Zeynel BOĞAN
Köşe Yazarı
Zeynel BOĞAN
 

Mersin'i Sahipsiz Bırakıyorlar!

Gündemin yoğunluğundan dolayı gözden kaçırdığımız önemli bir sorunumuz var: Mersin’in sahipsizliği… Sadece tek bir noktaya değil, genel manzaraya odaklanmak ve sorumlu olan her kesimi harekete geçirmek temel sloganımız olmalı. Mersin’e sahip çıkmak, vatanî bir vazifedir. MERSİN SAHİPSİZ BIRAKILAMAZ! Mesele Mersin olunca bir tek noktaya odaklanmak yerine bütüncül bir perspektifle sorunlara yaklaşmanın makul olacağına ve çözüm getireceğine inanıyorum. Mersin'de öncelikle çözülmesi gereken bir sorun var: “Koordinasyon”. Kamu kuruluşlarından özel müesseselere kadar birçok kurumun müştereken ve tek bir yöne doğru hareket etmelerini sağlamak için merkezi bir karar alma mekanizmasının kurulması gerektiğini düşünüyorum. Hemen herkes elini taşın altına koymalı. Vali, kaymakam, belediye başkanı, milletvekili… Yetkili ve etkili herkes Mersin için birlikte hareket etmeli. Hizipçilik gibi kuru bir dava peşinde koşmayalım! Bunun yerine Mersin ile dertlenelim. Bu şehrin sorunlarını masaya yatırmak ve makul çözüm yolları geliştirmek, sadece kentimize değil, aynı zamanda ülkemize de büyük bir fayda sağlayacaktır. Bunun sosyo-ekonomik ve stratejik yönlerine girmek istemiyorum. Fakat ifade etmeliyim ki Mersin; İç Anadolu, Güneydoğu ve Akdeniz'in can damarıdır. Dolayısıyla kentsel bazda sorunların çabuk çözülmesi ve nihayetinde ciddi bir işlerlik kazanılması, söz konusu bölgeler için de ciddi bir gelişimi tetikleyecektir. Hemşericilik değildir bu. Mersin’i düzeltmeden, diğer vilayetleri düzeltemezsiniz! Mersin olmazsa olmaz! KİM SORUMLU? Kamu kurum ve kuruluşlarından tutun da siyasi partilere, vakıflardan sivil toplum kuruluşlarına kadar hemen her kesim Mersin konusunda ciddi bir atalet içerisinde. Kızmayın! Gerçek bundan ibaret. Ciddi bir organizasyon yok. Mersin konusunda herkesin söyleyeceği bir şeyler var! Sempozyumlar, projeler, çalıştaylar düzenlense iyi olmaz mı? En azından şehrimiz için söz konusu kesimlerden kanaatlerini belirtir raporlar talep edilse ve tespitler, uzman kesimlerce değerlendirilse. Mersin'deki üniversiteler ne güne duruyor? Politik ve çıkar tartışmaların kıskacına hapsetmeyin kendinizi! Kentin sorunlarına eğilme sorumluluğu sizde değil mi? Hemen her alanda söz söyleyebilecek uzmanlara sahip iken akademinin kapılarının ardına hapsolmak mıdır işiniz? Neden sessiz kalıyorsunuz? Peki ya Mersin milletvekillerine ne demeli? Şuana kadar milletvekillerimiz, Mersin mevzubahis olunca TBMM çatısı altında yahut bir bakanlık nezdinde yan yana gelebilmişler mi? Hepsi değil; ama birçoğu bu sorumluluğu hissetmiyor. Şehrimizin idari yönetiminden mesul olan valilik makamı, bu konuda ciddi bir vazife üstlendi mi? Mersin'de hayati sorunlar var. Ciddi bir altyapı eksikliğinden dem vuruyor insanlar! Çarpık kentleşmeden iklim krizine, ulaşımdan hizmete hemen her alanda “bu kadarı da olmaz" dedirten cinsten problemlerimiz var. Mersin'in ilk Think Tank kuruluşu olan Toros Akademi'nin bu konudaki tespitleri ve bir muhtıra niteliği taşıyan beyanatı kamuoyu ile paylaşıldı. Acaba ilgili ve yetkili birimler, dikkate alacak mı? Yoksa birileri, makamını muhafaza etme ya da bir üst makama yükselme gayretine devam mı edecek? Unutmayın ki makamların en üstünü vatana hizmettir. Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle "vatanını seven, görevini en iyi yapandır.” MERSİN'E SAHİP ÇIKIN! Mersin birçok vilayete nazaran yüksek bir gelişme potansiyeline sahip bulunuyor. 1800’lü yılların başında limanın inşa edilmesiyle hızla büyümeye başlayan Mersin, öncesinde bir kasaba mesabesinde idi. 2 asır zarfında devasa bir surette büyüyen kentimiz yeterli yatırım ve planlı gelişim olanağına sahip olması durumunda ciddi bir yol kat edecektir. Fakat şehrin silüetini bozarak, çarpık kentleşerek, her yeri betona dönüştürerek değil! Deniziyle, tabiatıyla, nüfusu ve kaynaklarıyla Mersin bir bütündür. Aslını muhafaza etmek ve kentin zenginliğine zarar vermemek kaydıyla hemen her girişim desteklenmelidir. Mersin hızla bir ticaret şehrine dönüştürülüyor. Buna bağlı olarak yoğun göç alıyor. Sosyal ve kültürel yatırımlar yetersiz kalıyor. Turizm mi? Mersin'in turizm zenginliğini düşünen mi var? Birilerine göre limanın büyütülmesi yani ticaretin geliştirilmesi insandan da önemli ve öncelikli! Olmaz öyle şey! Gelişen şehir hayatı, insana müreffeh bir ortam ve imkân sunmuyor ise burada gelişmişlikten söz edemeyiz! Dengesiz ve çarpık bir büyüme vardır. Dikkatinizi çekmek istiyorum: gelişme ayrı, büyüme ayrıdır. Mersin'i bir ticaret şehri olarak büyütebilirsiniz; ama bir süre sonra altından kalmayacağınız büyük sorunlarla karşılaşırsınız. Bugün olduğu gibi. Gelişim olmalı; fakat Mersin'in tüm zenginliğine uygun olarak. Mersin'i Türkiye Yüzyılına uygun olarak hazırlamalıyız. Başlamak için bugün henüz geç değil. Yarın çok geç olabilir!
Ekleme Tarihi: 26 Aralık 2025 -Cuma

