Zeynel BOĞAN
Köşe Yazarı
Zeynel BOĞAN
 

Mersin’in FETÖ ile İmtihanı

Son zamanlarda gerçekleştiren operasyonlarda özellikle din istismarına dayalı suç örgütlerinin iç içe geçtikleri, bazen birlikte çalıştıkları, birbirlerini destekledikleri ortaya çıkmıştır. Bu ortaklık veya iç içe geçmişlik durumu bu tür suç örgütlerinin muhtemelen bir ortak akıl tarafından yapılan planlamalara göre davranan projeler olduğu yorumları da yapılmaktadır. Hemen hemen her suç örgütünün bir şekilde FETÖ bağlantısı ortaya çıkmaktadır. Mersin’in FETÖ ile imtihanının yeniden değerlendirilmesi bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yazı, her taşın altından çıkan bir terör örgütünün Mersin’deki serüvenini 2020 sonrası yerel ve ulusal basına yansıyan haberler üzerinden bir değerlendirmektedir. Bir örgütü anlamak, sadece operasyonları saymak değildir FETÖ meselesi Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra yalnızca bir güvenlik ve yargı konusu olmaktan çıkmış; devlet, eğitim, üniversite, bürokrasi, ekonomi, medya ve toplumsal ilişkiler bakımından uzun süre tartışılacak bir siyasal ve sosyolojik meseleye dönüşmüştür. Mersin bu tartışmanın dışında kalmamıştır. Aksine, nüfusu, ekonomik hareketliliği, limanı, eğitim kurumları, Adana ve çevre illerle ilişkileri ve geniş hinterlandı nedeniyle örgütsel yapılanmalar bakımından ayrıca incelenmesi gereken şehirlerden biridir. Ancak 2020 sonrasındaki haberleri incelerken önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bir kişinin FETÖ soruşturmasına konu olması, yakalanması veya bir gazetede hakkında iddia yayımlanması, o kişinin kesin olarak örgüt üyesi olduğu anlamına gelmez. Kesinleşmiş mahkeme kararları ile gazetecilik iddialarını birbirinden ayırmak hem hukuki hem de akademik açıdan zorunludur. Bu nedenle Mersin’de FETÖ meselesine bakarken üç farklı veri alanını birlikte değerlendirmek gerekir: 1. Kesinleşmiş yargı kararları ve resmi operasyonlar, 2. Gazetelerin ve köşe yazarlarının ileri sürdüğü iddialar, 3. Mersin Üniversitesi etrafında ortaya çıkan akademik kadro, yönetim ve liyakat tartışmaları. 2020 sonrası basın taraması, özellikle üçüncü alanın Mersin bakımından dikkat çekici olduğunu göstermektedir. 2020: Mersin Üniversitesi yeniden gündemde 2020 yılında Mersin Üniversitesi hakkında FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen bazı akademik meseleler yerel basına yansımaya başladı. Mersin Portal tarafından 2 Ekim 2020 tarihinde yayımlanan “Mersin Üniversitesi YÖK’ün Radarında” başlıklı yazıda, üniversitede görev yapan bazı akademisyenler hakkındaki iddialar ve YÖK Denetleme Kurulu'nun üniversite yönetiminden istediği bilgiler ele alındı. Haberde, YÖK Denetleme Kurulu'nun 10 Mart 2020 tarihli yazısıyla Mersin Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Yıldırım hakkında daha önceki bir ihbarla ilgili işlem yapılıp yapılmadığının sorulduğu aktarılmaktadır. Aynı haberde, doçentlik yabancı dil belgesinin FETÖ kapsamında ÖSYM tarafından iptal edilip edilmediği ve bu durumun akademik yükselmelere etkisinin araştırıldığı belirtilmiştir. Burada önemli olan yalnızca belirli bir akademisyen hakkında ortaya atılan iddialar değildir. Daha önemli soru şudur: Bir üniversite, geçmişindeki güvenlik ve liyakat sorunlarını nasıl denetler? Çünkü üniversitelerde FETÖ tartışması yalnızca “kim örgüt üyesidir?” sorusuna indirgenirse, meselenin kurumsal boyutu gözden kaçırılmış olur. Asıl meselelerden biri, akademik kadrolara atama ve yükseltmelerde kullanılan kriterlerin ne kadar şeffaf, objektif ve denetlenebilir olduğudur. Mersin Üniversitesi: FETÖ tartışmasının merkezindeki kurum Mersin Üniversitesi konusunda 2020 sonrasında basında en yoğun tartışmalardan biri, akademik kadrolar ve yabancı dil sınavları üzerinden yürümüştür. 