Milletvekilliği dokunulmazlığı ayrıcalığının emsalsiz çapı, bu ülke için büyük bir ısdıraptır!
Ezelden beri zerre kadar tahammül edemedim şu Mustafa Sarıgül'e…
Ne tipine, ne sesine, ne de fevkalade sahte bulduğum konuşmasına…
O yüzden de nicedir bilmem ne yapar, ne eder, takip etmem.
Bir ara TikTok'a düştüğünü duydum. “Hıh!” dedim. Tam yerine denk geldi.
Meğer oralarda epey zırvalamış. Şimdilerde millet deşip yazdıkça öğreniyorum.
Kasapta et falan azarlamış meğer.
Bir ara da sayaç dövmüş!
Düşünün artık vaziyetin vahametini…
Bunun adı popülizm bile değil. Popülizm bile elit irtifada kalır.
Bir de magazin vesilesiyle oğullarından Emir Sarıgül'ü biliyorum. Sibel Can'ın Aşk-ı Memnu'su olarak…
O kadar.
Ki bu kadarı bile fazla geliyordu. Tahammülsüzlük o raddeye ulaşmıştı.
Bu arada…
Korumasıyla yaşadığı öne sürülen bir olay nedeniyle kendisine ait olduğu iddia edilen bir videonun sosyal medyaya düştüğünü de duydum.
Zaten özel hayatta hastalık ölçeğinde homofobik olduğum için ne merak ettim ne baktım ne ettim.
Bela falan okuyup geçtim!
Yalnız, bela okumaya ilaveten, “İstismar etmiştir!” dediğimi de hatırlıyorum.
Nitekim şimdilerde iddialar bu yönde!
Rüşvet kaynaklı suçlardan elde edildiği öne sürülen kara paralar…
Para aklama iddiaları…
Alman iş insanları falan derken, Yeni Parti'nin “pırıl pırıl” milletvekili Mustafa Sarıgül hakkında gündeme gelen cinsel saldırı iddiaları içimizi felaket bulandırıyor.
İddialar doğruysa mesele son derece vahim.
İddia o ki Sarıgül, henüz 13-14 yaşındayken yanlarına gelen, kendilerine sığınan ve “evladımız gibidir” denilen korumasına yönelik cinsel istismarda bulundu.
Bakın, diğer bütün iddialar bir yana, burada çocukluk dönemine uzandığı öne sürülen bir istismar iddiası da var.
Korumanın itirafçı olduğu, geçmişte sosyal medya hesaplarından yayımlanan görüntülerin gerçek olduğu ve bu görüntülerde cinsel saldırı niteliğinde olayların yaşandığı yönünde iddialar konuşuluyor.
Bunların tamamı yetkili makamlarca araştırılmalı, iddialar deliller ışığında açıklığa kavuşturulmalı.
Çünkü konu son derece ağır.
Özetlersek…
Mustafa Sarıgül ve ailesi hakkında kamuoyunda gündeme gelen kara para aklama iddialarına ilaveten, cinsel saldırı yönünde de ciddi suçlamalar bulunuyor.
Gözaltına alınan korumasının itirafçı olduğu ve cinsel saldırıya maruz kaldığına ilişkin ifadeler verdiği öne sürülüyor.
Daha da vahimi ise…
Yine iddialara göre Sarıgül, sosyal medyada yayımlanan görüntülerin sahte veya yapay zekâ ürünü olduğu yönünde görüş bildirilmesi amacıyla bir kriminal inceleme sürecine başvurmuş; bunun için 200 bin dolar ödendiği ve sahte rapor alındığı da ileri sürülüyor.
Bu iddialar doğru mu, değil mi?
Bunun cevabını sosyal medya değil, hukuk ve deliller verecek.
Ancak bütün bu iddiaların açıklığa kavuşturulması gerekiyor.
Ya çocukluğu?
Hasılı kıymetli okur…
Vaziyet, iddiaların ağırlığı bakımından son derece ciddi.
Sarıgül'ün Şamil Tayyar'ı arayarak açıklama yaptığı ve kendisinin yanına henüz 13-14 yaşındayken gelen, kendisine sığınan bir kişiden söz edildiği aktarılıyor.
Söz konusu kişinin itirafçı olarak verdiği ifadede, videodaki görüntülerde cinsel saldırıya maruz kaldığını ve rızasının bulunmadığını söylediği öne sürülüyor.
Peki, iddialara konu görüntülerde artık yetişkin bir insansa ve rızasının bulunmadığını söylüyorsa…
Ya çocukluğu?
Ya bunların yanına ilk sığındığı, henüz savunmasız bir çocuk olduğu dönem?
Bugün yetişkin olduğu belirtilen bir insanın rızası dışında istismara uğradığı iddia ediliyorsa, geçmişteki çocukluk dönemine ilişkin iddialar da bütün yönleriyle araştırılmalı değil mi?
