Güya Gazze’de barış sağlandı. Dünyanın önde gelen liderleri barış anlaşmasını büyük bir törenle, kamuoyu önünde imzaladı. Barış gerçekten sahaya yansıdı mı?
Elbette hayır.
Gazze’de yasadışı yerleşim yerleri kurulurken şehirlerin izleri siliniyor. Gelen yardımlar engellenmeye devam ediyor. Filistinlileri Gazze’den sürme hedefine yönelik her şey çekinmeden, göstere göstere yapılıyor.
Al Jazeera’nin analiz haberine göre, dokuz aylık “ateşkes” süresince, İsrail saldırılarında en az 1.127 Filistinli öldürdü. Gazze’deki koşullar gün geçtikçe dayanılmaz hale geliyor.
Birleşmiş Milletler raporuna göre, bu dokuz aylık “ateşkes” süresince en az 265 çocuk öldürüldü. Açlık devam ediyor. Sağlık sistemi çalışmıyor ve ciddi ilaç sıkıntısı çekiliyor.
Bu İsrail’in uyguladığı yeni bir strateji değil. Bu strateji, sadece fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda bölgenin demografik yapısını değiştirme ve yaşam alanlarını sürdürülemez kılarak halkı zorunlu göçe mecbur bırakma planının bir parçası aslında. Bu strateji ile Gazze’de insani kriz derinleşirken, Gazze üzerindeki kontrol kalıcı hale getiriliyor.
Gazze Şeridi, yıkılmış binalar, harabe olmuş konut kalıntıları ile bir arkeolojik kazı alanının anımsatıyor.
Gazze’de işgal devam ediyor. Dünya kamuoyu İran, ABD, Hürmüz Boğazı ve Ukrayna ile meşgul edilirken Gazze adım adım işgal edilerek yerleşim yeri haline getiriliyor.
Bu durumu İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da doğruladı. Geçen hafta verdiği demeçte, “Gazze’nin kuzeyinde bulunan o yerlerde, aynı zamanda askeri bir varlık olan üç Nahal karakolu kurmaya niyetliyim” dedi.
Bölge üzerindeki İsrail kontrolünü tahkim etmeyi amaçlayan bu karakolların aynı zamanda işgalci yerleşimcileri de koruyup kollayacağını tahmin etmek zor değil. Böylece işgalcilerin silahlı güçler eşliğinde işgal hareketlerine hız vereceği anlaşılıyor.
Üç Nahal karakolu kurulması aslında tam bir İsrail askeri çekilmesini şart koşan ve İsrail yerleşimlerinin yeniden kurulmasını yasaklayan ABD aracılı plana da aykırı. Güya Gazze barış planı işliyor.
İsrail, Gazze’nin tamamen boşaltılası ve yerleşim yeri haline getirilmesi hedefinden vazgeçmez. Eski İsrailli diplomat Alon Liel, Al Jazeera’ye verdiği demeçte, “Bu onların ideolojisi. Gazzelilerin Gazze’den çıkmasını istiyorlar ve Batı Şeria’da yerleştikleri gibi buraya da yerleşmek istiyorlar,” demiş.
Gazze’de barış süreci devam ederken düzinelerce Filistinli topluluğun zorla yerinden edilme süreci devam ediyor. İşgal altındaki Batı Şeria’daki topraklar fiilen ilhak ediliyor. Bu işgal ve ilhak işlemleri, İsrail silahlı güçlerinin eşliğinde yapılıyor. Bölgedeki Filistinliler hem yerlerinden ediliyor hem de şiddete maruz kalıyorlar ve katlediliyorlar.
Al Jazeera’nin analiz haberine göre, önde gelen bir Filistinli insan hakları savunucusu ve Al Mezan İnsan Hakları Merkezi Direktörü olan İssam Yunis, Katz’ın son açıklamalarına şaşırmadığını söyledi.
Al Jazeera’ye konuşan Yunis, “Soykırımın ilk gününden itibaren ana hedefin, her şeyi yok ederek Gazze’de yaşamı imkânsız hale getirmek olduğu çok açıktı,” dedi. “Bu bir zaman yarışı: toprakları ele geçirin, Gazze’yi aç bırakın ve ona yaşam şansı tanımayın, ardından nüfusu sınır dışı edin ve yerleşim birimleri inşa edin.”
Öyle görünüyor ki Gazze’de ilhak, işgal ve soykırım sona ermeyecek. İsrail Siyonizm’i, belirlediği hedeflerden hiç ödün vermiyor. Üstelik bu hedefleri İsrailli yerleşimcilerin de zihin haritasına yerleştirmiş.
Nedir bu hedefler?
O topraklar Tanrı tarafından İsraillilere vaad edilen topraklardır. O toprakları onlara Tanrı vermiştir.
Gazze’deki Filistinliler insan değil, insansı hayvanlardır.
Gazze’de sivil halk yoktur. Hepsi potansiyel Yahudi düşmanıdır. Yok edilmelidir.
Gazze derhal boşaltılmalı ve Gazze Şeridi’nde yerleşim birimleri oluşturulmalı.
Gazze’nin zorla boşaltılma işlemi “gönüllü göç” veya “serbest dolaşım planı” olarak isimlendirilmeli ve tanıtılmalı.
Al Jazeera’de yayınlanan bir analize göre bu politika İsrail’de geniş destek görüyor. Pennsylvania Üniversitesi tarafından yaptırılan 2025 tarihli bir anket, Yahudi İsraillilerin yüzde 82’sinin Filistinlilerin Gazze’den sürülmesini desteklediğini ortaya koydu.
Öyle görünüyor ki yapılan barış imzalarına rağmen, Gazze’de Fesat Ocağı sönmeyecek, barış ve huzur gelmeyecek.
"Biz kitapta İsrailoğullarına şu hükmü bildirdik: Kesinlikle siz yeryüzünde iki defa fesat çıkaracaksınız ve büyük bir taşkınlıkla büyüklenip azacaksınız." (İsrâ, 17/4)