Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Mehmet ŞAHİN
 

Bir güğüm sütün hesabı

Bir süt güğümünün iki ayrı hesabı vardır. Birini onu dolduran yapar: Yem, su, bakım, veteriner, elektrik, yol… Diğerini şehirde süt alan yapar: Kira, fatura, mutfak masrafı, çocuğun ihtiyacı… İki hesabın başındaki insan da ay sonunu getirmeye çalışır. Biri ürününe az ödendiğini, diğeri aldığına çok verdiğini düşünür. Siyasetin görevi, onları birbirine kızdırmadan bu mesafenin nasıl oluştuğunu açıklamaktır. Gıda tartışmasına çoğu zaman rafın önünden başlıyoruz. Etiketi görüyor, öfkeleniyor, bir sorumlu arıyoruz. Oysa ürünün oraya gelene kadar geçtiği yolu izlemeden hesabı tamamlayamayız. Üretimden işlemeye, taşımadan satışa kadar kim ne kadar kazanıyor, kim hangi riski taşıyor? Bu soruların cevabı açık olmadığında herkes kendi sıkıntısının içinde yalnız kalır. Köylüyü üretimin kahramanı ilan etmeyi seviyoruz. Ama kahramanlık çağrısı borç ödemiyor. Hayvan yetiştiren bir aile, gelecek ayın giderini nasıl karşılayacağını bilmeden yalnızca memleket sevgisiyle üretime devam edemez. Ürününün değeri belirsizken masrafı kapıya günü gününe dayanır. Hayvan, yemini bekletmez. Borcun vadesi, iyi niyetin olgunlaşmasını beklemez. Bu hayatın hesabında bir de yazılmayanlar vardır. Sabah herkesten önce kalkan kadının emeği. Hasta hayvanın başında geçirilen gece. Bayramda da tatilde de devam eden bakım. Gençlerin dinlenmeye, öğrenmeye, başka bir hayatı görmeye ayıramadığı zaman. Aile emeği denilip geçilen yerde çoğu zaman karşılığı ödenmeyen uzun bir çalışma günü bulunur. Sonra gençlerin neden gittiğini soruyoruz. Cevabı onların sabırsızlığında, rahat düşkünlüğünde veya köklerinden uzaklaşmasında arıyoruz. Oysa önce bıraktıkları hayata bakmak gerekir. Bir insanın ailesinin işini sürdürebilmesi için o işte kendisine bir gelecek görmesi gerekir. Toprağı sevmekle topraktan geçinebilmek aynı şey değildir. Gıda fiyatlarını yalnızca kırsaldan göçe bağlamak elbette eksik olur. Fakat üreticinin neden ayrıldığını incelemeden, geride kalana hangi şartların sunulduğunu sorgulamadan kalıcı bir üretim politikası da kurulamaz. Destek ilan etmek yeterli değildir; zamanında ulaşması, erişilebilir olması ve üreticinin gerçek ihtiyacını karşılaması gerekir. Üreticinin pazarda tek başına kalmaması da önemlidir. Örgütlenmenin, kooperatiflerin ve ortak satış imkânlarının değeri burada ortaya çıkar. Ancak bunların başarısı tabelalarıyla ölçülemez. Üyesinin pazarlık gücünü artırıyor mu, hesabını açık tutuyor mu, ödemesini zamanında yapıyor mu? Asıl ölçü budur. Sütün hesabı bizi sonunda suya, meraya ve ormana getirir. Bir vadide üretim, çevresindeki hayatla birlikte sürer. Suyun azalması, otlağın daralması, göç yolunun kesilmesi aile bütçesine kadar ulaşır. Bu nedenle kırsal ekonomiyle doğa yönetimini birbirinden koparmak, aynı hayatı ayrı dosyalara bölmektir. Küçükbaş hayvancılığın ormanla ilişkisi de bu bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Kontrollü otlatmanın yanıcı maddeyi azaltmadaki imkânları araştırılırken hangi alanda ve hangi yoğunlukta uygulanacağı dikkatle belirlenmelidir. Her ormana aynı reçeteyi yazamayız. Doğayı korumak, yerel bilgiyi dinlemeyi de bilimsel değerlendirmeyi de gerektirir. Yörüğün araziyi tanıması değerlidir. Fakat bu bilgi, kamu sorumluluğunu onun sırtına bırakmanın gerekçesi yapılamaz. Yangın önleme, denetim ve hazırlık için gereken kaynakları sağlamak yönetimin görevidir. Üretici, görüşü alınan ve emeği gözetilen bir ortak olabilir. Bir güğüm süt, bütün bu ilişkilerin içinden gelir. Onu yalnızca fiyatıyla görmek, o fiyatı meydana getiren hayatı eksik okumaktır. Üreticiyi korumakla tüketiciyi korumak arasında kolay bir karşıtlık kurmak yerine emeğin ve kazancın nasıl paylaşıldığına bakmalıyız. Akşam olduğunda boş güğüm yıkanır, ters çevrilir, sabaha hazırlanır. Üretici ertesi gün onu yeniden doldurup dolduramayacağını düşünürken gıda politikamızın en gerçek sorusu da orada durur.
Ekleme Tarihi: 02 Kasım 2026 -Pazartesi

Bir güğüm sütün hesabı

Bir süt güğümünün iki ayrı hesabı vardır. Birini onu dolduran yapar: Yem, su, bakım, veteriner, elektrik, yol…

Diğerini şehirde süt alan yapar: Kira, fatura, mutfak masrafı, çocuğun ihtiyacı…

İki hesabın başındaki insan da ay sonunu getirmeye çalışır. Biri ürününe az ödendiğini, diğeri aldığına çok verdiğini düşünür.