Mersin'i Sahipsiz Bırakıyorlar!

Gündemin yoğunluğundan dolayı gözden kaçırdığımız önemli bir sorunumuz var: Mersin’in sahipsizliği…

Sadece tek bir noktaya değil, genel manzaraya odaklanmak ve sorumlu olan her kesimi harekete geçirmek temel sloganımız olmalı. Mersin’e sahip çıkmak, vatanî bir vazifedir.

MERSİN SAHİPSİZ BIRAKILAMAZ!

Mesele Mersin olunca bir tek noktaya odaklanmak yerine bütüncül bir perspektifle sorunlara yaklaşmanın makul olacağına ve çözüm getireceğine inanıyorum. Mersin'de öncelikle çözülmesi gereken bir sorun var: “Koordinasyon”.

Kamu kuruluşlarından özel müesseselere kadar birçok kurumun müştereken ve tek bir yöne doğru hareket etmelerini sağlamak için merkezi bir karar alma mekanizmasının kurulması gerektiğini düşünüyorum. Hemen herkes elini taşın altına koymalı.

Vali, kaymakam, belediye başkanı, milletvekili… Yetkili ve etkili herkes Mersin için birlikte hareket etmeli. Hizipçilik gibi kuru bir dava peşinde koşmayalım! Bunun yerine Mersin ile dertlenelim. Bu şehrin sorunlarını masaya yatırmak ve makul çözüm yolları geliştirmek, sadece kentimize değil, aynı zamanda ülkemize de büyük bir fayda sağlayacaktır. Bunun sosyo-ekonomik ve stratejik yönlerine girmek istemiyorum.

Fakat ifade etmeliyim ki Mersin; İç Anadolu, Güneydoğu ve Akdeniz'in can damarıdır. Dolayısıyla kentsel bazda sorunların çabuk çözülmesi ve nihayetinde ciddi bir işlerlik kazanılması, söz konusu bölgeler için de ciddi bir gelişimi tetikleyecektir. Hemşericilik değildir bu. Mersin’i düzeltmeden, diğer vilayetleri düzeltemezsiniz! Mersin olmazsa olmaz!

KİM SORUMLU?

