Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
 

Haçlı Seferleri Bitmedi!

Günümüzde özellikle İslam dünyasında meydana gelen olaylar, Müslümanların maruz kaldığı felaketler, farklı savaşlara maruz kalmaları ve sürekli kaybetmelerini, yoksulluğa gark olmalarını açıklamak için farklı açıklamalar yapılmaktadır. Birçok açıklama Müslüman ülkelerin içinde bulundukları cehalet nedeniyle bu duruma düştüklerini savunurken birçok açıklama da uluslararası planlamalar ve projelerin bu ülkelerde etkili biçimde yürürlüğe konulduğu yönündedir. Diğer bir açıklama da ABD-İsrail’in İran’a saldırısı da İslam ülkelerine yönelik birçok açık ve örtük savaşın, İslam ülkelerinde meydana gelen iç huzursuzluk ve kargaşanın kaynağını tarihsel bir bakış ile tamamlanmamış Haçlı Seferlerine bağlamaktadır. Bu görüşe göre Haçlı Seferleri hiçbir zaman sona ermemiş, farklı formlarda, farklı yöntemlerle ve araçlarla devam etmektedir. Haçlı Seferlerinin geçmişte kalmadığını, günümüzde de sürdürüldüğünü savunanları destekleyen bir konuşmanın Türkçesini yayınlıyorum. Dikkatli okuyucular, Papa Urban II tarafından 1095 yılında Haçlı Seferine asker toplamak için yapmış olduğu konuşmanın metninde günümüze ışık tutan ifadeleri hemen yakalayacaklardır. Ayrıca Haçlı Seferlerinin sona ermediğini savunanları destekleyenleri de haklı çıkaracak pek çok ipucu var bu Papa konuşmasında. Papanın bu konuşmasında karşıt muhatabın biz Türkler olduğunu da unutmayalım! Papanın nezdine "biz neymişiz!" diyesim geliyor! Urban II: Clermont Konsili'ndeki Konuşması (1095) "En sevgili kardeşlerim: Zorunluluktan dolayı, Tanrı'nın izniyle tüm dünyanın başpiskoposu ve yöneticisi olan ben Urban, Tanrı'nın kulları olan sizlere ilahi bir öğüt vermek üzere elçi olarak bu bölgelere geldim. Sizi, Tanrı'ya hizmette sandığım kadar sadık ve gayretli bulmayı umuyordum. Ama eğer sizde Tanrı'nın yasasına aykırı herhangi bir çarpıklık veya sapkınlık varsa, ilahi yardımla onu gidermek için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Çünkü Tanrı sizi ailesinin başına, ona hizmet etmek üzere vekil tayin etti. Vekilliğinizde sadık bulunursanız ne mutlu size! Siz çobanlar olarak adlandırıldınız; ücretli çobanlar gibi davranmayın. Ama her zaman elinizde değneklerinizle gerçek çobanlar olun. Uykuya dalmayın, size emanet edilen sürüyü her yönden koruyun. Çünkü eğer sizin dikkatsizliğiniz veya ihmaliniz yüzünden bir kurt koyunlarınızdan birini kaçırırsa, Tanrı katında sizin için saklanmış olan ödülü kesinlikle kaybedersiniz. Ve acı bir şekilde kırbaçlandıktan sonra..." Hatalarınızdan pişman olmazsanız, ölüm diyarı olan cehennemde şiddetle ezileceksiniz. Çünkü İncil'e göre siz yeryüzünün tuzusunuz [Matta 5:13]. Ama eğer görevinizde eksik kalırsanız, nasıl tuzlanabilir ki diye sorulabilir? Tuzlamanın ne büyük bir gerekliliği var! Gerçekten de, bu dünyanın zevklerine bu kadar düşkün olan bu akılsız halkı, Rab onlarla konuşmak istediğinde onları günahlarıyla çürümüş, tuzlanmamış ve pis kokulu bulmasın diye, bilgelik tuzuyla düzeltmeniz gerekiyor. Çünkü eğer O, görevinizde ihmalkar davrandığınız için onlarda kurtçuklar, yani günahlar bulursa, onları değersiz olarak kirli şeylerin