Siyasetin görevi, onları birbirine kızdırmadan bu mesafenin nasıl oluştuğunu açıklamaktır.

Gıda tartışmasına çoğu zaman rafın önünden başlıyoruz. Etiketi görüyor, öfkeleniyor, bir sorumlu arıyoruz. Oysa ürünün oraya gelene kadar geçtiği yolu izlemeden hesabı tamamlayamayız. Üretimden işlemeye, taşımadan satışa kadar kim ne kadar kazanıyor, kim hangi riski taşıyor?

Bu soruların cevabı açık olmadığında herkes kendi sıkıntısının içinde yalnız kalır.

Köylüyü üretimin kahramanı ilan etmeyi seviyoruz. Ama kahramanlık çağrısı borç ödemiyor.

Hayvan yetiştiren bir aile, gelecek ayın giderini nasıl karşılayacağını bilmeden yalnızca memleket sevgisiyle üretime devam edemez. Ürününün değeri belirsizken masrafı kapıya günü gününe dayanır.

Hayvan, yemini bekletmez. Borcun vadesi, iyi niyetin olgunlaşmasını beklemez.

Bu hayatın hesabında bir de yazılmayanlar vardır. Sabah herkesten önce kalkan kadının emeği. Hasta hayvanın başında geçirilen gece. Bayramda da tatilde de devam eden bakım. Gençlerin dinlenmeye, öğrenmeye, başka bir hayatı görmeye ayıramadığı zaman.

Aile emeği denilip geçilen yerde çoğu zaman karşılığı ödenmeyen uzun bir çalışma günü bulunur.

Sonra gençlerin neden gittiğini soruyoruz. Cevabı onların sabırsızlığında, rahat düşkünlüğünde veya köklerinden uzaklaşmasında arıyoruz. Oysa önce bıraktıkları hayata bakmak gerekir. Bir insanın ailesinin işini sürdürebilmesi için o işte kendisine bir gelecek görmesi gerekir.

Toprağı sevmekle topraktan geçinebilmek aynı şey değildir.

Gıda fiyatlarını yalnızca kırsaldan göçe bağlamak elbette eksik olur. Fakat üreticinin neden ayrıldığını incelemeden, geride kalana hangi şartların sunulduğunu sorgulamadan kalıcı bir üretim politikası da kurulamaz. Destek ilan etmek yeterli değildir; zamanında ulaşması, erişilebilir olması ve üreticinin gerçek ihtiyacını karşılaması gerekir.

Üreticinin pazarda tek başına kalmaması da önemlidir. Örgütlenmenin, kooperatiflerin ve ortak satış imkânlarının değeri burada ortaya çıkar. Ancak bunların başarısı tabelalarıyla ölçülemez. Üyesinin pazarlık gücünü artırıyor mu, hesabını açık tutuyor mu, ödemesini zamanında yapıyor mu? Asıl ölçü budur.

Sütün hesabı bizi sonunda suya, meraya ve ormana getirir.

Bir vadide üretim, çevresindeki hayatla birlikte sürer. Suyun azalması, otlağın daralması, göç yolunun kesilmesi aile bütçesine kadar ulaşır. Bu nedenle kırsal ekonomiyle doğa yönetimini birbirinden koparmak, aynı hayatı ayrı dosyalara bölmektir.

Küçükbaş hayvancılığın ormanla ilişkisi de bu bütünlük içinde değerlendirilmelidir. Kontrollü otlatmanın yanıcı maddeyi azaltmadaki imkânları araştırılırken hangi alanda ve hangi yoğunlukta uygulanacağı dikkatle belirlenmelidir. Her ormana aynı reçeteyi yazamayız. Doğayı korumak, yerel bilgiyi dinlemeyi de bilimsel değerlendirmeyi de gerektirir.

Yörüğün araziyi tanıması değerlidir. Fakat bu bilgi, kamu sorumluluğunu onun sırtına bırakmanın gerekçesi yapılamaz. Yangın önleme, denetim ve hazırlık için gereken kaynakları sağlamak yönetimin görevidir. Üretici, görüşü alınan ve emeği gözetilen bir ortak olabilir.

Bir güğüm süt, bütün bu ilişkilerin içinden gelir.

Onu yalnızca fiyatıyla görmek, o fiyatı meydana getiren hayatı eksik okumaktır.

Üreticiyi korumakla tüketiciyi korumak arasında kolay bir karşıtlık kurmak yerine emeğin ve kazancın nasıl paylaşıldığına bakmalıyız.

Akşam olduğunda boş güğüm yıkanır, ters çevrilir, sabaha hazırlanır.

Üretici ertesi gün onu yeniden doldurup dolduramayacağını düşünürken gıda politikamızın en gerçek sorusu da orada durur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve birebirhaber.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.