2023 yılında Mersin Haberci Gazetesi yazarı Hediye Eroğlu, “MEÜ için MİT’e çağrı!” başlıklı haberinde Mersin Üniversitesi'nde 2022’den itibaren devam ettiği belirtilen bir FETÖ incelemesini gündeme taşıdı. Haberde, üniversitenin IELTS sınavını akademik yükseltmelerde kabul etmesi ve bu uygulamanın bazı adaylara doçentlik kadrosu sağladığı yönündeki iddialar aktarıldı. Haber ayrıca konunun Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu tarafından da köşeye taşındığını belirtiyor. Burada tekrar dikkat edilmesi gereken husus şudur: Bunlar basına yansıyan iddialardır. Bir gazetede yayımlanmış olması, iddianın yargı kararıyla kesinleştiği anlamına gelmez. Bununla birlikte, gazetecilik açısından önemli olan başka bir nokta vardır: İddialar Mersin Üniversitesi'nin akademik yönetimi ve kadro politikaları konusunda kamuoyunda bir soru işareti oluşturmuştur. Ersin Ramoğlu’nun yazıları ve “FETÖ üniversiteye girdi” tartışması 2023 yılında konu ulusal basında daha sert bir üslupla gündeme gelmiştir. Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu, 2 Ağustos 2023 tarihli “FETÖ üniversiteye girdi” başlıklı yazısında Mersin Üniversitesi'nde görev yapan bir akademisyen üzerinden FETÖ bağlantısı iddialarını gündeme getirmiştir. Ramoğlu'nun yazısında, Tarsuslu iş insanı Ramazan Hıdıroğlu'nun kızı Duygu Hıdıroğlu'nun Mersin Üniversitesi'nde öğretim üyesi olmasına ilişkin çeşitli iddialar ileri sürülmüştür. Bu iddiaların ardından Mersin Üniversitesi Rektörlüğü açıklama yapmıştır. Ramoğlu, 9 Ağustos 2023 tarihli “FETÖ’nün tavşan adayları” başlıklı yazısında da aynı tartışmayı sürdürmüş; IELTS ve akademik kadrolar üzerinden Mersin Üniversitesi yönetimine yönelik ağır eleştiriler yöneltmiştir. Bu tartışmanın önemi, yalnızca kullanılan sert ifadelerde değildir. Bir üniversite hakkında “FETÖ üniversiteye girdi” şeklinde bir başlığın ulusal gazetede yayımlanması, üniversitenin kamuoyundaki kurumsal itibarı bakımından ciddi bir olaydır. Dolayısıyla böyle bir iddia karşısında üniversite yönetiminin görevi yalnızca siyasi veya hukuki bir savunma yapmak değildir. Hangi kadro hangi kriterle verilmiştir? Hangi sınavlar kabul edilmiştir? Hangi soruşturmalar yapılmıştır? YÖK incelemeleri hangi aşamadadır? gibi sorulara belgeler üzerinden cevap verilmesi gerekir. İddia ile gerçek arasındaki çizgi Mersin Üniversitesi Rektörlüğü, 2023 yılında basında yer alan FETÖ suçlamalarına sert tepki göstermiştir. Mersin Objektif tarafından yayımlanan haberde, Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu'nun yazılarından sonra üniversite yönetiminin açıklama yaptığı aktarılmaktadır. Haberde özellikle Duygu Hıdıroğlu ve akademik kadro tartışması üzerinde durulmuştur. Bu durum bize Türkiye'deki FETÖ tartışmasının önemli bir özelliğini göstermektedir: Bir tarafta “örgüt üniversitelere sızıyor” iddiası, diğer tarafta “haksız ve delilsiz suçlama yapılıyor” savunması vardır. Tarsus Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu örneği Mersin Üniversitesi ile FETÖ arasındaki ilişkinin yalnızca gazetecilik iddialarından ibaret olmadığı, yargı kararlarında da görülebilmektedir. Danıştay 8. Dairesi'nin 2023 tarihli 2021/2757 Esas, 2023/5130 Karar sayılı kararında, Mersin Üniversitesi Tarsus Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapan bir kişiyle ilgili dava ele alınmıştır. Kararda, davacı hakkında FETÖ/PDY üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle yürütülen süreç ve kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin hukuki süreç incelenmiştir. Bu örnek önemlidir. Burada bir gazete iddiasından farklı olarak yargısal incelemeye konu olmuş bir üniversite personeli dosyası bulunmaktadır. Dolayısıyla Mersin Üniversitesi'nin FETÖ geçmişi araştırılırken, basında yer alan iddialar ile mahkeme kararlarının aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir. Tarsus: Mersin’in FETÖ haritasında özel bir yer Mersin'in ilçeleri içinde Tarsus, FETÖ haberlerinin yoğun biçimde yansıdığı merkezlerden biridir. Tarsus, Mersin'in en büyük ilçelerinden biri olmasının yanında ekonomik, sosyal ve eğitim bakımından güçlü bir merkezdir. Ayrıca Mersin Üniversitesi'nin Tarsus'ta geçmişte bir yüksekokul yapılanmasının bulunması, üniversite-FETÖ tartışmasını ilçeyle doğrudan ilişkilendiren hukuki dosyaların ortaya çıkmasına neden olmuştur. 2023 yılında Şehir Gazetesi, “Aranan FETÖ şüphelisi Mersin'de yakalandı” başlıklı haberinde, FETÖ üyeliğinden kesinleşmiş 6 yıl 3 ay hapis cezası bulunan bir kişinin Tarsus'ta yakalandığını bildirmiştir. Haber İhlas Haber Ajansı kaynaklıdır. 