Bir Üniversite rektörü düşünün ki rektör olarak atanır atanmaz ikinci dönem nasıl atanırım sorusuna cevap aramaya başlar. Sonra kendisi için engel olabilecek veya kendisine rakip olabilecek akademisyenlerin listesini çıkarır…
Kendisi için en çok riskli gördüğü akademisyenleri kendisine yardımcı yapar ve onlar rektör yardımcıları olur. Kadro dolunca danışmanları belirler. Muhtemel rakipleri kendisine danışman alır.
Ayrıca siyasi olarak kendisine karşı çıkması muhtemel siyasi kişiliklerin oğlunu, kızını, eşini veya sevdiği birini de kendisine danışman alır…
Sıra geldi kendi yönetimini sürdürülebilir hale getirmeye. Bunun da yolunu bulur. Şehrin ileri gelen siyasilerinin yakınlarını üniversitede istihdam eder.
Bir başka yol ise şehrin ileri gelen zenginleri ve siyasileri ile ortaklılar kurmak… Tamamen duygusal ve ticari ortaklıklar…
Böylece mevcut riskleri bertaraf eden rektör kendisinin ve üniversitenin akademik yönünü parlatmak amacıyla sıklıkla gazetecilere davet verir. Gazetecilere ikramda bulunur ve onların kendi yönetimi lehine yazılar yazmasını sağlar.
Gazetelere verilen reklamlar ve köşe yazarlarına ödenen miktarları bilinmiyor ama “reddedilemeyecek kadar çok meblağ” adı veriliyor.
Bu arada muhtemel rakipler sivrilirse veya diğer güç odaklarının öne çıkarmaya çalıştığı akademisyenleri de boş bırakmaz. Onlara da makam teklifinde bulunur. Bazıları dekan olur bazıları da müdür…
Bu arada özellikle siyasilerle kurulan ortaklıklar işlemeye devam eder. Üniversiteye ait işletmelere malzeme temini, ihaleler, bağışlarla gidişat sağlama alınır.
Ama buna rağmen gelecekte rakip olması muhtemel olan, kendisini eleştiren veya teslim olmayıp direnen akademisyenler az değil. Sessiz kalanlara inat sesini çıkarmaya çalışan akademisyenlerin artık tek tek ayıklanması gerekir. Bunu niçin ne yapmalı?
Elbette bir ekip veya cemaat veya teşkilatla iş birliği ve akıl kaynağı vardır. Bu kaynak devreye sokulur ve çare bulunur. Karar verilir!
Yönetimi eleştiren ve gelecekte muhtemel rakip olma olasılığı bulunan inatçı akademisyenleri memuriyetten men edelim! Aç kalsın, ölsün bunlar!
Doğrudan memuriyetten men edilmeyeceğini bilen akıl hocaları kendisine bir yol gösterir ve bunun için de bir özel ekip oluşturulur. Ekip yapılacak ayıklama ve imha işlemlerini hukuka uygun hale getirmekle görevli.
Ama ortada bir sorun var. Akademisyenlere işlem yapmak için suç işlenmesi gerekir ve incelemeler, soruşturmalar bu suç temeline yapılmalı.
Öyle is suçlu yoksa suç yaratılmalı ve suçlu icat edilmeli.
Tam bu noktada üniversitede istihdam edilen FETÖ şaibeli, bu nedenle işlem görmüş, işten atılmış ve tekrar mahkeme kararı ile dönmüş akademisyenler devreye sokuluyor.
Malum böyle bir geçmişe sahip, özel eğitimli kişiler suç ihdas etmekte, şantaj ve iftirada uzman bir kadro.
Nihayet inatçı ve direnen akademisyenler için suç ihdas edilme aşaması başlıyor.
Suç ihdas etmek kolay. Hedefe koyulan akademisyenin odasına gelen akademisyenin kim olduğu, içeride ne konuştukları, dışarıda hangi kafede oturdukları hep izlemeye alınıyor. Zaten üniversitenin her birimi kameralarla sürekli izleniyor.
Kameralar dışında başka tür cihazların da olması çok muhtemel. Zira çalışma ekibi uzman kadrodan oluşturulmuş.
Sonra soruşturmalar başlıyor. Kiminle kafede oturdun ve ne konuştunuz? Unutulmamalı ki kafede oturulup konuşulan da çalışma ekibinden.
Hülasa çok karmaşık ve örgülü bir işlem. Bu alanda uzman bir güvenlik ekibi bu yapıyı ve işleyişini çözümleyebilir. Mevcut bilgi buraya kadar.
Ekip çalışıyor. Dekanlar, rektör yalakası akademisyenler devrede. Diğer uzman ekip tarafından ihdas edilen suçları hukuki hale dönüştürmek için çalışıyorlar.
Anlaşılan ekip sağlam. Hep birlikte listelenen akademisyenleri rektörün isteği ve emri doğrultusunda imha etmeye kararlı. İmha işlemi adım adım devam ediyor.
Şehirdeki üst yöneticiler ve yetkililer de bu ayıklama ve imha sürecine göz yumuyorlar.
Adı ve makamı ne olursa olsun insanların ekmeği ile oynamak, onların çoluk çocuğunu da mağdur etmek, bir insanı imha etmek adına tüm bir aileyi yok etmek çok zalimce bir düşünce.
Tam psikiyatrik vaka…
Gazze’de Netenyahu da ayıklama ve imha sürecini devam ettiriyor. O da yok etmeye odaklanmış. Onun derdi de kendi iktidarını sürdürmek.
İktidarı veya makamı sürdürmek uğruna insanları imha etmeyi hedeflemek insan olan insana hiç yakışmıyor!