31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Mersin’de ve diğer çok sayıda büyükşehir ve ilçede Ak Partinin veya Cumhur İttifakının seçim kaybetme nedenleri üzerine bazı notlar almıştım. AK Parti özelinde Mersin için yapmış olduğum ve halk değerlendirmeleri ve gözlemlerinden aldığım, oy kaybı sebepleri ile ilgili notlarda bir değişiklik veya ilerleme olup olmadığını değerlendirmek istiyorum.
BAŞTA SOSYOLOJİ OLMAK ÜZERE DİĞER SOSYAL BİLİMLERİ DEVREYE SOKMAMAK
Ak Parti Mersin’in demografik ve kültürel yapısını çözümlemek üzere özellikle sosyal bilimlerde uzman kişilerden oluşan bir ekip oluşturması gerekirdi. Bu ekip, toplumun yapısı yanında ihtiyaçları ve eğilimlerini belirlemekte ve elde edilen verilere uygun politikalar geliştirmekte etkili olurdu.
Aslında genel olarak Türkiye’deki partiler bilimsel veriler olarak, yaptırılan anket sonuçlarını dikkate almakta. Oysa uzun vadeli politikalar geliştirmek, sürdürülebilir ve sürekli artan bir seçmen veya üye kitlesine sahip olmak için sosyal bilimleri devreye sokmak gerekir. Mersin’in sosyolojik yapısı çok çeşitlidir. Buna bağlı olarak özellikle antropoloji alanında yer alan inançlar ve manevi değerler dikkate alınmadan parti politikaları belirlemek temelsiz olacaktır.
Ak Parti 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden bu yana bu yönde bir çalışma yapmadı. Seçmenler arasında Mersin Birinci Bölge ve Mersin İkinci Bölge olarak ikiye ayrılan seçmen kitlesinin sosyal ve kültürel yapısında, yaşam koşullarında ve buna bağlı olarak ihtiyaç kalemlerinde ve oranlarında farklılık vardır. Buna rağmen bilimselliğe önem verdiğini söyleyen Ak Parti Mersin teşkilatının böyle bir çalışma yapmaması ne kadar kısa süreli düşünce ve politikalar peşinde olduklarını göstermektedirler. Bilimsel temele ve verilere dayalı olmayan politikalar ve politik kararlar elbette seçim kaybettirir. Başka türlü olması, hayatın akışına ters bir durum olur. Bu da gösteriyor ki bir seçim yapılması halinde gene başarısız sonuçlar alınacaktır.
KİBİR, SEÇKİN GÖRÜNME VE MİLLETTEN KOPARAK KENDİSİNİ ÖZNE, MİLLETİ NESNE OLARAK GÖREN PARTİ YÖNETİCİLERİ
Milleti kendisinden ayrı tutan, kendisini milletten yüksek gören, bu millete yukarıdan bakan Ak Parti yöneticileri ve teşkilat mensupları 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde adeta millet tarafından cezalandırıldı. Bizim milletimiz şartlar ne olursa olsun kendisini kibirli ve seçkin gören kimseleri sevmez. Hele bu kişiler yönetici kademesinde iseler ve milleti nesne olarak görmeye devam ederlerse sonuçta millet bu tiplere tokadı vurur.
Aslında bu durumun parti ile de ilgisi yoktur. Bizim milletimiz hangi partiden ve kim olursa olsun böyle hastalıklı kişilikleri onaylamaz. Böyle kişilikler kucaklayıcı olamaz, sürekli ayrımcılık yaparlar ve kendilerini elit sınıftan gördükleri için içten içe millet ile dalga geçme eğilimi gösterirler. İticidirler ve ötekileştirmeyi severler.
Ak Parti Mersin teşkilatı 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden bu yana dikkat çeken değişikler yapamadı. Aslında 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinin sonuçları Ak Parti teşkilatının kendisini yeniden değerlendirmesi, gerekli değişiklik ve düzeltmeleri yapması için bir uyarı niteliğinde sonuçlardı. Çok az sayıda değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklikler ne kadar isabetli oldu konusu ayrı bir tartışma konusu ama çok yetersiz olduğu kesin. Bu da şu anlama geliyor ki önümüzdeki herhangi bir seçimde Mersin’de gene Ak Parti benzer sonuçları almaya, millet tarafından cezalandırılmaya devam edecektir.