2024 yılında ise Demirören Haber Ajansı (DHA) muhabiri Okan Çalışkan, “Mersin'de FETÖ operasyon” başlıklı haberinde Tarsus'un Çiçekli Mahallesi'nde hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişinin yakalandığını bildirmiştir. Yine 2024'te Mersin'de Son Haber, Tarsus'ta altı firari FETÖ hükümlüsünün yakalandığını duyurmuştur. Bu haberler, Tarsus'un 2020 sonrası dönemde FETÖ'nün yalnızca tarihsel olarak tartışıldığı bir yer olmadığını; güvenlik ve adli süreçlerin de devam ettiğini göstermektedir. Silifke: örgütsel geçmişin ilçelere uzanan boyutu Mersin'in batısında bulunan Silifke de 2024 yılında FETÖ operasyonuyla gündeme gelmiştir. DHA, 2 Ekim 2024 tarihli haberinde Silifke'nin Yeşilovacık Mahallesi'nde hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan eski bir kamu görevlisinin yakalandığını ve tutuklandığını bildirmiştir. Haberin muhabiri Atike Ceylan Kaçar'dır. Aynı olay Mersin Haber tarafından da yayımlanmıştır. Buradaki önemli nokta, FETÖ tartışmasının yalnızca kent merkezinde veya üniversite çevresinde yoğunlaşmadığıdır. Mersin'in kıyı ilçelerine ve mahallelerine kadar uzanan adli dosyalar bulunmaktadır. Erdemli: FETÖ’nün eğitim boyutu Erdemli de FETÖ tartışmasında farklı bir nedenle öne çıkmaktadır. 2023 yılında Mersin Portal, Sözcü Gazetesi muhabiri Ali Ekber Şen'in haberine dayanarak “Erdemli Belediyesi’ne ‘FETÖ’ ilişkili kırtasiye üzerinden eğitim rantı suçlaması” başlıklı bir haber yayımlamıştır. Haberde, belediyenin kurs merkezleri üzerinden yürütülen eğitim faaliyetleri ve bir kırtasiye işletmesi hakkında ortaya atılan iddialar ele alınmış; söz konusu işletmenin sahibinin 2016 yılında FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklandığı bilgisine yer verilmiştir. Ancak burada da kritik ayrım korunmalıdır: Bir kişinin geçmişte FETÖ soruşturmasına konu olması ile daha sonraki bir belediye veya eğitim faaliyeti arasında otomatik olarak örgütsel bağ kurmak mümkün değildir. 2025 yılında Erdemli yeniden doğrudan operasyon haberleriyle gündeme gelmiştir. İHA, 7 Ağustos 2025 tarihinde hakkında 12 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir FETÖ hükümlüsünün Erdemli'de yakalandığını bildirmiştir. Mersin’in diğer ilçeleri: FETÖ meselesi tek bir merkeze sıkışmıyor 2020 sonrası haber akışına bakıldığında FETÖ meselesinin Mersin'in yalnızca merkez ilçelerinde değil, ilin farklı bölgelerinde de adli ve toplumsal gündeme geldiği görülmektedir. Mersin'in merkezinde Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçeleri bulunurken, il genelinde Tarsus, Erdemli, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Aydıncık, Bozyazı ve Çamlıyayla gibi ilçeler farklı dönemlerde FETÖ haberleriyle gündeme gelmiştir. Bu tablo bize FETÖ'nün Mersin'deki hikâyesinin yalnızca “polis operasyonları” hikâyesi olmadığını gösterir. Aynı zamanda bu hikâye eğitim + üniversite + kamu bürokrasisi + yerel ekonomi + cemaat ilişkileri + insan kaynakları + siyasi bağlantılar + aile ve hemşehrilik ağları üzerinden okunmalıdır. Zeynel Boğan: yerel gazeteciliğin FETÖ tartışmasındaki rolü Mersin merkezli tartışmalarda dikkat çeken isimlerden biri de gazeteci Zeynel Boğan'dır. Birebir Haber'de 25 Eylül 2025 tarihinde yayımlanan “FETÖ'nün Mersin'deki Alengirli Elemanları” başlıklı köşe yazısında Boğan, FETÖ meselesini yalnızca geçmiş operasyonlar üzerinden değil, güncel atamalar ve kurum içi ilişkiler üzerinden tartışmıştır. Boğan'ın yazısı özellikle Mersin Üniversitesi'ndeki bazı soruşturmaları, atama tartışmalarını ve rektörlük sürecini FETÖ tartışmasıyla ilişkilendiren sorular ortaya koymaktadır. Boğan'ın yazısının önemi başka bir yerde ortaya çıkar: Mersin'de FETÖ meselesinin hâlâ yerel gazetecilerin gündeminde olduğunu göstermesi. BİREBİR HABER ve “Mersin Üniversitesi ve FETÖ haberleri” Birebir Haber'in 15 Temmuz 2025 tarihli “Mersin Üniversitesi ve FETÖ Haberleri” başlıklı yayını da ayrıca önemlidir. Haberde, Mersin Üniversitesi ile FETÖ yapılanması arasındaki tartışmalar geçmiş haberler ve iddialar üzerinden değerlendirilmiş; özellikle üniversitedeki bazı akademik yapılanmalar ve geçmişten gelen tartışmalar gündeme getirilmiştir. Bu tür yayınların ortaya çıkması, Mersin Üniversitesi'nin FETÖ meselesinin yalnızca 2016-2017 dönemine ait bir “eski dosya” olarak görülmediğini göstermektedir. Tam tersine, 2020'lerden itibaren soru şu hale gelmiştir: 2016 sonrasında