Zeynel BOĞAN
Köşe Yazarı
Zeynel BOĞAN
 

Mersin’de Tipik Siyasetçi Hikayeleri

Uzun süre Mersin siyasetinin içinde bulunan bir gözlemci olarak, deneyimlediğim, gözlemlediğim ve not aldığım siyasetçi kişiliklerini kurgu isimler üzerinden anlatma yolunu seçtim. İsimlerden çok arzuları, karakterleri ve eylemleri dikkate alındığında aklınıza farklı isimlerin gelmesi doğaldır. Çünkü bu siyasetçi tipleri artık Mersin siyasetinin kalıplaşmış kişilikleri haline gelmiştir. İnsanlardaki hırs, bencillik, gösteriş ve makam düşkünlüğü, üstünlük kompleksi olduğu sürece daha çok siyasetçi hikâyeleri yazacağım. Hamdullah Adı Hamdullah. Adında Allah ismi geçtiğine bakmayın siz. Tek derdi gösteriş yapmak, kendini göstermek, protokol demirbaşı olmak. Görünür olmaya, gösteriş yapmaya bayılır. Gösteriş ve görünürlük ne işe yarayacak demeyin. Hamdullah’ın asıl amacı sosyal statü kazanmak ve yükseltmek. Sınıf atlamak istiyor Hamdullah. Bu nedenle de kendinde bir üstünlük olduğunu düşünür. Hamdullah diğer insanlardan üstündür. Fakir adam zamanımızda üstünlük taslayabilir mi? Gösterişin içine zenginliği de koydu Hamdullah. Kendisini zengin göstermek de gerekir. Bu nedenle diğerlerinden farklı giyinir. Oturuşu, kalkışı, yürüyüşü, duruşu tam bir gösteriş abidesi. Hamdullah zenginlik ve gösteriş için her şeyini riske atmaya hazırdır. Hamdullah, önceleri CHP içinde siyaset protokolünde çok görünüyordu. Ancak iktidarda olmanın kendisine katkısını düşünerek şimdilerde hem Ak Partide hem de MHP’de boy gösteriyor. Güya Milliyetçi ve muhafazakâr kanadın ağır abisi rolünde siyasette taş döşemeye devam ediyor. Yakında seçimlerde aday olmayı koymuş kafasına ama henüz hangi partiye dâhil olursa aday olur ve kazanır bilmediği için stratejik bir bekleme içinde. Mahmut Mahmut saf ve sade görünümlü birisidir. Mahmut, dini değerlerle donanmış bir kişiliğe sahip görünmesine rağmen aslında tam anlamıyla bir sahtekâr, bir dolandırıcıdır. Giyiminde dini sembolleri kullanır, kıyafeti kendi ifadesi ile sünnete uygundur. Selamsız geçmez karşılaştıklarının yanından, önünden. Selam her Müslümana farzdır der. Tüm bunlar asıl kişiliği olan sahtekârlık ve dolandırıcılık işini iyi yürütmek içindir. Dolandırdığı kişilere sabır tavsiye eder, sabretmenin dindeki yerinden bahseder. Hatta karşısındakini sabır ve tahammülden uzak olduğu için dinden de uzaklaşmakla suçlar. Dolandırıcılık yapmak için din ve dini duygular ve değerlerin çok ucuz bir sermaye olduğunu çok iyi bilir. Bu sermayeyi değerlendirmek için her aracı kullanır. Dini ticarete ve siyasete dönüştürmede çok beceriklidir. Önce Saadet Partisi, sonra Refah Partisinde aktif bir dava adamı iken şimdilerde Ak Partide dindar bilinci temsil eden bir üye olarak siyasette ilerlemenin taşlarını döşemeye devam ediyor. Milliyetçi ve muhafazakâr partiler istikbal vadetmez ise ani bir manevra ile karşı partinin birinden seçime girebilir. Önemli olan kazanmak. Milliyetçilik de muhafazakârlık da hikâye. Amaca hizmet eden her yol mubahtır, hatta vaciptir Mahmut için. Yaşar Memleketin zengin kesiminden gelen Yaşar da aslında siyaset görmüş bir aileden geliyor. Babası, içinde yaşadığı toplumun burjuva sınıfından. Hiç yokluk görmemiş, tam tersine para ile oynamış. Hep Para kazanmış ve para ile kazanmış. Para ile ilk kazandığı, muhafazakârlığı ile tanınmış kasabanın belediye başkanlığı olmuş. Para kazanan ve para