MİLLET İLE TEMASIN KAYBEDİLMESİ, PARTİ GÜCÜ VE ETKİSİNİN BASKIYA DÖNÜŞTÜRÜLMESİ
Elbette seçimlerde oy kullanacak olanlar millettir. Herhangi bir parti millet ile teması kaybetmiş ise milletten kopmuş demektir. Her parti aslında gücünü milletten alır ve millet ile birlikte var olur. Millet ile temas kaybolunca doğal ve samimi yollarla temas oluşturmak yerine baskı ve tehdit gibi unsurlar devreye girer.
Millete hizmeti bir tehdit unsuru olarak kullanmak, bazı kanun ve kuralları devreye sokarak millet üzerinde baskı oluşturmak millet ile doğal teması koparır ve partiyi kanun ve kural partisi haline getirir. Oy karşılığında hizmet ne kötü bir şantaj ve tehdittir.
Ak Parti Mersin teşkilatının bireysel olarak milletle teması sağlayacak araçlar geliştiremediği açıktır. Sosyal yardımlaşma, fakir fukarayı kollama, sahipsizlerin sahibi olma gibi kuruluş ilkeleri en azından Mersin’de sadece bir slogan olarak kalmış görünmektedir. Halkın arasına karıştığında halkın severek ve isteyerek temas kurmaktan mutlu olduğu kaç tane Ak Parti teşkilatı mensubu var? Sadece poz verip resim çektirmek millet ile temas anlamına gelmez.
Milletin karşısına ilçe başkanı olarak çıkan birisi bir süre sonra ruhsatsız işletme açmakla gündeme gelmekte. Aynı kişi bir ileri aşamada kuyumcu dükkânı açarsa ve bu zenginleşme ve ticari ilerleme kısa sürede meydana gelirse millete izahı da zorlaşır elbette. Aynı kişi Ak Parti’nin seçimde kullandığı Yerli ve Milli Arabayı almayı tercih etmek yerine bir ithal marka arabaya binmeye başlarsa Ak Parti’nin merkezi ilkeleri ters düşmez mi?
Milletimiz meydana gelen bu tür tutarsızlıkların farkına varamıyor mu? Milletin gözünden hiçbir şey kaçmaz! Mersin teşkilatında bu tür örnekleri görmek mümkün. Böyle giderse önümüzdeki seçimlerde de aynı başarısızlığın gelmesi kaçınılmaz olacaktır.
YEREL YÖNETİMLERDE GÖSTERİLEN ADAYLARIN NİTELİKSİZ OLUŞU
31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde başarısızlığın önemli nedenlerinden birisi de aday belirleme süreçleri ile ilgili idi. Tepeden inme belirlenen, ahbap çavuş ilişkisi ile ilişkilendirilen adayların çoğu toplum nezdinde tanınan, bilinen ve takdir edilen adaylar değildi. Ben, sen ve bizim oğlan yöntemi ile aday belirlenirse ne olur? Bu yöntemlerle belirlenen adaylar, sahip oldukları olumsuz davranış, görüntü ve algılar ile kazanmaya değil kaybetmeye hizmet ettiler. Az olsun bizim olsun anlayışı partiye zarar verdi.
Mersin Ak Parti teşkilatı bagajı olumsuzluklarla dolu, geçmişi kirli, kötü yönde meşhur isimler veya hiç tanınmayan, millette karşılığı olmayan adaylar ile seçime girmesi durumunda doğal olarak kaybedecektir. 31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden bu yana çok zaman geçmiş olmasına rağmen, gelecek seçimlere yönelik liyakat sahibi muhtemel ve istikbal vadeden potansiyel adaylar üzerinde bir çalışma yapıldığını düşünmüyorum. Öyle görünüyor ki gene aynı hamam aynı tas olacak.
Mersin’de beceriksizliği ve yetersizliği nedeniyle belediye başkanlığını kaybeden birinin tekrar Ak Parti İl Başkanlığı için çalıştığı bilgisi, gelecekteki herhangi bir seçimde şimdiden Mersin’de Ak Parti’nin başarısız olacağına işaret etmektedir.