üniversitelerde gerçekten ne değişti? FETÖ meselesinde en tehlikeli alan: “etiketleme” FETÖ ile mücadelede iki farklı tehlike vardır. Birincisi, gerçekten örgütsel bağlantısı bulunan kişilerin çeşitli ilişkiler ve referanslar sayesinde sistem içerisinde kalmasıdır. Bu tehlike, devletin güvenliği ve kurumların liyakati açısından sorun yaratır. İkincisi ise FETÖ kavramının kanıtsız biçimde insanları itibarsızlaştırmak için kullanılmasıdır. Bu tehlike ise hukuk devleti, masumiyet karinesi ve akademik özgürlük açısından sorun yaratır. Mersin Üniversitesi için asil soru: 2016’dan sonra ne oldu? Mersin Üniversitesi konusunda bundan sonra yapılması gereken tartışma, yalnızca “kim FETÖ'cüydü?” sorusu değildir. Daha kapsamlı sorular şunlardır: 2016'dan sonra üniversitede kaç kişi FETÖ soruşturması geçirdi? Kaç kişi görevden uzaklaştırıldı veya ihraç edildi? Kaç kişi mahkeme kararıyla görevine döndü? Başka üniversitelerden ihraç edilen FETÖ iltisaklıların kaç tanesi Mersin Üniversitesinde istihdam edildi? Hangi akademik kadrolar hangi tarihlerde verildi? Akademik yükselmelerde hangi yabancı dil belgeleri kabul edildi? YÖK tarafından hangi konularda inceleme yapıldı? Bu incelemelerin sonuçları kamuoyuna açıklandı mı? Hakkında iddia bulunan kişilerle ilgili soruşturmalar nasıl sonuçlandı? 2016 sonrası dönemde yeni kadrolar oluşturulurken liyakat ve şeffaflık hangi ölçütlerle sağlandı? Mersin’in FETÖ hafızası yeniden yazılmalı! 2020 sonrasındaki haberler Mersin'de FETÖ meselesinin kapanmış bir dosya olmadığını göstermektedir. Tarsus'ta firari hükümlüler yakalanmış, Silifke'de kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler hakkında operasyonlar yapılmış, Erdemli'de benzer adli süreçler devam etmiş ve Mersin merkezinde FETÖ'nün öğrenci yapılanmasına yönelik operasyonlar gerçekleştirilmiştir. 2024 yılında Mersin Emniyet Müdürlüğü, Mersin merkezli olarak Elazığ ve Adana'yı da kapsayan bir operasyonla FETÖ'nün öğrenci yapılanmasına yönelik çalışmada 13 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur. Mersin bakımından daha önemli tartışma alanı Mersin Üniversitesidir. Çünkü üniversite, yalnızca bir eğitim kurumu değildir. Üniversite aynı zamanda toplumun gelecekteki yöneticilerini, akademisyenlerini, öğretmenlerini, hukukçularını, mühendislerini ve kamu görevlilerini yetiştirir. Dolayısıyla üniversitedeki olası bir örgütsel yapılanma, yalnızca birkaç kişinin meselesi değildir. Bir üniversitede liyakat bozulursa, bunun etkisi bir kadrodan çok daha büyük olur. Bir akademik sınavın güvenilirliği tartışmalı hale gelirse, bunun etkisi bir doçentlik dosyasını aşar. Bir kişinin referansla yükseldiği düşünülürse, bunun etkisi yalnızca o kişinin kariyerine değil, bütün akademik sisteme yayılır. Bu nedenle Mersin'in FETÖ meselesi “kim FETÖ'cü?” sorusundan daha geniş ele alınmalıdır. Mersin'deki kamu kurumları ve özellikle Mersin Üniversitesi, geçmişte yaşanan örgütlenme tecrübelerinden gerekli kurumsal dersleri çıkardı mı? Bu sorunun cevabı sloganlarda değil; belgelerde, mahkeme kararlarında, YÖK raporlarında, şeffaf atamalarda ve hesap verebilir yönetimde aranmalıdır. FETÖ ile mücadele, yalnızca örgüt mensuplarını yakalamak değildir. Asıl mücadele, örgütlerin yeniden ortaya çıkmasını mümkün kılan liyakatsizlik, kapalı referans ağları, denetimsizlik, kişiye göre hukuk ve kurumsal sadakat kültürünü ortadan kaldırmaktır. Çünkü bir örgütü tasfiye etmek mümkündür. Fakat örgütün doğmasına elverişli kurumsal iklimi değiştirmediğiniz sürece, tarih yalnızca isimleri değiştirerek kendisini yeniden yazabilir. Mersin'in geleceği açısından yapılması gerekenler: Geçmişi suçlamak yeterli değil, geçmişten ders çıkararak kurumları daha şeffaf, daha liyakatli ve daha denetlenebilir hale getirmek. Ve özellikle Mersin Üniversitesi açısından en sağlıklı yöntem, ne her eleştiriyi “FETÖ suçlaması” olarak görmek ne de her FETÖ iddiasını gerçek kabul etmektir. İddia varsa iddia olarak kalmamalı. Üniversite yönetimi bu iddiaları doğrulayan veya yanlışlaysan açıklamalar yaparak kamuoyunu bilgilendirmeli. Ve üniversitede kadro veriliyorsa liyakat konuşmalıdır. Mersin ve Mersin Üniversitesinin FETÖ kelimesi ile birlikte geçmesini istemiyoruz!
Ekleme Tarihi: 21 Ağustos 2026 -Cuma