ile kazanan bir burjuva ailesinden gelen Yaşar da paradan nasibini aldı. Eğitimi boyunca babasının parasını konuşturdu, para ile sınavlarda başarılı oldu, para ile kariyer üstüne kariyer yaptı. Yaşar da öğrendi paranın her kapıyı açtığını. Sonuçta para karşılığında kapıları açanlar çokmuş o memlekette. Yaşar da zenginliğin dibine vurdu baba parası ile. Lüks arabalar, lüks konutlar, lüks hediyeler hep onun oldu ve onunla beraber oldu. Gün geldi, burjuvazi çocuğu yaşar memleketinin en yüksek makamını nasıl elde edebileceğini düşünmeye başladı. Babası yetişti imdadına. Oğlu Yaşar’ın tırmanışı için parayı araç olarak kullanmaktan hiç çekinmedi babası. Yaşar önde gelen siyasetçilere davetler verdi, ileri gelen ve tanınan dernek ve vakıflara bağışta bulundu bolca. Memlekette etkili diğer zengin burjuvazi ile ticari ortaklılar kurdu. Böylece hem siyaseti hem de ticareti eline alan Yaşar, memleketin din adamlarını da ihmal etmedi. Onların sohbetlerine katıldı, birlikte ibadet ettiler, onlara da cömert hediyeler ve bağışlar sundu. Sonra da gece âleminde sürdürdü cömertliğini. Sonuçta hedeflediği makamı elde etti Yaşar. Paranın gücünü tam olarak anlayan ve deneyimleyen Yaşar şimdilerde hedef büyüttü. Doğrudan devlet başkanı bile olmayı göze alabilir. En azından memleketi ile sınırlı kalmayacak bir pozisyon ancak tatmin eder Yaşar’ı. Önümüzdeki seçimlerde büyük oynamayı düşünüyor Yaşar. Bu arada mevcut konumundan da kazara düşüvermez ise. Partinin hangisi olduğu önemli değil. Nasıl olsa memlekette hep para belirleyici güç oldu. Para hep kazanır diyor Yaşar. Zeynel Zeynel, kendi çapında zeki ve akılcı bir gazetecidir. Yetişme tarzı ve aldığı değerler eğitimi gereği gösterişçiliği hiç sevmez. Hatta çevresindeki gösteriş meraklı insanları çok eleştirir. Toplumda yer alan ve belirleyici olan sahte değerlere karşı çıkan cesur birisidir. Bu nedenle mevcut siyasi partilerin ve diğer oluşumların, yapıların hiçbirinde kendine yer bulamadı. Cesaretli ve doğrudan eleştirilerinden dolayı dışlandı. Aslında geçmişte Ak Partinin kurulma aşamasında ve daha sonraki yıllarda aktif bir Ak Partili olarak çalışmasına rağmen kendine bir yer edinemedi. Kazananlar kazandıkça kazandı ama Zeynel hep çalıştı, yerinde sabit kaldı. Bu nedenle siyaset yolu ile zenginlik ve makam sahibi olanları hep siyaset baronları olarak gördü. Hatta Ak Partideki babaları konu alan konuşmalar yaptı, yazılar yazdı. Sonunda siyaset ve siyasetçilere güvenilemeyeceğini anlayan Zeynel kendi işine odaklandı. Siyaset üstü olmanın faydalı olacağını gördü ve kendisini EMİR bi'l-MA'RÛF NEHİY ani'l-MÜNKER görevi yerine getirmeye adadı. Siyasetin yollarının taşlarla döşeli olduğunu, o yolun da çoğu zaman cehennemi işaret ettiğini ifade etti bir konuşmasında. Koş, koş nereye kadar? Fani dünyada akışa kendini kaptırmamak gerekir diye düşündü. Camiye doğru yürümeye başladı.
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2025 -Pazartesi

Mersin’de Tipik Siyasetçi Hikayeleri

Uzun süre Mersin siyasetinin içinde bulunan bir gözlemci olarak, deneyimlediğim, gözlemlediğim ve not aldığım siyasetçi kişiliklerini kurgu isimler üzerinden anlatma yolunu seçtim. İsimlerden çok arzuları, karakterleri ve eylemleri dikkate alındığında aklınıza farklı isimlerin gelmesi doğaldır. Çünkü bu siyasetçi tipleri artık Mersin siyasetinin kalıplaşmış kişilikleri haline gelmiştir.