Mersin Ak Parti Teşkilatı kişilikli ve toplum nezdinde ağırlığı olan adaylar veya temsilciler yerine bulunduğu kaba göre şekil almaya çalışan, kaybetmekten zevk alan, kişiliksiz insanlara temsil yetkisi verdiği sürece Mersin’de seçim kazanamaz. Temsil gücü ve yeteneği olmayan adaylar Ak Parti’ye hep kaybettirecektir.
MİLLİ HASSASİYETTEN UZAKLAŞMA, GRUP, AŞİRET VE ETNİK ODAKLARA YASLANMA
Belki de sadece Mersin’e özgü bir durumdur bu ama Mersin Ak Parti teşkilatında grupların, etnik yapıların, aşiretlerin partiyi kendi istekleri ve hedefleri doğrultusunda yönlendirdiği bir gerçektir. Bir çeşit gruplaşma veya klikleşme, Mersin Ak Parti teşkilatının bir gerçeğidir. Bir gazeteci olarak Ak Partideki bu gruplaşmaya ve kliklere dikkat çeken yazılarım yayınlandı ama değişen bir şey yok. Aynı kişiler ve aynı gruplarla yola devam.
Mersin Ak Parti teşkilatı, özellikle zengin burjuvanın temsilcisi olan grupların vesayeti altındadır. Tüm seçimlerde ve Mersin için geliştirilecek önemli politikalarda bu burjuvazinin etkili olduğu görünen bir gerçektir. Parti içinde samimiyetle çalışan emekçilerin emekleri bu burjuvazi grubu tarafından sömürülmekte ve istismar edilmektedir.
Parti teşkilatında gruplaşma ve klikleşmenin sonucunda parti teşkilatı içinde görev yapan her bir parti yöneticisinin başka birinin adamı olduğu söylenmektedir. Bu grupların parti içindeki etkisi ve ayrıştırma gücü bir yana, diğer devlet kurumlarında da aynı şeyi devam ettirmektedirler. Örneğin Milli Eğitim Müdürlüğündeki yöneticilerin her birinin iktidar partisi içinde kimi temsil ettiği konusu halk arasında söylence haline gelmiştir. Mersin’de kim kimin adamı sorusu çok yağın bir sorudur. Diğer kamu kurumlarında da benzer bir durum vardır.
Mersin Ak Parti teşkilatı ayrımcılık, adam kayırmacılık, torpil yerine liyakat odaklı çalışmadıkça Mersin’de milletin teveccühünü kazanamaz. Üstelik devleti ve kurumları yöneten kişiler, devletin değil bir grubun veya kliğin adamı oluyorsa durum iyice tehlikeli hale gelir.
Elbette liyakat esasına göre çalışan kamu kurumu görevlileri onun veya bunun adamı olmak yerine devletin adamı olmayı benimsemeli. Ancak bu görevliler de istihdam edilirken nitelik ve liyakat esası dikkate alınmamışsa, bu tür olaylar görülecektir.
Mersin’de iktidar partisi olan Ak Parti bu tür gruplar, klikler veya aşiretler, tarikatların etkisinde kalarak politika geliştirdiği sürece Mersin’de seçim kazanamaz. Üzülerek söylüyorum ki bu üzücü durum Mersin Ak Parti teşkilatında devam ediyor.
Kamu kurumları siyasilerin istihdam alanları olmuş durumda. Mersin Üniversitesinin bile sadece Ak Parti değil diğer partilerde siyaset yapan siyasilerin de istihdam alanı olduğuna dair yazılarım hala geçerliliğini devam ettiriyor. Devlet kurumlarının siyasileşmesi yanlıştır. Her kamu kurumu milletin kurumudur, herhangi bir siyasi partinin değildir.
Mersin’de Ak Parti, iktidar partisi olarak devleti ve sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı temsil ettiğinin farkına varamaz ise, gruplar ve klikler yerine sayın Cumhurbaşkanının talimatları ve ilkeleri doğrultusunda uygulamalara öncelik vermez ise Mersin’de kaybedecektir. Çünkü aynı şartlarda ve aynı yöntemlerle yapılan işler aynı sonuçları vermeye mahkûmdur.
Mersin Ak Parti Teşkilatı değişimi öncelemedikçe önümüzdeki seçimlerde aynı başarısız sonuçlara kendini hazırlaması gerekir.