Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
 

Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin!

“Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin. Bu dünyada yolculuğunu tamamlayabilen kim oldu ki?” demiş Sinoplu Diyojen.  Çevremde "bir daha, bir daha" diyenleri görünce, "bu yetmez, daha da çok kazanmam lazım", "daha da yukarı tırmanmam lazım" seslerini eşitince “Nereye gidiyorsun ve tüm bu telaşın sebebi ne?” sorusunu sormadan edemiyorum. İşte ders dolu, felsefe dolu, irfan dolu bir hikaye... Hikaye çok ilginç ve güncel gelince Türkçeye aktarayım dedim.  Büyük İskender, Hindistan seferine çıkmadan önce, zamanın en bilge isimlerinden biri olarak bilinen Diyojen’i ziyaret etmeye karar verdi. İskender, o dönemin en kudretli hükümdarıydı ve hırsı tüm dünyaya sığmıyordu. Nehir kıyısında, güneşin tadını çıkararak kumların üzerinde uzanan Diyojen’i bulduğunda, aralarında tarihe geçen o diyalog başladı. Diyojen, çıplak ve huzurlu bir şekilde yatarken, dünyanın yarısını diz çöktürmüş hükümdara sakin bir sesle sordu: “Nereye gidiyorsun ve tüm bu telaşın sebebi ne?” İskender mağrur bir tavırla, “Önce Küçük Asya’yı fethedeceğim,” dedi. Diyojen istifini bozmadan devam etti: “Peki, Küçük Asya’yı fethettikten sonra ne yapacaksın?” İskender’in cevabı hazırdı: “Sonra Hindistan’a geçip orayı da fethedeceğim.” Bilge tekrar sordu: “Peki, ya sonra?” “Tüm dünyayı fethedeceğim,” dedi fetih arzusuyla yanan genç kral. Diyojen, güneşli sabahın tadını çıkarmaya devam ederek, “Peki dünyayı fethettikten sonra ne yapacaksın?” diye sordu. İskender, hiç düşünmeden, “O zaman durup dinleneceğim,” dedi. Bu cevap üzerine Diyojen, kahkahalarla gülmeye başladı. Yanında duran köpeğine seslenerek, “Şu deli kralın söylediklerini duyuyor musun?” dedi. “Adam dünyayı fethettikten sonra dinleneceğini söylüyor. Oysa biz, hiçbir yeri fethetmeden tam şu anda dinleniyoruz.” Ardından İskender’e dönerek, “Madem nihai amacın dinlenmek, neden hemen şimdi gelip nehrin kenarında, bizimle birlikte bu güzel güneşin altında uzanmıyorsun? Burada hepimize yetecek kadar yer var. Ben zaten şu an dinleniyorum. Neden tüm dünyayı birbirine katıp bu kadar acı ve yıkıma sebep oluyorsun? Dinlenmek için bunca yolu gitmene gerek yok, şu an burada dinlenebilirsin,” dedi. İskender, içinde bir yerlerin sarsıldığını hissetti; biraz mahcup bir şekilde, “Söylediklerin çok mantıklı, ancak şimdi duramam. Bırak önce dünyayı dize getireyim,” diye cevapladı. Bilge, dünyevi hırsların anlamsızlığını yüzüne vurdu: “Dünya fethi ile huzur arasında hiçbir bağ yok. İşte ben, dünyayı fethetmeye kalkmadan da huzur içinde dinlenebiliyorum.” İskender, “Söylediklerinde bir doğruluk payı var,” dedi ve ekledi: “Ama ben artık yola çıktım; yolun yarısında geri dönemem.” Diyojen, sanki geleceği okuyormuş gibi acı bir hakikatle karşılık verdi: “Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin. Bu dünyada yolculuğunu tamamlayabilen kim oldu ki?” Diyojen’in sözleri kısa süre sonra kehanete dönüştü. Hindistan seferinden dönerken, İskender hastalandı ve vatanı Yunanistan’a bile ulaşamadan hayatını kaybetti. Tıpkı Diyojen’in dediği gibi, yolun yarısında kalmıştı. Tarihteki tüm İskenderler, hep yolun yarısında ölürler. Bir ömür boyu servet ve güç toplarlar ama tadını çıkaracak vakitleri kalmaz. Bir orkestra için tüm enstrümanları kusursuzca hazırlarlar, ancak sıra çalmaya geldiğinde, enstrümanları kullanma yetilerini çoktan yitirdiklerini fark ederler. Ellerinde koca bir boşlukla, hüzünle göçüp giderler. İskender de dünyayı fethetme hayalleriyle çıktığı bu yoldan, eli boş dönmüştür. Kaynak: Osho, Krishna: The Man and His Philosophy
Ekleme Tarihi: 19 Ağustos 2026 -Çarşamba

Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin!

“Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin. Bu dünyada yolculuğunu tamamlayabilen kim oldu ki?” demiş Sinoplu Diyojen. 

Çevremde "bir daha, bir daha" diyenleri görünce, "bu yetmez, daha da çok kazanmam lazım", "daha da yukarı tırmanmam lazım" seslerini eşitince “Nereye gidiyorsun ve tüm bu telaşın sebebi ne?” sorusunu sormadan edemiyorum.

İşte ders dolu, felsefe dolu, irfan dolu bir hikaye...

Hikaye çok ilginç ve güncel gelince Türkçeye aktarayım dedim. 

Büyük İskender, Hindistan seferine çıkmadan önce, zamanın en bilge isimlerinden biri olarak bilinen Diyojen’i ziyaret etmeye karar verdi. İskender, o dönemin en kudretli hükümdarıydı ve hırsı tüm dünyaya sığmıyordu. Nehir kıyısında, güneşin tadını çıkararak kumların üzerinde uzanan Diyojen’i bulduğunda, aralarında tarihe geçen o diyalog başladı.

Diyojen, çıplak ve huzurlu bir şekilde yatarken, dünyanın yarısını diz çöktürmüş hükümdara sakin bir sesle sordu:

“Nereye gidiyorsun ve tüm bu telaşın sebebi ne?”

İskender mağrur bir tavırla, “Önce Küçük Asya’yı fethedeceğim,” dedi.

Diyojen istifini bozmadan devam etti: “Peki, Küçük Asya’yı fethettikten sonra ne yapacaksın?”

İskender’in cevabı hazırdı: “Sonra Hindistan’a geçip orayı da fethedeceğim.”

Bilge tekrar sordu: “Peki, ya sonra?”

“Tüm dünyayı fethedeceğim,” dedi fetih arzusuyla yanan genç kral.

Diyojen, güneşli sabahın tadını çıkarmaya devam ederek, “Peki dünyayı fethettikten sonra ne yapacaksın?” diye sordu.

İskender, hiç düşünmeden, “O zaman durup dinleneceğim,” dedi.

Bu cevap üzerine Diyojen, kahkahalarla gülmeye başladı. Yanında duran köpeğine seslenerek, “Şu deli kralın söylediklerini duyuyor musun?” dedi. “Adam dünyayı fethettikten sonra dinleneceğini söylüyor. Oysa biz, hiçbir yeri fethetmeden tam şu anda dinleniyoruz.”

Ardından İskender’e dönerek, “Madem nihai amacın dinlenmek, neden hemen şimdi gelip nehrin kenarında, bizimle birlikte bu güzel güneşin altında uzanmıyorsun? Burada hepimize yetecek kadar yer var. Ben zaten şu an dinleniyorum. Neden tüm dünyayı birbirine katıp bu kadar acı ve yıkıma sebep oluyorsun? Dinlenmek için bunca yolu gitmene gerek yok, şu an burada dinlenebilirsin,” dedi.

İskender, içinde bir yerlerin sarsıldığını hissetti; biraz mahcup bir şekilde, “Söylediklerin çok mantıklı, ancak şimdi duramam. Bırak önce dünyayı dize getireyim,” diye cevapladı.

Bilge, dünyevi hırsların anlamsızlığını yüzüne vurdu: “Dünya fethi ile huzur arasında hiçbir bağ yok. İşte ben, dünyayı fethetmeye kalkmadan da huzur içinde dinlenebiliyorum.”

İskender, “Söylediklerinde bir doğruluk payı var,” dedi ve ekledi: “Ama ben artık yola çıktım; yolun yarısında geri dönemem.”

Diyojen, sanki geleceği okuyormuş gibi acı bir hakikatle karşılık verdi: “Aslında tam yolun ortasında geri döneceksin. Bu dünyada yolculuğunu tamamlayabilen kim oldu ki?”

Diyojen’in sözleri kısa süre sonra kehanete dönüştü. Hindistan seferinden dönerken, İskender hastalandı ve vatanı Yunanistan’a bile ulaşamadan hayatını kaybetti. Tıpkı Diyojen’in dediği gibi, yolun yarısında kalmıştı.

Tarihteki tüm İskenderler, hep yolun yarısında ölürler. Bir ömür boyu servet ve güç toplarlar ama tadını çıkaracak vakitleri kalmaz. Bir orkestra için tüm enstrümanları kusursuzca hazırlarlar, ancak sıra çalmaya geldiğinde, enstrümanları kullanma yetilerini çoktan yitirdiklerini fark ederler. Ellerinde koca bir boşlukla, hüzünle göçüp giderler. İskender de dünyayı fethetme hayalleriyle çıktığı bu yoldan, eli boş dönmüştür.

Kaynak: Osho, Krishna: The Man and His Philosophy

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.