İnsanlardaki hırs, bencillik, gösteriş ve makam düşkünlüğü, üstünlük kompleksi olduğu sürece daha çok siyasetçi hikâyeleri yazacağım.

Hamdullah

Adı Hamdullah. Adında Allah ismi geçtiğine bakmayın siz. Tek derdi gösteriş yapmak, kendini göstermek, protokol demirbaşı olmak. Görünür olmaya, gösteriş yapmaya bayılır. Gösteriş ve görünürlük ne işe yarayacak demeyin. Hamdullah’ın asıl amacı sosyal statü kazanmak ve yükseltmek. Sınıf atlamak istiyor Hamdullah. Bu nedenle de kendinde bir üstünlük olduğunu düşünür. Hamdullah diğer insanlardan üstündür.

Fakir adam zamanımızda üstünlük taslayabilir mi? Gösterişin içine zenginliği de koydu Hamdullah. Kendisini zengin göstermek de gerekir. Bu nedenle diğerlerinden farklı giyinir. Oturuşu, kalkışı, yürüyüşü, duruşu tam bir gösteriş abidesi. Hamdullah zenginlik ve gösteriş için her şeyini riske atmaya hazırdır.

Hamdullah, önceleri CHP içinde siyaset protokolünde çok görünüyordu. Ancak iktidarda olmanın kendisine katkısını düşünerek şimdilerde hem Ak Partide hem de MHP’de boy gösteriyor. Güya Milliyetçi ve muhafazakâr kanadın ağır abisi rolünde siyasette taş döşemeye devam ediyor. Yakında seçimlerde aday olmayı koymuş kafasına ama henüz hangi partiye dâhil olursa aday olur ve kazanır bilmediği için stratejik bir bekleme içinde.

Mahmut

Mahmut saf ve sade görünümlü birisidir. Mahmut, dini değerlerle donanmış bir kişiliğe sahip görünmesine rağmen aslında tam anlamıyla bir sahtekâr, bir dolandırıcıdır. Giyiminde dini sembolleri kullanır, kıyafeti kendi ifadesi ile sünnete uygundur. Selamsız geçmez karşılaştıklarının yanından, önünden. Selam her Müslümana farzdır der.

Tüm bunlar asıl kişiliği olan sahtekârlık ve dolandırıcılık işini iyi yürütmek içindir. Dolandırdığı kişilere sabır tavsiye eder, sabretmenin dindeki yerinden bahseder. Hatta karşısındakini sabır ve tahammülden uzak olduğu için dinden de uzaklaşmakla suçlar. Dolandırıcılık yapmak için din ve dini duygular ve değerlerin çok ucuz bir sermaye olduğunu çok iyi bilir. Bu sermayeyi değerlendirmek için her aracı kullanır. Dini ticarete ve siyasete dönüştürmede çok beceriklidir.

Önce Saadet Partisi, sonra Refah Partisinde aktif bir dava adamı iken şimdilerde Ak Partide dindar bilinci temsil eden bir üye olarak siyasette ilerlemenin taşlarını döşemeye devam ediyor. Milliyetçi ve muhafazakâr partiler istikbal vadetmez ise ani bir manevra ile karşı partinin birinden seçime girebilir. Önemli olan kazanmak. Milliyetçilik de muhafazakârlık da hikâye. Amaca hizmet eden her yol mubahtır, hatta vaciptir Mahmut için.

