Sadece duyular aracılığı ile gelen duyumlara göre tepki göstermek hem hızlı hem de kolay bir iştir. Hayvanlar da bunu yapar zaten. Beş duyu ile gelen duyumların bilgi değeri yoktur. Bunlar duyumdan ibarettir ve malumat (information) olarak görülmelidir. Malumattır çünkü akıl devreye girerek düşünme işleminden geçmemiştir.
Fakat düşünmek zor iştir. Sadece duyumlarla hareket etmek, tutum ve davranış belirlemek kolay iştir. Kolay olmasına kolay ama risklidir. Akılın devreye girmemesi, düşüncenin süzgecinden geçmemesi malumatı riskli ve ahlaken de tehlikeli yapar. Zira duyumlara dayalı verilen hükümlerin zan olma ihtimali çoktur. Zan ise iyi olabildiği gibi kötü de olabilir.
Bu nedenle zandan kaçınmak gerekir: “Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü bazı zanlar günahtır” (Hucurat: 12).
Aklı devreye sokmak ve düşünme işlemine başlamak uzun ve zorlu bir süreçtir. Düşünme teemmül ile başlar, tefekkür ve tedebbür ile devam eder.
Teemmül (reflexion), bir anlamda düşünce gücünün harekete geçirerek bir konuyu, durumu veya işi derinlemesine, etraflıca düşünme, düşünüp taşınma ve iyice inceleme anlamına gelir. Ayrıntılar üzerinde düşünmek ve olay veya konu ile ilişkilendirmek, anlamlandırmak, neden ve sonuç bağlantısına kafa yorarak çözümlemek demektir. Teemülün ürünü, ilimdir.
Tefekkür (contemplation veya meditation) ise düşünmenin zirve noktasıdır. Aklın kullanılarak kalpte bir şeklin oluşturulması, istenilen anlamın oluşturabilmesi için de, kalbin eşyaya ve delillere ait anlamlarda yaptığı tasarruf manalarına gelmektedir. Tefekkürde akıl ve kalp beraber çalışır. Tefekkürde, düşünmenin devamlılığı, şu andan öteye geçip gelecek zamanda devam etmesi gerekmektedir. Geleceği de içine alan bir düşünme biçimidir. Tefekkürün meyvesi, irfandır.
Tedebbür (consider) ise tedbir ile ilişkilidir. Düşünerek bir işin sonunun hesap etmeyi içerir. Tefekkürden farklı olarak düşüncenin sürekliliği şartı yoktur. Tedebbür, bir işin sonucunu, sonrasını ve arka planını düşünmek, etraflıca inceleyerek tedbir almak anlamına gelmektedir. Tedebbürün ürünü, tedbirdir.
Düşünce tarihimiz düşünme üzerine o kadar kafa yormuş ki düşünme biçimlerini ortaya koymak ve aralarındaki ince farkları vurgulama gereği duymuşlardır. Arapça kökenli olan düşünme terimlerinin içini bizim düşünürlerimizin doldurduğunu, hatta bu terimleri kendilerinin ürettiklerini düşünüyorum.
Tefekkür, Taakkul (Akıl/Teakkul), Tedebbür, Tezekkür, Nazar, Basiret, İ'tibar, Teemmül, Tasavvur, Re'y/Rü'yet…
Kur'an-ı Kerim'de akletme, düşünme ve aklını kullanmayı emreden 49 civarında ayet bulunduğunu dikkate alırsak bu kadar çok sayıda farklı düşünme biçimlerinin belirlenmiş olması doğaldır.
Doğal olmaya şey özellikle günümüzdeki Müslümanların bir türlü akletmeyi, düşünmeyi, düşünmeyi düşünmeyi önceleyen bir toplum inşasını becerememiş olmasıdır. Henüz akıl süzgecinden geçmemiş, duyulardan gelen duyumlar ve duyumların ürünü olan malumat ve zan ile sağlam bir toplum inşası mümkün değildir. Böyle bir toplumun üyelerinin etrafında olup biten olayları anlaması, kavraması ve geleceğe yönelik tedbir alması beklenemez.
“Allah, ayetlerini akledesiniz diye açıklamaktadır.” (Bakara 242)