Zeynel BOĞAN
Köşe Yazarı
Zeynel BOĞAN
 

TOROSLAR’da belediyecilik değil, “bahanecilik” dönemi!

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ı izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Başkan belediye mi yönetiyor, yoksa her eleştiriye cevap yetiştirme merkezi mi işletiyor? Çünkü Toroslar’da gündem hiç bitmiyor. İhale tartışmaları… Milyonluk harcamalar… Parklar… Temizlik işleri… Belediye şirketleri… Mecliste yaşanan polemikler… Ve vatandaşın kafasındaki bitmek bilmeyen sorular! Ama maşallah, cevap verme konusunda da belediyenin enerjisi hiç tükenmiyor. Bir sorun çıkıyor: “Algı operasyonu!” Bir ihale tartışılıyor: “Siyasi saldırı!” Bir vatandaş eleştiriyor: “Dezenformasyon!” İnsan merak ediyor: Bu belediyede hiç mi “Evet, burada hata yaptık” deme ihtiyacı doğmuyor? Çünkü belediyecilikte başarının ölçüsü, eleştiriyi susturmak değil; eleştirinin sebebini ortadan kaldırmaktır. --- Sayın Başkan… Siz seçim döneminde değişimden, şeffaflıktan, halkçı belediyecilikten söz ettiniz. Güzel. Ama şeffaf belediyecilik mikrofon başında anlatılan bir slogan değildir. İhale dosyasını açarsınız. Rakamları açıklarsınız. Kim ne aldı, ne kadar aldı, neden aldı gösterirsiniz. Sonra da vatandaşın karşısına geçip: “Alın kardeşim, inceleyin.” dersiniz. Bitti! Ne algı operasyonu kalır ne siyasi komplo… Ama sürekli tartışma varsa, vatandaşın kafasında sürekli soru işareti oluşuyorsa, yapılacak ilk şey gazeteciyi, muhalefeti veya sosyal medyayı suçlamak değil; aynaya bakmaktır. --- Bir de Toroslar’ın parkları var. Yeşil alanlar, sosyal alanlar, kafeteryalar… Her biri ayrı bir hikâye. Vatandaş eski fotoğraflara bakıyor, yeni fotoğraflara bakıyor ve doğal olarak soruyor: “Bizim yeşilliklere ne oldu?” Başkanın belediyecilik anlayışında acaba yeni bir konsept mi var? Eskiden: “Yeşil alan.” Şimdi: “Ağaç var, yeşil alan yok.” Demek ki modern belediyecilikte doğa da minimalist olacak! --- Gelelim paralara… Burada iş daha ciddi. Çünkü konu siyasi polemik değil. Kamu parası. Milyonlarca liralık işlerden söz ediliyorsa, vatandaşın sorması kadar doğal bir şey yok: “Bu para nasıl hesaplandı?” “Kim aldı?” “Kaça yapıldı?” “Neden bu firma?” “Daha uygun teklif yok muydu?” Bu soruların cevabı vatandaşa verilmek zorunda. Çünkü belediye başkanları belediyelerin sahibi değildir. Emanetçisidir. Ve emanete sahip çıkmanın ilk şartı da hesap vermektir. --- Sayın Yıldız… Sizi eleştiren herkes düşmanınız değil. Her eleştiri kumpas değil. Her soru siyasi operasyon değil. Her gazeteci algı peşinde değil. Bazen vatandaş gerçekten merak ediyor olabilir. Bazen gazeteci gerçekten bir çelişki görmüş olabilir. Bazen muhalefet gerçekten haklı olabilir. Ve bazen… Belediye gerçekten hata yapmış olabilir. Bunu kabul etmek dünyanın sonu değil. Tam tersine, demokratik siyasetin başlangıcıdır. --- Ama siz her tartışmayı kavga alanına çevirirseniz… Her soruyu saldırı kabul ederseniz… Her eleştiriyi “algı” diye paketlerseniz… Bir süre sonra vatandaş şunu sormaya başlar: “Başkan neden bu kadar sinirli?” İşte asıl tehlike burada. Çünkü vatandaşın istediği kavga değil. Hesap. Vatandaşın istediği slogan değil. Hizmet. Vatandaşın istediği siyasi gösteri değil. Şeffaflık. Ve vatandaşın cebinden çıkan para söz konusu olduğunda da kimse kusura bakmasın: O kuruşun bile hesabı sorulur. İster adı Abdurrahman Yıldız olsun, ister başka bir başkan… Belediye başkanlığı dokunulmazlık makamı değildir. Koltuğa oturan hesap vermekten muaf olmaz. Tam tersine… Koltuk büyüdükçe sorumluluk büyür. Toroslar halkı da artık şunu görmek istiyor: “Başkan konuştu” değil… “Başkan hesabını verdi.” İşte o zaman alkışlarız. Yoksa her eleştirinin üzerine bir parça “algı”, bir parça “siyaset”, bir parça “dezenformasyon” dökerek belediyecilik yapılmaz. O yöntemle olsa olsa… Bahane belediyeciliği yapılır!
Ekleme Tarihi: 29 Ağustos 2026 -Cumartesi

TOROSLAR’da belediyecilik değil, “bahanecilik” dönemi!

Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız’ı izlerken insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Başkan belediye mi yönetiyor, yoksa her eleştiriye cevap yetiştirme merkezi mi işletiyor?

Çünkü Toroslar’da gündem hiç bitmiyor.

İhale tartışmaları…

Milyonluk harcamalar…

Parklar…

Temizlik işleri…

Belediye şirketleri…

Mecliste yaşanan polemikler…

Ve vatandaşın kafasındaki bitmek bilmeyen sorular!

Ama maşallah, cevap verme konusunda da belediyenin enerjisi hiç tükenmiyor.

Bir sorun çıkıyor: “Algı operasyonu!”

Bir ihale tartışılıyor: “Siyasi saldırı!”

Bir vatandaş eleştiriyor: “Dezenformasyon!”

İnsan merak ediyor: Bu belediyede hiç mi “Evet, burada hata yaptık” deme ihtiyacı doğmuyor?

Çünkü belediyecilikte başarının ölçüsü, eleştiriyi susturmak değil; eleştirinin sebebini ortadan kaldırmaktır.

---

Sayın Başkan…

Siz seçim döneminde değişimden, şeffaflıktan, halkçı belediyecilikten söz ettiniz.

Güzel.

Ama şeffaf belediyecilik mikrofon başında anlatılan bir slogan değildir.

İhale dosyasını açarsınız.

Rakamları açıklarsınız.

Kim ne aldı, ne kadar aldı, neden aldı gösterirsiniz.

Sonra da vatandaşın karşısına geçip: “Alın kardeşim, inceleyin.” dersiniz.

Bitti!

Ne algı operasyonu kalır ne siyasi komplo…

Ama sürekli tartışma varsa, vatandaşın kafasında sürekli soru işareti oluşuyorsa, yapılacak ilk şey gazeteciyi, muhalefeti veya sosyal medyayı suçlamak değil; aynaya bakmaktır.

---

Bir de Toroslar’ın parkları var.

Yeşil alanlar, sosyal alanlar, kafeteryalar…

Her biri ayrı bir hikâye.

Vatandaş eski fotoğraflara bakıyor, yeni fotoğraflara bakıyor ve doğal olarak soruyor: “Bizim yeşilliklere ne oldu?”

Başkanın belediyecilik anlayışında acaba yeni bir konsept mi var?

Eskiden: “Yeşil alan.”

Şimdi: “Ağaç var, yeşil alan yok.”

Demek ki modern belediyecilikte doğa da minimalist olacak!

---

Gelelim paralara…

Burada iş daha ciddi.

Çünkü konu siyasi polemik değil.

Kamu parası.

Milyonlarca liralık işlerden söz ediliyorsa, vatandaşın sorması kadar doğal bir şey yok: “Bu para nasıl hesaplandı?”

“Kim aldı?”

“Kaça yapıldı?”

“Neden bu firma?”

“Daha uygun teklif yok muydu?”

Bu soruların cevabı vatandaşa verilmek zorunda.

Çünkü belediye başkanları belediyelerin sahibi değildir.

Emanetçisidir.

Ve emanete sahip çıkmanın ilk şartı da hesap vermektir.

---

Sayın Yıldız…

Sizi eleştiren herkes düşmanınız değil.

Her eleştiri kumpas değil.

Her soru siyasi operasyon değil.

Her gazeteci algı peşinde değil.

Bazen vatandaş gerçekten merak ediyor olabilir.

Bazen gazeteci gerçekten bir çelişki görmüş olabilir.

Bazen muhalefet gerçekten haklı olabilir.

Ve bazen…

Belediye gerçekten hata yapmış olabilir.

Bunu kabul etmek dünyanın sonu değil.

Tam tersine, demokratik siyasetin başlangıcıdır.

---

Ama siz her tartışmayı kavga alanına çevirirseniz…

Her soruyu saldırı kabul ederseniz…

Her eleştiriyi “algı” diye paketlerseniz…

Bir süre sonra vatandaş şunu sormaya başlar: “Başkan neden bu kadar sinirli?”

İşte asıl tehlike burada.

Çünkü vatandaşın istediği kavga değil.

Hesap.

Vatandaşın istediği slogan değil.

Hizmet.

Vatandaşın istediği siyasi gösteri değil.

Şeffaflık.

Ve vatandaşın cebinden çıkan para söz konusu olduğunda da kimse kusura bakmasın:

O kuruşun bile hesabı sorulur.

İster adı Abdurrahman Yıldız olsun, ister başka bir başkan…

Belediye başkanlığı dokunulmazlık makamı değildir.

Koltuğa oturan hesap vermekten muaf olmaz.

Tam tersine…

Koltuk büyüdükçe sorumluluk büyür.

Toroslar halkı da artık şunu görmek istiyor: “Başkan konuştu” değil…

“Başkan hesabını verdi.”

İşte o zaman alkışlarız.

Yoksa her eleştirinin üzerine bir parça “algı”, bir parça “siyaset”, bir parça “dezenformasyon” dökerek belediyecilik yapılmaz.

O yöntemle olsa olsa…

Bahane belediyeciliği yapılır!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.