Uzun zamandır mobbingler, tacizler ve usulsüzlüklerin odağında olan Mersin Üniversitesi’nde, yaşanan yeni hadiseler, Sayıştay raporuna yansımış durumda. İstedikleri kadar açıklamada bulunsunlar; artık, mızrak çuvala sığmıyor. Usulsüzlükleri daha önce duymuşsunuzdur; fakat yeni gelişmeler, bir kamu kurumunun raporuna yansıdı.
Yine Mersin Üniversitesi ve Yine Sorunlar!
Daha önce üniversite yönetiminin yaptıklarını tek tek gündeme getirmiş ve idareciler arasındaki rekabeti ve hesaplaşmayı kaleme almıştım. Batı cephesinde değişen birşey yok.
Evet, hâlâ entrikalar, hesaplaşmalar ve didişmeler yaşanıyor. Mevcut yönetim, üniversitede adı tacize karışmış bir hocayı taltif edebiliyor. Onca şikayete ve talebelerin isyanına rağmen. İsraf ve harcamalar almış başını gidiyor.
Acaba mevcut yönetim, rektörlük seçimlerinde “sen şu adayın yanındaydın, şunu desteklemişsin" şeklinde ifadelerle rakip adaya ve destekçilerine hesap sorduğunu inkâr edebilir mi?
Mobbinge maruz kalan üniversite çalışanlarına ve akademisyenlerin yaşadıklarına ne demeli? Enstitülerde ve fakültelerdeki hizipleşmeler…
Üniversite Hastanesi'ndeki gelişmeler? Ne çabuk unuttunuz, hastane çalışanı bir bayanın hastanede görevi başında “erkek çalışanlarla birlikte" porno film izleyişini.
Tesettür düşmanı bu şahısların inançlı insanlara karşı giriştikleri haksızlıklara neden kayıtsız kaldınız? Güvenlik biriminde yaşanan tacizi, hatırlayın!
İşlem Yaptınız mı?
Aileler çocuklarını size emanet etti. Ama olanlara bakın! Fakültelerde kızları taciz edilen babalarının yerine kendinizi koyabildiniz mi? “Ne varmış bunda, bu her yerde yaşanıyor" mu diyorsunuz?
Bir hadisenin meşru olabilmesi için her yerde yaşanıyor olması mı gerekiyor? Aylardır öğrenciler izzet ve namus mücadelesi veriyor. Sağır sultan işitti; ama siz işitmediniz. Neden?
Çünkü kulaklarınızı tıkadınız! Eleştirilmemek adına hadiselerin üzerine gitmediniz. Bazı olayları hasıraltı ettiniz. Biliniyor. Hangi konuda bir soruşturma açıp da hesap sordunuz.
Sahi, rektörlük seçimlerinde size destek olmayan hocalarla ilgili pekala cesurca davrandınız! Unutmamak lazım!
Size destek olanlara her türlü serbestiyet tanırken, sizinle çalışmayan hocaları hedef alışlarınız insafa ve adalete uygun düşer mi? Nerede kaldı yasalar ve kanunlar?
Ya da siz kendi kanunlarınızı uyguluyorsunuz! Bunu da yasal kaide olarak görüyorsunuz! Öyle ya, minareyi çalan kılıfını hazırlıyor.
Rektör bey, geleceğe yönelik hazırlıklarınız ve çalışmalarınız dikkatlerden kaçmıyor. Her ne kadar kendinize kahramanlık payesi biçseniz de sizin döneminizde üniversitenin akademik başarı düzeyi ve sıralaması pek iç açıcı görünmüyor. Diğer sorunları yazmaya utanıyorum.
Üniversitenin başarı durumunu açıklamaya utanıyorum. Siz, Mersin Üniversitesi’nin Türkiye'deki başarı sıralamasını açıklayabilir misiniz?
Sizin yönetiminiz kente, öğrencilere ve üniversiteye ne kazandırdı? Bunun muhasebesini yapacak sorumluluğunuz ve vicdanınız var mı? Hodri meydan!