uçurumuna atılmasını emredecektir. Ve O'nun büyük kaybını telafi edemediğiniz için, sizi kesinlikle kınayacak ve sizi sevgi dolu huzurundan uzaklaştıracaktır. Ama bu tuzu uygulayan kişi ihtiyatlı, tedbirli, mütevazı, bilgili, barışsever olmalıdır. Dikkatli, dindar, adil, eşitlikçi ve saf olun. Çünkü cahiller başkalarına nasıl öğretebilir? Ahlaksızlar başkalarını nasıl mütevazı kılabilir? Ve kirliler başkalarını nasıl temizleyebilir? Barıştan nefret eden, başkalarını nasıl barışsever kılabilir? Ya da ellerini alçaklıkla kirleten, başkasının kirliliğini nasıl temizleyebilir? Ayrıca, körlerin körleri yönlendirmesi halinde ikisinin de çukura düşeceğini okuyoruz [Matta 15:14]. Ama önce kendinizi düzeltin ki, suçsuz olarak size bağlı olanları düzeltebilesiniz. Tanrı'nın dostları olmak istiyorsanız, O'nu memnun edeceğini bildiğiniz şeyleri sevinçle yapın. Özellikle kiliseyle ilgili tüm konuların kilise kanununa göre kontrol edilmesine dikkat edin. Ve aranızda simoninin kök salmamasına dikkat edin ki, hem satın alanlar hem de satanlar (kilise makamlarını) Rabbin kırbaçlarıyla dar sokaklardan geçirilip yıkım ve karışıklık yerine sürülmesinler. Kiliseyi koruyun ve Bütün kademelerdeki din adamları dünyevi iktidardan tamamen bağımsız olsun. Tanrı'ya ait olan ondalıkların, toprak ürünlerinin tamamından sadakatle ödenmesini sağlayın; satılmasınlar veya alıkonulmasınlar. Bir piskoposu yakalayan, kanun kaçağı gibi muamele görsün. Keşişleri, din adamlarını, rahibeleri, hizmetkarlarını, hacıları veya tüccarları yakalayan veya soyan, lanetlensin. Hırsızlar, kundakçılar ve bütün suç ortakları kiliseden atılsın ve lanetlensin. Mallarının bir kısmını sadaka olarak vermeyen bir adam cehennem azabıyla cezalandırılıyorsa, başkasının mallarını çalan nasıl cezalandırılmalıdır? Çünkü İncil'deki zengin adama da böyle oldu [Luka 16:19]; başkasının mallarını çaldığı için değil, kendi mallarını iyi kullanmadığı için cezalandırıldı. "Bu suçların neden olduğu dünyadaki büyük düzensizliği uzun zamandır görüyorsunuz. Bana anlatıldığına göre, bazı bölgelerinizde durum o kadar kötü ki, adaletin uygulanmasında o kadar zayıfsınız ki, gece gündüz yolda yürürken soyguncuların saldırısına uğramadan geçmek neredeyse imkansız; ister yurt içinde ister yurt dışında olsun, zorla veya hileyle soyulma tehlikesiyle karşı karşıyasınız. Bu nedenle, kutsal babalarımız tarafından uzun zaman önce ilan edilen ve halk arasında ateşkes olarak adlandırılan anlaşmayı yeniden yürürlüğe koymak gereklidir. Her birinizin, kendi piskoposluk bölgenizde ateşkesin korunması için gayret göstermenizi rica ediyorum ve talep ediyorum. Ve eğer birisi açgözlülüğü veya kibri yüzünden bu ateşkesi bozarsa, Tanrı'nın yetkisiyle ve bu konseyin onayıyla aforoz edilecektir." Bu ve diğer çeşitli konular ele alındıktan sonra, orada bulunan herkes, din adamları ve halk, Tanrı'ya şükretti ve papanın önerisini kabul etti. Hepsi de kararnamelere sadık kalacaklarına söz verdi. Ardından papa, dünyanın başka bir yerinde Hristiyanlığın az önce bahsedilenden daha kötü bir durumdan muzdarip olduğunu söyledi. Sözlerine şöyle devam etti: "Ey Tanrı'nın oğulları, aranızda barışı koruyacağınıza