İnsan ister istemez soruyor:
Kendisine sığınan, henüz çocuk yaşta olduğu belirtilen birini gerçekten evladı gibi mi gördü?
Bu sorunun cevabı, söylentilerle değil, somut delillerle ortaya çıkarılmalıdır.
Milletvekili dokunulmazlığı bu ülke için büyük bir ısdırap!
İddialardan hareketle sorum şu:
Kendisine sığınan bir kişiye yönelik cinsel saldırıda bulunduğu iddia edilen Mustafa Sarıgül, onu gerçekten evladı gibi mi gördü?
İşin en korkunç tarafı ne biliyor musunuz?
Bütün bu iddialar konuşulurken milletvekili dokunulmazlığı da tartışmanın merkezine oturuyor.
Velev ki iddialar doğru olsun…
Bir suç işlendiği yargı kararıyla ortaya çıksın…
Peki, ne olacak?
Milletvekili dokunulmazlığı, hukuki süreçlerin önünde bir engel olarak mı duracak?
Kimse unutmasın: Dokunulmazlık, milletvekilinin yasama faaliyetlerini güvence altına almak içindir. Kimseye sınırsız bir ayrıcalık tanımak için değil.
Bir vatandaş hakkında ciddi bir suçlama olduğunda hukuk işliyorsa, siyasetçi söz konusu olduğunda da hukuk işlemelidir.
Kimse milletvekili oldu diye hukukun üzerinde değildir.
Kimse makamına güvenerek hesap vermekten kaçabileceğini düşünmemelidir.
Cinsel saldırı ve çocuk istismarı gibi son derece ağır suçlamalar söz konusu olduğunda, adaletin eksiksiz işlemesi daha da büyük önem taşır.
Bu, eşitlik ilkesine aykırı bir algı yaratıyor!
Bu mesele yalnızca bir siyasetçi meselesi değildir.
Bu, insanlık adına bir sınavdır.
Bu, Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle, eşit yurttaşlık anlayışıyla ve evrensel hukuk ilkeleriyle doğrudan ilgilidir.
Milletvekilliği dokunulmazlığı mevzuatı, yasama faaliyetlerini korumak ile kişisel suç iddialarının araştırılmasını güvence altına almak arasındaki denge bakımından yeniden ele alınmalıdır.
Milletvekillerine sağlanan kürsü dokunulmazlığı ve düşünce özgürlüğü güvenceleri başka bir şeydir; kişisel suç iddiaları karşısında hesap verilebilirlik başka bir şey.
Ben milletvekillerine tanınan, kamu vicdanında ayrıcalık duygusu yaratan imtiyazlara şiddetle karşıyım.
Hele ki konu cinsel saldırı ve çocuk istismarı gibi ağır iddialarsa…
Böyle bir mesele, siyasi hesapların ve parti aidiyetlerinin arkasına saklanamaz.
Sözüm Yeni Parti'ye!
Ölü taklidi yapmayı bırakın!
Kamuoyuna yansıyan bu kadar ciddi iddia karşısında sessiz kalmak, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
Yapılması gereken, iddiaları peşinen doğru kabul etmek de değildir, görmezden gelmek de…
Yapılması gereken, hukukun önünü açmak, sürecin şeffaf biçimde yürütülmesini desteklemek ve kamuoyuna açık bir tutum ortaya koymaktır.
Yeni Parti yönetimi, bu iddialar hakkında ne düşünüyor?
Kamuoyunun sorularına neden açık ve net cevaplar verilmiyor?
Siyasi sorumluluk almak için daha ne bekleniyor?
İddialar doğrulanırsa, parti yönetimi nasıl bir tutum alacak?
Bunların cevabı verilmelidir.
Çünkü bir partinin niteliği, yalnızca kaç milletvekili çıkardığıyla değil, zor zamanlarda nasıl bir duruş sergilediğiyle de ölçülür.
Yeni Parti, iddiaların üzerini örtmeye çalışmak yerine, gerçeklerin ortaya çıkmasını sağlayacak bir tutum almalıdır.
İddialar hukuken doğrulanırsa gereken siyasi ve hukuki sorumluluk da yerine getirilmelidir.
Son söz…
Mustafa Sarıgül hakkındaki iddialar, yetkili makamlarca bütün yönleriyle araştırılmalıdır.
Kimse deliller incelenmeden suçlu ilan edilmemelidir.
Ama hiç kimse de milletvekili olduğu için dokunulmaz, sorgulanamaz veya hesap vermez kabul edilmemelidir.
Milletvekilliği dokunulmazlığı, halkın iradesini koruyan anayasal bir güvence olmalıdır; kişisel hesap vermezliğin kalkanı değil!
Sözüm hem siyaset kurumuna hem de Yeni Parti yönetimine:
Adaletin önüne makamı, partiyi, siyasi hesabı koymayın.
Çünkü hukuk herkes için eşit işlemediğinde, kaybeden yalnızca bir kişi ya da bir parti olmaz.
Kaybeden, toplumun adalete olan güveni olur.