde iktidar oluşturur. Mersin’de olduğu gibi.
Ak Parti il veya ilçe başkanını sayın Cumhurbaşkanı uygun görür ve atar. Fakat sonra Ak Parti iktidarının kendisine verdiği yetki ve gücü, parti ilkeleri ve politikaları doğrultusuna göre kullanmaz. Kendi çıkarlarını, kendi çevresini ve kendi grup veya çetesini oluşturur. İktidar partisinin teşkilat görevlisi, kendi iktidarını oluşturarak kendi çıkarlarını önceler. Vatandaşa yukarıdan bakan kibir abidesi haline dönüşür. Elbette bu sayın Cumhurbaşkanını mahzun eder.
Mersin’de iktidar partisi olan Ak Parti teşkilatında adaleti temin esası yok. Adam kayırma, torpil, liyakatsizlik, bizzat iktidar partisinin yerel yöneticileri tarafından uygulanmaktadır. Adalet ve liyakat esaslarını çiğneyen Mersin Ak Parti teşkilatı bilerek ve isteyerek sayın Cumhurbaşkanını mahzun etmektedir.
İktidarda olmanın veya yönetici olmanın avantajını kullanarak hakkı ve adaleti hiçe saymak, sahip olduğu yetki ve gücü kullanarak Mersin’deki hazine arazilerine çökmek muktedir olmak değildir. Milletin malını gasp etmek, yöneticisi olduğu kuruma ve birimlerini kendi akraba ve tanıdıklarını yerleştirmek adında “adalet” olan bir partiye ihanet etmektir. Üstelik bunları kendilerinin Ak Partili olduklarını söyleyenler yapmaktadır. Elbette bu, sayın Cumhurbaşkanını mahzun eder.
Mersin Ak Parti teşkilatı, yönetimin odağından insanı ve beşeri değerleri kaldırdı. Yerine çıkar ve kâr odaklı uygulamalar yaptı. Kimsesizlerin kimsesi olmak, fakir, fukarayı gözetmek yerine zenginlik ve zenginlerin peşine gitti, işadamları ve müteahhitleri ve onların çıkarlarını koruma ve kollama ile uğraştı. Elbette Ak Partide siyasete başlayan birçokları şimdilerde müteahhitlik yapmakta ve işadamı sınıfındalar. Bu çıkarcıların kendi gelecek planlamaları için Mersin’de Ak Partiyi ipotek altına almış olmaları, sayın Cumhurbaşkanını mahzun etmektedir.
Mersin’de Ak Parti teşkilatında dikkat çeken önemli bir husus daha var. Her başkan veya teşkilat üyesi kendisini merkeze koyarak kendisi dışındakileri ötekileştirmektedir. İktidar partisini muktedir yapmak için politikalar geliştirmek ve uygulamak yerine, kendi oluşturduğu iktidar içindeki iktidarını korumaya almak için her türlü baskı ve mobbing uygulamayı ihmal etmemektedir. Ak Parti Akdeniz ilçe yöneticisi Ayşe Sunay örnek olayı gibi.
Kendi çete iktidarına halel getireceğini düşündüğü insanları tehdit etmek, hatta iftira etmek veya özel hayatına müdahale ederek kendisi için sakıncalı gördüğü insanları parti teşkilatı içinde sakıncalı göstermek için gayret etmektedir. Parti içinde particikler oluşturmak, iktidar içinde iktidar oluşturmak sayın Cumhurbaşkanını mahzun etmektedir.
Ak Parti çeyrek asırdır iktidarda fakat tam olarak muktedir oldu denemez. Neden?
Kendi içindeki pisliği, necaseti temizlemedi, ihmal etti. Tam bir temizlik, arınma, taharet olmadan necasetten temizlik olmaz. Kendi içindeki vefasızları, FETÖ artıklarını, intikam peşinde koşanları, Ak Parti tarafından yetkilendirilse de icraatları ile Ak Parti ve sayın Cumhurbaşkanı aleyhine çalışan necaseti temizlemesi gerekir.
Ak Partinin atadığı yönetici güya Ak Partiyi arkasına alarak adam kayırmaca yapıyorsa, adaletsizlik ve merhametsizlik yapıyorsa, yolsuzluk yapıyorsa, makama atandıktan sonra eşi ve akrabaları üzerine milyonlarca TL değerinde arazi ve daire satın alabiliyorsa, devlet ve millet hakkına dikkat etmesi için uyarıldığı için iftira kampanyası başlatıyorsa, tefrika çıkarıp bilerek milli birlik ve bütünlüğü bozuyorsa, kendi yönetiminde olan milletin bütçesini kendi çıkarları ve kariyer planlaması için kullanıyorsa, aynı nedenle insan hayatı ve sağlığı ile oynuyorsa aslında hem Ak Partiye hem de sayın Cumhurbaşkanına ihanet ediyor, gizli kumpas kuruyor demektir.
Ak Parti özellikle Mersin’de bu çıkarcılardan, vefasızlardan, hainlerden, FETÖ artıklarından, kısaca bu necasetten tam temizlik yapıp taharetini tam yapmadıkça kendisinin seviyesiz, vicdansız, vefasız, ahlaksız, kindar, hırslı, hain artıklarının pislik bulaştırma çabalarına maruz kalmaya devam edecektir ve muktedir olamayacaktır.
Mersin'de Ak Parti, içindeki iktidarcıkları, çeteleri, kendi iktidarlarını oluşturan ve kibir abidesi haline gelen hainleri temizlemedikçe tam olarak muktedir olamaz.
Mersin’de Ak Partiyi ipotek altına almış olan eski siyasetçiler, mücahit müteahhitler, siyaseti ticaret için kullananlar, dini siyasete alet edenler, iftar programı düzenleyerek göz boyamak amacıyla sayın Bakan Nebati'ye show yapanlar, show için aynı caminin 7-8 defa açılışını yapan iki yüzlü tiplerden derhal kurtulmalıdır.
Bu kişiliksiz kifayetsizlerle Ak Partinin Mersin'de muktedir olması mümkün değildir. Aksi takdirde bu gidişat sayın Cumhurbaşkanını mahzun edecektir.