ve kilisenin haklarını muhafaza edeceğinize her zamankinden daha kesin bir şekilde söz vermiş olsanız da, yapmanız gereken önemli bir iş daha var. İlahi düzeltmeyle yeniden canlanmış olarak, doğruluğunuzun gücünü hem sizi hem de Tanrı'yı ilgilendiren başka bir konuya uygulamalısınız. Çünkü doğuda yaşayan kardeşlerinizin yardımınıza acil ihtiyacı var ve onlara sık sık söz verilen yardımı bir an önce vermelisiniz. Çünkü çoğunuzun duyduğu gibi, Türkler ve Araplar onlara saldırdı ve Romanya [Yunan İmparatorluğu] topraklarını Akdeniz kıyılarına ve Aziz Georgios Kolu olarak adlandırılan Çanakkale Boğazı'na kadar fethetti. Bu Hristiyanların topraklarının daha da fazlasını işgal ettiler ve onları yedi savaşta yendiler. Birçok kişiyi öldürdüler ve esir aldılar, kiliseleri yıktılar ve imparatorluğu harap ettiler. Eğer bir süre daha bu şekilde, kirlilikle devam etmelerine izin verirseniz, Tanrı'nın sadıkları onlar tarafından çok daha geniş çapta saldırıya uğrayacaklardır. Bu nedenle ben, veya Aksine, Rab, Mesih'in habercileri olarak sizden bunu her yerde ilan etmenizi ve her rütbeden, piyadelerden şövalyelere, fakirlerden zenginlere, tüm insanları Hristiyanlara derhal yardım ulaştırmaya ve o aşağılık ırkı dostlarımızın topraklarından yok etmeye ikna etmenizi rica ediyor. Bunu burada bulunanlara söylüyorum, ancak burada olmayanlar için de geçerlidir. Dahası, Mesih bunu emrediyor: "Yolda, ister karada ister denizde, ister putperestlere karşı savaşta ölen herkesin günahları derhal bağışlanacaktır. Bunu, bana bahşedilen Tanrı'nın gücüyle onlara bahşediyorum. Şeytanlara tapan böyle aşağılık ve alçak bir ırkın, her şeye gücü yeten Tanrı'ya iman eden ve Mesih'in adıyla yüceltilen bir halkı yenmesi ne büyük bir utanç olur! Bizimle birlikte Hristiyan dinini benimseyenlere yardım etmezseniz, Rab bizi ne kadar kınayacak!" Haksız yere müminlere karşı özel savaşlar yürütmeye alışmış olanlar, şimdi kâfirlere karşı savaşsınlar ve çoktan başlaması gereken bu savaşı zaferle bitirsinler. Uzun zamandır soygunculuk yapanlar, şimdi şövalye olsunlar. Kardeşlerine ve akrabalarına karşı savaşanlar, şimdi barbarlara karşı uygun bir şekilde savaşsınlar. Az bir ücretle paralı askerlik yapanlar, şimdi ebedi ödülü kazansınlar. Hem bedenen hem de ruhen kendilerini tüketenler, şimdi iki kat şeref için çalışsınlar. Bakın! Bir tarafta kederli ve yoksullar, diğer tarafta zenginler olacak; bir tarafta Rabbin düşmanları, diğer tarafta dostları olacak. Gidenler yolculuklarını ertelemesinler, topraklarını kiralasınlar ve masrafları için para toplasınlar; kış biter bitmez ve bahar gelir gelmez, Tanrı rehberliğinde hevesle yola koyulsunlar." İnsan beyni din ile nasıl yıkanır? Papa Urban II tarafından yapılan bu konuşma metninde tüm beyin yıkama araçları kullanılmıştır. Ayrıca içerik ve üslup olarak da analiz edilse Papanın ruhsal ve duygusal durumu hakkında da net cümleler kurulabilir. Kaynak: (Bongars'tan, Gesta Dei per Francos, 1, s. 382 vd., çev. Oliver J. Thatcher ve Edgar Holmes McNeal, eds., A Source Book for Medieval History, (New York 1905), 513-17. Orijinal yazı İnternet Orta Çağ Kaynak Kitabı'ndadır.)
Ekleme Tarihi: 25 Nisan 2026 -Cumartesi

