Ak Parti teşkilatı yüzünün akıyla faaliyetlerine devam ederken, teşkilata sızan bir avuç hizipçi ve yiyici yılların birikimini bozuk para gibi harcamaya çalışıyor. Teşkilatta yapılan değişimden nasibini ilk önce bu şer grupları almalı. Aksi takdirde partinin tüm kazanımlarını heba etmek için tüm gücüyle çalışıyorlar.
HİZİPÇİLİK TEHLİKESİ
Tarihimizde hizipçilik tehlikesine dair onlarca örnek vardır. Balkan savaşlarını hatırlarsınız. Bu memleketin evlatları siyaset tartışmasına girmişken ülke toprakları işgale uğramıştı. Ülkeyi işgalden kurtarmak isteyen ordumuz dahi tefrikaya düşmüş ve “Edirne'yi Enver Paşa alacağına, Bulgarlar alsın" tartışmalarına maruz kalmıştır. Bunun en büyük sebebi ise hizipçilik ve rantçılıktan ileri geliyor.
Bugün siyasette de benzer durumlar yaşanıyor. Ak Parti dairesinde bulunup rantçılık ve hizipçilik yapan yok mu, zannediyorsunuz? Var tabi.
Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Ak Parti davasına zarar vermekle birlikte ihanet edenler de var. Dava bilinciyle hareket etme amacında değiller. Onların makam sevdası ve rant hırsı durdurulamıyor. "Kazanan Ak Parti değil; rantımız olsun” kanaatindeler.
Tüm kazanımlarını kaybetmemek için kadrolaşma-hizipleşme formülünü geliştirdiler. Bir teşkilatın değiştirilmesi gündeme gelince alternatif bir teşkilat tavsiye ediliyor. Değişen sadece isimler!
Çarkın değiştiği yok. Düzen hep ağababaların istikametinde seyrediyor. Onlar kendi ekiplerinin konumunu muhafaza etmenin ve bu ekibi büyütmenin peşinde. Makam ve mevkilere kendi ekip arkadaşlarını getiriyorlar. Tabiri caizse “biz devletiz" demeye çalışıyorlar.
Yetmiyor! Makam ve mevki dağıtma yetkisinin kendilerinde olduğunu iddia ediyorlar. Amiyane tabirle diyorlar ki: "efendi biziz, biz ne dersek o olur”...
KENDİ ARALARINDAKİ REKABET
Çeşitli gruplardan oluşan bu rant ehli, kendi aralarında iğrenç bir yarışa da girmiş durumda. “Benim adamım seninkinden güçlü, benim koltuğum seninkinden fazla” diye nispet edercesine atışıyorlar. Kıyasıya bir yarış var. Her ekip, karşı ekibin üyesini zora düşürmek için neler yapıyor bir bilseniz. Kendi aralarında su sızmaz! Biat kültürleri var. Bir dini vecibe gibi…
Yeter ki itaat etsin, yeter ki emireri olsun, yeter ki benim ekibimden olsun…
Kamu kurumlarından tutun da birçok kuruluşa kadar herhangi bir yöneticinin yaşadığı sorunun, bir hesaplaşmadan kaynaklandığını düşünebilir misiniz? Evet, düşünün. O müdürün ayağını kaydırıp kendi ekibinden birini o makama getirme derdinden ibarettir, tüm olanlar…
Herkesi yordular. Aileleri, çocukları, yargıyı ve bürokratları ve Ak Parti'yi…
Toplumun değer yargısına aykırılık teşkil eden birçok kötülüğü menfaatleri için “makul" görüyorlar. Makyavelist bir mantıkla hareket ediyorlar. Yani "amaca giden yolda yapılan herşey mübahtır” diyorlar.
Bunun içindir ki seçim sürecinde bazen Ak Parti'nin karşısındaki bir adayla işbirliği yapmaktan ve onu desteklemekten geri durmuyorlar. Rant nerede ise onlar orada.
İşte bu anlayış, sayın Cumhurbaşkanımızın elini güçlendirmeyi değil; bilinçli şekilde zayıflatmayı hedefliyor. Etmeyin. Dolayısıyla bu, yanlış değil; ihanetin ta kendisidir!
Birkaç ay sonra 2028 yılı seçim çalışmalarına yönelik hazırlıklar başlayacak. Bu gidişat tehlikelidir. Manzara pek iç açıcı değildir. Durumlar vahim.
Gerçek dava adamı, kimsenin ekibine dahil olmaz! Gerçek dava adamı, birilerinin değil; Cumhurbaşkanının ekibinden olur. Cumhurbaşkanının yolunda yürür.
TEŞKİLATTAN ŞİKÂYET VAR
Üzerinde durduğum hususların birçoğu Mersin için de geçerli…
Halk bir ölçüde bu durumun farkında. Teşkilat mensupları şikâyette bulunuyor. Teşkilat mensupları kapı kapı dolaşıp gönüllere girmeye ve partiyi ihya etmeye çalışırken, teşkilatın bazı büyükleri objektiflere görünmek için kılıktan kılığa giriyor.
Sahada görünmeyen adamı fotoğraflarda “teşkilat yöneticisi" diye gösteriyorlar. Resimlerde adı var, sahada kendisi yok! Meşhur olmak için resimlerde boy gösteriyorlar.
Artık dayanacak gücüm kalmadı, bunları tek tek ifşa etmek gerekiyor. Teşkilat üyeleri, sokakta her türlü zorluğa maruz kalıp sıkıntı yaşarken birileri bu zorluklar üzerine saltanatlarını kuruyor. Birkaç kurum ve kuruluşu ziyaret ederek "Halk ziyareti” yaptığını zannedenler, bilmeli ki Ak Parti'yi ayakta tutan, parti tabanıdır.
Aslanlar gibi çalışıyorlar; ama onların yaşadıklarını konuşan yok. Bakan, vekil yahut bir yönetici Mersin'e gelince tüm kadro eksiksiz kadrajda yerini alıyor; fakat büyükler gidince, bazı sözde teşkilat mensupları kabuğuna çekiliyor.
Mesele parti çalışması yahut faaliyeti olunca sahada teşkilat üyesi emektarlardan gayrısı yok. Emir vermeye varlar; emek veren yok. İşte emek vermeyenin, emir alanın gücüyle var olduğu bir düzen var.
Şikâyetimiz bundan ibarettir. İşbirlikçiler, görgüsüzler ve hizipçilerin olmadığı bir düzende Ak Parti, ittifaka lüzum duymadan yoluna devam edecektir. Aksi durumda, kan kaybedilecek ve ittifakın çatısı genişletilmeye çalışılacaktır.