Mersin’in FETÖ ile İmtihanı

Son zamanlarda gerçekleştiren operasyonlarda özellikle din istismarına dayalı suç örgütlerinin iç içe geçtikleri, bazen birlikte çalıştıkları, birbirlerini destekledikleri ortaya çıkmıştır. Bu ortaklık veya iç içe geçmişlik durumu bu tür suç örgütlerinin muhtemelen bir ortak akıl tarafından yapılan planlamalara göre davranan projeler olduğu yorumları da yapılmaktadır.

Hemen hemen her suç örgütünün bir şekilde FETÖ bağlantısı ortaya çıkmaktadır. Mersin’in FETÖ ile imtihanının yeniden değerlendirilmesi bir gereklilik olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu yazı, her taşın altından çıkan bir terör örgütünün Mersin’deki serüvenini 2020 sonrası yerel ve ulusal basına yansıyan haberler üzerinden bir değerlendirmektedir.

Bir örgütü anlamak, sadece operasyonları saymak değildir

FETÖ meselesi Türkiye’de 15 Temmuz 2016’dan sonra yalnızca bir güvenlik ve yargı konusu olmaktan çıkmış; devlet, eğitim, üniversite, bürokrasi, ekonomi, medya ve toplumsal ilişkiler bakımından uzun süre tartışılacak bir siyasal ve sosyolojik meseleye dönüşmüştür.

Mersin bu tartışmanın dışında kalmamıştır. Aksine, nüfusu, ekonomik hareketliliği, limanı, eğitim kurumları, Adana ve çevre illerle ilişkileri ve geniş hinterlandı nedeniyle örgütsel yapılanmalar bakımından ayrıca incelenmesi gereken şehirlerden biridir.

Ancak 2020 sonrasındaki haberleri incelerken önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bir kişinin FETÖ soruşturmasına konu olması, yakalanması veya bir gazetede hakkında iddia yayımlanması, o kişinin kesin olarak örgüt üyesi olduğu anlamına gelmez. Kesinleşmiş mahkeme kararları ile gazetecilik iddialarını birbirinden ayırmak hem hukuki hem de akademik açıdan zorunludur.

Bu nedenle Mersin’de FETÖ meselesine bakarken üç farklı veri alanını birlikte değerlendirmek gerekir:

1. Kesinleşmiş yargı kararları ve resmi operasyonlar,

2. Gazetelerin ve köşe yazarlarının ileri sürdüğü iddialar,

3. Mersin Üniversitesi etrafında ortaya çıkan akademik kadro, yönetim ve liyakat tartışmaları.

2020 sonrası basın taraması, özellikle üçüncü alanın Mersin bakımından dikkat çekici olduğunu göstermektedir.

2020: Mersin Üniversitesi yeniden gündemde

2020 yılında Mersin Üniversitesi hakkında FETÖ bağlantılı olduğu ileri sürülen bazı akademik meseleler yerel basına yansımaya başladı.

Mersin Portal tarafından 2 Ekim 2020 tarihinde yayımlanan “Mersin Üniversitesi YÖK’ün Radarında” başlıklı yazıda, üniversitede görev yapan bazı akademisyenler hakkındaki iddialar ve YÖK Denetleme Kurulu'nun üniversite yönetiminden istediği bilgiler ele alındı.

Haberde, YÖK Denetleme Kurulu'nun 10 Mart 2020 tarihli yazısıyla Mersin Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yunus Yıldırım hakkında daha önceki bir ihbarla ilgili işlem yapılıp yapılmadığının sorulduğu aktarılmaktadır. Aynı haberde, doçentlik yabancı dil belgesinin FETÖ kapsamında ÖSYM tarafından iptal edilip edilmediği ve bu durumun akademik yükselmelere etkisinin araştırıldığı belirtilmiştir.

Burada önemli olan yalnızca belirli bir akademisyen hakkında ortaya atılan iddialar değildir. Daha önemli soru şudur: Bir üniversite, geçmişindeki güvenlik ve liyakat sorunlarını nasıl denetler?

Çünkü üniversitelerde FETÖ tartışması yalnızca “kim örgüt üyesidir?” sorusuna indirgenirse, meselenin kurumsal boyutu gözden kaçırılmış olur.

Asıl meselelerden biri, akademik kadrolara atama ve yükseltmelerde kullanılan kriterlerin ne kadar şeffaf, objektif ve denetlenebilir olduğudur.

Mersin Üniversitesi: FETÖ tartışmasının merkezindeki kurum

Mersin Üniversitesi konusunda 2020 sonrasında basında en yoğun tartışmalardan biri, akademik kadrolar ve yabancı dil sınavları üzerinden yürümüştür.

2023 yılında Mersin Haberci Gazetesi yazarı Hediye Eroğlu, “MEÜ için MİT’e çağrı!” başlıklı haberinde Mersin Üniversitesi'nde 2022’den itibaren devam ettiği belirtilen bir FETÖ incelemesini gündeme taşıdı.

Haberde, üniversitenin IELTS sınavını akademik yükseltmelerde kabul etmesi ve bu uygulamanın bazı adaylara doçentlik kadrosu sağladığı yönündeki iddialar aktarıldı. Haber ayrıca konunun Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu tarafından da köşeye taşındığını belirtiyor.

Burada tekrar dikkat edilmesi gereken husus şudur: Bunlar basına yansıyan iddialardır. Bir gazetede yayımlanmış olması, iddianın yargı kararıyla kesinleştiği anlamına gelmez.

Bununla birlikte, gazetecilik açısından önemli olan başka bir nokta vardır: İddialar Mersin Üniversitesi'nin akademik yönetimi ve kadro politikaları konusunda kamuoyunda bir soru işareti oluşturmuştur.

