Dün Toroslar Belediye Meclisi’nde Başkan Abdurrahman Deliklikuruş Yıldız konuşmuş…
Konu ne?
Kaçak yapılarla mücadele!
Vallahi helal olsun.
Öyle bir anlattı ki sandım Toroslar’da kaçak yapı bırakmayacak, kepçeyi çalıştırıp dağ taş demeden yıkıma başlayacak.
Sonra biraz düşününce aklıma başka bir soru geldi:
Başkanım, kepçe nereye gidecek?
Vatandaşın kapısına mı?
Yoksa belediyenin kendi yaptığı yapılara mı?
Çünkü işin komik tarafı tam burada başlıyor.
ESKİ BİNALARI GÖSTERMEK KOLAY!
Başkan Bey örnekler veriyor.
“Şurada şu bina var, burada bu bina var…”
İyi güzel de Başkanım…
Bunların çoğu eski bina değil ki!
İddia edilen yapıların bir kısmı sizin döneminizde yapılmış.
Yani “önceki yönetim yaptı” deyip topu taca atacağınız bir durum da değil.
Şimdi vatandaş soruyor:
“Başkanım, sizin yaptığınız yapıların ruhsatı nerede?”
İşte o anda meclis salonunda bir sessizlik…
Hani kahvede okey taşı düşer de herkes bir anda susar ya…
Aynı hesap!
B.H.A. İLE PARKI KARIŞTIRMAYALIM
Bir de B.H.A. meselesi var.
B.H.A. ne?
Belediye Hizmet Alanı.
Oranın yapılaşma şartı başka.
Park alanının başka.
Şimdi B.H.A.’daki yapıyı gösterip park alanındaki yapıya “Bakın buna da ses çıkarmadınız” demek biraz elma ile armudu aynı fileye koymak oluyor.
Olmaz Başkanım…
İmar planı, “ne fark eder abi, hepsi yapı” diye çalışmıyor!
GÜNEYKENT’TE BAŞKA BİR HESAP
Güneykent Taziye Evi de örnek gösteriliyor.
Ama burada da enteresan bir ayrıntı var.
İddia şu:
Burası belediyenin kendi mülkü değil. Vatandaşın parseli.
E şimdi insan sormadan edemiyor:
Belediyenin kendi yaptığı yapı ile vatandaşın parselindeki yapıyı aynı kefeye koymanın mantığı nedir?
Vatandaşın arsası başka, belediyenin arsası başka…
İmar dairesi de zaten kahvehanedeki hesap makinesi değil ki, “topla çıkar, abi olur” diyelim!
AKBELEN’DE OKUMA SALONU MU, KAFETERYA MI?
Gelelim Akbelen’e…
Burada da ayrı bir film var.
Yapı “okuma salonu” diye yapılmadı, kafeterya olarak yapıldı deniliyor.
Sonra?
Belediye çıkıyor, bu kafeteryaları işletmek için kiralama ihalesi yapıyor.
Eee?
Şimdi vatandaş soruyor:
Okuma salonuysa neden kiraya veriyorsun?
Kafeteryaysa neden başka isimle anlatıyorsun?
Yok, eğer “parkın ihtiyacı” diyorsan, o zaman Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 19. maddesi de çıkıp sana soruyor:
“Ben ne güne duruyorum?”
SAYIN BAŞKAN, VATANDAŞIN ÇATISINA ÇIKMADAN ÖNCE…
Başkan Bey diyor ki:
“Kaçak yapılarla mücadele edeceğiz.”
Et Başkanım, Allah aşkına et!
Biz de destekleyelim.
Ama bir ricamız var:
Mücadeleye vatandaştan değil, belediyenin kendi yaptığı yapılardan başlayın.
Bir liste yayınlayın.
Deyin ki:
“Bizim dönemimizde şu kadar yapı yaptık.”
Sonra yanına yazın:
- Ruhsatı var mı?
- İmar durumu ne?
- Hangi alanda yapıldı?
- Park mı?
- B.H.A. mı?
- Yapının kullanım amacı ne?
- Kaç metrekare?
- Nasıl ihale edildi?
- Kim işletiyor?
Bakın o zaman kimse bir şey diyemez.
Çünkü belge varsa laf biter.
BİR DE “KAÇAK YAPI YIKTIK” MESELESİ VAR
Şimdi gelelim en bomba soruya…
Başkanım…
Kaç tane kaçak yapı yıktınız?
Bir tane?
İki tane?
On tane?
Yüz tane?
Bizim kulağımıza gelen:
SIFIR!
Şimdi sıfır yıkımla “kaçak yapıyla mücadelede kararlıyız” deyince insanın aklına ister istemez şu geliyor:
Başkanım, mücadele var da rakibi kim?
VATANDAŞA CEZA KESMEK KOLAY!
Bakın burası önemli.
Vatandaşa ceza kesmek kolay.
Tutanağı tut.
Cezayı yaz.
Belediyeye gelir.
Ama mesele belediyenin kendi yaptığı yapılara geldiğinde işler değişiyorsa, orada vatandaş haklı olarak sorar:
“Bana uyguladığın kuralı kendine de uyguluyor musun?”
İşte bütün mesele bu.
Çünkü hukuk kişiye göre değişmez.
Başkanın yaptığına başka, vatandaşın yaptığına başka kural uygulanmaz.
AKARYAKIT İSTASYONU MESELESİ
Bir de akaryakıt istasyonu olarak satıldığı belirtilen yer var.
İddia şu:
Burası B.H.A. idi.
Yani belediyenin tesis yapabileceği bir alan.
Sonra plan değişikliği…
Ardından satış…
Şimdi ben de saf saf soruyorum:
Madem belediyenin orada tesis yapma imkânı vardı, neden plan değiştirip sattınız?
Vatandaş bunu sorunca da “Ne var bunda?” demeyin.
Çünkü burası babanızın tarlası değil.
Burası milletin malı!
BAŞKANIM, BU İŞİN ŞAKASI YOK
Sayın Abdurrahman Deliklikuruş Yıldız…
Kaçak yapıyla mücadele edecekseniz başımızın üstünde yeriniz var.
Ama bir şartla:
Herkese aynı terazi.
Vatandaşın kaçak yapısına kepçe çalışıyorsa, belediyenin tartışmalı yapısına da aynı kepçe bakacak.
Vatandaşın ruhsatı soruluyorsa, belediyenin ruhsatı da sorulacak.
Vatandaşın imar durumu inceleniyorsa, belediyenin yaptığı bina da incelenecek.
Yoksa bu iş:
“Sen yaparsan kaçak, ben yaparsam hizmet” noktasına gelir.
O da hiç yakışmaz.
Son sözüm şu:
Başkanım…
Kaçak yapıyla mücadeleye karşı değiliz.
Hatta destekliyoruz.
Ama önce bir aynaya bakalım.
Çünkü bazen insan başkasının çatısındaki kiremiti sayarken, kendi çatısındaki deliği görmeyebilir.
Hem de o delik öyle küçük değilse…
Kepçeyi çalıştırmadan önce metreyi elinize alın Başkanım.
Toroslar büyük yer.
Sorular da büyük.
Cevaplarınız da büyük olsun.