Haçlı Seferleri Bitmedi!

Günümüzde özellikle İslam dünyasında meydana gelen olaylar, Müslümanların maruz kaldığı felaketler, farklı savaşlara maruz kalmaları ve sürekli kaybetmelerini, yoksulluğa gark olmalarını açıklamak için farklı açıklamalar yapılmaktadır. Birçok açıklama Müslüman ülkelerin içinde bulundukları cehalet nedeniyle bu duruma düştüklerini savunurken birçok açıklama da uluslararası planlamalar ve projelerin bu ülkelerde etkili biçimde yürürlüğe konulduğu yönündedir.

Diğer bir açıklama da ABD-İsrail’in İran’a saldırısı da İslam ülkelerine yönelik birçok açık ve örtük savaşın, İslam ülkelerinde meydana gelen iç huzursuzluk ve kargaşanın kaynağını tarihsel bir bakış ile tamamlanmamış Haçlı Seferlerine bağlamaktadır. Bu görüşe göre Haçlı Seferleri hiçbir zaman sona ermemiş, farklı formlarda, farklı yöntemlerle ve araçlarla devam etmektedir.

Haçlı Seferlerinin geçmişte kalmadığını, günümüzde de sürdürüldüğünü savunanları destekleyen bir konuşmanın Türkçesini yayınlıyorum. Dikkatli okuyucular, Papa Urban II tarafından 1095 yılında Haçlı Seferine asker toplamak için yapmış olduğu konuşmanın metninde günümüze ışık tutan ifadeleri hemen yakalayacaklardır. Ayrıca Haçlı Seferlerinin sona ermediğini savunanları destekleyenleri de haklı çıkaracak pek çok ipucu var bu Papa konuşmasında.

Papanın bu konuşmasında karşıt muhatabın biz Türkler olduğunu da unutmayalım! Papanın nezdine "biz neymişiz!" diyesim geliyor!

Urban II: Clermont Konsili'ndeki Konuşması (1095)