Sayıştay’ın Tespiti
Sayıştay'ın 2024 yılında Mersin Üniversitesi ile ilgili yapmış olduğu denetimde ortaya çıkan bir gerçek, “bu kadarına da pes” dedirten cinsten. Böyle bir rezalet görmedim!
Son yıllarda toplumumuzda kalp rahatsızlığı artmaya başladı. Buna bağlı olarak insanlar tedavi olmak için devlet ve üniversite hastanelerine başvuruyor.
Kamu hastanelerinin vatandaşlar için ne kadar hayati olduğunu biliyorsunuz. Hele imkânı olmayan bir vatandaş için bu hastaneler tabiri caizse can simidi oluyor.
Eşiniz, babanız yahut kardeşinizin kalp rahatsızlığı için gittiğiniz hastanede, devletin tayin ettiği ve kendisine itimad edilen bir doktorun tavsiyesine sarılıyorsunuz.
Öyle ya, ne de olsa hipokrat yeminli adamdan işgüzarlık beklemek olur mu? Olmaz tabi! Hastanız henüz sedyede iken size “hastanemizin stentleri güvenilmez, sorunlu…”
Bu durumda hastanızın hayatını tehlikeye atmamak için doktordan tavsiye bekliyorsunuz, hipokrat yeminli doktorlardan(!) Bir stentin kötü yahut sorunlu olduğunu nasıl anlayabilirsiniz ki?
Doktorların çıkarları doğrultusunda hareket etmeyeceklerine behemâl inanıyorsunuz. Sizi güvenilir (!) bir medikal şirketine gönderip kaliteli(!) stent aldırıyorlar.
Ne iyi doktorlarımız var(!) Kaliteli ve sağlam (!) stentleri size tavsiye ediyorlar. İmkanı olanlar zorluk yaşamıyor. Peki ya maddi imkânı bulunmayanlar ne yapacak?
Tok, açın hâlinden anlar mı? İnsanlar borç alarak yahut yemeğinden kısarak ihtiyacını gidermeye çalışıyor. Mağduriyet üzerine mağduriyet. Bu ticaretten kimler rant devşiriyor?
Eskiden halkı dağda eşkıya soyardı; şimdi üniversite hastanesindeki bir avuç eşkıya bu işi icra ediyor. Ne fark var! Peki ya o stentler!
Bir kamu kurumu bu stentleri “faydasız ise" ne diye alıyor ki? Nerede ulan, uzman kontrolü?
Mersin Üniversitesi rektörü cevaplayabilir mi?
Bu stentlerle ilgili üniversite doktorları tarafından tarafınıza yahut baş hekimliğe ulaştırılan bir yazı, şikayet yahut rapor oldu mu? Bu konuda neler yaptınız.
Kullanılmayan stentlerle alakalı şuana dek ne gibi bir işlemde bulundunuz? Neyse.
Eğer siz yahut hastanız yakın zamanda Mersin Üniversitesi Hastanesi kardiyoloji bölümüne gittiyseniz, burayı dikkatle okuyun!
Gelelim Sayıştay denetimine. Mersin Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan denetim sonucunda stent vurgunu ortaya çıkarıldı. Bazı doktorların “hastanedeki stentler kalitesiz" telkinleriyle hasta ve yakınlarını korkutarak kandırdıkları ortaya çıktı.
Medikal şirketlerle dirsek teması içerisinde bulunan ve çıkar anlaşması yapan doktorlar, hastane envanterinde ya da deposundaki “yerli-ithal stentleri” kullandırmadıkları anlaşıldı.
Sorun, depodaki stentte değil, anlayacağınız! Hastane, yıllık ihtiyacını alıp depolamış.
Hastalar medikal şirkete yönlendirilince depodaki stentler kullanılmamış ve zamanla kullanım tarihleri geçmiş. Dolayısıyla depolanan stentler imha edilmiş.
Devlet, para harcayarak stent almış. Bazı doktorlar medikal şirketlere para kazandırmak için hem kamu zararına yol açmış hem de halkın cebindeki parayı gasp etmiş.
Üniversitenin kardiyoloji bölümünde yaşanan vaziyet bundan ibarettir. Arz ederim.