Kamu kurum ve kuruluşlarından tutun da siyasi partilere, vakıflardan sivil toplum kuruluşlarına kadar hemen her kesim Mersin konusunda ciddi bir atalet içerisinde. Kızmayın! Gerçek bundan ibaret. Ciddi bir organizasyon yok. Mersin konusunda herkesin söyleyeceği bir şeyler var! Sempozyumlar, projeler, çalıştaylar düzenlense iyi olmaz mı? En azından şehrimiz için söz konusu kesimlerden kanaatlerini belirtir raporlar talep edilse ve tespitler, uzman kesimlerce değerlendirilse.

Mersin'deki üniversiteler ne güne duruyor? Politik ve çıkar tartışmaların kıskacına hapsetmeyin kendinizi! Kentin sorunlarına eğilme sorumluluğu sizde değil mi? Hemen her alanda söz söyleyebilecek uzmanlara sahip iken akademinin kapılarının ardına hapsolmak mıdır işiniz? Neden sessiz kalıyorsunuz?

Peki ya Mersin milletvekillerine ne demeli? Şuana kadar milletvekillerimiz, Mersin mevzubahis olunca TBMM çatısı altında yahut bir bakanlık nezdinde yan yana gelebilmişler mi? Hepsi değil; ama birçoğu bu sorumluluğu hissetmiyor. Şehrimizin idari yönetiminden mesul olan valilik makamı, bu konuda ciddi bir vazife üstlendi mi?

Mersin'de hayati sorunlar var. Ciddi bir altyapı eksikliğinden dem vuruyor insanlar! Çarpık kentleşmeden iklim krizine, ulaşımdan hizmete hemen her alanda “bu kadarı da olmaz" dedirten cinsten problemlerimiz var.

Mersin'in ilk Think Tank kuruluşu olan Toros Akademi'nin bu konudaki tespitleri ve bir muhtıra niteliği taşıyan beyanatı kamuoyu ile paylaşıldı. Acaba ilgili ve yetkili birimler, dikkate alacak mı? Yoksa birileri, makamını muhafaza etme ya da bir üst makama yükselme gayretine devam mı edecek?

Unutmayın ki makamların en üstünü vatana hizmettir. Mustafa Kemal Paşa’nın ifadesiyle "vatanını seven, görevini en iyi yapandır.”

MERSİN'E SAHİP ÇIKIN!

Mersin birçok vilayete nazaran yüksek bir gelişme potansiyeline sahip bulunuyor. 1800’lü yılların başında limanın inşa edilmesiyle hızla büyümeye başlayan Mersin, öncesinde bir kasaba mesabesinde idi. 2 asır zarfında devasa bir surette büyüyen kentimiz yeterli yatırım ve planlı gelişim olanağına sahip olması durumunda ciddi bir yol kat edecektir. Fakat şehrin silüetini bozarak, çarpık kentleşerek, her yeri betona dönüştürerek değil! Deniziyle, tabiatıyla, nüfusu ve kaynaklarıyla Mersin bir bütündür.

Aslını muhafaza etmek ve kentin zenginliğine zarar vermemek kaydıyla hemen her girişim desteklenmelidir. Mersin hızla bir ticaret şehrine dönüştürülüyor. Buna bağlı olarak yoğun göç alıyor. Sosyal ve kültürel yatırımlar yetersiz kalıyor.

Turizm mi? Mersin'in turizm zenginliğini düşünen mi var? Birilerine göre limanın büyütülmesi yani ticaretin geliştirilmesi insandan da önemli ve öncelikli! Olmaz öyle şey!

Gelişen şehir hayatı, insana müreffeh bir ortam ve imkân sunmuyor ise burada gelişmişlikten söz edemeyiz! Dengesiz ve çarpık bir büyüme vardır.

Dikkatinizi çekmek istiyorum: gelişme ayrı, büyüme ayrıdır. Mersin'i bir ticaret şehri olarak büyütebilirsiniz; ama bir süre sonra altından kalmayacağınız büyük sorunlarla karşılaşırsınız. Bugün olduğu gibi. Gelişim olmalı; fakat Mersin'in tüm zenginliğine uygun olarak.

Mersin'i Türkiye Yüzyılına uygun olarak hazırlamalıyız. Başlamak için bugün henüz geç değil. Yarın çok geç olabilir!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.