"En sevgili kardeşlerim: Zorunluluktan dolayı, Tanrı'nın izniyle tüm dünyanın başpiskoposu ve yöneticisi olan ben Urban, Tanrı'nın kulları olan sizlere ilahi bir öğüt vermek üzere elçi olarak bu bölgelere geldim. Sizi, Tanrı'ya hizmette sandığım kadar sadık ve gayretli bulmayı umuyordum. Ama eğer sizde Tanrı'nın yasasına aykırı herhangi bir çarpıklık veya sapkınlık varsa, ilahi yardımla onu gidermek için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Çünkü Tanrı sizi ailesinin başına, ona hizmet etmek üzere vekil tayin etti. Vekilliğinizde sadık bulunursanız ne mutlu size! Siz çobanlar olarak adlandırıldınız; ücretli çobanlar gibi davranmayın. Ama her zaman elinizde değneklerinizle gerçek çobanlar olun. Uykuya dalmayın, size emanet edilen sürüyü her yönden koruyun. Çünkü eğer sizin dikkatsizliğiniz veya ihmaliniz yüzünden bir kurt koyunlarınızdan birini kaçırırsa, Tanrı katında sizin için saklanmış olan ödülü kesinlikle kaybedersiniz. Ve acı bir şekilde kırbaçlandıktan sonra..." Hatalarınızdan pişman olmazsanız, ölüm diyarı olan cehennemde şiddetle ezileceksiniz. Çünkü İncil'e göre siz yeryüzünün tuzusunuz [Matta 5:13]. Ama eğer görevinizde eksik kalırsanız, nasıl tuzlanabilir ki diye sorulabilir? Tuzlamanın ne büyük bir gerekliliği var! Gerçekten de, bu dünyanın zevklerine bu kadar düşkün olan bu akılsız halkı, Rab onlarla konuşmak istediğinde onları günahlarıyla çürümüş, tuzlanmamış ve pis kokulu bulmasın diye, bilgelik tuzuyla düzeltmeniz gerekiyor. Çünkü eğer O, görevinizde ihmalkar davrandığınız için onlarda kurtçuklar, yani günahlar bulursa, onları değersiz olarak kirli şeylerin uçurumuna atılmasını emredecektir. Ve O'nun büyük kaybını telafi edemediğiniz için, sizi kesinlikle kınayacak ve sizi sevgi dolu huzurundan uzaklaştıracaktır. Ama bu tuzu uygulayan kişi ihtiyatlı, tedbirli, mütevazı, bilgili, barışsever olmalıdır. Dikkatli, dindar, adil, eşitlikçi ve saf olun. Çünkü cahiller başkalarına nasıl öğretebilir? Ahlaksızlar başkalarını nasıl mütevazı kılabilir? Ve kirliler başkalarını nasıl temizleyebilir? Barıştan nefret eden, başkalarını nasıl barışsever kılabilir? Ya da ellerini alçaklıkla kirleten, başkasının kirliliğini nasıl temizleyebilir? Ayrıca, körlerin körleri yönlendirmesi halinde ikisinin de çukura düşeceğini okuyoruz [Matta 15:14]. Ama önce kendinizi düzeltin ki, suçsuz olarak size bağlı olanları düzeltebilesiniz. Tanrı'nın dostları olmak istiyorsanız, O'nu memnun edeceğini bildiğiniz şeyleri sevinçle yapın. Özellikle kiliseyle ilgili tüm konuların kilise kanununa göre kontrol edilmesine dikkat edin. Ve aranızda simoninin kök salmamasına dikkat edin ki, hem satın alanlar hem de satanlar (kilise makamlarını) Rabbin kırbaçlarıyla dar sokaklardan geçirilip yıkım ve karışıklık yerine sürülmesinler. Kiliseyi koruyun ve Bütün kademelerdeki din adamları dünyevi iktidardan tamamen bağımsız olsun. Tanrı'ya ait olan ondalıkların, toprak ürünlerinin tamamından sadakatle ödenmesini sağlayın; satılmasınlar veya alıkonulmasınlar. Bir piskoposu yakalayan, kanun kaçağı gibi muamele görsün. Keşişleri, din adamlarını, rahibeleri, hizmetkarlarını, hacıları veya tüccarları yakalayan veya soyan, lanetlensin. Hırsızlar, kundakçılar ve bütün suç ortakları kiliseden atılsın ve lanetlensin. Mallarının bir kısmını sadaka olarak vermeyen bir adam cehennem azabıyla cezalandırılıyorsa, başkasının mallarını çalan nasıl cezalandırılmalıdır? Çünkü İncil'deki zengin adama da böyle oldu [Luka 16:19]; başkasının mallarını çaldığı için değil, kendi mallarını iyi kullanmadığı için cezalandırıldı.

"Bu suçların neden olduğu dünyadaki büyük düzensizliği uzun zamandır görüyorsunuz. Bana anlatıldığına göre, bazı bölgelerinizde durum o kadar kötü ki, adaletin uygulanmasında o kadar zayıfsınız ki, gece gündüz yolda yürürken soyguncuların saldırısına uğramadan geçmek neredeyse imkansız; ister yurt içinde ister yurt dışında olsun, zorla veya hileyle soyulma tehlikesiyle karşı karşıyasınız. Bu nedenle, kutsal babalarımız tarafından uzun zaman önce ilan edilen ve halk arasında ateşkes olarak adlandırılan anlaşmayı yeniden yürürlüğe koymak gereklidir. Her birinizin, kendi piskoposluk bölgenizde ateşkesin korunması için gayret göstermenizi rica ediyorum ve talep ediyorum. Ve eğer birisi açgözlülüğü veya kibri yüzünden bu ateşkesi bozarsa, Tanrı'nın yetkisiyle ve bu konseyin onayıyla aforoz edilecektir."