Ersin Ramoğlu’nun yazıları ve “FETÖ üniversiteye girdi” tartışması

2023 yılında konu ulusal basında daha sert bir üslupla gündeme gelmiştir.

Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu, 2 Ağustos 2023 tarihli “FETÖ üniversiteye girdi” başlıklı yazısında Mersin Üniversitesi'nde görev yapan bir akademisyen üzerinden FETÖ bağlantısı iddialarını gündeme getirmiştir.

Ramoğlu'nun yazısında, Tarsuslu iş insanı Ramazan Hıdıroğlu'nun kızı Duygu Hıdıroğlu'nun Mersin Üniversitesi'nde öğretim üyesi olmasına ilişkin çeşitli iddialar ileri sürülmüştür. Bu iddiaların ardından Mersin Üniversitesi Rektörlüğü açıklama yapmıştır.

Ramoğlu, 9 Ağustos 2023 tarihli “FETÖ’nün tavşan adayları” başlıklı yazısında da aynı tartışmayı sürdürmüş; IELTS ve akademik kadrolar üzerinden Mersin Üniversitesi yönetimine yönelik ağır eleştiriler yöneltmiştir.

Bu tartışmanın önemi, yalnızca kullanılan sert ifadelerde değildir. Bir üniversite hakkında “FETÖ üniversiteye girdi” şeklinde bir başlığın ulusal gazetede yayımlanması, üniversitenin kamuoyundaki kurumsal itibarı bakımından ciddi bir olaydır.

Dolayısıyla böyle bir iddia karşısında üniversite yönetiminin görevi yalnızca siyasi veya hukuki bir savunma yapmak değildir. Hangi kadro hangi kriterle verilmiştir? Hangi sınavlar kabul edilmiştir? Hangi soruşturmalar yapılmıştır? YÖK incelemeleri hangi aşamadadır? gibi sorulara belgeler üzerinden cevap verilmesi gerekir.

İddia ile gerçek arasındaki çizgi

Mersin Üniversitesi Rektörlüğü, 2023 yılında basında yer alan FETÖ suçlamalarına sert tepki göstermiştir.

Mersin Objektif tarafından yayımlanan haberde, Sabah Gazetesi Güney yazarı Ersin Ramoğlu'nun yazılarından sonra üniversite yönetiminin açıklama yaptığı aktarılmaktadır. Haberde özellikle Duygu Hıdıroğlu ve akademik kadro tartışması üzerinde durulmuştur.

Bu durum bize Türkiye'deki FETÖ tartışmasının önemli bir özelliğini göstermektedir: Bir tarafta “örgüt üniversitelere sızıyor” iddiası, diğer tarafta “haksız ve delilsiz suçlama yapılıyor” savunması vardır.

Tarsus Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu örneği

Mersin Üniversitesi ile FETÖ arasındaki ilişkinin yalnızca gazetecilik iddialarından ibaret olmadığı, yargı kararlarında da görülebilmektedir.

Danıştay 8. Dairesi'nin 2023 tarihli 2021/2757 Esas, 2023/5130 Karar sayılı kararında, Mersin Üniversitesi Tarsus Uygulamalı Teknoloji ve İşletmecilik Yüksekokulu Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölümü'nde araştırma görevlisi olarak görev yapan bir kişiyle ilgili dava ele alınmıştır.

Kararda, davacı hakkında FETÖ/PDY üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunduğu gerekçesiyle yürütülen süreç ve kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin hukuki süreç incelenmiştir.

Bu örnek önemlidir. Burada bir gazete iddiasından farklı olarak yargısal incelemeye konu olmuş bir üniversite personeli dosyası bulunmaktadır.

Dolayısıyla Mersin Üniversitesi'nin FETÖ geçmişi araştırılırken, basında yer alan iddialar ile mahkeme kararlarının aynı kategoride değerlendirilmemesi gerekir.

Tarsus: Mersin’in FETÖ haritasında özel bir yer

Mersin'in ilçeleri içinde Tarsus, FETÖ haberlerinin yoğun biçimde yansıdığı merkezlerden biridir.

Tarsus, Mersin'in en büyük ilçelerinden biri olmasının yanında ekonomik, sosyal ve eğitim bakımından güçlü bir merkezdir. Ayrıca Mersin Üniversitesi'nin Tarsus'ta geçmişte bir yüksekokul yapılanmasının bulunması, üniversite-FETÖ tartışmasını ilçeyle doğrudan ilişkilendiren hukuki dosyaların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

2023 yılında Şehir Gazetesi, “Aranan FETÖ şüphelisi Mersin'de yakalandı” başlıklı haberinde, FETÖ üyeliğinden kesinleşmiş 6 yıl 3 ay hapis cezası bulunan bir kişinin Tarsus'ta yakalandığını bildirmiştir. Haber İhlas Haber Ajansı kaynaklıdır.

2024 yılında ise Demirören Haber Ajansı (DHA) muhabiri Okan Çalışkan, “Mersin'de FETÖ operasyon” başlıklı haberinde Tarsus'un Çiçekli Mahallesi'nde hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir kişinin yakalandığını bildirmiştir.

Yine 2024'te Mersin'de Son Haber, Tarsus'ta altı firari FETÖ hükümlüsünün yakalandığını duyurmuştur.

Bu haberler, Tarsus'un 2020 sonrası dönemde FETÖ'nün yalnızca tarihsel olarak tartışıldığı bir yer olmadığını; güvenlik ve adli süreçlerin de devam ettiğini göstermektedir.