Yaşar

Memleketin zengin kesiminden gelen Yaşar da aslında siyaset görmüş bir aileden geliyor. Babası, içinde yaşadığı toplumun burjuva sınıfından. Hiç yokluk görmemiş, tam tersine para ile oynamış. Hep Para kazanmış ve para ile kazanmış. Para ile ilk kazandığı, muhafazakârlığı ile tanınmış kasabanın belediye başkanlığı olmuş.

Para kazanan ve para ile kazanan bir burjuva ailesinden gelen Yaşar da paradan nasibini aldı. Eğitimi boyunca babasının parasını konuşturdu, para ile sınavlarda başarılı oldu, para ile kariyer üstüne kariyer yaptı.

Yaşar da öğrendi paranın her kapıyı açtığını. Sonuçta para karşılığında kapıları açanlar çokmuş o memlekette. Yaşar da zenginliğin dibine vurdu baba parası ile. Lüks arabalar, lüks konutlar, lüks hediyeler hep onun oldu ve onunla beraber oldu.

Gün geldi, burjuvazi çocuğu yaşar memleketinin en yüksek makamını nasıl elde edebileceğini düşünmeye başladı. Babası yetişti imdadına. Oğlu Yaşar’ın tırmanışı için parayı araç olarak kullanmaktan hiç çekinmedi babası. Yaşar önde gelen siyasetçilere davetler verdi, ileri gelen ve tanınan dernek ve vakıflara bağışta bulundu bolca. Memlekette etkili diğer zengin burjuvazi ile ticari ortaklılar kurdu. Böylece hem siyaseti hem de ticareti eline alan Yaşar, memleketin din adamlarını da ihmal etmedi. Onların sohbetlerine katıldı, birlikte ibadet ettiler, onlara da cömert hediyeler ve bağışlar sundu. Sonra da gece âleminde sürdürdü cömertliğini. Sonuçta hedeflediği makamı elde etti Yaşar.

Paranın gücünü tam olarak anlayan ve deneyimleyen Yaşar şimdilerde hedef büyüttü. Doğrudan devlet başkanı bile olmayı göze alabilir. En azından memleketi ile sınırlı kalmayacak bir pozisyon ancak tatmin eder Yaşar’ı. Önümüzdeki seçimlerde büyük oynamayı düşünüyor Yaşar. Bu arada mevcut konumundan da kazara düşüvermez ise. Partinin hangisi olduğu önemli değil. Nasıl olsa memlekette hep para belirleyici güç oldu. Para hep kazanır diyor Yaşar.

Zeynel

Zeynel, kendi çapında zeki ve akılcı bir gazetecidir. Yetişme tarzı ve aldığı değerler eğitimi gereği gösterişçiliği hiç sevmez. Hatta çevresindeki gösteriş meraklı insanları çok eleştirir. Toplumda yer alan ve belirleyici olan sahte değerlere karşı çıkan cesur birisidir. Bu nedenle mevcut siyasi partilerin ve diğer oluşumların, yapıların hiçbirinde kendine yer bulamadı. Cesaretli ve doğrudan eleştirilerinden dolayı dışlandı.

Aslında geçmişte Ak Partinin kurulma aşamasında ve daha sonraki yıllarda aktif bir Ak Partili olarak çalışmasına rağmen kendine bir yer edinemedi. Kazananlar kazandıkça kazandı ama Zeynel hep çalıştı, yerinde sabit kaldı. Bu nedenle siyaset yolu ile zenginlik ve makam sahibi olanları hep siyaset baronları olarak gördü. Hatta Ak Partideki babaları konu alan konuşmalar yaptı, yazılar yazdı.

Sonunda siyaset ve siyasetçilere güvenilemeyeceğini anlayan Zeynel kendi işine odaklandı. Siyaset üstü olmanın faydalı olacağını gördü ve kendisini EMİR bi'l-MA'RÛF NEHİY ani'l-MÜNKER görevi yerine getirmeye adadı. Siyasetin yollarının taşlarla döşeli olduğunu, o yolun da çoğu zaman cehennemi işaret ettiğini ifade etti bir konuşmasında. Koş, koş nereye kadar? Fani dünyada akışa kendini kaptırmamak gerekir diye düşündü. Camiye doğru yürümeye başladı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.