Bu ve diğer çeşitli konular ele alındıktan sonra, orada bulunan herkes, din adamları ve halk, Tanrı'ya şükretti ve papanın önerisini kabul etti. Hepsi de kararnamelere sadık kalacaklarına söz verdi. Ardından papa, dünyanın başka bir yerinde Hristiyanlığın az önce bahsedilenden daha kötü bir durumdan muzdarip olduğunu söyledi. Sözlerine şöyle devam etti:

"Ey Tanrı'nın oğulları, aranızda barışı koruyacağınıza ve kilisenin haklarını muhafaza edeceğinize her zamankinden daha kesin bir şekilde söz vermiş olsanız da, yapmanız gereken önemli bir iş daha var. İlahi düzeltmeyle yeniden canlanmış olarak, doğruluğunuzun gücünü hem sizi hem de Tanrı'yı ilgilendiren başka bir konuya uygulamalısınız. Çünkü doğuda yaşayan kardeşlerinizin yardımınıza acil ihtiyacı var ve onlara sık sık söz verilen yardımı bir an önce vermelisiniz. Çünkü çoğunuzun duyduğu gibi, Türkler ve Araplar onlara saldırdı ve Romanya [Yunan İmparatorluğu] topraklarını Akdeniz kıyılarına ve Aziz Georgios Kolu olarak adlandırılan Çanakkale Boğazı'na kadar fethetti. Bu Hristiyanların topraklarının daha da fazlasını işgal ettiler ve onları yedi savaşta yendiler. Birçok kişiyi öldürdüler ve esir aldılar, kiliseleri yıktılar ve imparatorluğu harap ettiler. Eğer bir süre daha bu şekilde, kirlilikle devam etmelerine izin verirseniz, Tanrı'nın sadıkları onlar tarafından çok daha geniş çapta saldırıya uğrayacaklardır. Bu nedenle ben, veya Aksine, Rab, Mesih'in habercileri olarak sizden bunu her yerde ilan etmenizi ve her rütbeden, piyadelerden şövalyelere, fakirlerden zenginlere, tüm insanları Hristiyanlara derhal yardım ulaştırmaya ve o aşağılık ırkı dostlarımızın topraklarından yok etmeye ikna etmenizi rica ediyor. Bunu burada bulunanlara söylüyorum, ancak burada olmayanlar için de geçerlidir. Dahası, Mesih bunu emrediyor: "Yolda, ister karada ister denizde, ister putperestlere karşı savaşta ölen herkesin günahları derhal bağışlanacaktır. Bunu, bana bahşedilen Tanrı'nın gücüyle onlara bahşediyorum. Şeytanlara tapan böyle aşağılık ve alçak bir ırkın, her şeye gücü yeten Tanrı'ya iman eden ve Mesih'in adıyla yüceltilen bir halkı yenmesi ne büyük bir utanç olur! Bizimle birlikte Hristiyan dinini benimseyenlere yardım etmezseniz, Rab bizi ne kadar kınayacak!" Haksız yere müminlere karşı özel savaşlar yürütmeye alışmış olanlar, şimdi kâfirlere karşı savaşsınlar ve çoktan başlaması gereken bu savaşı zaferle bitirsinler. Uzun zamandır soygunculuk yapanlar, şimdi şövalye olsunlar. Kardeşlerine ve akrabalarına karşı savaşanlar, şimdi barbarlara karşı uygun bir şekilde savaşsınlar. Az bir ücretle paralı askerlik yapanlar, şimdi ebedi ödülü kazansınlar. Hem bedenen hem de ruhen kendilerini tüketenler, şimdi iki kat şeref için çalışsınlar. Bakın! Bir tarafta kederli ve yoksullar, diğer tarafta zenginler olacak; bir tarafta Rabbin düşmanları, diğer tarafta dostları olacak. Gidenler yolculuklarını ertelemesinler, topraklarını kiralasınlar ve masrafları için para toplasınlar; kış biter bitmez ve bahar gelir gelmez, Tanrı rehberliğinde hevesle yola koyulsunlar."

İnsan beyni din ile nasıl yıkanır? Papa Urban II tarafından yapılan bu konuşma metninde tüm beyin yıkama araçları kullanılmıştır. Ayrıca içerik ve üslup olarak da analiz edilse Papanın ruhsal ve duygusal durumu hakkında da net cümleler kurulabilir.

Kaynak: (Bongars'tan, Gesta Dei per Francos, 1, s. 382 vd., çev. Oliver J. Thatcher ve Edgar Holmes McNeal, eds., A Source Book for Medieval History, (New York 1905), 513-17. Orijinal yazı İnternet Orta Çağ Kaynak Kitabı'ndadır.)

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.