Silifke: örgütsel geçmişin ilçelere uzanan boyutu

Mersin'in batısında bulunan Silifke de 2024 yılında FETÖ operasyonuyla gündeme gelmiştir.

DHA, 2 Ekim 2024 tarihli haberinde Silifke'nin Yeşilovacık Mahallesi'nde hakkında 6 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan eski bir kamu görevlisinin yakalandığını ve tutuklandığını bildirmiştir. Haberin muhabiri Atike Ceylan Kaçar'dır.

Aynı olay Mersin Haber tarafından da yayımlanmıştır.

Buradaki önemli nokta, FETÖ tartışmasının yalnızca kent merkezinde veya üniversite çevresinde yoğunlaşmadığıdır. Mersin'in kıyı ilçelerine ve mahallelerine kadar uzanan adli dosyalar bulunmaktadır.

Erdemli: FETÖ’nün eğitim boyutu

Erdemli de FETÖ tartışmasında farklı bir nedenle öne çıkmaktadır.

2023 yılında Mersin Portal, Sözcü Gazetesi muhabiri Ali Ekber Şen'in haberine dayanarak “Erdemli Belediyesi’ne ‘FETÖ’ ilişkili kırtasiye üzerinden eğitim rantı suçlaması” başlıklı bir haber yayımlamıştır.

Haberde, belediyenin kurs merkezleri üzerinden yürütülen eğitim faaliyetleri ve bir kırtasiye işletmesi hakkında ortaya atılan iddialar ele alınmış; söz konusu işletmenin sahibinin 2016 yılında FETÖ üyeliği suçlamasıyla tutuklandığı bilgisine yer verilmiştir.

Ancak burada da kritik ayrım korunmalıdır: Bir kişinin geçmişte FETÖ soruşturmasına konu olması ile daha sonraki bir belediye veya eğitim faaliyeti arasında otomatik olarak örgütsel bağ kurmak mümkün değildir.

2025 yılında Erdemli yeniden doğrudan operasyon haberleriyle gündeme gelmiştir. İHA, 7 Ağustos 2025 tarihinde hakkında 12 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezası bulunan bir FETÖ hükümlüsünün Erdemli'de yakalandığını bildirmiştir.

Mersin’in diğer ilçeleri: FETÖ meselesi tek bir merkeze sıkışmıyor

2020 sonrası haber akışına bakıldığında FETÖ meselesinin Mersin'in yalnızca merkez ilçelerinde değil, ilin farklı bölgelerinde de adli ve toplumsal gündeme geldiği görülmektedir.

Mersin'in merkezinde Akdeniz, Mezitli, Toroslar ve Yenişehir ilçeleri bulunurken, il genelinde Tarsus, Erdemli, Silifke, Anamur, Mut, Gülnar, Aydıncık, Bozyazı ve Çamlıyayla gibi ilçeler farklı dönemlerde FETÖ haberleriyle gündeme gelmiştir.

Bu tablo bize FETÖ'nün Mersin'deki hikâyesinin yalnızca “polis operasyonları” hikâyesi olmadığını gösterir.

Aynı zamanda bu hikâye eğitim + üniversite + kamu bürokrasisi + yerel ekonomi + cemaat ilişkileri + insan kaynakları + siyasi bağlantılar + aile ve hemşehrilik ağları üzerinden okunmalıdır.

Zeynel Boğan: yerel gazeteciliğin FETÖ tartışmasındaki rolü

Mersin merkezli tartışmalarda dikkat çeken isimlerden biri de gazeteci Zeynel Boğan'dır.

Birebir Haber'de 25 Eylül 2025 tarihinde yayımlanan “FETÖ'nün Mersin'deki Alengirli Elemanları” başlıklı köşe yazısında Boğan, FETÖ meselesini yalnızca geçmiş operasyonlar üzerinden değil, güncel atamalar ve kurum içi ilişkiler üzerinden tartışmıştır.

Boğan'ın yazısı özellikle Mersin Üniversitesi'ndeki bazı soruşturmaları, atama tartışmalarını ve rektörlük sürecini FETÖ tartışmasıyla ilişkilendiren sorular ortaya koymaktadır.

Boğan'ın yazısının önemi başka bir yerde ortaya çıkar: Mersin'de FETÖ meselesinin hâlâ yerel gazetecilerin gündeminde olduğunu göstermesi.

BİREBİR HABER ve “Mersin Üniversitesi ve FETÖ haberleri”

Birebir Haber'in 15 Temmuz 2025 tarihli “Mersin Üniversitesi ve FETÖ Haberleri” başlıklı yayını da ayrıca önemlidir.

Haberde, Mersin Üniversitesi ile FETÖ yapılanması arasındaki tartışmalar geçmiş haberler ve iddialar üzerinden değerlendirilmiş; özellikle üniversitedeki bazı akademik yapılanmalar ve geçmişten gelen tartışmalar gündeme getirilmiştir.

Bu tür yayınların ortaya çıkması, Mersin Üniversitesi'nin FETÖ meselesinin yalnızca 2016-2017 dönemine ait bir “eski dosya” olarak görülmediğini göstermektedir.

Tam tersine, 2020'lerden itibaren soru şu hale gelmiştir: 2016 sonrasında üniversitelerde gerçekten ne değişti?

FETÖ meselesinde en tehlikeli alan: “etiketleme”

FETÖ ile mücadelede iki farklı tehlike vardır.

Birincisi, gerçekten örgütsel bağlantısı bulunan kişilerin çeşitli ilişkiler ve referanslar sayesinde sistem içerisinde kalmasıdır. Bu tehlike, devletin güvenliği ve kurumların liyakati açısından sorun yaratır.

İkincisi ise FETÖ kavramının kanıtsız biçimde insanları itibarsızlaştırmak için kullanılmasıdır. Bu tehlike ise hukuk devleti, masumiyet karinesi ve akademik özgürlük açısından sorun yaratır.

Mersin Üniversitesi için asil soru: 2016’dan sonra ne oldu?

Mersin Üniversitesi konusunda bundan sonra yapılması gereken tartışma, yalnızca “kim FETÖ'cüydü?” sorusu değildir.

Daha kapsamlı sorular şunlardır:

2016'dan sonra üniversitede kaç kişi FETÖ soruşturması geçirdi?

Kaç kişi görevden uzaklaştırıldı veya ihraç edildi?

Kaç kişi mahkeme kararıyla görevine döndü?

Başka üniversitelerden ihraç edilen FETÖ iltisaklıların kaç tanesi Mersin Üniversitesinde istihdam edildi?

Hangi akademik kadrolar hangi tarihlerde verildi?

Akademik yükselmelerde hangi yabancı dil belgeleri kabul edildi?

YÖK tarafından hangi konularda inceleme yapıldı?

Bu incelemelerin sonuçları kamuoyuna açıklandı mı?

Hakkında iddia bulunan kişilerle ilgili soruşturmalar nasıl sonuçlandı?

2016 sonrası dönemde yeni kadrolar oluşturulurken liyakat ve şeffaflık hangi ölçütlerle sağlandı?

Mersin’in FETÖ hafızası yeniden yazılmalı!

2020 sonrasındaki haberler Mersin'de FETÖ meselesinin kapanmış bir dosya olmadığını göstermektedir.

Tarsus'ta firari hükümlüler yakalanmış, Silifke'de kesinleşmiş hapis cezası bulunan kişiler hakkında operasyonlar yapılmış, Erdemli'de benzer adli süreçler devam etmiş ve Mersin merkezinde FETÖ'nün öğrenci yapılanmasına yönelik operasyonlar gerçekleştirilmiştir. 2024 yılında Mersin Emniyet Müdürlüğü, Mersin merkezli olarak Elazığ ve Adana'yı da kapsayan bir operasyonla FETÖ'nün öğrenci yapılanmasına yönelik çalışmada 13 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur.

Mersin bakımından daha önemli tartışma alanı Mersin Üniversitesidir. Çünkü üniversite, yalnızca bir eğitim kurumu değildir. Üniversite aynı zamanda toplumun gelecekteki yöneticilerini, akademisyenlerini, öğretmenlerini, hukukçularını, mühendislerini ve kamu görevlilerini yetiştirir.

Dolayısıyla üniversitedeki olası bir örgütsel yapılanma, yalnızca birkaç kişinin meselesi değildir.

Bir üniversitede liyakat bozulursa, bunun etkisi bir kadrodan çok daha büyük olur.

Bir akademik sınavın güvenilirliği tartışmalı hale gelirse, bunun etkisi bir doçentlik dosyasını aşar.

Bir kişinin referansla yükseldiği düşünülürse, bunun etkisi yalnızca o kişinin kariyerine değil, bütün akademik sisteme yayılır.

Bu nedenle Mersin'in FETÖ meselesi “kim FETÖ'cü?” sorusundan daha geniş ele alınmalıdır.

Mersin'deki kamu kurumları ve özellikle Mersin Üniversitesi, geçmişte yaşanan örgütlenme tecrübelerinden gerekli kurumsal dersleri çıkardı mı?

Bu sorunun cevabı sloganlarda değil; belgelerde, mahkeme kararlarında, YÖK raporlarında, şeffaf atamalarda ve hesap verebilir yönetimde aranmalıdır.

FETÖ ile mücadele, yalnızca örgüt mensuplarını yakalamak değildir.

Asıl mücadele, örgütlerin yeniden ortaya çıkmasını mümkün kılan liyakatsizlik, kapalı referans ağları, denetimsizlik, kişiye göre hukuk ve kurumsal sadakat kültürünü ortadan kaldırmaktır.

Çünkü bir örgütü tasfiye etmek mümkündür.

Fakat örgütün doğmasına elverişli kurumsal iklimi değiştirmediğiniz sürece, tarih yalnızca isimleri değiştirerek kendisini yeniden yazabilir.

Mersin'in geleceği açısından yapılması gerekenler:

Geçmişi suçlamak yeterli değil, geçmişten ders çıkararak kurumları daha şeffaf, daha liyakatli ve daha denetlenebilir hale getirmek.

Ve özellikle Mersin Üniversitesi açısından en sağlıklı yöntem, ne her eleştiriyi “FETÖ suçlaması” olarak görmek ne de her FETÖ iddiasını gerçek kabul etmektir.

İddia varsa iddia olarak kalmamalı. Üniversite yönetimi bu iddiaları doğrulayan veya yanlışlaysan açıklamalar yaparak kamuoyunu bilgilendirmeli.

Ve üniversitede kadro veriliyorsa liyakat konuşmalıdır.

Mersin ve Mersin Üniversitesinin FETÖ kelimesi ile birlikte geçmesini istemiyoruz!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.